Türkiye Neden Sanayileşemedi, Sanayileşemiyor? Cevabını 110 Yıl Evvel Parvus Efendi Vermiş (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

“Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görürsünüz”. H. Ford

 

Parvus, tek borçlu olan devletin Türkiye olmadığını, Avrupa devletlerinin de borçlarının olduğunu belirtir ancak ikraz edenler (borç verenler) yerli banka ve sermayedarlardır. Osmanlı da ise, Devlete para ikraz edenlerin (borç verenlerin) hemen hemen hepsi hariçte yaşayan ecnebilerdir. Osmanlı Devleti’nin sanayisi için Avrupa ile münasebatta bulunması zorunlu olmakla birlikte, Avrupa sermayedarlarının Türkiye’ye para vermeleri birtakım insani saiklerle değil, borçlandırma vasıtasıyla yine kendi servet ve kuvvetlerini artırmak maksadıyladır. (*)

Parvus, genelde Osmanlı İmparatorluğu, özelde Osmanlı ekonomisi üzerine kaleme aldığı yazılarında kapitalizmin gelişim sürecinin Osmanlı gibi Batı dünyasının dışında olan bir ülkede Avrupa’dan tamamen farklı ve kendine özgü dinamikler çerçevesinde geliştiğine dikkat çeker. Karaömeroğlu nun yorumuna göre Parvus un Osmanlı’daki sermaye birikim sürecinin Batı Avrupa dan farklı parametrelere sahip olduğu fikri, onun emperyalizm kavrayışından kaynaklanmaktadır..”(**)

Parvus’a göre “Osmanlı’nın çöküşü, kültürel, dini ve siyasi faktörlerden ziyade Osmanlı ekonomisinin kötü gidişatı ile ilgilidir. (***)

Parvus’un kimliğine geçmeden bizimle ilgili görüşleri özetlenirse:

-Avrupa, Osmanlı/Türkiye’ye borç parayı: faiz almak, kazanmanın yanında, ülkeyi siyaseten kontrol için vermektedir.

-Osmanlı/Türkiye halkı, Batı ekonomik anlayışına göre, (faiz vb. nedenlerle) yeterli birikim sağlayamaz, dışarıya sürekli borçlanmak durumundadır.

Parvus kimdir?

Gerçek adı “Helphand” veya onun Rusça şekli ile “Gel fand” (1) olan bu ünlü ve esrarengiz sosyologun takma adı “Parvus”dur (2),

Lâtince de “küçük” manâsına gelen Parvus’un “Avrupa’da bilinen adı Alexander Helphand (1867-1924), Rusya’da doğmuş, Almanya’da doktora yapmış, 1905 Rus devrimine katılmış, Sibirya’ya sürülmüş, oradan kaçarak Almanya’da ve İsviçre’de sosyalistlere katılmıştır”(3).

Kendisini iyi yetiştirmiş, korkunç bir enerjiye sahip olduğu anlaşılan Parvus, bir zamanlar Trotsky’nin (Troçki’nin) arkadaşı idi.

Troçki’nin, Ocak 1905’te hazırladığı ve onun “sürekli ihtilâl” görüşünün özünü taşıyan ilk broşürlerinin birine, Parvus önsöz yazmıştı. Burada, sosyalist ihtilâlde, köylünün durumunun ve rolünün ne olacağı üzerinde duruyordu. Ona göre Rusya’daki köylüler “sadece siyasi anarşiyi arttırmak ve böylece hükümeti zayıflatmak vaziyetindedirler; onlar, tutarlı, ihtilâlci bir ordu teşkil etmezler”. 27 Ocak 1905’te Iskra’da çıkan makalesinde aynı şeyleri söyler. Trocki çok sonraları, 1905’teki fikirlerinin, Parvus’unkiler ile aynı olmamakla birlikte, kendi fikirlerinin onun fikirlerine sıkıca sınır teşkil ettiğini belirtiyordu (4).

Parvus Almanya’ya gittiğinde Sosyal Demokratlar arasında nüfuz kazandı ve onların en sol ucunda yer aldı. Bolşevikler ve diğer Rus sosyalistleri ile Alman Sosyal Demokratları arasında, bir bağ kurdu, irtibat sağladı (5).

