Robert Kolej dosyası; “Arsa satan adam kıyamete kadar onların çan sesini dinlesin.” (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Gerçek tarihiz yoksa sizde yoksunuz.

Gerçek tarihiz yoksa sizde yoksunuz.

 

Başlıkta verilen bedduayı, Sultan 2. Abdülhamid arsasını Protestan Misyonerlere satan Ahmet Vefik Paşa’ya yapar. Peki, Ahmet Vefik Paşa kimdir? İleride bu okuldan mezun olacak Halide Edip’le ve Osmanlıyı yıkan Emanuel Karasu ile ortak yönleri nedir?

Önce başlıktaki beddua ile ilgili bilgiyi aktaralım.

Kıyamete Kadar Çan Sesi Dinlemek

Ahmet Vefik Paşa, Rumelihisarı’nın (aynı zamanda bir semt adıdır) üst tarafında kurulan Robert Koleji adlı misyoner yuvasının arsasını Amerikalı protestan misyonerlere satmıştır.

Bu zat, öldüğünde vasiyet ettiği gibi Eyüp Sultan’a gömülmek istemiş, fakat zamanın padişahı 2. Abdülhamid Han buna müsade etmemiştir. Gerekçe olarak da “Protestanlara arsa satan adam kıyamete kadar onların çan sesini dinlesin.” buyurarak Eyüp Sultan yerine sattığı arsanın hemen önündeki Rumelihisar Kayalar mezarlığına gömülmesini emretmiştir.(*)

Okuyanlara önce üç ilginç isim ve ortak noktalarını verelim;

-Okulun arsasını satan, (Mason) Ahmet Vefik Paşa, (Muhtedi) Yahudi, (1-2)

-İttihat Terakki Cemiyeti’ni Kuran, ve Yahudilere para ile Filistin’de toprak satmayan 2. Abdülhamid’in (Hükümdarlıktan) azil kararını tebliğ edenlerden, (Mason) Yahudi, Selanik Mebusu Emanuel Karasu,

-İstiklal Savaşı’nda İngilizlerin tertiplediği (**) Fatih, Üsküdar ve Kadıköy mitinglerinde konuşmacı, yazar (Mason)Yahudi Halide Edip (Adıvar) (3-4-5)

Geride bıraktığımız beş bölümde, Robert Koleji ve ardılları hakkında genel manada bilgi verilmiştir. Şimdi sonucu çok uzun yıllar sonunda alınacak bir planla kurulan Misyoner Okulları’nın hangi amaçlar ve perde arkasında yapılan hangi savaşlardan sonra kurulduğunun hikayesine geçiyoruz.

Bir ülkede yabancılar neden okul açma ihtiyacı duyarlar?

“…18. yüzyıl sonrasında Avrupa’da meydana gelen sanayi devrimi, ulus-devlet, sömürge siyaseti, kapitalizm ve ardından bütün hayatı kuşatan “modern tarz”, diğer bütün konuları olduğu gibi eğitimi de geleneksel rol ve beklentisinden farklı bir zemine kaydırdı.

Artık bu dönemden sonra eğitim sadece bilgi ve hikmetin öğretildiği, kültürel ve dinî değerlerin aktarılması, toplumun sosyal sorunlarının çözülmesi için bilgilerin üretildiği yer olmaktan çıkarak, en başta toplumsal kontrol mekanizması, modern devlet ve ekonominin işlemesi için “personel fabrikası”, “makbul vatandaş yetiştirme ortamı/mekânı” olarak tasarlandı. Topluma hâkim sınıfların/seçkinlerin ve idareci elitlerin her türlü detay ve sınırını belirlediği modern eğitim, bir devletin sadece kendi toplumunu sığaya çekmek için değil, diğer devlet ve toplumları da uzun planda etkilemek, onlara nüfuz etmek aracı olarak kullanılmaya başlandı.

Dolayısıyla modern eğitim, modern ekonomistlerin, fabrikatörlerin ve devlet idarecilerinin oldukça kullanışlı olarak gördükleri bir manivelası oldu. Böylece, 18. yüzyılın başlarından itibaren yeni okullar açıp burada yeni programlar uygulamak, insanları kuşatmanın ve geniş toplum kesimleriyle tek yüzlü iletişim ve etkileşim mekanizması kurmanın yolu oldu.

