Yüzyıl önce Taksim Kışlası’nda hapsedilen Cin ‘Gezi Parkı’nda şişeden nasıl çıktı (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Cin'in şişeden çıkması kadar, oraya nasıl girdiği de önemlidir.

Bu yazı dizisinde; 100 yıl evvel bir darbe ile gasp edilen iktidarın, “Halkın eline tekrar mı geçiyor? Telaşı ile başlatılan olayların, düşünülenin aksine halk iktidarının kalıcı olmasını nasıl tetiklediği anlatılacaktır.

Başlamadan bir kez daha tekrar edersek,

Geçmişi hatırlamayanlar, onu tekrarlamaya (yaşamaya) mahkûmdur. (1)

‘Gezi Parkı’na nasıl gelindi?

Taksim Kışlası,  İttihatçılar ve 31 Mart İsyanı;

Taksim Kışlası;

Taksim Kışlası’nın yapımına, Üçüncü Selim’in iktidar senelerinde, 1803’te başlanmış, bina bittiğinde Kapıkulu Askerlerinin topçu birliklerine tahsis edilmiştir.

Kışla, 1911’de Taksim Meydanı ile birlikte,  İngiliz, Fransız, Avusturya ve Türk ortakların kurduğu bir konsorsiyuma satılır… Yeni sahipler kışlayı ve meydanı ne olarak kullanacakları konusunda birkaç yıl boyunca karar veremezler. Satışı yapan Osmanlı hükümeti kararını 1917 Aralık’ında değiştirir, daha önce ödenmiş olan bedel karşılığında hem kışlayı, hem de meydanı geri alarak yeniden topçulara tahsis eder… Ve Kışlanın, 1939’da yıktırılıp yerine park yapılmasına karar verilir.

Taksim Kışlası neden yıktırıldı?

Araştırmacı yazar, Sayın Murat Bardakçı, (2) Taksim kışlasının 1939 yılında,”O zamanın hükümeti de, İstanbul’un belediyesi de neredeyse enkaz haline gelmiş olan ve hiç durmadan masraf çıkartan binadan kurtulmak için yıktırılmıştır” demektedir.

İttihat ve Terakki

İttihat ve Terakki Fırkası, Başlangıçta devletin anayasal bir düzene kavuşmasını amaçlayan gizli bir dernek olarak kurulan örgüt; anayasanın kabul edilip II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra iktidarı denetleyen bir siyası parti (İttihat ve Terakki Fırkası) halini almış; 1912’de ise iktidar partisi olmuştur.

1908 Devrimi

Merkezi Selanik’te bulunan 3. Ordu’nun gerçekleştirdiği 1908 Devrimi’ni Selanik’te bulunan İttihat ve Terakki merkez komitesi organize etti. Cemiyetin Manastır merkezi, padişaha, Kanuni Esasi’yi yürürlüğe koymasını ve 26 Temmuz’a kadar Meclisi Mebusan’ın açılmasına izin vermesini isteyen bir telgraf çekti. Eyüp Sabri kumandasındaki Ohri Taburu ile Niyazi Bey komutasındaki Resne taburu 22 Temmuz gecesi Manastır’da birleşti ve Manastır Fevkalede Kumandanı olarak görevli bulunan Müşir Fevzi Paşa’yı dağa kaldırdılar. 23 Temmuz günü atılan 21 pare top atışı ile Manastır’da Meşrutiyet yönetimi İttihat ve Terakki tarafından ilan edildi. Durum, Yıldız Sarayı’na telgraflarla bildirildi. 23 Temmuz’u 24 Temmuza bağlayan gece Kanuni Esasi’nin yürürlüğe konmasına karar verildi ve resmi ilan ertesi sabah gazetelerde yayımlandı. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin hareketi, çetecilik yoluyla yönetimi ele geçiren ilk hareket olarak tarihe geçti.[10]

(10) Ali Erdem, İttihat ve Terakki, Eylül 2008

31 Mart Vakası

Nisan 1909’da cemiyete muhalif gazeteci Hasan Fehmi Bey’in Galata Köprüsü üzerinde kimliği belirsiz bir kişi tarafından öldürülmesi üzerine çıkan olaylar, İTC iktidarına karşı “31 Mart Vakası” olarak bilinen ayaklanmaya yol açtı. Bu ayaklanma Selanik’ten gelen askerî birlikler tarafından bastırıldı ve cemiyet eskisinden daha güçlü bir şekilde iktidara yerleşti.