1909’da Selânik’de Benaroi’nin başkanlığında, çokluğu Rum, Yahudi ve Bulgarlardan oluşan bir grup, sosyalist bir parti kurdu. Bunlar, 1908 seçimlerinde Osmanlı Meclisine üye de sokmuşlardı. İkinci Enternasyonel’e bağlandılar. Bu partinin yaptığı kongrelere, ülke dışından sosyalist parti temsilcileri de katılmıştı.

Bunlar arasında, ünlü Alman sosyalist Parvus da vardı. “Parvus, 1912’den sonra Tasvir-i Efkâr, Tanin gazetelerinde ve bilhassa Bilgi ve Türk Yurdu’nda iktisadî yazılar yazmıştır. Bunlar, bilhassa Batı Emperyalizminin iktisadî sahada yaptığı ve yapacağı zararlara, bunlardan korunma çarelerine aittir” (6).

1910 Kasım’ında Türkiye’ye gelen Parvus, barut fıçısı gibi olan Balkanlar’ı gördü. Sonradan Tito hareketine katılacak ve onun Prezidyum’unda yer alacak olan, Osmanlı Meclisindeki Selanik Mebusu Vlaho Efendi ve Romen sosyalisti tins to Rakovsky’nin aracılığı ile, İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenlerine sokuldu. Aşağıda gösterileceği üzere Parvus, Türkiye’de yazdığı yazılarda, “Sosyalizm” ve  “Sosyalist İhtilâl” sözlerinden ihtiyatla kaçındı.

Türk’lerin yapacağı işleri şöyle sıralıyordu:

Avrupa sömürgeciliğinin boyunduruğundan, kapitülâsyonlardan, Osmanlı borçlarından kurtulmalı, demokratik, millî bir devlet kurmalı ve İngiltere ile Almanya arasında çıkacak bir Almanya safında yer almalıdır. Parvus, Türkiye’de açıklamamakla beraber, “sosyalist devrim için tek şansı, emperyalist devletler arasında büyük bir dünya savaşının patlamasında” buluyordu (7).

1901’de Rosa Luxemburg, İkinci Enternasyonel’in bir kongresinde, Güney Afrika’daki emperyalizmin militarist ve şöven karakterini kınayarak, Marx’ta görülmeyen sömürgecilik meselesini ilk defa ele alacaktır (8). Daha sonraki yıllarda bu fikir Parvus’un sömürgecilikle ilgili eserinde Hilferding’in “Finans-Kapital” nde ve Lenin’in “emperyalizm ve sömürgecilik” hakkındaki tezlerinde geliştirilecektir,

Rusya’da bir sosyalist ihtilâlin gerçekleştirilmesini bir iman gibi benimsemiş olan Parvus, bunun çaresini bir Dünya Harbinde görüyordu. Harp patlatıp da emellerine yaklaştığını görünce, derhal teşebbüse geçti. Parvus’un Çarlık rejiminin yıkılması ile ilgili ve Türkiye’de başlayarak Almanya’da devam eden gizli çalışmaları üzerine 1958 yılına kadar söylenenler, bu tarihte çıkan bir kitapta (Zeman, Z.A.B. ve Scharlau W. B., The Merchant of Revolution: The Life of Alexander Israel Helphand “Parvus” Oxford, 1965)  Alman Dışişleri Bakanlığı arşivlerindeki vesikaların yayınlanması ile doğrulanmıştır.

Parvus, Rusya’nın çökmesi için içeride milliyetçi ve sosyalist devrimci zümrelerinin ihtilâl çıkarması gerektiği düşüncesi ile İstanbul’da Alman elçiliğinde çalışan Dr. Zimmer aracılığı ile 9 Ocak 1915’te büyükelçi Wangemhein ile yaptığı bir görüşmede (bu konudaki tekliflerini bildirdi). Alman Dışişleri Bakanlığının isteği üzerine Berlin’e gönderildi ve orada 9 Mart 1915 tarihli ve Rusya içinde ihtilâl çıkarma konusu üzerine bir muhtıra sundu (metni, Zeman, 140-152) … Parvus’un Alman makamları ile işbirliğinin bir sonucu, Lenin ve arkadaşlarının mühürlü bir vagonla İsviçre’den geçirilmesi olmuştur” (8).

