Kemalizm’in Dinselleştirilmesi : Kemalist İnkılaplar Neden Halkın Refahına Değil Kültür Dönüşümüne Hizmet Ediyor? (11)

(Okuma süresi : 8 Dakika)

Kemalist inkılaplar neden başarılı olamadılar ?” Sorusunun cevabını vererek konuya devam edelim.

Kemalist İnkılaplar :

a) Halkın kültür ve medeniyet değerlerini geleceğe taşıyamadıkları ;

b) Halkın refaha ulaşmasına hizmet edemedikleri için halkta bir karşılık bulamamıştır.

Başarısızlığın diğer ve önemli bir nedenini de Harvard Üniversitesinin Dünyaca ünlü iktisat Profesörü açıklıyor :

Otuz yılımı yatırım, istihsal ve iktisadi gelişme meselelerine verdim ama sonunda şunu anladım ki bütün bu meseleler bir toplumun sosyal yapısı ile orada çarpışan fikirlere, karşılıklı menfaatlerle karşı karşıya gelince hiçbir sonuç vermez. Bizim ekonomik dediğimiz meseleler aslında SOSYAL ve KÜLTÜRELDİR.”(1)

Kemalist anlayış neden Üretim ve Sanayileşme alanında da başarısız oldu ?

“…1923-1950 Döneminde ülkede kayda değer bir ekonomik ilerleme olmadığı gibi toplum ağır bir yoksulluk içerisindedir. Yaşam ancak, az sayıda üst düzey devlet memuru ile Devlet Partisinin tepe yöneticileri için “Tatlı Hayat” tır.

“…Bütün iyi niyetli destek ve teşviklere rağmen 1923-1930 döneminde özel teşebbüs öncülüğündeki sanayileşme girişiminden istenilen olumlu neticeler alınamadı. Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti’nin gayretleri ile 20 Nisan 1930’da açılan “Milli Sanayi Numune Sergisi”(2) bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Çeşitli teşviklere rağmen sergide teşhir edilen mallar bir iki istisna dışında Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet’e intikal eden sanayi kollarının ürünlerinden oluşuyordu. Yani sergi 1923’ten 1930’a kadar Türkiye’de bazı bankalar tarafından devlet desteği ile kurulan sanayi kuruluşları dışında hemen hiçbir ciddi sanayi müessesesinin kurulmadığını gösteriyordu...”(3)

Bu ifadeyi destekleyen iki de çarpıcı rakam :

-(Osmanlıdan kalanlarla yapılan) 1924 yılı ihracatı: 82.435.000 $

(Cumhuriyet Yönetiminin öncülüğünde yapılan) 1931 Yılı İhracatı:  60.226.000 $ (4)

Özetlenirse : 1923-1925 yılından itibaren sözlerle vadedilen büyük başarılar maalesef uygulamada gerçekleşmemiştir. İnkılapların, yapılan son tahlilde (Toplumun refahına değil) Kültür (Batı Medeniyeti) dönüşümüne hizmet ettiği çok açıktır. (5) Üst resimdeki “Şapka Devrimi !” bunu çok iyi özetlemektedir.

**

Kemalist İnkılaplar ile (erken dönemde dayatılan) Islahat Fermanları ‘nın arka planının anlaşılması adına : Türk Dostu İngiliz Diplomat David Urquhart’ın (1831-1877 yılları) bizlerle ilgili gözlemlerini aktarıyoruz.

Diplomat David Urquhart, 1831 Yılında Osmanlı Devletine diplomat olarak atanır ve aralıklarla 46 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu ile (geniş çevresini) gezerek gözlemler ve içinden doğduğu, yaşadığı Avrupa ve Osmanlı Toplumlarının (yaşam ve ahlak) farklılıklarını detaylı olarak bize aktarır.

**

Ve Hikayemiz :

“Urquhart, 1831’de İstanbul’a elçi olarak tayin edilen Sir Stratfor Canning ile birlikte elçilik görevlisi olarak İstanbul’a gönderildi…Bütün Osmanlı ülkesini ve diğer Doğu ülkelerini dolaşan Urquhart bu seyahatin sonunda, Osmanlı Devleti’nin ekonomik potansiyelini ortaya koyan Turkey and it’s Resources (London 1833) isimli eserini yayınladı.

