“Yürü ya Taliban kim tutar seni!” İngilizler ve Sovyetlerden sonra sırada ABD var (2/4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Resimdeki ünlü Amerikalı devlet adamını tanıyabildiniz mi?

Ruslara karşı savaşta bir gözünü ve bir bacağını kaybeden Taliban’ın lideri Muhammed Ömer, 45 yaşlarında bir din hocasıydı. Dar görüşlü bir insan olan Molla Ömer’in Dünya görüşü ve hayat felsefesi kulaktan dolma edindiği yarım yamalak dini bilgiler ile Peştun aşiret geleneklerine dayanıyordu.

Ona göre televizyon seyretmek, kadınların çalışması, çocukların oyun oynaması, uçurtma uçurması ve benzeri şeyler haramdı, İslam’a aykırıydı. Öğrencileri Kandehar’ı ele geçirdikten sonra da bu ilkel düşüncelerini uygulama fırsatı buldu.

Taliban’ın Kandehar’ı ele geçirmesinden sonra kentte suç oranı büyük ölçüde azaldı. Bunda kentin yeni yöneticilerinin bazı hırsızları ibret olsun diye halkın önünde darağacında sallandırmasının etkisi büyüktü.

Kandehar halkı Taliban yönetiminden memnundu. Çünkü artık kente tek bir grup hâkimdi, tecavüz ve yağmalama olayları da durmuştu. Taliban’ın uygulamaya koyduğu kurallar biraz sertti ama hiç olmazsa kentte artık sükunet, nizam ve huzur vardı. (1)

Taliban’la ilgili Afganistan’ın eski Ankara Büyükelçisi, Dr. A.Selam Asım’ın anlatmaktadır;

“…Türkiye’de bazıları Taliban ile mücahitleri karıştırıyor. Mücahitler 1979’da Ruslara karşı mücadele vermek, vatanını savunmak için, milletin kendi iradesiyle kuruldu. Dolayısıyla Sovyetlerin çekilmesinin ardından Mücahitler Hükümeti kuruldu. Taliban ise 1994’te Pakistan’da bazı dış ülkelerin yardımı ile kuruldu.

Bence Taliban’ın kim olduğu açık açık kamuoyuna anlatılmıyor.

Taliban aslında sadece eline verilen senaryoyu oynuyor.

Kendisine verilen görevleri yerine getiriyor.

İkinci bir husus; Taliban’a karşı ülkenin her tarafında mücadele edildiği iddiası. Taliban ile savaş var deniyor. Bu kadar büyük bir güç (ABD, NATO) Taliban’ın imhası için Afganistan’da ama Taliban bir türlü bitirilemiyor. Uçağı olmayan, teknolojisi olmayan 200-300 kilometrelik bir alanda üslenen Taliban’ın bir türlü bulunamaması ben de dahil bazı kişilerin kafalarında soru işareti bırakıyor. Beni, Taliban’ın da bu senaryonun bir parçası olarak düşündürtüyor.

Taliban, Karzai güçlerine ne kadar dayanabilir? Birkaç saat.Ancak önce ABD’nin, Taliban’ın arkasından çıkması şart…” (2)

**

Yaşananlar nedeniyle  gelinen süreci anlayabilmek için biraz gerilere, Sovyet İşgaline gidiyoruz.

“Çarlık Rusya’sı ile Britanya İmparatorluğu Asya’da birbirlerine karşı yıllardır yürüttükleri entrikalardan sonra Afganistan konusunda bir anlaşmaya vardılar. Moskova ve Londra, Afganistan’ı işgal veya ilhak etmek yerine, strateji açıdan önemli bir konumda bulunan bu ülkeyi bir tampon bölge olarak kullanmaya karar verdi.

Bu, iki tarafın çıkarlarına da uygundu. İşte bu amaçla Rusya ile İngiltere, 1907 yılında bir antlaşma imzaladı. Söz konusu antlaşmaya göre Rusya, nüfuz alanı dışında tutacağı Afganistan’la ilişkilerini İngiltere aracılığıyla yürütecekti.

Buna karşılık İngiltere de, Afganistan’ı işgal veya ilhak etmemeyi ve ülkenin içişlerine karışmamayı taahhüt ediyordu.

