Yükselmemizin arkasında Almanya ile ABD’nin post kavgası mı vardır? (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Birlikte yıktılar ancaj beceremediler, yine birlikte kalkındıracaklardır

Osmanlıyı birlikte yıktılar ancak beceremediler, yine birlikte kalkındıracaklar.

 

1783’de İngiltere’den bağımsızlığını kazanan ABD’nin artık uzak denizlere açılma vakti gelmiştir. Bakalım zor günlerinin dostları; Fransız, İspanyol ve Hollandalılarla gelecekte neler yaşayacaklardır? Uluslararası politikalarda tek değişmeyen, “Düşmanımın düşmanı dostumdur.” Anlayışıdır.

ilk küresel imparatorluğu kuran İspanyollar, 16’ıncı asırda altın çağlarını yaşamışlardır. Latin Amerika’dan Avrupa’ya taşıdıkları binlerce ton gümüş ve altın, Avrupa’yı zenginleştirmesinin yanında, Sanayi Devrimine de kaynak olacaktır. Avrupalılar,  devrimlerini aydınlarına borçlu olduklarını ifade etseler de, dürüst olanları bunun; Latin ülkelerinden taşınan gümüş-altın ile madenlerde çalıştırılan yerlilerin kan ve terlerinin olduğunu itiraf etmektedirler. (1)

Birinci bölümde çıkar savaşları nedeniyle oluşturulmuş ortaklıları-ortakları tekrarladıktan sonra kalınan yerden devam edilecektir.

– Amerikan bağımsızlık savaşında taraflar; a) İngiltere, b) Amerika, Fransa, İspanya ve Hollanda,

-1853, Osmanlı-Rus Kırım savaşında taraflar; a) Rusya, b) Osmanlı, İngiltere, Fransa

– I. Dünya Savaşında taraflar; a) Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan, b) Britanya, Fransa, Rusya, Belçika İtalya, ABD, Japonya, Yunanistan, Portekiz ve Romanya,

– II. Dünya Savaşında taraflar; a) İngiltere, Fransa, Rusya, ABD ve Çin; b) Almanya, İtalya, Japonya;

Not 6 ; Yakın tarih savaşlarında bir tarafta, Almanya – Osmanlı – Japonya; Diğer tarafta; İngiltere -Fransa – ABD – Rusya yer almıştır.

Bu ortaklık yapılarına göre ve bugün yaşananları anlamak adına, Almanya – Fransa – İngiltere – ABD – Rus ve Çin  ilişkilerini biraz daha açmamız gerekecektir.

Almanya,

-Almanya, 81,5 milyonluk nüfusu ile  Avrupa Birliği’nin en fazla nüfusa sahip ülkesidir.

– Almanya,   GSYİH’ye göre (2007) dünyanın   üçüncü büyük ekonomisine sahiptir.

-Almanya, ekonomik gelişmişliğiyle, Avrupa (dünya) seviyesinde kilit rol oynamaktadır.

-Almanya birçok bilim ve teknıloji  alanında lider durumda kabul edilmektedir.

Almanya yukarıda sayılan nedenlerle uluslararası arenada kurulan büyük devletler sofranın baş taraflarında oturmaktadır.

Büyümesini ve ekonomik hacmini devam ettirmesi için yeni sömürgelere-pazarlara şiddetle ihtiyacı vardır.

Çin’in, Hindistan’ın, Rusya ve ABD’nin olduğu gibi.

Almanya, İngiltere ve  Fransa’nın birbirleri ile olan ilişkileri,

-“İngiltere ve Fransa Almanya’nın ekonomik başarılarını hep kıskanmışlardır.

-Almanya ile Fransa’da, İngiltere’nin Amerika Birleşik Devletleri ile imtiyazlı ilişkilerine ve ortak yürüttükleri sömürü politikalarına kızmakta ve kıskanmaktadırlar.

-Fransa, Avrupa’da Almanya’dan sonra kıtanın ikinci büyük ekonomisi olma özelliği yanında Afrika başta olmak üzere yoğun uluslararası ilişkileri ile kendisine önemli bir yer edinmiştir.  Ancak bu ilişkileri geçen sürede zayıflamıştır.

Zayıflama nedenler nelerdir?

-Soğuk Savaş sonrası Fransa’nın eski sömürgeleri ve dostları yeni uluslararası ilişkiler fırsatları yakalayarak daha avantajlı partnerler (ortaklar) bulmuşlardır.

Özellikle Çin, Hindistan ve Rusya gibi ülkeler, Fransa’nın da iyi ilişkiler içinde bulunduğu üçüncü dünya ülkeleri ile yoğun bir ilişki içine girmişlerdir.

İngiltere ise, eski sömürgesine (ABD’ye) ve diğerlerine kaptırdıklarını geri kazanmanın (Belki de ümitsiz) hayalleri ve büyük bir borç batağı içerisinde kıvranmaktadır.