Dünyanın farklı toprakları üzerinde gözü olanların uzak diyarlarda yeni okul açması eğitimin sağladığı avantaj ve beklentiler üzerine inşa edildi. Netice olarak da Avrupalılar ve Amerikalılar kendi tebaalarından bir karşılığın olmadığı dünyanın hemen her yerinde farklı biçimlerde, sömürgeciliğin ön keşif mekanizması amacıyla, farklı görünümlerde ve büyüklüklerde “yabancı okulları” adını verdiğimiz eğitim mekânları işletmeye başladılar” (6)

Yabancıların başka bir ülkede açtıkları okul ile amaçladıkları özetlenirse, Okullar;

Sömürgeciliğin ön keşif mekanizması,

-Toplumsal kontrol mekanizması,

-Ekonominin işlemesi için “personel fabrikası”,

-Elitlerin her türlü detay ve sınırını belirlediği modern eğitim,

-Diğer devlet ve toplumları da uzun planda etkilemek, onlara nüfuz etmek aracı.

Osmanlı Devleti’nin ilk yabancı okullarından biri olan ve Bebek İlahiyat Okulu adıyla açılıp ardından Robert Kolejine ve en sonunda da Boğaziçi Üniversitesi’ne dönüşen eğitim mekânının kuruluş hikâyesi’ni yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirebilirsiniz.

O dönemde Hristiyan Alemi (Ruslar, Fransızlar, İngilizler ve yerel uzantıları, Katolik Ermeniler vb) bir tarafta, Osmanlı’yı bilinçli olarak biri bitmeden diğerini soktukları savaşlarla maliyesini ekonomik yıkıma götürürken, bir taraftan da Müslüman Türklerin kültür değerlerini yozlaştırarak yıkmayı çabuklaştırmanın hesapları içindedir.

Ancak, ileride paylaşacakları Osmanlının mirası’na yanlarına bir ortak daha istemeyen Fransız (Cizvitler) ve Ruslar bu (misyoner) okulunun açılmaması için büyük mücadeleler vermişler ve  ellerinden geleni yapmışlardır.

Rahip Hamlin okula izin alabilmek için devreye sokmadık kişi bırakmaz. Bu arada Cizvitler de boş durmaz, engelleme mücadelelerine devam ederler. Ancak durum bir anda şöyle değişir ve Girit isyanı ile sonun başına gelinir.

O sıralarda ABD’li Amiral Farragut Bâb-ı Âli’ye gelmiştir. Hamlin bu kez şansını bu Amiral üzerinden denemeye karar verir ve okul izni için Amiralden aracılık etmesini ister.

Bunun üzerine Amiral Bâb-ı Âli’den Hamlin’in istediğine müspet cevap verilmesini aksi halde Akdeniz’e Yunanistan lehine zırhlı gemiler göndereceği tehdidinde bulunur.

Etekleri tutuşan Osmanlı bürokrasisi “Farragut’un zırhlılarından birinin Akdeniz’e açılmasındansa iznin verilmesini daha uygun görürler. (7)

Bakalım gerçek durum bu mudur?

-Devam edecek…

Açıklamalar;

(*) Kaynak; http://www.rumelihisaridernegi.com/content/view/154/42/

(**) Osmanlının Tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu, sahife, 484 Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/amerika-ve-ingiltere-osmanlinin-yeni-devlete-donusturulmesinin-neresindedir-8.html

Kaynaklar;

1)Ünlü reformcu Ahmet Vefik Paşanın dedesi “Bulgarzade” lakabıyla tanınan bir mühtedidir. http://www.nisanyan.com/?s=soru-43

(2)1823 yıllarında İstanbul’da doğan Ahmed Vefik Paşa, Bulgaristan Yahudîsi iken müslüman olan dîvân tercümanı Yahya Naci Efendi’nin torunu ve Paris elçiliğinde baş kâtip Ruhiddîn Efendi’nin oğludur.http://tarihvemedeniyet.org/2009/03/eksantirik-bir-adam-ahmet-vefik-pasa/

(3) “I.Dünya Savaşı Yıllarında İngiliz istihbarat Raporlarında Fişlenen Türkiye”  Doç. Dr. Bülent Özdemir.  Sahife; 50 ; “Halide Hanım  Bir kadın. Türk kadınının oy kullanma hakkını savunan bir Yahudi. Cemiyet yanlısı. Tanin’de yazmakta. Çok iyi bir romancı.” denilmektedir. Daha fazlası için bakınız;  http://www.canmehmet.com/robert-kolej-dosyasi-bir-misyoner-okulu-bir-imparatorlugun-hakkinda-gelebilir-mi-3.html

(4)Süleyman Yeşilyurt, “Türkiye’nin büyük masonları “

(5) daha fazlası için bakınız; http://yenisafak.com.tr/arsiv/2001/mayis/12/kultur.html

(6) http://www.academia.edu/5311592/_Robert_Koleji_Bogazici_Universitesi_nin_Kurulus_Hikayesi_The_History_of_the_Founding_of_Robert_College_and_Cyrus_Hamlin_Life_ (Mustafa Gündüz)

(7) Yararlanılan eser, “Robert Kolej Uğrunda Bir Ömür” İstanbul: Dergâh Yay., Kasım 2012,

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*