Konunun önemine atfen öncelikle “Kültür” ve “Medeniyet” kavramlarının kısa tanımı:
Kültür, bir yere ait olma, bir yerle bağ kurma duygusu verir.
Bu, geçmişinize ve atalarınıza olan bir bağlantıdır; her kültürün misafirperverlik, felsefe, düşünce süreci, inançlar, gelenekler ve uygulamalar söz konusu olduğunda kendine özgü bir tarzı olduğu için her insanı farklı şekilde etkiler.
Kültür önemlidir çünkü kim olduğumuzu ve başkalarıyla nasıl bağlantı kurduğumuzu şekillendirir. Bize bir kimlik duygusu verir ve topluluk oluşturmamıza yardımcı olur.
Kültür aynı zamanda inançlarımızı ve değerlerimizi de etkiler….nasıl davranmamız gerektiğini belirler.
Örnek : İslam anlayışında, “Yaratana Karşı Edep, Toplum İçerisinde Edep, Kendi Nefsine Karşı Edep” karakteri içerisinde ; Büyüklere ve komşuya saygıyı, diğer insanların “Kul hakkı” nı, zekatı vazgeçilmezlerden sayar.
Kültür, insanların özellikleridir. Bir toplumun fikirleri, gelenekleri ve sosyal davranışlarıdır ve bu değerler bir nesilden diğerine aktarılır.
Bir toplumun kültürünü değiştirmeye kalktığınızda, onların insani değerlerinin yok olacağı öngörülmelidir.
*
Geçen bölümde kaldığımız yerden devamla :
Bir ülkenin kalkınması ile halkının refaha ulaşmasında “Kültür Değişimi” nin yeri nedir ve kalkınan ülkeler arasında (olumlu) bir örnek bulunmakta mıdır ?
Bu konuda bir Doğu toplumu olan Japon Kalkınması bizlere doğru örnek olmalıdır.
…
Aşağıda konu ile ilgili hem Japonya’dan hem de Amerika’dan, siyaset ve ilim insanlarının (Akademisyenlerin) tespit ve görüşleri aktarılmaktadır.
…
Konu ilgili ilk sözü Japon ilim insanı ve diplomat Profesör Shinichi Kitaoka’ya bırakıyoruz :
“Japonya’nın Modernleşmesinin Kökeni: Meiji Restorasyonunun 150 Yıl Sonraki Önemine Genel Bakış (1)
-Prof. Kitaoka : “Meiji Restorasyonu’nun arkasındaki itici güç, güçlü bir özgürlük arzusuydu” diyor.
…Meiji Restorasyonu, 260 yılı aşkın bir süreyi kapsayan feodal yönetime son veren büyük bir devrimdi.
Bunun yerine, yaklaşık 20 yıl içinde anayasa hukuku temelinde demokratik bir sosyal ve siyasi sistem kuruldu ve bu da önemli ekonomik reformlara ve büyümeye yol açtı.
…1603’te feodal Tokugawa Şogunluğu’nun yükselişiyle başlayan Edo dönemi, Japonya’nın hem ekonomik hem de kültürel olarak olgunlaşmasına tanık oldu.
Bununla birlikte, Edo dönemi, eğitime erişimi bile kısıtlayan katı bir sınıf yapısıyla sınırlıydı; bu da Japon toplumunun özgürlükten çok uzak olduğu anlamına geliyordu.
Nihayetinde katı sınıf sistemini ortadan kaldıran ve Japon halkının tüm potansiyelini ortaya koymasına olanak tanıyan daha özgür ve demokratik bir sistem yaratan Meiji Restorasyonu oldu.
Bu yeni demokratik sistem altında Japonya hızla modernleşti ve gelişti…
1871’de, Meiji Hükümeti döneminde Udaijin (Sağ Bakan) olan Tomomi Iwakura, “Iwakura Misyonu” olarak bilinen diplomatik bir sefer için Japonya’dan Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçi olarak yola çıktı. 107 üst düzey hükümet yetkilisi, akademisyen ve genç öğrencinin katılımıyla Iwakura Misyonu, bir yıldan fazla bir süre ABD ve çeşitli Avrupa ülkelerini gezdi…
Prof. Kitaoka : “Iwakura Misyonu, Amerikan ve Avrupa toplumlarının siyasetten sanayiye, ticarete ve hatta tarıma kadar çeşitli yönlerini büyük bir ayrıntıyla gözlemledi ve kaydetti. Gözlemleri sayesinde, batı uluslarının askeri gücünün endüstriyel güçlerinde yattığını fark ettiler.