Türklerin İslâm potasında oluşturdukları medeniyete hayran kalan Urquhart, bu arada İslamiyet’e de iyice merak sarmış ve en ince detaylarına kadar öğrenmiştir.

Bunun sonucudur ki daha 1833 yılında yazdığı “İslam As a Political System” başlıklı ve bir kitap hacmindeki makalesinde, Hıristiyanlığın sosyal hayattaki tesiri ile İslâm’ın bu fonksiyonunun kıyas bile kabul etmiyeceğini vurguluyordu.

Sözkonusu makalede yazar Hristiyanlığın sadece ruhanî olduğunu dünya işleri ile ilgisi bulunmadığını, fakat İslamiyet’in hem ruhanî hem cismânî olduğunu, âhiret hayatı ile beraber aynı zamanda insanların dünyevî hayatını da her kademede düzenleyen bir siyasî sisteme sahip olduğunu ortaya koyar. (6)

…Yazar, Osmanlı Türkleri arasında, ruh ve fazilet planında yaşanan bir hayattan, dürüstlükten, müsamahadan, âdil idareden, misafirperverlikten, kadına olan saygıdan ve bütün bunlarla ilgili Batıdaki imajın yanlışlığından sözediyordu. Onun bu eseri özellikle Avrupa’da yankılar uyandırmıştır”.

…Urquhart 1850 yılında yayınladığı Pillars of Hercules isimli kitabında büyük bir bölümü “Turkish Bath” (Türk Hamamı)na ayırdı. Avrupalıların temiz olmadıklarını itiraf eden yazar, ayrıca onların Türkler gibi temizlikle ilgili müesseselerden de mahrum olduğunu savundu.

Bu kitap Avrupa’da, özellikle İngiltere’de Turkish Bath Movement (Türk Hamamı Kampanyası) isimli bir kampanyanın başlamasına sebep oldu. Bu kampanyaya her kesimden insan katıldı.

Başta Londra olmak üzere İngiltere’nin birçok şehrinde Türk Hamamları inşa edildi.

…Sultan Abdulaziz 1867 yılında Londra’yı ziyaret ettiği zaman Urquhart Londra’da yaptırdığı büyük Türk hamamını, İtalya Sefiri Rüstem Bey vasıtasıyla Sultanın maiyetinin gusulü için tahsis etiğini bildirmiştir.

Rüstem Bey’e yazdığı mektupta temizlikten, taharetten nasibi olmayan Frengistan halkına temizliği öğretmek için böyle bir teşebbüste bulunduğunu, Padişahın maiyetindekilerin ilgi göstermesi halinde yerli halkın temizlik konusunda uyarılmış olacağını bildirir. (7)

Urquhart, Kırım Savaşından sonra Avrupalı devletlerin Osmanlı Sultanı’na yayınlattıkları Islahat Fermanı’nın haksızca bir baskının sonucu ortaya çıktığını ve bu fermanın Hıristiyanları Müslümanlardan daha ayrıcalıklı hâle getirdiğini iddia etti.

1855 yılında Foreign Affairs Committees (Dış İşleri Komitesi) isimli bir cemiyet kurdu. Bu cemiyetin başlıca gayesi, Avrupa’nın elbirliği ile reform, ıslahat gibi bahanelerle düzenini bozduğu Osmanlı Devleti’nin milletlerarası alanda haklarını savunma ve Rusya’nın bu devlet üzerindeki emelleri konusunda resmi makamları uyarmaktı.

…Urquhart, Batılıların Osmanlı ülkesinde yaptırmaya çalıştığı reformlar, dış borçlar, Rus tehlikesi gibi konularda Sultan Abdülaziz, Fuat Paşa ve diğer Osmanlı yöneticilerine yazdığı mektupları aynı zamanda Diplomatic Review’de yayınladı.

