(Okuma süresi : 9 Dakika)
Osmanlı Devleti : Batılı Devletlerin, “Osmanlı Avrupa’dan çıkarılmalı !” stratejileri uyarınca, 1800’lerin başından itibaren “Milliyetçilik !” maskeli iç isyanlarla (1912-1913) iki büyük Balkan Savaşı ortamına gelir.
**
Balkan Savaşları’nın Osmanlı’ya ağır maliyetlerinden birincisi; Avrupa’daki topraklarını kaybetmesi ve göçlerle gelen yüzbinlerce insanının barınma ve beslenme ihtiyacıdır. İkincisi; savaşların maliyetini karşılamak için alınan yüksek faizli dış borçlardır.
**
Osmanlı’nın planlı bir şekilde içine düşürüldüğü bu ağır tablo ; Emperyalistleri, (Osmanlı topraklarındaki) enerji-hammaddelerin paylaşımına, açık ifadesi ile, (1914) Birinci Dünya Savaşı’na oldukça yaklaştırmıştır.
**
1914’lerdeki tabloda görülenler ; bir tarafta paylaşıma hazır emperyalistler, diğer tarafta, ekonomisi, siyaseti, askeri ile savaş yorgunu ve ödenemeyecek miktarlarda borçlu Osmanlı vardır.
**
Osmanlı Devleti, hiç girmemesi gereken Birinci Dünya Savaşı’nda aldığı ağır yenilgi sonucunda kendisine dayatılan (Mondros) Antlaşması gereği; Ordusundaki askerleri terhis, silahlarını teslim eder.
Bunların birlikte (resmi tarihte pek anlatılmayanlardan !) Galip Devletler ; Sultan Vahdettin’in Anadolu’ya geçeceğinden şüphelenmiş ve Sarayının etrafını tel örgülerle çevirerek göz hapsine almışlardır. Elbette Osmanlı Devleti’nin, yönetimiyle beraber. (A)
**
Tarihler, 15 Mayıs 1919’u gösterdiğinde ; İşgalci İngiltere ve Fransa, hiçbir nedeni olmadan Yunanlıları (Ülkenin kalan zenginliklerinin soyulması ile yeni devletin yapılanması için olmalı) gemilerle Ülkemizin en zengin İzmir Bölgesi ve çevre illerine getirirler.
Yunanlılar, İngilizlerin ve Fransız gözetimlerinde ; Köylerdeki büyük ve küçükbaş hayvanları ve tavukları, evlerin damlarındaki kavak ağaçlarına kadar değerli her ne varsa ülkelerine taşırlar.
Ne yazık ki Yunanlılar, yaptıklarının hiçbir bedelini ödemeden, 9 Eylül 1922’ de, onları getiren İngiliz-Fransızların gemileriyle ülkelerine geri dönerler. (B)
Açık ifadesi ile, Yunanlılar 9 Eylül’de denize dökülmediler. Yaptıkları katliamlar ve hırsızlıklar yanlarına kar kaldı. Lozan’da ve sonrasında da bir tazminat ödemediler, ödettirilmediler. (C)
**
Gelinen noktadaki görüntü : Yorulmuş ve yoksullaşmış “Müslüman Türkler”, Lozan’da kendilerine giydirilecek “Laik Batı Gömleği” ile yeni kimliğinin şartlarını kabule hazırdır. (D)
Bu hatırlatmalardan sonra halkın resmedilen gerçeklerine bu kez : Öğretmenlerin ve Köylülerin içerisinde bulundukları sıkıntılarla devam ediyoruz.