Ancak, Çarlık Rusya’sında iç savaşın patlak vermesinden ve 1917’de Bolşeviklerin iktidara gelmesinden sonra antlaşma bozuldu: Bolşevikler Çarlık Rusya’sının imzaladığı bütün antlaşmaları, bu arada da 1907 antlaşmasını tek yönlü olarak iptal etmişlerdi. Bolşevikler sömürge olarak ezilmiş halklara emperyalizme karşı mücadelelerinde yardım edeceklerini açıkladılar.

Bolşeviklere göre Rusya’nın en büyük rakibi ve düşmanı İngiltere’ydi. Bu nedenle İngiliz sömürgelerinde, özellikle de Hindistan’da halkı sömürgecilere karşı kışkırtarak Britanya İmparatorluğu’nu zayıflatmak istiyorlardı…

Sovyet işgali

1979 aralığının son haftasında Afganistan’ı işgal eden Sovyetler Birliği, I980’li yılların ortalarına gelindiğinde bu ülkede hüsrana uğradığını anlamıştı. Beş yıldan beri Afganistan’da bulunan 140 000 kişilik muazzam Sovyet ordusu ülkeyi tamamen kontrolü altına alamamış, bu arada 25.000’e yakın Sovyet askeri hayatını kaybetmiş, bunun iki veya üç katı kadar asker de yaralanmıştı.

ABD’nin Vietnam’da uğradığı bozgunu ellerini ovuşturarak izleyen Sovyetler, benzer bir bataklığa bu kez kendileri saplanmışlardı. İşgal tam anlamıyla başarısızlığa uğramıştı.

Fransız bilim adamı, ünlü Oryantalist Alexander Bennigson, 1980’lerin başlarında Sovyetler Birliği’ni “içten kuşatılmış bir kale”ye benzetmişti. Böyle bir kalenin düşmemesi (dağılmaması) mümkün değildi. Bennigson’un kehanetleri gerçekleşmek üzereydi…

Moskova’daki gelişmeler elbette Kabil rejimini endişelendirmişti. Kabil’deki komünistiler anne babası ölüm döşeğinde yatan küçük bir çocuğun ruh hali içindeydi. Sovyet İmparatorluğu’nun dağılmasıyla yakında yetim kalacaklardı.

Bununla birlikte Kâbil’deki Sovyet diplomatları Afgan yoldaşlarına onları yalnız bırakmayacaklarını söyleyerek moral vermeye çalışıyorlardı. Sovyetler bu yolla Moskova’nın Kabil’deki kukla yönetimi koruyamayacak kadar zayıf olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyorlardı. Ama gerçek apaçık ortadaydı ve Afgan yoldaşlar da bunun farkındaydı.

Nitekim 1991 ekiminde Moskova’dan dönen Afgan hükümet delegasyonunun bir üyesi izlenimlerini şöyle anlatıyordu:

“Moskova’daki mağazaların boş raflarını ve bir lokma ekmek için fırınların önünde oluşan uzun kuyrukları görünce şöyle düşündüm: Ruslar bu haldeyken bize ne verebilirler ki?”

BM Temsilcisi Mestiri (Birbirleri ile iktidar olmak için çarpışan Afganlı Mücahitler arasında anlaşma için)  bu sefer başarıya ulaşacağından emindi. Çünkü başta Rabbani olmak üzere tüm liderler yeni planı kabul ettiklerini açıklamışlardı.

Ancak Afganistan’da yeni bir silahlı grubun ortaya çıkması Mestiri’in planını altüst etti.

1994 yılı eylülünde ülkenin güneyindeki Kandehar kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede güneydeki birçok ili ele geçiren ‘Taliban” isimli bu grup, 1995 Martında Kâbil’in kapılarına dayanmıştı. Kendi aralarında boğuşmaktan çevresinde olup biteni göremeyen Kâbil’deki mücahitler, ancak Taliban başkentin kapılarına dayanınca yeni tehlikenin farkına varmışlardı…

Peşaver’deki Afgan mücahit örgütleri

Sünnî örgütler Pakistan’da, Şiî örgütler ise İran’da üslenmişti. Kentte Maocu Afgan örgütlerinin temsilcileri de vardı.

