Türkiye ile İran aynı beşikte mi! “Bizim Piç Kuruları!” ile “Bizim Çocuklar”ın ibretlik hikayesi (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

uçak-kuş

Allah’ın varlığının en büyük delili hepimizin -akıl/bilgi sahiplerinin- gözünün önünde durmaktadır. Bu nedenle Kuran’da sık sık, “Bunlarda –anlatılanlarda- akıl sahipleri için ibretler vardır!” denilmektedir.

İnsan aklı konu olduğunda burada karıştırılan bir husus vardır. Bu, aklın bir –bilgi- kaynak olduğudur.

Akıl, (Bilgi) Kaynak değildir.

Eğer, öyle olsaydı, “ Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”

Eğer, öyle olsaydı, “İlim Müslümanın yitik malıdır, onu gördüğü yerde almalıdır” uyarısı yapılır;

Eğer, öyle olsaydı, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” denir miydi?

Eğer, öyle olsaydı, ilk emir-öğüt olarak; “Oku-Düşün” denir miydi?

Bunlardan anlaşılan, aklın, ancak, bilgi ile bir ölçme-değerlendirme merkezi olabildiğidir.

*

Ritmik olaylar nedir?

-Ritmik olaylar, belirli, düzenli aralıklarla tekrar edilenlerdir.

“Evrendeki düzenli işleyişlere (Ritmik olaylara) örnek vermek gerekirse;

-Güneşin doğup batması ve yeniden bu döngünün tekrarlanması düzenli işleyişe bir örnektir. Bu sayede gece ve gündüz meydana gelir.

-Canlıların doğup ölmesi de düzenli bir işleyiştir. Canlılar dünyaya geldiklerinde büyüyüp gelişirler ve türlü faaliyetlerde bulunurlar.

-Ağaçların yaz aylarında meyve vermesi kış aylarında ise yaprak dökmesi en güzel örnektir. Baharın gelmesi ile çiçek açan yapraklarını ortaya çıkaran ağaçlar meyvelerini verirler ve güzün gelmesi ile birlikte yapraklarını dökerek uykuya dalarlar. (1)

*

En küçük bir bilgi sahibi, düzenli işleyen, kendini tekrar eden, ve tekrar ederken, ölçüsü-dengesi kaçmayan bir olayın, bir düzenleyicisinin-sahibinin olduğunu bilir.

İşte bu nedenle akıl-bilgi sahipleri için Allah’ın, Yaratan’ın en büyük delillerinden birisi de budur.

“Elbette, bunlarda akıl sahipleri için ibretler vardır.” (Kuran)

Ve önce….

“Piç kuruları”, ama, “Bizim piç kuruları!” (2)

Amerika Vietnam da bir bataklığa saplanmıştır ve bir çıkış yolu aranmaktadır. Bu nedenle Amerikan Başkanının aradığı çözümlerin başında, Bölgemizdeki (Ortadoğu’da) yeni yapılanmalar ve kurulacak yeni düzenler vardır.

**

“..Tahran’da gerçekleşen bir buluşmada. Şah, Nixon ve Kissinger arasında bağlandı. Nixon Şah’a

-“Beni kurtardemişti.

-Amerika’nın Batı Asya’daki askeri temsilcisi olma teklifimizi kabul ederek beni Körfez’de polislik yapma ve Batı’nın çıkarlarını koruma yükünden kurtar.

Şah bu teklifi büyük bir hevesle kabul etti.

O andan itibaren İran, nükleer cephanelik dışında, tüm Amerikan silahlarına erişme imkanı kazandı. İran, Nixon Doktrini’nin kusursuz bir örneği olmalıydı. Kissinger bürokrasiye – Dışişleri, Savunma ve Ticaret Bakanlıklarına – İran’a istediği her şeyin satılması yönünde bir direktif yolladı.

Petrol fiyatlarının dört katına çıkmasının hemen ardından. Şah büyük ve oldukça gelişmiş bir hava kuvvetleri çapında bir sipariş verdi:

Grumman yapımı 80 adet savaş jeti;

-General Dynamics tarafından henüz üretilmeye başlanan 100 adet F-16 savaş uçağı;

-McDonnell-Douglas yapımı 108 adet F-4 savaş uçağı.

Sonraki birkaç yıl içinde, İran’ın ABD silahları için yaptığı siparişler on milyarlarca dolara ulaştı…

Daha önce hiç görülmemiş bu silah akışı, Basra Körfezi bölgesi için “ikiz sütunlar” olarak bilinen stratejiyi hayat geçirdi. Bir politik görevli stratejiyi şöyle tarif ediyor:

-“Strateji, ABD’nin Basra Körfezi’ndeki çıkarlarının koruyuculuğunu yapma konusunda güvenilecek iki kilit isim olarak İran ve Suudi Arabistan’ı gösteriyordu. Her ne kadar politik bildirge her ikisine de eşit davranılması gerektiğini ilan etse de, İran’ın daha önemli ortak olduğu belliydi. Bu önem, İran’ın jeostratejik konumundan ileri geliyordu: Sovyetler Birliği, Irak, Pakistan ve Afganistan ile komşuydu; Hürmüz Boğazı üzerinde fiziki bir denetimi vardı; varlığı ispatlanmış petrol rezervleri vardı; günlük üretimin ve OPEC’in liderliği elindeydi; büyük bir nüfusa sahipti; ve Şah Amerikan çıkarlarını, tehditle karşılaştığı her yerde, yırtıcı bir biçimde savunma yönünde gönüllüydü.” Washington, bu politikanın İran üzerindeki etkisini değerlendiriyordu.