**
“…‘Hiç bir yerde öğretmenin karnı doymamaktadır. Muallimler Mecmuası’nın yazdığına göre, 1931’de İstanbul İlköğretim Öğretmenleri arasında 225 veremli sayılmıştır” (*)
…Muallimler Mecmuasının, 1932 yılında ait bir sayısında yer alan “Tekaütlük (emeklilik) ve Hasta Muallimler” başlıklı yazıdan şu alıntıyı yapıyor : ‘Umumi zafiyetleri dolayısıyla sık sık muallimleri hasta olmayan, hemen hemen bir tek mektep yok gibidir‘…
‘Bir yazarın iddiasına göre, 1932’de bir ilkokul öğretmeni, yırtık pabuç ve yama tutmayacak kadar bir giysi ile ve yarı aç, öğrencilerinin önüne çıkmayı bilim ve haysiyetine hakaret sayarak intihar eder.’
Tabii sadece intihar etmez. Samsun’un Çarşamba ilçesinde, 1930 seçimlerinde bazı kadınlar, bir bayan öğretmene ‘hangi fırkaya (partiye) oy verelim ?’ diye sorarlar.
Bayan öğretmen de ‘istediğiniz fırkaya -Partiye- verin‘ der. (Canmehmet : O günün muhalif Partisi, Halkın tepkileri karşısında Mustafa Kemal Paşa’nın arkadaşına kurdurduğu göstermelik muhalif -Serbet Fırka-partisidir. Ki, kısa sürede kapatılmıştır.)
Aç olduğu için özgürlüğünü kullanır.
Ancak aç karnına özgürlük kullanmanın, daha çok açlık demek olduğunu hemen öğrenir.
Çünkü görevinden uzaklaştırılır.
Küçük burjuva nitelikli sayılan bir rejimde, öğretmenlerin karınlarının doymamasını, yeterli ölçüde beslenemedikleri için yaygın bir biçimde verem olmalarını ve mevcut iktidara almaşık (seçenek) olarak çıkan Serbest Fırka ile Cumhuriyet Halk Fırkası arasında, en azından, bir fark görmemesini açıklamak çok zor. Fakat bunlar gerçekler. (1)
**
Vergi yüzünden bir intihar
M.Kemalpaşa kazasına tabi (Çaltılıbük) nahiyesinden bir köylü, yol parası almağa gelen memurun önünde belindeki bıçağı göğsüne saplıyarak bu parayı verememekten mütevellit bir yeisle intihar etmiştir.” (2)
**
CHP Tek Parti Hükümeti, intihar haberlerinin yazılmasını yasaklar :
T.C. Resmi Gazete, 8 AĞUSTOS 1931,
Matbuat Kanunu Kabul tarihi : 25/7/1931
Madde 38 – İntihar vak’alarını mahallinin en büyük zabıta memurundan almaksızın neşretmek memnudur. (yasaktır). Mezuniyet (izin) alınarak neşri halinde dahi intihar edenlerin ve intihara teşebbüs eyleyenlerin resimleri basılmaz. Bu madde hükmüne (mu)halif hareket edenler bir haftadan bir seneye kadar hapis ve … (?) liradan 200 liraya kadar para cezasına mahkum olurlar.
**
Cumhuriyet Gazetesi haberi :
“DOST Acı söyler
Bale mütehassısı !
İngiltere’nin en meşhur bale mütehassıslarından Madam falanca, Hükümetin daveti üzerine memleketimize geliyormuş. Bizde bir Türk balesi kuracakmış. Güzel şey !
Lakin cebimizdeki saati kuramadığımız bir sırada bale kurmak için bir mütehassıs getirmeyi turfanda bir gayret buluruz: Çünkü bir otobüs servisi kuramıyor, bir şehir ekonomisi idare edemiyoruz.
Efendim nerede, ben nerede? (3)
**
1923’lerdeki Ülke ve Halkın durumu tekraren özetlenirse :
1)CHP Tek parti dönemi İstanbul Belediyesi, Şehitlerin geride bıraktıkları 5.000 Türk çocuğu açlıkla pençeleşir ve şehir hastaneleri fakir hastalara kapılarını kapatacak kadar sıkıntı içindeyken, Belediye, 200.000 lira bir konservatuar yaptırmanın peşindedir.
2)“Savaşların sonucunda : “Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi salgın halde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölümleri %60. Sığır vebası hayvanlarımızı öldürüyor.”