Berkes, Parvus’un Türkiye’deki fikrî tesirinden şu sözlerle bahseder:

“Parvus’un bu fikirleri ittihat ve Terakki önderleri üzerine çok. etkili olduğu gibi Türkçüler arasında da ilgi çekti. İttihat ve Terakkinin 1911, 1912 ve 1913 kongrelerinde ve Türkçülük fikirleri yapan Fransızca Jeune Turc ve Türk Yurdu gibi gazete ve dergilerde bunun yansımalarını görürüz … C. Nuri ye Ahmet Agayef, Parvus’un ilişkili olduğu ve sahibinin bir Musevî (Sami Hirtzberg veya Günzberg?) olduğu söylenen Fransızca Jeune Turc gazetesinin yazarlarındandı

… Parvus, İstanbul’da Türkçüleri ve siyonistleri tanıdığı halde, bu muhtırasında Kafkas Müslümanları ile siyonistlerden fazla iyimserlikle söz etmez” (9).

Berkes burada, Türkçülük hareketi liderlerinin Parvus’la, Yahudilerle, siyonistlerle sıkı temasta bulunduklarını söyleyerek, Türkçülüğün, Yahudilikten doğma bir görüş olduğunu, üstü kapalı şekilde ima ediyor. Bunu daha açık şekilde söyleyenler de vardır…”(10)

Parvus’un, Türk Yurdu’nda yazı yazmasının sebebini, Berkes yine kendisi veriyor: Türk Yurdunun sahibi Yusuf Akçura, “Natık-ı perdez” dediği Cavit Bey gibi iktisatçıların, Türk Yurdu’nda Türkiyenin iktisadî meselelerine çare olacak makaleler yazmaları için davet edildiklerini, fakat hiçbirinin buna yanaşmadığını söylüyor. Parvus gelince, iktisadi yazıları ona yazdırıyorlar.

İlk yazısı dolayısıyla, Parvus’u tanıtarak, “ekonomik ve sosyal meselelerin bazı önemli yanlarına katılmamakla beraber, Türk halkına yardım edecek fikirlerinden ötürü yazılarını yayınlayacağını bildiriyordu.(11) Parvus, Türkiye’de ne sosyalizmden, ne de siyonizmden bahsediyordu.

…Parvus, Türkiye’de bir sosyalist olarak görünmediğinden ötürü, Yusuf Akçura ile bu konuda fikir beraberlikleri mümkün değildir. Meğer ki, Akçura onu Rusya’da iken tanımış olsun. Ayrı bir inceleme konusu olmakla birlikte, bu çok zayıf bir ihtimaldir. Batı -emperyalizmine, kapütülasyonlara ve Rus Çarlığına, karşı mücadelede anlaşabilecekleri tabiidir. Burada çok kısa olarak belirtelim ki, Türkçülük hareketi ilhamını, kendi kaynağından almıştır. Dışarıdan alınan sadece metoddur. (12)

Yukarıda yazılanlar özetle:

-Parvus, esrarengiz birisidir. (İhtimaldir ki, ajandır.)

-Almanya’da yetişmiş, Rus ve Osmanlı/İttihatçı devrimlerine kuluçkalık yapmıştır.

-Parvus, İhtilal için Rusya’da köylüler ; Osmanlı’da (İttihatçılar) aydınlar ve Subaylar üzerine çalışmıştır.

-Parvus, Rus sosyalistleri ile Alman Sosyal Demokratları arasında irtibat sağlamıştır.

-1909’da Selânik’de Benaroi’nin başkanlığında, çokluğu Rum, Yahudi ve Bulgarlardan oluşan bir grup, sosyalist bir parti kurmuş ve  1908 seçimlerinde Osmanlı Meclisine üye sokmuşlardı. Bunlar arasında, ünlü Alman sosyalist Parvus da vardı.

