Roma Dönemine kısa bir ara verilerek : Bu yazı ile, “19 Mayıs 1919, Bir başlangıç mı, bir sonlandırma mı ?” Sorusuna cevap aramak, hatta bunu okuyanına verdirmek üzere hazırlanmıştır.
…
Amerikalı Harry N. Howard 1931 yılında (The Partition of Turkey 1913-1923) adı ile bir doktora tezi hazırlar ve bu tez, 1931 yılında (Univ. Of Oklahoma Press) tarafından yayımlanır.
Bu yayın bizde de, “BELGELERLE TÜRK TARİHİ DERGİSİ DÜN BUGÜN YARIN”, AĞUSTOS 1970, SAYI: 35’te kamuoyuna aktarılır.
Peki, bu Tez Çalışması neyi işlemektedir?
“PARİS – SAN REMO – SEVR’de TÜRKİYE’Yİ YOK ETME PLANLARI“nı
…
Yakın tarihimizin bilinmeyen gerçeklerinden biri de SEVR’dir. Gerçekte bu durum, – Devrim tarihi derslerinde Mondros Mütarekesiyle birlikte okutulan ve kısa bilgilerle yetinilerek verilen TÜRKİYE’NİN YOK EDİLMESİNİ, PARÇALANMASINI öngördüğü sonucundan başka hiçbir fikir açıklamayan bir eğitimin sonucudur.
Araştırmacı ve Yayın organlarımız konu ile ilgilenmemişlerdir.
Birkaç makale ve o günün gazeteleri dışında bibliyografyamızda konuya İlişkin Yayınlara rastlamak mümkün olmamaktadır.
Sevr olarak bilinen ve Birinci Dünya Savaşından sonra Osmanlı Hükümetinin düşman kuvvetlerle imzaladığı, fakat ne Mebusan Meclisi ve ne de diğer Milli bir kuruluş tarafından kabul ve tasdik edilmemiş olan bu anlaşma Paris – San Remo Konferans ve ve görüşmelerinin sonunda tesbit edilen şartların ifadelendirilmesinden ibarettir.
Çok geniş bir zaman aralığı içinde çeşitli görüşlerin Türkiye ve Türk Milleti hakkında yok etme planlarının isteklerinin, ortaya çıkardığı tartışmaların geçtiği Paris – San Remo ise bizlerin yabancı olduğumuz konulardır. (1)
…
“..İstanbul ve üzerinde kurulmuş olduğu dar Boğaz, son beş yüz yıldır dünya için başka herhangi bir yerden çok daha ciddi problem olmuş, çok kan dökülmesine ve acı çekilmesine yol açmıştır. Son yüz yıl İçinde de uluslararası anlaşmazlıkların Avrupa’daki merkezi olmuştur. Uluslar arasındaki kin, rekabet, ve şüphe hisleri devamlı olarak İstanbul ve çevresinden etrafa yayılmıştır. On dokuzuncu yüzyılda yapılan birçok savaşın merkezi ve nedeni İstanbul olmuştur. Avrupa’nın dünya üzerinde yapacağı en son ve büyük savaşın da konusunun yine İstanbul olduğunu görmemiz çok mümkündür.”(2)
…
TÜRK SORUNU
Paris Barış Konferansının karşılaştığı konuların içinde Türkiye sorunundan daha önemlisi yoktu. Türk sorununun dünya çapında bir önemi ve durumu vardı. Bir kere daha dünya devlet adamları bu eski Doğu problemine bir çözüm yolu bulmağa çalışıyorlardı. Ve bu sorun bir kere daha dünya barışına giden yolu engellemekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa’nın Büyük Kuvvetleri arasında da anlaşmazlıklara yol açıyordu. Türk topraklarının Üçlü Uzlaşma kuvvetleri tarafından paylaşılmış olması çok zor ve karışık durumlar yaratmıştı.