Ama (Pakistan) Ziya ül-Hak rejimi solculara sıcak bakmadığından bu Örgütler pek faal değildi.

İran ve Pakistan’da üslenen mücahit örgütleri dışında bir de Afganistan’da kendi sınırlı olanaklarıyla yıllardan beri savaşan ve hiçbir örgüte mensup olmayan mahallî liderler ve komutanlar vardı. Mücahit örgütleri Afganistan’da büyük güç kazanmış olan bu kişileri kendi saflarına katmak için çaba harcıyordu. Yerel liderlerden bazıları kendilerine yakın bulduktan örgütlere katılmışlardı. Ancak birçoğu bağımsız hareket etmeyi seçiyordu.

Biz şimdi 1980’li yıllarda Afgan cihadında önemli rol ojmayan bu örgüt ve kişileri birer birer incelemek istiyoruz.

Köktendinci örgütler

Peşaver’de üslenen dört köktendinci mücahit örgütü Hizbi İslamî (İslam Partisi), Cemiyeti İslamî (İslam Toplumu), Hizbi İslamî (İslam Partisi!) ve İttihadı İslamî’ydi (İslam Birliği) Bunlardan ilk ikisi Afgan direniş hareketinin en güçlü örgütleriydi.

Hizbi İslamî

Gulbeddin Hikmetyar’ın lideri olduğu Hizbi İslamî, 1980’li yıllarda en iyi silahlanmış mücahit örgütüydü… Zamanın Pakistan Devlet Başkanı Ziya ül-Hak’tan özel himaye gören Hizbi İslamî kısa sürede büyüdü ve 1980’li yılların başında gücünün doruğuna ulaştı. Örgüt Kabil’deki komünist rejime karşı ilk silahlı saldırısını Kunar ve Paktia illerinde gerçekleştirdi.

Cemiyeti İslamî

En büyük iki mücahit örgütünden biri olan Cemiyeti İslami, ülkenin kuzeyinde yaşayan Tacikleri temsil etmektedir. Afganistan’ın kuzeyinde yaşayan Özbekler ile Türkmenler de başlangıçta bu örgüte katılmışlardı. Ancak Afgan Türkleri kendi örgütlerini kurduktan sonra öteki gruplardan ayrılarak bir çatı altında birleşmeye başladılar.

Hizbi İslamî (!)

Bu örgütü Gulbeddin Hikmetyar’ın lideri olduğu ve aynı ismi taşıyan Hizbi İslamî grubuyla karıştırmamak gerekir. Mutaassıp bir din adamı olan Yunus Halis  liderliğindeki Hizbi İslamî, Kabil, Celalâbad ve Paktia illerinde faaliyet gösteriyordu.

Bunların dışında;

İttihadı İslam

Liberal mücahit örgütleri

İran’daki Şiî Hazara, mücahit örgütleri

“Afgan Sünnî mücahit örgütleri Peşaver’de karargâh kurarken. Hazara örgütleri de İran’da üslenmişti. İran hükümeti, Afganistan’daki Şiî azınlık Hazaralara özel bir ilgi duyuyordu.

1980’li yılların başında İran’da yedi Hazara örgütü bulunuyordu. Bunların hepsi ağız birliği etmişçesine İran İslam Devrimi’nin lideri Ayetullah Humeyni’yi kendilerine örnek almışlardı. Humeyni manevî liderleri ve ilham kaynaklarıydı…”

Sosyal demokrat ve sol örgütler

Afgan Millet

Sazmanı Azadi Milleti Afganistan

Şulei Cavid

Sütemi Millî  (3)

Taliban  piyasaya sürülüyor…

Bugünkü Afganistan,

On üç yıldan beri iç savaş yaşayan, yokluk ve sefalet içinde kıvranan Afganistan, tarih boyunca çeşitli dış güçlerin istilasına uğradı.

Afganistan’ın son davetsiz konukları Ruslar’dı. Ancak Rusların “Afganistan macerası” onlara pahalıya mal oldu. Yüz kırk bin kişilik Sovyet ordusu Afganistan’da kaldığı on yıl içinde (1979-1989) 25.000 ölü verirken; Bunun iki veya üç katı kadar Sovyet askeri de yaralandı.