3)Engelli savaş Gazileri : “…Çocuklarım var, karım var, evim var, çocuklarımın eğitimi var, ev kirası var, yemek içmek masrafı var… Ben hasta çocuğuma doktor getiremezsem, okula giden yavruma bir simit alamıyorsam, ne diye yaşayayım…”
4)“1931’de İstanbul İlköğretim Öğretmenleri arasında 225 veremli sayılmıştır. 1932’de bir ilkokul öğretmeni, yırtık pabuç ve yama tutmayacak kadar bir giysi ile ve yarı aç, öğrencilerinin önüne çıkmayı bilim ve haysiyetine hakaret sayarak intihar eder.’”
-Bir köylü, yol parası almağa gelen memurun önünde belindeki bıçağı göğsüne saplıyarak bu parayı verememekten mütevellit bir yeisle intihar etmiştir.
**
Yaklaşık 100 yıldır akıbeti hala anlaşılamayan Hintli Müslümanların yardım paraları :
Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi olarak Hintli Müslümanlardan yardım ister.
“Hindistan merkezi Hilafet Komitesi Reisi, Muhibbi Halisim Seyyid Cutani Hazretlerine,
“…Yunanlıların gayrikabili tasavvur vahşetleri ve taripkarlığı yüzünden bu vaziyete düşen Türkiye Müslümanları, Hindistan’daki din kardeşlerinin geniş surette yardımlarına muçtaçdırlar.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Ankara 9.11.38 (1338-1922)
…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yardım parasıyla ilgili aşağıdaki açıklamasında :
–Yardım için 600.000 altın geldiğini, Büyük Taarruz için bu kaynağın kullanıldığı açıklamıştır.
“…Erdoğan, Hintli Müslümanlardan gelen yardıma dikkati çekti
Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya’da “30 Ağustos Büyük Zafer’in 100. Yılı Etkinlikleri ve Toplu Açılış Töreni”nde yaptığı konuşmada bu yardımlardan birine dikkati çekerek, “Gençler şunu unutmayın! Hindistan Müslümanlarının gizlice Ankara’ya gönderdiği 600 bin altın, Büyük Taarruz için gereken ekonomik kaynağı oluşturmuştur” dedi. (E)
**
Okul ve Hastane yapımına bulunamayan para, Heykellerin yapımı için vardır !
2 Aralık 1925 Hakimiyet-i Milliye.
Yazar : Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal’in Başyazarı, Gazeteci, Milletvekili.
Tarih : 2 Aralık 1925. Konu : Mustafa Kemal’e heykel yapılması
“…İki seneden beri,…muhterem reisimiz için de bir heyheltraş arıyoruz ve muhtelif teşebbüslerde bulunuyoruz…Acaba iki seneden beri, henüz sokaklarımızda niçin bir heykel koyamadık,…Evvel emirde (ilk olarak) şu noktalar üzerinde ittifak edelim : Heykel mi istiyoruz; bunun için hiç olmazsa evkaf oteli binasına (Ankara Palas örneği) olduğu kadar para sarf etmeye karar vereceğiz. Mevcut eserleriyle tanınan bir (yabancı) san’atkarı Ankara’ya davet edeceğiz,….”
(Mustafa Kemal’e; İtalyan Heykeltraş Pietro Canonica, 4 adet; Avusturyalı Heykeltraş H. Krippel 8 Adet heykel yapmıştır) O günün fiyatları ile Heykelin yapım maliyeti : 165.000 Lira.)
O gün 165.000 lira ile : 3 İlkokul veya 1 Adet 100 yataklı hastane yapılmaktadır.
*
20 Mart 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
(Günümüz Türkçesi ile) Memleketimizin Sağlık Durumu. Sağlık Bakanlığı, bu sene sıtma mücadelesini genişletecektir. Frengi, trahom, verem ile, sıtmayla olduğu kadar geniş sahada mücadele yapılamamaktadır. Bunun sebebi de bütçenin dar olmasıdır…
*
16 Nisan 1929, Akşam Gazetesi
Gazi (Mustafa Kemal) Hazretlerinin Heykeli, Zonguldak’ta Dikilecek.
