27 Mart 2026

7 thoughts on “Atatürk’ün Öğretmeni : Şimon Zwi (Şemsi Efendi) ve Yeni Devleti Kuran Kadrolar (4)

  1. ılgaz zorlu, yani şemsi efendinin öz torunu yazdığı kitapta ”Atatürk de sadece cemaat üyesi kişilerin kabul edildiği bu okulda bir süre okumuş” diyor, adam okulda okuyanların sabetaycıların çocukları olduğunu söylüyor, senin Selanik’li öğretmeninle verdiğin örnekte ne kadar alakasız bir şekilde kıyasladığının farkında mısın? Orda ”öğretmeni sabetaydı o yüzden atatürk de sabetaistti” mi yazıyor ki ”e benim öğretmenim de Selanik’liydi” diye ironi yapmaya kalkıyorsun?!
    Anladın sen ne olduğunu da atatürk’e laf gelmesin diye lafı çevirdin bıraktın, halbuki kaynak gayet net.

    1. Değerli Yorumcumuz, öncelikle yorumunuza ve görüşlerinize teşekkür ediyorum.
      Bazı tarihi konular vardır. Çok boyutlu olarak araştırır, görüşlerinizi yazarsınız.
      Yakın Tarihte yaşanmış bazı konular vardır ki; Gerek (taraf devletler dahil) arşivlerin tamamının açılmamasından; gerek bir nedenle üzerinde tartışma yapılmaması için yasa ile sansürlenmesinden dolayı araştırmalarınızda elde ettiklerinizi yazamaz: anıları ve açıklanan belgeleri aktarırsınız.
      Mustafa Kemal Paşa ikinci kapsamdadır.
      Bahsekonu yazı dizisinde de Ilgaz Zorlu’nun tespitleri-anıları aktarılmıştır.

      Konu ile ilgili Mustafa Kemal Paşa’nın kendisinin ifade ettiği bilgiyi aktarıp, bunun yorumunu da size bırakalım.

      Kaynak: “Atatürk’ün uşağı’nın gizli defteri” Cemal Granda.

      “Selanik’ten ne çıkar…

      …Bir gün Çankaya’da eski köşkte Selânikli berber Mehmet ve berber Rıdvan’la antrede oturmuş konuşuyorduk. Berberlerin ikisi de Atatürk’ün hemşehrisi olduklarından kendilerini imtiyazlı sayarlar, yüksekten konuşurlardı.
      Bu şekilde -şaka da olsa- böbürlenerek dolaşmalarına, kendilerine poz vermelerine çok tutulur, fakat yine de renk vermemeğe çalışırdım. Fakat bütün dikkatime rağmen aramızda yine de tartışmalar eksik olmazdı.

      O gün yine onlar zayıf tarafımı bulmuşlar, bana şakadan takılıyor :

      –Biz Selânikliler olmasaydık, siz kurtulamazdınız…

      Diyorlar, ben de cevap olarak :

      –Biz kendi kendimizi kurtardık. Selanik’lilere ihtiyacımız yok. Hem Selanik’ten çıksa çıksa Yahudi çıkar… Diyordum.

      O sırada merdivenleri yavaş yavaş inen Atatürk’ü görmemiştik Konuşmalarımıza istemiyerek kulak misafiri olmuş ki, o akşam sofrada bir Selânik’li olan Nuri Conker’e damdan düşer gibi sordu:

      –Nuri Bey, Selanik’ten ne çıkar ?

      O anda beynimin karıncalandığını duyar gibi oldum. Demek korktuğum sonunda başıma gelmiş, Atatürk antrede konuştuklarımızın hepsini duymuştu.

      Nuri Conker, Atatürk’ün nazını çektiği, kaprislerine katlandığı eski bir çocukluk arkadaşı olduğu için, aklına eseni söylemekten çekinmeyen biriydi.
      Elde ettiği aşırı imtiyazlar yüzünden ciddi ciddi “Sen çekil de, biraz da biz Cumhurbaşkanlığı yapalım” diyecek kadar ileri gittiği zamanlarda bile Atatürk gülüp geçer, işi şakaya boğardı.
      Fakat bu seferkinin şakaya gelir yanı yoktu.