Dolayısıyla İngiltere ve Fransa bugün eski ticari ve ekonomik ilişkilerini devam ettirememektedir. (2)

Açıklananlardan anlaşılan, Almanya’nın Avrupa, Avrupa’nın da Almanya olduğudur.

Bu anlayışla bölgemizdeki, “kimin daha fazla kaynağı kontrol edeceği” savaşı, ABD ile Almanya arasında daha kuvvetlice geçmektedir.

Sömürgecilik ve anlayışları

Sömürgecilik, Bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesidir.

Sömürülen bölgelerin kaynaklarına, iş gücüne, pazarlarına el koyulmakta, halkın sosyo-kültürel, dini değerlerine baskı uygulayarak, değiştirilmektir.

Not 7 ; Sömürü, sadece ekonomik kaynakların aktarılmasının yanında hedef ülkenin kültürel değerleri de değiştirilerek uzun vadede gönüllü sömürgeler oluşturulmaktadır.  Burada ilk planda, aklımıza, devrimlerin ihraç edildiği ülkeler gelmelidir. Bu daha da açık ifadesi ile, içerisinde yaşanılan  ithal kültür, hizmet edilerek, yükseltilen kültürdür.

“19 yüzyılda tamamıyla sanayileşen İngilizler, yaptıkları ikili antlaşmalarla diğer ülkelerle ekonomik bağlarını güçlendirirler.

Endüstri geliştikçe üretim artmış, üretim arttıkça endüstri ülkelerinin kendi nüfusları bu üretimi tüketemez olmuşlardır. Bir üretim fazlası ortaya çıkmıştır. Bu üretim fazlasını dağıtacak alanlar (yeni pazarlar) aramaya başlamışlardır.

Öte yandan endüstrinin, pazar ihtiyaçları yanında, ham madde problemi de ortaya çıkmıştır. Avrupa’nın sınırlı hammadde kaynağı karşısında yeni hammadde sağlayacak topraklar elde etme zorunluluğunu vardır…

Not 8;  Bu konu ancak bu kadar güzel ifade edilebilir.

İngiliz Sömürgeciliği,

Afrika’nın sömürgeleşmesinde İngiltere’nin payı çok büyüktür…

İngiliz ticaret şirketleri deniz aşırı pazarları kimseyle paylaşmak istemezler. Bu anlayışla  özellikle Fransızlar ile çatışmalar yaşadılar. Bu sebepten dolayıdır ki Yedi Yıl Savaşları yaşanmıştır.

İngiltere’nin Fransa yanında,  Rusya ile İran üzerinde de aynı nitelikte bir sömürge anlaşması yapmıştır…

Fransız Sömürgeciliği,

Fransız sömürge imparatorluğu 17.yüzyılda başlar ve 1960’lara kadar sürer. 19.ve 20 yüzyıllarda Fransız sömürge imparatorluğu İngiliz İmparatorluğu’nun ardından gelen ikinci büyük sömürge imparatorluğudur.

Fransa’nın Afrika’daki sömürgecilik faaliyeti İngiltere’ninkinin aksi istikametinde olmuştur. Yani İngiltere Afrika’da Kuzey-Güney, Fransa Batı-Doğu istikametinde olmuştur.

Fransa’nın ilerleyişi İngiltere’yi endişelendirmiştir. Fransa’nın kendi sömürgelerine doğru kaymasından korkmuştur. Fransa’nın güneye inmesinin İngiltere tarafından engellenmesi bu devleti Doğu istikametinde ilerlemesine mecbur bırakmıştır.

İngiltere ve Fransa Sudan için birbirleriyle mücadele ediyorlardı. İngiltere Fransa’nın Sudan’dan çıkmasını istiyordu. Savaşa cesaret edemeyen Fransa İngiltere ile barış yapmaya mecbur kaldı ve Sudan’dan çekildi. Nil’in tamamı İngilizlerin hakimiyetinde kaldı. Madagaskar’da Fransa’ya bırakıldı.

Çin’in batıya ilerleyişi

Çin’in Avrupa ile ilişkisi çok eskiye yani 13. yüzyıl zamanına kadar gitmektedir. Avrupa ile Çin’in çok geniş bir ticaret alanı vardı ve Çin’in ipekli kumaşları Uzak Doğu’nun baharatları Avrupa’nın ilgisini çeken önemli tüketim malları idi. Ama Ortaçağ’dan itibaren hem Çin’in hem de Japonya’nın Avrupa ile olan ilişkileri kesilmiştir.

Bu iki devlet kapılarını Avrupa’ya yani Batı’ya kapatmıştır. Bunun sebebi de Avrupa devletlerinin Çin’de ve Japonya’da Hıristiyanlığı yaymak adına yaptıkları dini propaganda ve misyonerlik faaliyetleridir…

1763 yılında İngiltere Hindistan’ı ele geçirmiş ve kendisini Çin’e komşu yapmış oluyordu. Hindistan da ise afyon yetiştiriliyor ve bunun en iyi pazarı da halkının afyon içtiği Çin’di. İngiltere afyon ticaretinden pek çok para kazanmaktaydı. Fakat bir süre sonra Çin imparatorları afyon içilmesini yasaklamıştır.