Misyonun ardından kısa bir süre sonra Japonya, modernleşme ve sanayileşme yoluyla ülkeyi zenginleştirmeyi amaçlayan politikaların uygulanmasına tamamen odaklandı. Bu nedenle, Japonya’nın modernleşmesinin Iwakura Misyonu ile başladığını söylemek abartı olmaz.”
…
“Gelişmiş bir ülke haline gelen ilk Batı dışı ülke olarak Japonya, geleneklerini korurken özgür, barışçıl, müreffeh ve demokratik bir ülke inşa etti.
Prof. Kitaoka’ya göre, Japonya’nın kendi geleneklerini korurken modernleşmeyi başarmış olması, deneyimini özellikle değerli kılıyor. …
Japonya, eğitim, halk sağlığı ve altyapı gibi ulusal kalkınmanın temel taşlarına odaklanarak modernleşmeyi hızlandırdı ve aynı zamanda kıymetli kültürümüzü ve geleneklerimizi korudu…”(1)
**
Bir ülkenin kalkınmasında “Kültür Değişimi” nin yeri konusuna ikinci konuğumuz :
Oregon Üniversitesi’nde Ekonomi Profesörü ve ekibinin makalesi :
“Milletlerin Refahı: Girişimcilikte kültürün önemi var mı?
Kültür kalkınma için önemli mi?
Ülkeler arasındaki ekonomik kalkınma farklılıklarının girişimcilik kültürüyle açıklanabileceğini, hükümet politikalarının kültürü risk alma ve yeniliğe doğru yönlendirmede bir rolü olduğunu, ancak nihayetinde kültürün kurumlara bağlı olduğunu savunuyoruz.
…
Modelimizde insanlar iki meslek sınıfı arasında seçim yaparlar: riskli girişimcilik veya düşük riskli istihdam.
Bu seçim kültürel faktörler tarafından şekillendirilir.
Modelimize kültürün iki yönünü dahil ediyoruz: bazı kültürel özellikler kalıtsaldır, diğerleri ise dinamiktir, değişime açıktır.
…
Girişimcilik karşıtı önyargı, tutumların şekillenmesinde ailenin önemi, girişimcilik dışı faaliyetlere getiri sağlayan hükümet politikaları (örneğin, büyük bir kamu sektörü aracılığıyla garantili ve cömert istihdam) gibi ülkeye özgü faktörler, beklendiği gibi bu farkı daha da belirginleştirir.
*
Bu noktada konunun anlaşılması adına : “Devletçilik” ve başarısızlığı sonrası neden özelleştirme yapılmaktadır ? ” Sorusu için bakınız : https://www.canmehmet.com/ak-parti-ozellestirme-ve-ulke-kalkinmasi-3/
*
Oregon Üniversitesi’nde Ekonomi Profesörü ve ekibi (ve makalesi) devamla :
“…Tarih de kader değildir. Örneğin, başarılı bir geçiş yapmış Asya ülkelerinde, sanayi politikası uzun zamandır ülkenin girişimcilerinin doğasını ve devletle ilişkilerini dikkate almıştır.
Singapur ve Güney Kore’de, girişimcilik tabanının başlangıçta yetersiz olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, sanayi politikası öncelikle yabancı girişimciliğin girişini kolaylaştırarak ve girişimcilerin yabancı teknolojiyi taklit etme ve benimseme konusunda daha fazla risk almalarına olanak sağlamak için mali destek sağlayarak veya firmaları yeni sektörlere girmeye zorlayarak, yerel girişimcilik tabanını tamamlamaya veya oluşturmaya yönelik olmuştur.
Ve elbette, Meiji Restorasyonu’nun Japonya’nın kültürel dönüşümündeki ve ardından gelen ekonomik başarısındaki rolü, tarihçiler arasında artık yaygın olarak kabul görmektedir.(2)
**
Bir ülkenin kalkınmasında “Kültür Değişimi” nin yeri konusuna üçüncü ve son konuğumuz :
Meiji Restorasyonu (3)
1868’deki Meiji Restorasyonu, Edo döneminin uzun süredir hüküm süren Tokugawa şogunlarını devirdi ve Japonya’yı modern çağa taşıdı…
Tokugawa Ieyasu’nun şogun hanedanı, yeni bir tüccar sınıfının yükselişi ve artan kentleşme de dahil olmak üzere Japonya’da 250 yıl boyunca barış ve refahı yönetti.