Leonard Woolf adlı bir yazar, yalnızca İstanbul ve Boğazlar konusunun ilerde yapılacak barış veya savaşta etkili olmağa yeteceğini yazarak şöyle devam ediyor:
–1917’deki bu görüş, Dünya Savaşından beri yayınlanmakta olan belgeler ile de doğrulanıyordu. Gerçekten de Orta Doğu ve Türkiye konusu, büyük anlaşmazlıklara yol açan sorunların en başında gelmese bile, yine de çok önemli bir yer tutmaktadır. “Savaşlara son vermek için savaş” fikrinden doğan anlaşmazlıkları sonuçlandırmak için toplanmış olan barış konferansı, bu Doğu sorununu çözümleyebilecek mi idi? Kuvvetlerin rekabeti, dünya barışını korumak için varılması gereken anlaşmalar karşısında gerileyecek mi idi? Türk İmparatorluğu’nun Avrupa ve Asya’daki topraklarından bir kısmı alınacaktı…
Avrupa’da Trakya’nın durumu, Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan’ın olduğu kadar Büyük Kuvvetlerin de emelleri ile ilgili İdi. Asya’da ise yeni kurulacak bir Türk Devleti ayrı ayrı ortaya çıkacak Ermeni, Kürt, Arap, Mezopotamya, Suriye, Filistin ve Hicaz Devletleri problemi vardı. Bu Asya ülkeleri bağımsız mı olacaklardı, yoksa Avrupa Devletlerinin mandası altına mı konacaklardı…
..Barış Konferansı bir taraftan Türkiye’yi Fransa, İngiltere, Rusya (şimdi bu konunun dışındadır) ve İtalya arasında bölen gizli antlaşmalar, diğer taraftan da İngilizler’in Araplar’a verdiği taahhütler karşısında kaldı. Bu yüzden de konferansta Kuvvetler arasında bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Bunun yanı sıra, Suriye’de Fransızlar ile çarpışan Araplar, gizli antlaşmalara dikkat’i çekmek istediler. Hem İtalya hem Yunanistan, Anadolu’nun batı kıyılarının büyük bir kısmında hak iddia ediyorlardı.
Başkan Wilson kendini bu sözleşmelere uymak zorunda hissetmiyordu, fakat bunların getirdiği zorlukları da önleyemedi. Plânı, geri kalmış ulusların sorunlarını çözümleyecek manda sistemini de kapsayan bir milletler cemiyeti kurmaktı.
Sonunda, değişerek de olsa, bu çözüm yolu kabul edildi. Fakat Türk sorunu öyle zor ve karışık, Kuvvetlerin anlaşamadığı noktalar öyle önemli idi ki, barış antlaşması ancak 10 Ağustos, 1920’de Sevr’de Türkler’e kabul ettirilebildi.
Fakat çok zamansız olan bu Sevr Antlaşması, Türkler’in kahramanca karşı koymalarına ve doğuda bir takım sorunların daha ortaya çıkmasına yol açtı. Ancak Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile doğunun karışık durumu bir karara bağlanabildi.(3)
…
“..Sadece Türk aşiretleri değil, Kürt aşiretleri de Türkiye ile birleşmeye taraftardılar. Karar Adalet Divan’ına gitti.
Adalet Divanı’ndan karar Musul’un İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılması şeklinde çıktı. Biz buna itiraz ettik. İtiraz fayda vermedi. 5 Haziran 1926’da İngiltere ve Irak Andlaşması kabul edildi. Brüksel hattı hudut oldu. İngilizler Hakkâri’de Nasturi Hristiyanları ayaklandırmışlardı. Pazarlık için Hakkâri’yi de istediler. Onu taviz olarak verecekler Musul’u kurtaracaklardı.
Bir gün sonra Türk-Sovyet Andlaşması imzalandı. Atatürk’ün bu denge politikası 1945’e kadardevam etti. 1945’te Stalin boğazları müşterek korumamızı isteyecek ve Doğu’da Karadeniz vilayetlerinin Gürcistan’a terkini teklif edecektir.
İngiltere aynı zamanda da Güneydoğu Anadolu’da Şeyh Sait isyanını başlattı, İngiltere’nin bu isyanı kışkırttığına dair hiçbir belge yok. Ama, İngilizler gibi mahir bir milletin şifahi diplomasi yürütmüş olması muhtemeldir.