-1910 Kasım’ında Türkiye’ye gelen Parvus… Osmanlı Meclisindeki Selanik Mebusu Vlaho Efendi ve Romen sosyalisti tins to Rakovsky’nin aracılığı ile, İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenlerine sokuldu.

-Parvus, Rusya’nın çökmesi için içeride milliyetçi ve sosyalist devrimci zümrelerinin ihtilâl çıkarması gerektiği düşüncesi ile İstanbul’da Alman elçiliğinde çalışan Dr. Zimmer aracılığı ile 9 Ocak 1915’te büyükelçi Wangemhein ile yaptığı bir görüşmede (bu konudaki tekliflerini bildirdi). Alman Dışişleri Bakanlığının isteği üzerine Berlin’e gönderildi ve orada 9 Mart 1915 tarihli ve Rusya içinde ihtilâl çıkarma konusu üzerine bir muhtıra sundu…”Parvus’un Alman makamları ile işbirliğinin bir sonucu, Lenin ve arkadaşlarının mühürlü bir vagonla İsviçre’den geçirilmesi olmuştur”

-Berkes, Türkçülük hareketi liderlerinin Parvus’la, Yahudilerle, siyonistlerle sıkı temasta bulunduklarını söyleyerek, Türkçülüğün, Yahudilikten doğma bir görüş olduğunu, üstü kapalı şekilde ima ediyor. Bunu daha açık şekilde söyleyenler de vardır…

Parvus, Türkiye’de ne Sosyalizm ‘den, ne de Siyonizm’den bahsetmemektedir.  Bunlardan anlaşılması gereken: ülkesine ve insanına göre politika geliştirilmiş olduğudur.

Okuyanı sıkmamak adına bölümü burada sonlandırıyor, gelecek bölümde Parvus’un bize (ekonomimizin) bugünleri nasıl anlatabildiğini şaşkınlıkla öğreniyoruz.

Devam edecek

www.canmehmet.com

Resim:Tarafımızdan hazırlanmıştır.

Kaynak ve açıklamalar:

(*) Parvus, “1327 Senesinin Ahval-i Maliyyesine Bir Nazar”, 2(1)/13:221 16 Mayıs 1912. Alıntı: “Türkün Büyük Biçare Irkı” ÜMİT KURT

(**)Asım Karaömeroglu, “Helphand-Parvus and his Impact on Turkish Intellectual Life , s. 152. Alıntı: Türkün Büyük Biçare Irkı” ÜMİT KURT

(***)“Türkün Büyük Biçare Irkı” ÜMİT KURT

(1)E.H. Carr, The Bolshevik Revolution, c. 3, London, 1966, sf. 34 (dipnot 5).

(2)Adını duyduğumuz, fakat zamanla onu unuttuğumuz Parvus’u bize hatırlatan sayın Prof. Dr. Semavi Eyice’ye müteşekkirim.

(3)Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, ist. 1978, sf. 461.

(4)Carr, aynı eser, c. 1, sf. 72-73 (dipnot: 5).

(5)Carr, aynı eser, c. 3, sf. 35.

(6)Dr. Fehti Tevetoğlu, Türkiye’de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, (1920-1960) Ankara, 1967, sf. 15 : Weiter Z. Laqueur, Communism and Nationalism in the Middie East, London, 1961, sf. 207 ye atıf.

(7)Berkes, aynı eser, sf. 461-462.

(8)Berkes, aynı eser, sf. 616 (dipnot: 63).

(9)Berkes, sf. 462, 616.

(10)Milli Kültürümüz ve Meselelerimiz, (İstanbul,’ 1983, isimli eserimize bk.

(11)Berkes, aynı eser, sf. 460, 616.

(12) 1’den 11’e kadar olan alıntılar: “İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi Mecmuası, C. 43. Prof. Dr. S. F. Ülgener’e Armağan, İstanbul, 1987. PARVUS’UN TÜRKİYE HAKKINDAKİ YAZILARI.” Prof. Dr. Mehmet ERÖZ’e aittir.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*