31 Mart’ın sorumlusu olarak gösterilen II. Abdülhamit tahttan indirildi. Yerine getirilen V. Mehmet Reşat, iktidarın elinde bir kukla olmaktan ileri gidemedi. Ağustos 1909’da yapılan Kanun-ı Esasi değişikliğiyle siyasi güç, meclisin tekeline alındı.

Bir başka pencereden 31 Mart İsyanı (13 Nisan 1909)

İsyan, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Meşrutiyetçi hareketin en güçlü kanadı olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidarı tam olarak ele geçiremeyerek dolaylı bir denetim kurması, ve İngilizlerin İttihat ve Terakkicilere söz geçiremeyeceğini fark etmesi, politik istikrarsızlığa yol açmış, halk arasında da yaygın çalkantılar doğurmuştu.

Bu koşullar bazı muhalefet gruplarının kısa sürede İttihat ve Terakki’ye karşı İngilizlerin de desteğiyle birleşmelerine zemin hazırladı. Politik istikrarsızlık ve çatışmalar, İttihat ve Terakki’ye muhalefet eden tanınmış gazetecilerin ajanlar tarafından öldürülmesiyle daha da şiddetlendi.

Bununla birlikte İttihat ve Terakki içinde de sorunlar bulunmaktaydı,

-Teşkilatın İngiliz taraftarı Manastır kolu ile

-Alman taraftarı Selanik kolu arasında rekabet yaşanmakla, o dönemde Alman taraftarı Selanik kolu, azınlık durumuna düşen Manastır koluna üstün gelmişti.

Bu durum bu partinin Manastır kolunun bir kısmını da saf değiştirip muhalefet ile işbirliğine yöneltti. (3) Diğer taraftan İngilizlerin böyle bir ayaklanmayı teşvik etmesinin nedenide Berlin Antlaşması sonrası, Mısır’ın kendince işgali sonrası giderek kendi ekseninden uzaklaşıp, hızla rakibi Almanya eksenine doğru kayan ve II.Meşrutiyet sonrası da bu durumu sürdüren Osmanlı İmparatorluğu’nu kendi saflarına çekme isteğinden kaynaklanmaktaydı.(4)

İsyanın başladığı Taksim Kışlası

12 Nisan’ı 13 Nisan’a bağlayan gece, Taksim Kışlası’ndaki Avcı Taburu’na bağlı askerler subaylarına karşı ayaklanarak kendilerine önderlik eden din adamlarının peşinde Heyet-i Mebusan’ın önünde toplandılar ve ülkenin şeriata göre yönetilmesini istediler.

Hüseyin Hilmi Paşa hükümeti ayaklanmacılarla uzlaşma yolunu seçti ve hükümet üyeleri tek tek istifa etti.

İsyancıların kurduğu yeni hükümet İngilizler tarafından desteklendi.

Adliye Nâziri Nâzım Paşa İttihatçı Ahmet Rıza Bey sanılarak isyancılar tarafından linç edildi. Aynı şekilde Lazkiye mebusu Arslan Bey de gazeteci Hüseyin Cahid sanılıp öldürüldü. Tahsilsiz ve alaylı olan askerlere halk arasından cahil ayak takımından hamallar ve bazı dindar kimseler de din elden gidiyor propagadalarının etkisiyle katılmıştı. (5)

Ayaklanma Heyet-i Mebusan üzerinde de etkili oldu.

Hükümetin ve meclisin etkisiz kalmasıyla, II. Abdülhamid yeniden duruma egemen oldu. Ayaklanmayı başlatan muhalefet ise, herhangi bir programdan yoksun olduğundan önderliği elde edemedi.

İstanbul’da denetimi elinden kaçıran İttihat ve Terakki asıl güç merkezi olan Selanik’teki 3. Ordu’yu harekete geçirdi. Böylece ayaklanmayı bastırmak üzere Hareket Ordusu kuruldu.

Ayaklanmacılar 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece İstanbul’a girmeye başlayan Hareket Ordusu’na başarısız bir direniş çabasından sonra teslim oldular…

Ayaklanmanın bastırılmasından sonra sıkıyönetim ilan edildi ve ayaklanmacıların önderleri Divan-ı Harp’te yargılanarak ölüm cezasına çarptırıldılar. Muhalefet hareketi önemli kayıplara uğradı.

Ama en önemli gelişme, Meclis-i Umumi Milli adı altında birlikte toplanan Heyet-i Mebusan ve Heyet-i Ayan’ın 27 Nisan’da II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesini, yerine V. Mehmet Reşat’ın geçirilmesini kararlaştırmasıydı.