Özellikle Osmanlıların Avrupalılardan aldığı dış borçları, onların batıracağını, dış borç alınmasına son verilmesi, mevcut borçların faizlerinin silinmesi için çalışmaları gerektiğine dair Newcastle Foreign Affairs Committee’nin başkanı Mr. Crawshay’a yazdığı İki uzun mektup hem Diplomatic Review’da  yayınlanmış hem de Ali Suavi tarafından Türkçe’ye tercüme edilerek 1875’de Paris’te kitapçık olarak basılmıştır.” (8)

…David Urquhart, Mustafa Fazıl Paşa’nın Sultan Abdülaziz’e 1867 yılında Avrupa’dan gönderdiği mektuba sert tepki göstermiştir. Onun mektupta en çok tepki gösterdiği husus ise Sultan’a Paşa tarafından teklif edilen laikliktir. (9)

…Sultan’a yazdığı mektuplarda, Osmanlı için tek çözümün bütün dış müdahaleleri red ederek kendisine güvenmek ve şer’î yönetimden ayrılmamak olduğunu ifade ediyordu.

Hatta 1876’da Butler Johnstone vasıtasıyla Sultan’a ulaştırılmak üzere 21 Foreign Affairs Committee başkanının imzaladığı bir mektupta Sultan’a Sizin selametiniz, ancak size Kur’ân-ı Kerîm’le indirilen hükümlere tam olarak bağlı kalmanızdadır.”(10) deniyordu.

Urquhart,…1877’de Napoli’de vefat etmiştir.

Cenazesi Montrö’de toprağa verilmiştir. Vefatı üzerine…(bugünkü Galatasaray Lisesi)’nin müdürü olan Ali Suavi, Basiret gazetesine yazdığı bir yazıda, bir yandan onun faziletlerini ve Osmanlıya karşı olan hayranlığını dile getirmiş, bir yandan da gayet hissi bir üslûpla vefatından dolayı elemini, ızdırabını dile getirmiştir.

Suavi ayrıca Montrö’deki Bayan Urquhart’a bir baş sağlığı telgrafı çekerek Sultan Abdulhamid’in başsağlığı dileklerini ve sempatisini bildirmiştir. (11)

**

Batılı Ülkeler / Hristiyan Batı’nın dışındakiler için “BATILILAŞMA”, Sömürgeleştirilmenin bir maskesi midir ?

Bize “Modernleşme-Çağdaşlama-Uygar Toplum” olarak pazarlanan “Batılılaşma !” Batılılara (İngilizlere) göre nedir ?

“…Batılılaşma , Batı Avrupa’nın uygulamalarının ve kültürünün dünyanın diğer bölgelerindeki toplumlar ve ülkeler tarafındanzorlama veya etki yoluyla benimsenmesidir. Batılılaşma, sömürgecilik sürecinin bir parçası olarak dünyanın büyük bir bölümüne ulaşmış ve küreselleşmenin bir sonucu olarak önemli bir kültürel olgu olmaya devam etmektedir .

Batılılaşma,…İşgal altındaki halklar, Batı Avrupa iş uygulamalarını, dillerini, alfabelerini ve giyim tarzlarını benimsemeye zorlandı veya teşvik edildi . Ayrıca Batı Avrupa eğitim sistemlerini, edebi ve sanatsal standartlarını benimsemeleri ve Hristiyanlığa geçmeleri teşvik edildi . Birçok ülkeye Batı tipi yönetim ve askeri uygulamalar dayatıldı.

**

Bu noktada yeri gelmişken Sömürgeciliğin araçlarından Kültürel Emperyalizm de açıklanmalıdır :

“Kültürel emperyalizm

Kültürel emperyalizm,… genellikle politik veya ekonomik olarak baskın bir topluluğun kendi kültürünün çeşitli yönlerini baskın olmayan başka bir topluluğa dayatmasıdır. Kültüreldir çünkü dayatmacı topluluğun gelenekleri, görenekleri, dini, dili, toplumsal ve ahlaki normları ve diğer yönleri, diğer topluluğu şekillendiren ekonomik ve politik sistemlerden farklı olsa da, genellikle onlarla yakından ilişkilidir . Bir tür emperyalizmdir çünkü dayatmacı topluluk, baskın olmayan topluluğun kültürünün bazı yönlerini dönüştürerek veya değiştirerek kendi yaşam tarzının otoritesini diğer nüfus üzerinde zorla genişletir.