Yeni Hükümet konağı önünde Gazi Hazretlerinin heykelleri için toplanacak bağışlara ait hazırlıklara başlanılmak üzeredir.
*
19 Nisan 1929 tarihli Akşam Gazetesi
(Günümüz Türkçesi ile) Rize’de Okullar. Geçen sene 140.000 liralık bütçe ile vilayette 108 okul idare edildiği halde, bu sene yalnız okul vergisi geliriyle sınırlı kalan 50.000 liralık bütçe dolayısıyla 87 okulun kapanması gerekmektedir. (İl) Meclis(i), bunun olmaması için bir çare arıyor.
*
04 Mayıs 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
(Günümüz Türkçesi ile) …İzmir Genel Meclisi toplantısında… İzmir’de dikilecek Gazi Hazretlerinin heykelleri için 100.000 liralık… tahsisat konulmuştur…
*
28 Mayıs 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
(Günümüz Türkçesi ile) …Gazi (Mustafa Kemal) Anıtı… Anıt için İzmir Belediyesi bir yarışma açacaktır. Anıt için İl bütçesine 100.000 lira, Belediye bütçesine de 50.000 lira konulmuştur. Açılacak yarışmaya bütün dünya sanatçıları davet edilecektir.
*
28 Mayıs 1929 tarihli Akşam Gazetesi
(Günümüz Türkçesi ile) …İmar Borçlanması. İzmir Belediye’si İş Bankası’ndan borç alacağı 2.000.000 lira ile şehrin önemli ihtiyaçlarını temin edecektir. (İzmir’de) en önemli ihtiyaçlardan biri hâl, diğeri de ekmek fiyatlarının yükselmemesini sağlamak için çağdaş ve ihtiyaca yeterli ekmek çıkartacak fırındır. Belediye bu para ile şehrin önemli yerlerinde büyük istimlâk işlemleri yapacaktır…
*
06 Haziran 1929 – Cumhuriyet Gazetesi
(İzmir) Ödemiş’te AÇLIK
Ödemiş kazasının Çavuşdağı Havalisindeki Köylerde açlık hüküm sürmektedir. Kızılay cemiyeti, geçen sene bu mıntıkada aç kalan halka 1.500 lira dağıtmışi ayrıca tohumluk vesaire vermişti. BU sene OT YEMEK SURETİYLE YAŞAMAYA ÇALIŞAN bu mıntıka halkına yardım edilecektir.
*
18 Haziran 1929 tarihli Akşam Gazetesi
(Günümüz Türkçesi ile) …İzmir Belediyesi’nin Alacağı Borç… (Belediyenin) İş Bankası’ndan borç alacağı 2.000.000 liranın ilk kısmı Eylül’de, ikinci kısmı da Mart’ta alınacaktır.
*
14 Temmuz 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
(Günümüz Türkçesi ile) …İzmir Sanatlar Okulu. Eğitim Bakanlığı’ndan İzmir Vilayeti’ne verilen bir emirde, sanatlar okuluna 200.000 liralık ödenek verilmesi bildirilmişse de; İl Özel Encümeni, bütçeye bu derecede bir ödenek konulmayacağına karar vermiştir.
*
20 Temmuz 1929 – Akşam Gazetesi
“…Trabzon’un Of kazasında sel….1.000’i aşkın insan, binleri aşkın hayvan, milyonları aşkın hasar ve zarar kaydediliyor…Felaketin olmasını takiben alınacak tedbirler gecikti… ilk yardım olarak İş Bankası tarafından 800 liralık mısır gönderildi. İşin fecaatine göre yetersiz bir faaliyetle işe başlandı. Halbuki şimdiye kadar felaketzadeler ilk yardımı görmüş olmalı idiler”.