Şah bir diktatör, tipik bir Doğulu despot, dünyanın en kötü insan hakları İhlallerini yapan biri olarak biliniyordu.

Amerika’da politik çevrelerdeki yaygın görüş şöyleydi:

-“O bir piç kurusu, ama bizim piç kurumuz.”

İran içindeki ihtilafın derinliği dışarıda etraflıca değerlendirilmiyordu. Bununla birlikte, huzursuzluğa yol açan yalnızca silah satışları değildi.

Silahlar İran’a sessizce ve temiz bir şekilde girmiyordu. Silahların yanı sıra binlerce ABD teknisyeni, silah mühendisi, yeni elçilik personeli, danışman ve bu akından para kazanmak isteyen çeşit çeşit insan da giriyordu. Bunların halk arasındaki davranışları pek çok İranlı’yı rahatsız ediyordu.

Silah üreticileri arasındaki rekabet kıran kıranaydı.

Bu tarihteki en büyük silah satışıydı; altına hücum gibi bir şeydi ve rüşvet furyasının doğmasına yol açtı.

Hanedanlık ailesine yakın olan ve askeri hiyerarşinin tepesinde olanlar hemen bu ayartıya kapıldılar. Bu seçkinlerin cinsel aşırılıkları üzerine hikâyeler dolaşıyordu.

Zenginler ve fakirler arasındaki uçurum büyüktü; hem finansal hem de kültürel olarak. Aynı zamanda, askeriyeye yapılan harcama, vasıflı işçiliği ve kaynaklan konut gibi iç ihtiyaçlardan uzaklaştırarak kendine doğru çekti; enflasyonu, hatta yiyecek kıtlığını kamçıladı.

Amerikan işletmeleri, Iran ekonomisinin yalnızca petrol ve silah sektörlerini değil, başka sektörlerini de ele geçirdi ve bu sektörlerde çalışmak üzere kendi işçilerini ve yöneticilerini getirdi.

Acımasızca döndürülen sömürü çarkı, halkın büyük bir kısmının yabancılaşmasına ve Amerikan karşıtı duyguların alevlenmesine neden oldu. İslam Devrimi’ni inceleyen araştırmacılardan birinin yazdığına göre, “İran’ın askerileştirilmesi, ülkenin ABD’ye olan bağımlılığını arttırdı ve bu girişimin pahalıya patladığını, değerli bir doğal kaynağın yağmalanmasına yol açtığını düşünen Şah’ın muhalifleri için bir buluşma noktasına dönüştü.” (3)

*

-Osmanlı Saltanatı, (1922’de), Osmanlı Hanedanlığı 1924’de kaldırılır. İran Kaçar Hanedanlığı ise, 1925 Yılında. Bir yıl ara ile, ilginç değil mi?

İran’da, 1979’da yaptırılanHumeyni Devrimi”, görünürde Avrupa’nın –Paris’in- Amerika’ya attığı bir kazık mıdır!

-“Bizim Çocuklar!”dan Kenan Evren’in 1980 darbesi de, Amerika’nın, Avrupa’ya attığı başka bir kazık mı?

-2. Abdülhamid’i tahtından indiren Jön Türkler –İttihatçılar- da Paris’ten gelmemiş midir?

Paris’in, “Devrimci hareketlerin esin ve kontrol kaynağı” olduğunun ilk farkına varanların başında, Rus Çar’ı I. Nikola (1795-1855) gelmektedir.

…Çağdaşlarının çoğu gibi Çar da, Paris’te Avrupa’daki bütün devrimci hareketlere esin kaynağı olan ve devrimci hareketleri kontrol eden merkezî bir örgüt olduğuna inanıyordu… (4)

Bu tespit;1979’da,‘İran Şii İslam Devrimi’ni gerçekleştiren Humeyni’den, yaklaşık 150 yıl evvel yapılmıştır.

 

www.canmehmet.com

Devam edecek;

-Şimdi de “Bizim Çocuklar”ın hikayesi…

Resim; web ortamından alınmıştır.

Kaynaklar;

(1): http://www.cokguncel.com/evrende-duzenli-bir-isleyis-oldugunu-gosteren-dogadaki-olaylardan-3-ornek-veriniz.html

(2) SAVAŞ GANİMETLERİ, AMERİKAN SİLAH TİCARETİNİN İNSANİ BEDELİ, JOHN TIRMAN Aram Yayıncılık: Nisan 2005

(3)A.g.e

(4) Daha fazlası ve kaynaklar için bakınız; http://www.canmehmet.com/medya-kime-su-tasimaktadir-katolik-agnostik-paris-iran-devrimine-neden-yataklik-yapti-2.html

(*) Kuşlar neden V şeklinde uçarlar?

“Kuşların uçuşları sırasında kanatlarının arkasında oluşan hava akımının benzeri laboratuvar ortamında oluşturulmuştur. Topluluklar halinde göç eden kuşlar V uçuşu sayesinde bu hava akımından etkilenmezler.

Sürü halinde hareket eden kuşlar “V” şeklinde uçarlar. V şeklindeki uçuş esnasında en öndeki kuşlar havanın kendilerine karşı oluşturduğu direnci arkadan gelen kuşlar için daha aza indirirler. Bu şekilde enerji tasarrufu sağlayan sürü halindeki kuşlar genellikle tek başına olan kuşlardan daha hızlı uçarlar.” Daha fazlası için bakınız; http://www.beycan.net/682/kuslar-neden-v-seklinde-ucarlar.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*