Ayrıca Japon toplumunu Batı etkilerine kapattılar. 19. yüzyılın ortalarında Tokugawa şogunluğu giderek zayıflarken, iki güçlü klan 1868’in başlarında İmparator Meiji’nin adını taşıyan bir “imparatorluk restorasyonu”nun parçası olarak iktidarı ele geçirmek için güçlerini birleştirdi.
Meiji Restorasyonu, Japonya’da feodalizmin sonunun başlangıcını işaret etti ve modern Japonya’nın ortaya çıkmasına yol açtı.
Japonya Kendi Kendini Karantinaya Aldı
Yabancı müdahale ve sömürgecilikten şüphelenen Tokugawa rejimi, misyonerleri dışlamak için harekete geçti ve sonunda Japonya’da Hristiyanlığı tamamen yasakladı …
…
Japonya’yı zararlı yabancı etkilerden koruma çabaları kapsamında, Tokugawa şogunluğu Batı ülkeleriyle ticareti yasakladı ve Japon tüccarların yurt dışında ticaret yapmasını engelledi. Tecrit Yasası (1636) ile Japonya, sonraki 200 yıl boyunca (Nagasaki Limanı’ndaki küçük bir Hollanda karakolu hariç) Batı ülkelerinden fiilen izole edildi.
Aynı zamanda Japonya, komşu Kore ve Çin ile yakın ilişkilerini sürdürerek , Çin’in merkezde olduğu geleneksel Doğu Asya siyasi düzenini teyit etti.
…Meiji Restorasyonu
1889 tarihli Meiji Anayasası -ki bu anayasa II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1947’ye kadar Japonya’nın anayasası olarak kaldı- büyük ölçüde Itō Hirobumi tarafından kaleme alınmış ve halk tarafından seçilen bir alt meclis ile imparator tarafından atanan bir başbakan ve kabineden oluşan bir parlamento veya Meclis oluşturmuştur.
Tokugawa döneminin barış ve istikrarı ile teşvik ettiği ekonomik kalkınma, Meiji Restorasyonu’ndan sonra gerçekleşen hızlı modernleşmenin zeminini hazırladı.(3)
**
Konu ile ilgili üç farklı kaynağın ortak noktaları : “Kültür değişiminin bir ülkenin sanayileşmesine ve kalkınmasına (varsa) bir ilgisini ortaya çıkacaktır :
–“Meiji Restorasyonu’nun arkasındaki itici güç, güçlü bir özgürlük arzusuydu”
–Anayasa hukuku temelinde demokratik bir sosyal ve siyasi sistem…
–“Gelişmiş bir ülke haline gelen ilk Batı dışı ülke olarak Japonya, geleneklerini korurken özgür, barışçıl, müreffeh ve demokratik bir ülke inşa etti.
–Japonya, eğitim, halk sağlığı ve altyapı gibi ulusal kalkınmanın temel taşlarına odaklanarak modernleşmeyi hızlandırdı ve aynı zamanda kıymetli kültürümüzü ve geleneklerimizi korudu…”
**
Peki, Türklerde “Girişimcilik Ruhu” yok muydu da bir kültür değişikliğine gerek duyuldu ?
Bu konuda günümüzden canlı bir örnek vermeden Osmanlı Döneminde Yurt dışında ve içerisinde düzenlenen fuarlara bir göz atıyoruz :
Ve bir soru : Osmanlı Döneminde Devlet, Uluslararası her türlü fuar-sergiye katılmasına rağmen yakın tarihe kadar cumhuriyet hükümetleri bir fuarlara katılmış mıdır?
…
Ve aramızda kaç kişi Osmanlı İmparatorluğu’nun :
Osmanlı’nın XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında aşağıdaki uluslararası fuarlara katıldığını ve “Dünya birinciliği” dahil ödül aldığını bilmektedir?
-1851 – Londra Uluslararası Fuarı
-1855 – Paris Uluslararası Fuarı (Kumaş dokuma-boya dünya birinciliği)
-1862 – Londra II. Uluslararası Fuarı
-1863 – Sergi-i Umumi-i Osmani
-1867 – Paris II. Uluslararası Fuarı
-1873 – Viyana Uluslararası Fuarı
-1889 – Paris Uluslararası Fuarı
-1893 – Chicago Uluslararası Fuarı
-1900 – Paris Uluslararası Fuarı (4)
Bunlardan (Fuarlara katılımlardan) anlaşılan Osmanlının (Türklerin) girişimci ve uluslararası pazarlarda bir arayışta olduklarıdır.