*
31 Ekim 1929 – Cumhuriyet Gazetesi
“Bursa’da Gazi (Mustafa Kemal) Hz.lerinin Heykeli
Bursa’da dikilecek (olan) Gazi’nin HEYKELİ bugün 45.000 liraya heykeltraş Nejay Bey’e pazarlıkla ihale edildi”.
*
2 Şubat 1930 – Milliyet Gazetesi
“Geçen sene (Bursa) Karacabey sele maruz kaldı. Çiftçiler pek çok zarar gördüler. Bu sene bunlara hükümetçe 20.000 liralık yardımda bulunuldu.”
*
7 Mayıs 1933 – Hakimiyeti Milliye Gazetesi
YENİ BÜYÜK BİR KÖPRÜ
Kızılırmak Üzerinde Yapılacak 130 Metrelik Köprü Dün ihale Edildi.
Dün Nafıa Vekaletince yeni büyük bir köprünün ihalesi yapılmıştır. Arapsun Kasabası önünde Kızılırmak üzerine inşa edilecek olan ve muhtelif açıklıkta beş gözden ibaret olan bu köprünün 65.000 Liraya ihale edilmiştir.”
*
22 Aralık 1935 – Son Posta Gazetesi (Canmehmet : imla hataları gazeteye aittir.)
Heykel, Avusturyalı meşhur heykeltraş Henri Kripel tarafından 100.000 lira sarfı suretiyle meydana getirilmiştir. Diyebilirm ki şimdiye kadar Türkiye’de yapılan zafer anıt ve kurcaklarının en anlamlısı, Afyan (Afyon) heykeli olmuştur
Meraklılarına not : Bu Heykel’in konulduğu yer, hiçbir neden olmadan yıkılan Cami’nin arsasıdır.
“…Halk arasında Paşa Camii diye anılan Umur Bey Camii Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel’e on binlerce lira karşılığı döviz ödenerek yaptırılan…bir heykele kurban edilmişti. “Afyon’daki zafer abidesi dün büyük merasimle açıldı. Başvekil mühim bir nutuk söyledi. Milletin asırlar süren ıstırabı burada durdu.” (Cumhuriyet,25/Mart/1936.) Bakınız : https://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/500-yillik-camiyi-yikip-yerine-heykel-yaptilar/
*
Devam edecek…
–Hintli Müslümanların yardım paraları gerçeğinde nereye gitti ve öncelik alan inkılaplar …
www.canmehmet.com
Resim : Görsel web ortamından alınmış düzenleme tarafımızdan yapılmıştır.
Açıklama ve Kaynaklar :
(B) Belgeler ve geniş bilgi için :
https://canmehmet.com/milli-mucadele-yeni-basliyor-yunanlilar-yagma-icin-getirilir-5/?swcfpc=1 )
(D) https://canmehmet.com/turkculuk-turklerin-islam-oncesine-dondurulmesi-planidir-4/?swcfpc=1
(*) Türkiye’de Öğretmenlerin Toplumsal Değişmedeki Etkileri, 1848 – 1940. Doç. Dr. Yahya Akyüz. Ankara, 1978, s.241. (Alıntı kaynağı : Türkiye Üzerine Tezler – 1.Kitap. Yalçın Küçük. s.134. 3.Basım, Tekin Yayınevi, 1980)
(1) Türkiye Üzerine Tezler – 1.Kitap. Yalçın Küçük. 3.Basım, Tekin Yayınevi, 1980.
(2) 29 Ocak 1931 Cumhuriyet Gazetesi : “Memleket haberleri :
3) 3 Nisan 1947 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi :
(4) Başlangıçta Konservatuar : Türk ve Batı musikisinin çeşitli konularını, musiki tarihini ve kurallarını bilen, beste yapabilen öğretmenler yetiştirilecekti. Ancak : “…Avrupalılara benzemek hedefini güden inkılaplar çerçevesinde evvela 9 Kanunevvel 1926’da Darülelhan’da (Konservaturda) Türk musikisi tedrisatına son verildi…” Daha fazlası için bakınız : https://www.ekrembugraekinci.com/question/?ID=51363