Kışlanın 31 Mart İsyanı’ndaki rolü

Kışla 31 Mart İsyanı’nda önemli bir rol oynadı. İsyan 12 Nisan – 13 Nisan 1909 gecesi Taksim Kışlası’ndaki Avcı Taburu’na bağlı askerlerin subaylarına karşı ayaklanarak Meclis-i Mebusan’ın önünde toplanmalarıyla başladı ve 27 Nisan 1909’da II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle son buldu.

Gezi Parkı inşası

1940’ta şehir planlamacısı Henri Prost’un önerisi ile kışlanın yıkılması, yerine konut ve sosyal etkinlik alanları inşa edilmesi kararlaştırıldı. Kışlanın yıkımından sonra planlanan düzenlemelerin pek azı yapılabildi.

Kışla’nın yerine Taksim Gezi Parkı inşa edildi.

16 Eylül 2011 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararla yapının Kentsel Tasarım Projesi ile bir bütünlük içerisinde değerlendirilerek tekrar inşa edilmesi kararlaştırıldı.

-Fakat 17 Ocak 2013 tarihinde Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu yapının inşasına, Gezi Parkının İstanbul’un belleğinde yer ettiği gerekçesiyle onay vermedi.

-Bu karara İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu nezdinde itiraz edildi. Üst kurul, 1 Mart 2013 tarihinde bölgesel kurulun kararını iptal ederek Kışla’nın tekrar inşasına kesin olarak onay verdi.

-31.05.2013 tarihinde Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası yapımına onay veren karara İstanbul 6. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. (6)

Yazılanlar özetle;

31 Mart Vakası (13 Nisan 1909) II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. İngilizlerin İttihat ve Terakkicilere söz geçiremeyeceğini fark etmesi, Bazı muhalefet gruplarının kısa sürede İttihat ve Terakki’ye karşı İngilizlerin de desteğiyle birleşmelerine zemin hazırladı. Politik istikrarsızlık ve çatışmalar, İttihat ve Terakki’ye muhalefet eden tanınmış gazetecilerin ajanlar tarafından öldürülmesiyle daha da şiddetlendi.

-İstanbul’da denetimi elinden kaçıran İttihat ve Terakki asıl güç merkezi olan Selanik’teki 3. Ordu’yu harekete geçirdi. Böylece ayaklanmayı bastırmak üzere Hareket Ordusu kuruldu. Ayaklanmacılar 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece İstanbul’a girmeye başlayan Hareket Ordusu’na başarısız bir direniş çabasından sonra teslim oldular…

-Ama en önemli gelişme, Meclis-i Umumi Milli adı altında birlikte toplanan Heyet-i Mebusan ve Heyet-i Ayan’ın 27 Nisan’da II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesini, yerine V. Mehmet Reşat…

Peki, Sultan 2. Abdülhamid tahtan neden indirilmiştir?

-Bunun cevabını bugün çok net olarak verebilmekteyiz.

-Elbette vatan topraklarını musevilere satmadığı, ülkenin borçlarını büyük oranda ödediği; ülkenin eğitimi başta olmak üzere (cumhuriyet yönetiminin sahiplendiği) birçok köklü reformlar yaptığı; tüm imparatorluğu telgraf ağı ile ördüğü,  ciddi manada demiryolu ve köprüler yaptırdığı için olmalıdır…

-Bunlarla beraber Sultan 2.ci Abdülhamid, Yahudilere, Filistin bölgesinde büyük paralar karşılığında toprak satmadığı için de önemli bir hedef olmuştur. Kendisini tahtan indiren ekipteki dört kişiden biri, Filistin’den toprak satmasını isteyen Musevi-Mebus, Emanuel Karasu’dur.

Emanuel Karasu Sultanın yanından ayrılırken özel kalem müdürüne;

-“Tekrar geldiğinde, bu kez Sultan’dan rica için gelmeyeceğini” de açık olarak ifade etmiştir.

Ne kadar ilginç değil mi?

– “van münüt”

Devam edecek…

Resim; http://www.ssszmzh.org/news/dile-benden/

Kaynakça;

(1) Jorge Santayana

(2) Habertürk, 14.6.2013

(3-4) Mustafa Müftüoğlu-Yalan Söyleyen Tarih Utansın (Vikipedi’nin alıntılarıdır)

(5) Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, 31 Mart Hadisesi’nin İçyüzü, Yeni Dünya Dergisi (Vikipedi’nin alıntılarıdır)

(6) Anonim

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*