Ve şimdide girişimcilik ruhu ile ilgili yakın tarihimizden canlı bir örnek :
**
“…Geçenlerde bir toplantıda çok doğru, biraz espri ile bir Alman anlattı…
-“ben Türkleri çok seviyorum, ama biz Türklerle baş edemeyiz, anlayan çok insan var, çok çalışkanlar, çok yaratıcılar, çok dinamikler ve çokta güce dayanan insanlar, Avrupalı böyle olamaz” dedi.
Dikkat ederseniz buraya geliyor, bir manav dükkânı açıyor, bir de bakıyorsunuz 10 tane, 20 tane manav dükkanı oluyor, dedi. Adam Cumartesi çalışıyor, Pazar çalışıyor, sohbeti güzel.
Geçenlerde ben Viyana Kayserili bir manavla tanıştım, manav olmuş, adamın aklına gelmiş ben karpuz satacağım Viyana’ya diye, bir kamyon kiralamış beş sene önce, bakın şimdi bir mukayese ediyorum şimdi; adam alıyor halden karpuzları topluyor, atıyor kamyona, tam gaz gidiyor, arabada uyuyor, Viyana pazarına, Viyana’da satıyor karpuzlarını alıyor parayı cebine dönüyor, bir kere daha gidiyor. Dedi ki, “Abi, önce bir kamyonla başladım kira, sonra satın aldım, şimdi 17 kamyonum var”.
Yalnız Viyana değil, Stockholm’den tutundan, Münih’e kadar satıyormuş,
-“abi bir teşkilat kurdum, 100 kişi yanımda çalışıyor” dedi, nerelisin dedim, işte Kayseri’nin bilmem ne köyünden dedi. Arkadaşlar Avrupalı böyle değil, ben içlerinde yaşıyorum. Şimdi Avrupalı o kamyona bindiği zaman 8 saati bir dakika geçerse mesai diyecek duracak, ondan sonra diyecek ki işverene “ben burada yatmam, dört yıldızlı otel istiyorum” diyecek, gidecek dinlenecek, o Viyana ile İstanbul arasında bir tur atar ve patrona öyle bir fatura çıkarır ki, patron “ben bu işin altından kal(ka)mam” der, bu adam iki-üç sefer yapıyor ve kamyonunda uyuyor, işte Türk insanı bu.
Bana dedi ki, “ben bundan korkuyorum, bu her tarafı istila ediyor kelimesi doğru değil, öyle gün gelir ki hâkim olur her tarafa” dedi.
Bugün Almanya’daki istasyonlardaki gazeteciler, zerzevatçılar, manavlar, yüzde 95 Türklerin elindedir. Gidin bugün bir Alman manava rastlayamazsınız, bunlar işçi olarak giden insanlar ve onların çocukları. Bizler çok güçlü ve dinamik bir milletiz, bir de dikkat edin hiçbir ülke bizi işgal edemedi, işgal etmeye kalkanlarında ağzının payını verdik.
…30 sene önce Almanya’dan buraya her işçinin sırtına yüklediği televizyonları bugün biz yapıyoruz, Almanya’da 100 televizyonun 40’ını Türkler yapıyor, beyaz eşya elimize geçti. Biraz daha yaşlılar bilirler, bu ülke 50 sene önce toplu iğne yapamıyordu, bakın İstanbul’daki vitrinlere, Avrupa’da bile yok, kendimize güvenelim, ben o mesajı veriyorum güvenelim kendimize.” (5)
**
Peki, Dünyanın en güzel ve verimli topraklarında yaşıyoruz. Halk olarak girişimcilik kanımızda var. (Ki: 500 yıl Güney Avrupa’yı adalet ve özgürlük ortamı ile yönetmişiz)
Peki, sonra ne oldu da
Osmanlı’dan sonra 2003’e kadar
-“Bırak ya! Türkler bir toplu iğne yapamazlar !” dediler.
Nedenini aşağıda Harvard’ın ünlü Hocası açıklamaktadır.
…
Harvard Üniversitesinde görevli ve dünyaca ünlü bir iktisat profesörü, bir devlet yönetiminin toplumun değerleri ile çarpışan fikirlerle neden başarılı ve verimli olamayacağını aşağıda açıklamaktadır :
–“Otuz yılımı yatırım, istihsal ve iktisadi gelişme meselelerine verdim ama sonunda şunu anladım ki bütün bu meseleler bir toplumun sosyal yapısı ile orada çarpışan fikirlere, karşılıklı menfaatlerle karşı karşıya gelince hiçbir sonuç vermez. Bizim ekonomik dediğimiz meseleler aslında sosyal ve kültüreldir.”(6)
Deneyimli iktisat profesörü: Bir topluma, onların değerlerine aykırı bir sosyal yaşamı dikte ettirmeye çalışırsanız; devlet arabasının atlarını, arabanın önüne değil, arkasına bağlayarak, devletin ilerlemesini durdurur, Halkını da devletine küstürerek, onların verimliliğini, üretkenliğini yok edersiniz. Diyerek, uyarmaktadır.