...kültürel emperyalizm, sömürgeciliğin temel araçlarından biri haline geldi . Sömürgecilik neredeyse her zaman bir tür askeri müdahaleyle başlatılsa da, tüm etkileri kültürel emperyalizm uygulamalarıyla elde edildi...”(*)

**

Yukarıda Batı kaynaklarından verilen “Batılılaşma” ile, “Kültürel Emperyalizm” açıklamaları eşliğinde, Kemalist İnkılaplar ne anlama gelmektedir ?

Bahsekonu inkılaplar : Müslüman Türkleri (1923-2003 Döneminde) Refah Toplumu yapabilmiş midir ? yoksa dış borçlardan gözünü açamayan, (montaj!) tedarikçi etiketi ile örülü-örtülü kapitülasyonlar altında sömürge midir ?

**

102 yılda (1923-2025) geldiğimiz yer : Batının, paramız ile dahi bize Yüksek Teknolojiye sahip Sivil-Askeri ekipman vermediği : Taşeron Terör Örgütleri (PKK vb.) üzerinden kalkınmasına harcayacağı kaynakları ve enerjisi çöpe attırılan ‘Oltadaki Balık Türkiye’ mi ? (**)

Dizinin sonunda bu sorunun cevabı da verilmiş olacaktır.

Devam edecek

-Kemalist İnkılaplar ülkemize ve bize neler kazandırdı ?

www.canmehmet.com

Resim : Tarafımızdan düzenlenmiştir.

Açıklama ve Kaynaklar :

(*)Daha fazlası için : https://www.britannica.com/topic/cultural-imperialism

(**) Oltadaki Balık Türkiye: Emperyalizmin Tuzaklarındaki Ülke“, M. Emin Değer. “…Oltadaki Balık Türkiye, bir bataklığa saplanışın öyküsü. Büyük bir ilgiyle, ama yine de hüzünle okuyorsunuz. Çünkü Emin Değer, o hengamede aymazlıkları, yer yer ihanetleri de sergiliyor. ‘Bu kadarı da olmaz’ diyorsunuz; olmuş ama!”

(1) “Osmanlı’dan günümüze, kimlik ve ideoloji”, Prof. Dr. Kemal H. Karpat

(2) ”Milli Sanayi ve Numune Sergisi Dün Merasimle Açıldı”, Hakimiyeti Milliye, Cumhuriyet, Vakit, 24. 04. 1930. Ayrıca bak. “Millî Sanayi Numune Sergisi”, Türk Yurdu, c. 4-24, 20. 05. 1930.

(3) Yaşar Semiz, Atatürk Döneminin İktisadî Politikası, Konya 1996, s. 109    

(4)Tamamı için bakınız: https://www.sabah.com.tr/galeri/ekonomi/1923ten-gunumuze-ihracat–ithalat-rakamlari/12

(5) https://www.canmehmet.com/ataturkculukte-milliyetcilik-olmadigi-icin-tanimlanamiyor-3/

(6) Fazlası için bakınız : https://www.canmehmet.com/turk-dostu-ingiliz-david-urquharta-bir-vefa-borcumuz-var-3/ Ana Kaynak; “OSMANLI YANLISI İNGİLİZ DIŞ İŞLER KOMİTELERİ”  Dr. Hüseyin Çelik. Yazarın alıntı kaynakları; (6-7-8-9-10-11) Free Press, Supplements (1833-1881), ş. 6-20.

(7) Le Mukhbir, 14 Septembre (Eylül) 1867, nr. 3, s. 3.

(8) Ali Suavi, Leîter. From Mr. David Urguhart to The Newcastle Committee the Subject of The Turkish Debt, (Translated in Turkish, 11 December 1875), Paris, 1875.

(9)The Diplomatic Review, April 3, 1867, s. 53-54.

(10) Puplic Record Office, F.0.78/2454.

(11) Basiret, nr. 2114, 23 Cemaziyelevvel 1294 (16 Mayıs 1877).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*