      Nuri Conker, sanki bütün konuştuklarımı biliyormuş ta, beni korumak kararını vermişçesine :

      –Bol Yahudi çıkar Paşam… Demesin mi? Bunun üzerine Atatürk, yüzünde alaylı bir gülümsemeyle daha önce kulağına çalınmış dedikoduların tümüne karşılık verdi :

      —Benim için de bâzı kimseler -Selanik’te doğduğumdan – Yahudi olduğumu söylemek istiyorlar. Şunu unutmamak lâzımdır ki, Napoleon’ da Korsika’lı bir İtalyan’dı .
      Ama Fransız olarak öldü ve tarihe Fransız olarak geçti. İnsanların içinde bulundukları cemiyete çalışmaları lâzımdır…” Devamı: https://canmehmet.com/ataturkun-usaginin-gizli-defteri-selanikten-ne-cikar-4

  2. Mehmet Bey selamlar,
    Yine tesadüfen yolum bloğunuza düştü. Cevabınızı okudum ben de teşekkür ederim. Ancak düzeltmeme izin verirseniz, Nutuk 622 adet resmi kayıtlı belgeye dayanan bir yapıttır. Hatırat kesinlikle değildir. Hatırat öyle olmuyor. Subjektif bakışınızla hatırladığınızı yazarsınız. Hatıratlar belgelere dayanmaz.
    Selamlar saygılar

    1. Değerli Günhan Cem Altınay,
      1) Erik Jan Zürcher, “…Nutuk’ un bağımsızlık mücadelesinin öyküsünün, Mustafa Kemal’ ce direniş hareketinin öteki liderlerinin hareketlerini eleştirmek için bir arka planı olarak kullanıldığını ve Nutuk’un azımsanamaz bîr kısmının Lozan Antlaşması’ndan sonra hareket içindeki ayrılığa hasredildiğini söyler, bu durumun da eleştirilen kişilerle ilgili olarak 1926’daki tutumun haklı gösterilmesi için yazıldığını belirtir.

      2)Kazım Karabekir Paşa’nın görüşleri: Karabekir, Prof. Enver Ziya Karal’ın yazdığı kitabın ana kaynağının Nutuk olmasını eleştirerek şöyle der:

      -“Nutuk çok yanlış ve tarafgiranedir. Nutuk’ta daha ziyade teferruat üzerinde durulmuş ve esaslar kamilen ihmal edilmiştir. Benim yakılan kırk kitabım içinde biri de Nutuk’un hata ve sevap cetveli adını taşımaktaydı.

      Bunda Nutuk’un yanlışları bir bir gösterilmiştir.” Karabekir Paşa’nın cumhuriyet tarihinde olayların Atatürk ve İnönü etrafında toplandığına ve inkilap tarihinin seyrinde onlardan başka pek çok kimsenin emekleri olduğu halde bu cihetin işaret edilmediği şeklindeki itirazına Prof. Karal “devlet tarihi yazıyoruz” şeklinde cevap vermiş. Prof. Karal’ın tutanaklara geçen cevabı şöyledir:

      –“Yazılan tarih devlet tarihidir. Tarih olaylarının devlet bakanları etrafında toplanması bütün devlet tarihlerinden göze çarpan gerçektir. Klasik bir ders kitabında bir olayın bütün kahramanlarını saymak imkanı yoktur. ” Dilerseniz daha fazlası için bakabilirsiniz: https://canmehmet.com/nutuk-ozel-amacli-tarih-mi-2
      Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’dan itibaren konuşmaları ve uygulamaları fazla örtüşmez. Örnek: Osmanlı Saltanatı ve Hilafet konuları.
      Toplum olarak daha çok okumaya-sorgulamaya başladığımızda yazılanların-anlatılanların ne kadar doğru olduğunu bizler de göreceğiz.
      İlginize teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.