**
Şimdi 1924-1928 (ve 1961) tarihli değiş (-tirile-) mez Anayasa konusunda, Mustafa Kemal Paşa’ya kulak verelim : (Kaynak – 20 Aralık 1929 tarihli Milliyet Gazetesi)
(Gazi Mustafa Kemal Paşa anlatıyor)
-“…Biz mecliste içtihat itibariyle sonsuz fedakarlıklar yaptık, belki de yapmak lüzumlu idi. Bundan dolayı anayasa maddelerine hiç de lüzumu olmayan zihniyetler girdi. Belki bundan dolayıdır ki adli kapitülasyonları kaldırtmak konusunda Lozan’da hala zorluklar çekiyoruz. Orada diyorlar ki : ‘Sizin yapacağınız kanunlar, yine fıkıhtan, Kur’an’dan hüküm çıkartacak’.
Eğer bugün Lozan Konferansı’nda ve dünyada Yeni Türkiye’nin bir kredisi varsa, o da eski şekli kaldırmamızdan doğmaktadır. Bizim inkılabımız, eğer meşrutiyet inkılabı gibi sadece yüzeysel olsaydı, kimse önem vermezdi…”
Mustafa Kemal Paşa ne demektedir ?
– Lozan’da kapitülasyonları kaldırmak için, eski (Osmanlı) ile bağımızı kesmemiz gerekiyordu. (7)
* *
Devam edecek…
Resim tarafımızdan düzenlenmiştir.
Açıklama ve kaynaklar :
Makalelerin yazarları :
(1) Shinichi Kitaoka : Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) Başkanı, Tokyo Üniversitesi öğretim üyesi, Büyükelçi.
(Makale : Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) Başkanı ve Tokyo Üniversitesi’nden modern Japon siyaseti ve diplomasisi konusunda uzmanlaşmış (e) Profesör Shinichi Kitaoka tarafından hazırlanmıştır.)
Daha fazlası için bakınız : https://www.japan.go.jp/tomodachi/2018/spring2018/the_origin_of_japans_modernization.html
(2) Makalenin yazarları :
–Shankha Chakraborty Oregon Üniversitesi’nde Ekonomi Profesörü ;
–Etienne B. Yehoue Uluslararası Para Fonu’nda çalışmaktadır.
–Jon Thompson Oregon Üniversitesi Ekonomi Bölümü (2 Haziran 2015)
Yazının tamamı için bakınız : https://blogs.worldbank.org/en/developmenttalk/prosperity-nations-does-culture-matter-entrepreneurship
(3) Makaleyi hazırlayanlar : (HISTORY.com, editörleri) Amanda Onion , Missy Sullivan , Christian Zapata, Cristiana Lombardo ve Adrienne Donica.)
Yazarların kaynakları :
a-Meiji Restorasyonu ve Modernizasyonu.
b-Meiji Restorasyonu: Şogunluğun Sonu ve Modern Bir Japon Devletinin İnşası. https://www.nippon.com/en/views/b06902/
c-150 yıl sonra, Meiji restorasyonu neden önemli?
d-The Economist . Savaş Gemisi Diplomasisi.
f-https://www.history.com/articles/meiji-restoration
(4) Daha fazlası için bakınız : https://www.canmehmet.com/rizeliler-1855-paris-dunya-fuarinda-birincilik-aldiklarini-biliyorlar-mi-1/
(5) Türklerin girişimciliğine ait hikayeyi aktaran Vural Öğer :
“TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Avrupa Birliği’ndeki Son Seçimlerin Türkiye Açısından Değerlendirilmesi, Vural ÖGER Alman Sosyal Demokrat Partisi milletvekili ve Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komitesi Üyesi’ne aittir. Konuşmanın tamamı için bakınız: http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2F1%2FDocuments%2FPer%25c5%259fembe%2BKonferans%25c4%25b1%2BYay%25c4%25b1n%2Fperskonfyyn112
(6)Daha fazlası ve kaynaklar için : https://www.canmehmet.com/ataturkculuk-ve-kemalist-milliyetperverlikte-latince-ile-isvicre-medeni-kanunu-5/
(7)Daha fazlası ve belgeler için bakınız : https://www.canmehmet.com/chp-1923den-bugune-iktidarini-surdurmektedir-2/
