İş hayatı, anlamını bir Çorum deyiminde bulmaktadır: “Oyundan amaç utmaktır”. Bu kapsamda iş hayatında yapılan tüm faaliyetlerde, tek amaç bulunmaktadır, kazanmak.
Kazanmak için iş hayatında genel olarak iki yoldan birisi takip edilmektedir. Birinci yol; “Madem ki, iş hayatında herkes, geminin limana sağ salim getirilmesine bakıyor, ben de faaliyetlerimi bu felsefeye göre düzenler, kazanmak için her şeyi mübah görürüm” diyebilecektir.
İkinci yol; “Her şey; iş hayatında kazanmak, maddi anlamda başarılı olmak değildir. Biz insanız, bize insana ait değerleri taşımak yakışır, öyle her şeyi yakarak, yıkarak kazanmak da doğru değil, neticede “Çimenleri her zaman toprağın üzerinde görmeyeceğiz; yarın toprağın altından da çimenleri seyredeceğiz.” diyerek farklı ve ahlaki bir yaklaşımla da, iş hayatını değerlendirecek faaliyetlerini buna göre düzenleyebilecektir.
İzninizle, önce yazımızın başlığına konu olan “Matruşka bebekleri” hikayesi: “Matruşkalar; Ruslar’ın en popüler hediyelik eşyasıdır. Dünyanın her yerinde meşhur olan bebeklerin, 1890 yılında, Moskova yakınlarındaki Abrentsevo Malikanesinin “Çocukların eğitim atölyesi”nde doğduğu ifade edilmektedir.
Bir gün, bu eğitim atölyesine, geleneksel bir Cumartesi toplantısına, iyi huylu, Fukuruma’nın bir figürü getirilir. Bu figür, içinde başka 7 figürü içeren, iç içe geçmiş bir bebektir. Bu figür ilham verir ve Matruşkalar doğar.
“Matruşaka” adını; Eski Rus zamanlarında, ismi Matryona veya Matrioska olan ve çok beğenilen bir bayandan almıştır. Bu ismin kökeninin ‘Mater’, yani anne olduğu da söylenmektedir. Ayrıca bu isim; büyük bir işçi ailesinin sağlıklı, canlı ve iri görünüşlü annelerini tasvir ettiğini düşünülmektir. Bunun sonucu olarak “Matruşka,” içine başka bebekler sığdırılarak yapılan, parlak boyalı tahta figürlerin ismi haline gelir.”
Sizlerinde anladığı şekilde; Matruşka adını alan oyuncaklar, tek anne figürünün içinde, (büyükten küçüğe) iç içe yerleştirilmiş beş veya yedi bebekten oluşmaktadır.
Şimdi yukarıdaki iki anlayış doğrultusunda elemanlarımızı seçelim.
-Yönetici olarak, kişisel niteliklerimizi ve donanımlarınızı mükemmel ve yeterli seviyede görüyorsak; (ki biz, her zaman kendimizi yeterli görürüz!) alınacak elemanın nitelikleri, doğal olarak bizden bir derecede aşağı olacak veya biz çok yeterli olduğumuzdan bir mahzur görülmeyecektir.
Diğer bir ifade ile kendimiz, bir yabancı lisanı konuşabiliyorsak, iki lisan bilen, daha donanımlı birisi işe alınmayacaktır. Amaç bizim saygınlığımızın, şahsi kazancımızın devam etmesi, onlara gölge düşmemesi. Şirketin daha donanımlı elemanlara sahip olarak, başarılı olması değil.
İşe alınan yeni elemanımız da, bir süre sonra kendisinin ihtiyaç duyacağı eleman alımında, aynı anlayışı uygulayacak, beş veya yedi yeni çalışanımızın alımını takiben çalışanlarımızın kalitesi azalarak ve Matruşka bebeklerinin en küçüğünün ölçüsüne inecektir.
Eğer yönetici akıllı ve uzağı gören biri olarak kendi çıkarlarını, şirketinin çıkarlarında görür, elemanları seçerken kendi niteliklerinden daha donanımlı insanları işe alırsa, o zaman matruşka bebekleri, küçükten büyüğe doğru, büyüyerek gidecek, şirketimiz daha da yükselecektir.
Bu doğru anlayışla, işe başlayan her çalışan, firmasını daha ileriye götürmek için her zaman daha nitelikli ve donanımlıları işe alacak, şirkette, Akıllı ve nitelikli çalışanların sayısı artacaktır.
www.canmehmet.com
Resim : Web ortamından alınmıştır.