Bazı yerlerde İngiliz silahları ele geçmiştir. Olson adlı bir Amerikalı bu meseleler üzerine çalıştı. Onun bir açıklamasında Churhill’in
– “Lozan’da elde edeceğimizi elde ettik. Artık Kürt oyunu oynamayacağız.”(4)
Bilindiği gibi, W. Churchill Lozan görüşmelerinde İngiltere’yi temsil etmiş, bakanlık, başbakanlık yapmış devlet-siyaset adamıdır.
…
Yukarıdaki açıklamalara göre “SEVR Antlaşması” nedir?
-“Sevr olarak bilinen ve Birinci Dünya Savaşından sonra Osmanlı Hükümetinin düşman kuvvetlerle imzaladığı, fakat ne Mebusan Meclisi ve ne de diğer Milli bir kuruluş tarafından kabul ve tasdik edilmemiş olan bu anlaşma Paris – San Remo Konferans ve görüşmelerinin sonunda tesbit edilen şartların ifadelendirilmesinden ibarettir.”
Başka:
-1920 Yılındaki tartışmalarda gündemde olanlardan bugün hangisinin bir devleti yoktur?
“Ermeni, Kürt, Arap, Mezopotamya (“Irak” Olmalı) , Suriye, Filistin ve Hicaz..” İçinden?
-“…..!”
Tebrikler bildiniz.
Demek ki, süreç geçen yüzyıldan bugüne devam etmektedir.
Başka:
-İstanbul’un el değiştirmesinin, “Dünya Savaşı” sebebi olduğu…
Başka:
-İstanbul elimizden alınmadıysa, bunun bizim kahramanlığımızdan değil, aralarında paylaşamadıklarından olmasını…
Başka:
-SEVR konusunun araştırılmadığını ve işlenmediğini…
Başka:
-“Sevr taslağının, 10 Ağustos 1920’de imzalattırıldığı, 10 Ağustos 1920’de İstanbul’da bunu onaylayacak bir Meclis’ın (kapatılması nedeniyle) olmadığı, tek Meclisin (Muhatabın) Ankara Meclisi olduğunu.
Başka:
İngiliz devlet adamı Churchill’in: “…Lozan’da elde edeceğimizi elde ettik…artık Kürt oyunu oynamayacağız..” dediğini.
-İlginç değil mi? Anlaşılan, İngilizler bize bir şey yaptıracakları için hangi oyunu oynamaktadır. “Kürt Oyunu” Bunu Kürt Kardeşlerimiz iyice öğrenmelidir. Ki: Kendilerini kullandırmasınlar.
-Yazılanlar toparlanırsa:
-“Sevr” ile ilgili (Milli Mücadele’de dahil) anlatılanların, Sağırın duymadığı halde uydurduğunu!
-“Her işimiz böyle” demeyelim de…
Devam edecek:
-“Roma dönemi ve Kadın dünyanın aklına ne zaman geldi!”
*MERAKLISINA NOT: Bu yazının devamı (Tezin tamamı) fazlalığı nedeniyle, 2-3 gün içinde ayrıca yayına verilecektir. Özellikle bu dergiye (değerli belgeye) ulaşamayacak olanlar arşivlerine almalıdır.
Resim : Tarafımızdan hazırlanmıştır.
Kaynak: (1-2-3) BELGELERLE TÜRK TARİHİ DERGİSİ DÜN BUGÜN YARIN. AĞUSTOS 1970 SAYI: 35 PARİS – SAN REMO – SEVR’de TÜRKİYEYİ YOK ETME PLANLARI. HARRY N. HOWARD, Çeviren : Müge YILMAZ
(4) TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMASI ve milli meseleler, Prof. Dr. Ercüment KURAN, ANKARA 2007 https://www.diyanetvakfiyayin.com.tr/tr/urun/turkiyenin-batililasma-ve-milli-meseleleri?srsltid=AfmBOoqmkBUrCj-srKz_WvjmI8DLP397OIoVRe2InGVnsEzv0G47jKn7
**Yazı içerisindeki vurgulamalar tarafımızdan yapılmıştır.