“Yeşil Sermaye”nin Anadolu Sermayesi’nin hüzünlü hikayesi

içerik

Almanya’ya göç eden Türkler, sermaye birikimlerini Almanya üzerinde yaptıkları kadar “Yeşil Sermaye” adı altında Anadolu’ya da yöneltince Avrupa’yı telaş saldı.

Çünkü dünya gıda sanayinin tekelinin (Mezopotamya, Harran Ovası, Konya Ovası, Menderes-Gediz ovaları ile ilgili yatırımlar nedeniyle) Türklerin eline geçme tehlikesi başlamıştı. Avrupa’nın yaş meyve-sebze temini Anadolu kaynaklı olarak Türklerin eline geçti…

Avrupa, Türklerin oluşturduğu bu sistemi yıkmak için Türkiye’deki bazı mekanizmaları endirekt açıdan harekete geçirdi, “yeşil sermaye hortladı”, “laiklik elden gidiyor” propagandaları ile yaklaşık 150 milyar dolar dolayındaki Türk sermayesine, darbeyi yine şeriat hortladı diyen Türkler ve Türkiyeliler vurdu.

Türk sermayesi ile yapılmış birçok fabrika “yeşil sermaye tehlikesi” diye batırıldı. Avrupalının bu tezgâhına Türkiye’nin önemli kurumları da dolduruşa gelip elebaşılık yaptı. Arkasından 28 Şubat adı altında sert çıkışlar yapan üst seviyedeki bazı askerler de oyuna geldi.

Bu olayın arkasından İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, İsviçre, İsrail menşeli birçok ürün Türkiye’ye girdi, gıda sektörünü yabancı patentli ürünler ele geçirdi.

Hâlbuki Türk sermayesi “Yeşil Sermaye” yakıştırmasıyla batırılmasa idi; Harran Ovası, Konya Ovası, Ege Bölgesi ovalarının gıda sektörü sanayileşmiş gıda ürünlerine dönüşecek ve Türkiye dünyanın gıda ambarı haline gelecekti. Avrupa’daki gıda sektörünün yönetimi Türklerin eline geçecekti.

Türk sermayesine “Yeşil Sermaye” damgası vurdurulup Anadolu sermayesinin eritilmesiyle, bu konudaki boşluğu yabancı gıda firmaları Anadolu topraklarında arazi satın alarak ve fabrikalar kurarak doldurdu.

Bu işten Almanya da kazançlı çıkmıştı, çünkü Almanya’da çalışan Türklerin sermayelerini Anadolu’ya taşıması durmuştu. Bu konuda en kazançlı ülkeler, ABD-İngiltere-Almanya ve İsrail oldu. Hatta 2000’li yıllara gelindiğinde Türkiye’nin halk tabanında; fast food – hamburger ile tost yiyecek ve ayaküstü sektörünü Türkler kazandı. Bunun haricinde Türkiye’nin Avrupa’ya; dondurulmuş yiyecek sektöründe Türk rüzgarlarını estirmeye başlaması, bazı planlan alt-üst etmeye yetti. Çünkü insanoğlunun 21. Yüzyıl tercihlerinde, birinci sırayı sanayileştirilmiş yiyecek sektörünün ve içme suyunun alacağı düşünülmesi, Türkiye’nin kartlarını ön plana çıkartmaya başlamıştır… (1)

28 Şubat sürecinde batırılan “İslami!” Holdinglerin  hikayesi, birinci dereceden yaşayanların ağzından verilmektedir.

Görülecektir ki yapılan, sermayenin Anadoluya yayılmasının, hatta ülkenin   kalkınmasının istenmemesi, engellenmesidir.

Türkiye’nin laiklikle maskelenen fakirliğinin gerçek hikâyesi, aynı zamanda Anadolu’yu fabrikalar ile donatmak isteyen ve bu işte bayraktar olan Kombassan’ın eski başkanı öğretmen Haşim Bayram’ın kısa  hikayesidir.

Haşim Bayram, 8 metrekarelik bir evde büyüyen köy çocuğudur. Çalışmasının karşılığında, para yerine kitap alır. Fabrika kelimesini ilk defa o kitaplarda görür ve köyünü, kentini fabrikalarla donatma hayalini o günlerde kurar…

Birlikte dinleyelim; “Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdim. Dershanecilik yapıyordum. Yıl 1988. Bir dostum, Devlet Planlama Teşkilâtı’nın teşvik verdiğini, teşvik alabilirsem, fabrika kurabileceğimi söyledi. Teşvik lâfını, ilk defa duyuyordum.