Soyyetler’in Afganistan’daki maddî zararı da astronomik rakamlara ulaştı. SSCB’nin Afganistan’daki on yıllık askerî ve malî harcamasının 85 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.

Afganlar açısından ise işgalin bilançosu çok daha korkunç boyutlardaydı. Sovyetler 1989 şubatında Afganistan’dan çekilirken, geride yakılıp yıkılmış bir ülke bırakmışlardı. On sekiz milyonluk ülke nüfusunun 5 milyonu ülkesini terk ederken, 2 milyon insan da savaşta hayatını kaybetmişti.

Bunun beşte birini çocuklar oluşturuyordu. Yine 5 milyon Afgan çeşitli şekillerde yaralanmıştı.

XIX. yüzyılın ortalarında İngiltere ile Çarlık Rusyası’nın Afganistan’da oynadıkları “Büyük Oyun” XX. Yüzyılın sonunda bir kere daha tekrarlandı.

Bu sefer sadece oyunculardan biri değişmiş, İngiltere’nin yerini çağımızın süper gücü ABD almıştı.

İngiltere ile Rusya Afganistan’daki  (işgal) yarışında yenişemeyince, bu ülkeyi tampon bir bölge olarak kullanmaya karar vermişlerdi.

Süper güçlerin XIX. Yüzyılın sonundaki dalaşından sonra, ülkenin eski haline kavuşması uzun yıllar almıştı. Bu sefer de Afganistan’ın eski huzurlu günlerine geri dönmesi pek uzun süreceğe benziyor.

Sovyet işgalinin (15 şubat 1989) sona ermesinin üzerinden on yılı aşkın bir süre geçtiği halde, Afganistan’ın hâlâ amansız bir kardeş kavgasının pençesinde kıvranması, bu tahmini destekliyor. (4)

**

Yazılanlar özetle;

-Afganistan, İngiltere ve Rusya için stratejik açıdan önemli konumda bulunan bir ülkedir.

-Aralarında uzun bir süre didişmeden sonra Afganistan’ı işgal ve ilhak etmekten vazgeçerler ve  bir tampon bölge olarak kalmasında anlaşırlar.

-Ancak bu anlaşma Bolşeviklerin iktidara gelmesi ile bozulur.

-Ruslar, ilerleyen zamanda gerekli siyasi altyapıyı kurdukları tarih olan 1979’da Afganistan’ı işgal ederler,

-Ancak bu işgal onlara çok pahalıya patlar. Büyük bedeller ödedikten sonra ilhak edemeyeceklerini, yutamayacaklarını anlayınca ülkeyi terk ederler.

-Rusların Afganistan’ı işgal ettiği dönemde, Rus işgaline karşı birleşerek çarpışan yerel aşiretler ve Mücahit örgütler, Rusların Afganistan’ı terk etmesi ile aralarından iktidar olmak için kavgaya tutuşurlar.

-İktidar kavgası Afganistan’ı yaşanmaz hale getirir, BM temsilcileri de, kardeş kavgasına bir çözüm getiremeyince, böyle bir kaos ortamında ortaya adeta bir kurtarıcı olarak Taliban çıkar. (Piyasaya sürülür!)

-Ancak Afgan halkı kısa bir süre sonra, “Yağmurdan kaçalım derken tipiye tutulduk”larının farkına varırlar.

Sonuç olarak ortada;

-Yıkılmış bir ülke, savaş ortamından kaçmış ve çok kötü şartlarda yaşamaya çalışan milyonlarca yaşlı-çocuk ağırlıklı Afganlı mülteci ; iktidar için birbirlerinin gözleri oyan onlarca sayıda örgüt vardır…

Devam edecek…

-Afganistan’da, İngiltere ve Sovyetler’den sonra boyunun ölçüsünü alma sırası Amerikalıların mı?

Resim;www.anvari.org’dan alınmıştır.

(1)HEDEF ÜLKE AFGANİSTAN, Sahife, 307,  Esedullah OĞUZ

(2)Yazının tamamı için bakınız; A.IşıkAKSU (aaksu@globalyorum.com) ; http://www.yalquzaq.com/?p=16848

(3)“Hedef Ülke Afganistan” Esadullah Oğuz

(4) A.g.e.

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*