Afyonun yasaklanmasıyla afyon ticareti de yasaklanmış oluyordu. Buda İngiltere’nin hoşuna gitmedi. İngiltere Çin’e kaçak afyon sokmaya çalışmıştır. Böylece İngiltere ve Çin’in arası açılmıştır. İngiltere 1839 da Çin’e savaş açmıştır. Bu savaşın adı Afyon Savaşı’dır.

Amerika,

Amerika, Amerika’nın keşfiyle birlikte Avrupalıların sömürgecilik ve göç hareketlerine maruz kaldı. Öncü devletler ise Portekiz ve İspanya idi.

Sömürülmesi, Bağımsızlığını kazandığı, 1783 Yılına kadar devam edecektir.

ABD’nin yayılma siyaseti

ABD’nin endüstri ve ziraati ihtiyacın ötesinde büyümüştü.

Not 9 ; Hatırlanacaktır, sanayi devrimini ilk yapan İngiltere, kısa sürede pazar ve hammadde sorunu ile karşılaşmıştır. Şimdi aynı durumu ABD yaşamaktadır.

(Konunun meraklıları aşağıdaki bilgileri arşivlerine alabilirler.)

“James G. Blaine gibi iş camiası ve siyasetin önde gelen figürleri daha fazla ekonomik büyüme için yabancı pazarların gerekli olduğu ve bunun için de saldırgan bir dış politika izlenmesi gerektiğine inanmaktaydılar.

Ernst Haeckel’in “Biyogenik Yasa“sına dikkat çeken John Fiske, Anglo-Saxon ırki üstünlüğü teorisini öne sürmüş, Josiah Strong ise geri ulusları “medenileştirmek ve Hristiyanlaştırmak” gerektiği çağrısını yapmıştı.

Bunlar Amerikan siyaset düşüncesinde bazı gruplarda giderek büyüyen Sosyal Darvinizm ve ırkçılığın da tezahürleriydi aynı zamanda.

Frederick Jackson Turner’in geliştirdiği “Öncülük Tezi”. Amerika’nın öncülüğü medeniyet için gereken yaratıcılık ve gücü taşımaktaydı.

Çoğu insan Amerikan ruhunun sürdürülmesi için denizaşırı yayılmacılığının hayati olduğuna inanmaktaydı.

Alfred T. Mahan’ın 1890’da yayımlanan “The Influence of Sea Power upon History” adlı eseri ABD’nin “dünya gücü” konumunun yükselmesi için gereken üç unsur olduğunu öne sürmüştü:

-Güney Amerika’da bir kanal inşası (Panama Kanalının inşası fikrinin de kaynağıdır),

ABD deniz gücünün genişletilmesi ve

-Pasifik’de Çin ile ticareti geliştirmek için ticari/askeri bir yapı, karakol inşası. “

Sizce Alfred T. Mahan’ın bu üç dileği gerçekleşmiş midir?

Soğuk Savaş Dönemi,

Soğuk Savaş döneminde, Rusya ve Çin, Birleşik Devletlerin ve NATO’nun çeşitli ülkelere müdahalesine karşı anti-emperyalist hareketleri desteklemişler, buna karşılık;

Birleşik Devletler ve Fransa’da “Özgür Dünya” denilen bloktan Komünist bloğa kayma riskine karşı demokrasi yerine üçüncü dünyada diktatörlükleri desteklemişlerdir. (3)

Not 10; Açıklananların ışığında bölge ülkeleri değerlendirildiğinde, ülkemizde de yaşanan darbeler ne anlama gelmektedir? Bunlarla beraber halen yaşanmakta olan,

-“Arap Baharı,”

-“Özgürlük ve demokratikleştirme hareketleri,”

-“Diktatörlerden kurtarma operasyonları;”

-Nükleer ve Kimyasal silahların kötü emelleri olanları eline geçmemesi için ülkelerin işgal edilmesi vb bahaneler…

Bunları bir asker de olan Napolyon tek kelime ile çok güzel ve doğru olarak ifade eder;

-“Para… Para… Para…”

Devam edecek…

-Türkiye’nin son yıllardaki yükselmesinin altında gerçekte ne vardır? Masaya yatırılacak olan ekonomimizin gerçekleridir.

(1) NIALL Ferguson, İmparatorluk, “Britanya’nın modern dünyayı biçimlendirişi”

(2) Prof. Dr. Haydar Çakmak, SDE Yönetim Kurulu Üyesi, AB-Balkanlar Masası Başkanı,

(3) Vikipedi ve çeşitli dergi ve makalelerden alıntılar.

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*