Konya Matbaacılık, Basın, Ambalaj İmalat ve Ticaret AŞ (Kombassan)’yi kurdum. Teşviği aldık; şirket var. Ama yatırım yapacak para yok. 1989’da ufak bir tasarrufumu kullanarak araziyi satın aldım. Konya’nın ileri gelenlerini topladım. Onlara ‘Fabrika kuralım, insanlara iş temin edelim’ dedim. Bana güldüler, alay ettiler.”

Haşim Bayram daha sonra, bir arkadaşının tavsiyesine uyarak, zengin bir işadamına gider. İşadamı, şimdiye kadar Anadolu’dan çıkıp da başarılı ticaret yapan birine rastlamadığını, vaktinin değerli olduğunu söyleyerek, Haşim Bayram’ı yanından adeta kovar…

Yanına gittiği diğer bir işadamı; “Bu işte ne kadar kâr var?” diye soracaktır. Haşim Bayram “Yüzde yüz kârlı” cevabını verince “Hiç % 100 kârla çalışılır mı? Geçenlerde aldığım tarlayı, % 650 kârla satıyorum” der…

O sırada tarlayı alan adam büroya geliyor. İşadamı, satışı bozar endişesiyle, Haşim Bayram’ı kolunu kıvırarak, ite kaka sokağa fırlatır…

İdealist genç öğretmen Bayram, kırgın ve üzgün bir şekilde (Konya) Aziziye Camii’ne gider. Ağlayarak dua etmektedir;

“Zengin kullarının halini görüyorsun; bana fakir kullarını gönder Allah’ım” diye yakarır…

Tek odalı ofisine döndüğünde, kasketli gariban bir adam kendisini bekliyor. “Siz benim kızımın öğretmenisiniz. Kızım, fabrika kurmak için sermayeye ihtiyacınız olduğunu söyledi. Bizim paramız yok ama evimi sattım size getirdim” demektedir…

Arkadan bir başkası gelir… Karısının bileziğini ve yüzüğünü satıp temin ettiği 300 bin lirayı Haşim Bayram’a teslim eder…

Bundan sonrası bildik hikâyedir…

Yurtdışında çalışan işçilerimizden adeta para akar…

Yıllar içerisinde yaklaşık 80 bin kişiden 800 milyon euro para toplanır ve bu paralar, 500’ü bulan işletme, tesis ve fabrikaya dönüşür… 30.000 kişiye iş sağlanır;

Ve bu tesisler açıklandığı şekilde göz göre göre ve pervasızca batırılacaktır…

-Faisal Finans`ı aldıktan sonra tehdit edildim BDDK ve Hazine`den baskı gördüm. `Sabaha kadar satın, yoksa el koyacağız` dediler. Biz de, geri verdik. O dönemde sıkıntımızı gören bazı emekli generaller devreye girdi. `İşinizi hallederiz` deyip, bizden 25 milyon dolar para istediler. Sonradan biz askeriyeye mal sattık. `Biz, sizi yanlış tanımışız` dediler.

– Kombassan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Bayram, Amerika`da aldıkları marketler zinciri `Hit or Miss`in genel müdürünün Amerika Merkezi Haberalma Örgütü(CIA) ajanı çıktığını söyledi.

-Haşim Bayram, Sakıp Sabancı`nın kendisine `Haşim Bey, size yapılanlar bize yapılsaydı bir haftada yıkılırdık.` itirafını aktarırken `Eğer önümüz kesilmeseydi, bugün 5 milyar dolar ciro yapan, 100 bin kişiye istihdam sağlayan bir kurum olacaktık.` ifadelerini kullanıyor.

-Haşim Bayram, eroin taşındığı bahanesiyle uçaklarının koltuklarının yırtıldığını, tehditlerden sonra kağıt fabrikalarının iki defa yakıldığını söylüyor. Bayram, engellemelerden dolayı Alfa Air gibi bazı firmaları kapatmak zorunda kaldıklarını, eksi Başbakan Necmettin Erbakan`ın yıkıldığı gün Petlas`ta 45 milyon dolara el konulduğunu kaydediyor.