  3. Ön yargısız bloğu okudum. Tesadüfen geldim. Daha önce okuduklarım ile benzer aslında. Bilimsellikten uzak gerçekçi kaynaklara dayanmayan güvenilmez spekülatif hikayeler. İşte dayatılan doğruların esiri olmayın karşıt görüşleri araştırın başlığı altında bir sürü hikaye. Doğru önermelerin altında, gerçek dışı doğruluğu ispatlanmamış ve hatta mümkün de olmayan anlatılar.
    Yok Tarih öyle birşey değil. İki dilde okur yazarım. Orijinal dillerinde de okudum öyle 19-Mayıs 1919 dan da başlamıyorlar Tarihi anlatmaya uluslararası Tarihçiler. Tüm yazarların (Tarihçi olanların) yazdıklarının akademik bir değer taşıması için sadece doğrulanması imkansız hatırat (hatıratlar da önemlidir elbette ama tekbaşına yetmez) o bunu dedi bu bunu dedi, şu aslında yahudiydi, bu aslında mozambikliydi demenin ötesinde güvenilir gerçekçi kanıtlanabilir belgeler ile desteklenmiş, karşılaştırmalı hatıratlar (yani kaynak gösterilen tek bir komutanın hatıratı ile olmaz o iş) vesaire gerektirir. O yüzden de tarih yazarları Atatürk’ü ya da Türkiye’yi hazetmeseler bile bilimsellikten ve akademik değerlerden uzaklaşmadan milli mücadeleyi yazdıklarından tarih kitaplarında anlatılanlar benzeşir.
    Bu arada benim de ilkokul öğretmenim Selanik’liydi. Pek dindar da değildi ama kabalist faaliyetleri varmıydı bilemedim. Şimdi bakın aklımda çılgın sorular, en yakın arkadaşlarımdan biri de yahudi aynı mahallede büyüdük, kan mı çekiyor acaba!
    Gözünüzü seveyim şu yahudileri bir rahat bırakalım. Herşeyin ardında onların ve onların komplolarının olduğunu savunmak ve bunun mahalledeki ilkokul mezunu manavımızca dahi bilinmesi saçmanın ötesinde son derece ırkçı bir bakış açısı.
    Neyse bunları da okumak lazım ancak bilgi ve bilgileri gerçekten de iyi araştırmak güvenilirliğini sorgulamak, farklı düşüncelere açık olmak ancak hakkettiği kadar değer verip cidiye almak lazım.

    1. Değerli Günhan Cem Altınay, yazılarımızı zaman harcayarak okumanıza ve emek vererek yazdığınız görüşlerinize teşekkür ediyorum.
      Bilirsiniz, tartışmak (karşılıklı olarak) doğrulara ulaşmanın bir yoludur. Bizim anlayışımızda insana, insani değerlere saygı gösterenler değerlidir.
      Kimseyi, ne inancı, ne de milliyeti ile sorgulamayız; Irkçılık yaparak (siyonizm, vb.) çıkarları için diğer insanlara zarar vermediği sürece. Ki: Osmanlı İmparatorluğu ; insanları ne inançları ile sorgulamış, ne de milliyetleri ile.
      Tarih, tüm yaşanmışları ile henüz bilinmemektedir.
      Açık ifadesi ile, herhangi bir konudaki “Kesin hüküm” tarihsel olaylara yakışmaz.
      Her komutan elbette kendi penceresinden (değerlerinden) anılarını yazacaktır. M.Kemal Paşa’nın “Nutuk” anlayışından olduğu gibi.
      Özetle: (Ezberletilenleri bir tarafta bırakarak) Toplum olarak daha çok okuyacak, araştıracak ve sorgulayacağız. Sağlıcakla kalınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*