-Faisal Finans`ı devretmelerinin altında da aynı baskıların olduğunu dile getiren Bayram en yetkili ağızlardan kendisine `Kombassan`ın banka sahibi olmasını hiçbir zaman istemeyiz.` denildiğini aktarıyor. Bayram`a Faisal Finans`ın devri için 2 defa yazı gelmiş. Birincisinde `Devredeceksiniz. Biz Kombassan`ın banka sahibi olmasını istemiyoruz.` denilirken ikinci mektupta ise `Bu gece devretmezseniz kapatacağız` ibaresi yer alıyormuş. Bayram, `Ağlaya ağlaya devrettim. Satarken zarar ettik. Ama hiçbir şansımız yoktu. Şimdi suç bizde mi devlette mi? O zaman en sağlam banka o idi.` diye soruyor. `SPK`ya emir veriliyordu, onlar da yapıyordu. Ama biz bütün davaları kazandık. Tedbir koydular,

– “28 Şubat sürecinde sistem bizi hedef aldı.”. Haşim Bayram, şu iddialarda da bulundu. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit`le ABD`ye gidecekken, son anda kafileden çıkarıldık…

“TBMM Holdingleri Araştırma Komisyonuna bilgi veren Kombassan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Bayram, Faisal Finans`ı satın aldıktan sonra BDDK ve Hazine Müsteşarlığı tarafından tehdit edildiklerini ve geri satmak zorunda kaldıklarını açıkladı. Bayram, `Sabaha kadar satın yoksa el koyacağız, diye tehdit ettiler` ifadesini kullandı…

Komisyona yaklaşık 3 saat süreyle bilgi veren Haşim Bayram, çok önemli açıklamalar yaptı. Komisyon üyelerine slayt gösterisi eşliğinde Kombassan`ın doğuşundan günümüze bir brifing veren Bayram, holdingin 40 şirket ve 25 bin çalışanı bulunduğunu söyledi.

Son üç yılda 3 katrilyon cironun yanı sıra 2.5 milyar dolarlık da yatırım yaptıklarını söyledi… Holdingin yaklaşık 80 bin kişiden 800 milyon Euro para topladığını, düzenli bir muhasebe sistemi kurduklarını ve üyelerine ödeme yaptıklarını anlatan Bayram, kimseyi mağdur etmemeye dikkat ettiklerini söyledi.

Komisyon Başkanı Telat Karapınar, kendilerine başvuran Hanefi Doğan isimli kişinin 200 bin Euro alacağı olduğunu hatırlatınca Bayram, kendi kayıtlarına bakarak bu kişinin 175 bin Euro verdiğini 129 bin Euro ise geri ödeme yapıldığını söyledi…

28 Şubat sürecinde yaşadıkları sıkıntıları anlatan Haşim Bayram, `Başbakan Bülent Ecevit`le ABD`ye gidecektik. İşadamları listesi Milliyet gazetesinde yayınlanınca listeden çıkarıldık` dedi…

Maliye Eski Bakanı Zekeriya Temizel`in Kombassan`ı çalışma sisteminden dolayı tebrik ettiğini anlatan Bayram, `islami sermaye` eleştirilerine, `Bizim kurucu üyelerimiz arasında sosyalist, CHP`li olanlar var` karşılığını verdi…

Dünyanın 8-10 aile tarafından yönetildiğini, aynı sistemin Türkiye`de de geçerli olduğunu söyleyen Haşim Bayram, Koç ve Sabancı ailelerinin bir çok alanda kendilerine engel çıkardığını anlattı.

Haşim Bayram, Petlas Lastik Fabrikası`na `kort bezi` almak için Sabancı Grubu`na müracaat ettiklerini anlatarak, `Peşin parayla, kendi paramızla bize mal vermediler` dedi. (2)

Bir ülkenin zengininin daha zengin olması, o ülkeyi daha fazla zenginleştirmez;

Bir ülkenin zengin olması, fakirinin zengin olması ile mümkündür.

Bir ülkede huzurlu bir insana daha fazla huzur sağlamanız, o ülkeyi daha huzurlu ve yaşanır hale getirmez;

Bir ülkede, huzursuz bir  insana huzur sağlarsanız, o ülkeyi daha yaşanır hale getirirsiniz.

Bir ülkede sadece güçlünün yanında yer alırsanız, o ülke uğruna canını verecek insanların sayısı azaltırsınız.

Bir ülkedeki tüm vatandaşlarınızın yanında, hukuk ve adalet kuralları doğrultusunda yer alırsanız, hem vatandaşlarınızı kardeş; hem de ülkenizi cennet yaparsınız.

 

(1) “İngilizler ve Planlar -Stratejik Yaklaşımlar Dizisi.” Mehmet Ali Bilgin, İskenderiye Basım Yayın. Sahife:306

(2) 2005-10-14 Veli Toprak, Yeni Şafak

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*