Yenilmiş galiplerin Propaganda Devletleri, Sanal Bağımsızlıkları ve Mankurtlar (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Akıl, bir terazidir. Ona tartması, ölçmesi ve değerlendirmesi için "bilgi-deneyim" vermelisiniz. ki; Akılsız-Bilgisiz olmasın.

Akıl bir terazidir. Ona tartması, ölçmesi ve değerlendirmesi için “bilgi-deneyim” vermelisiniz. ki; Akılsız-Bilgisiz olmasın!

 

Sorgulamak farkındalığın kapısıdır.  “Ananın ak sütü gibi helal olsun!” Veya “Cennet anaların ayakları altındadır.”  İfadelerinde,  kastedilen; her ana ve her ananın sütü müdür? Elbette değildir.

Bu ifadelerle dillendirilmeyen;

– Helal olan; “Helal” olarak kabul edilen yiyeceklerle beslenen annelerin sütü;

-(Cennetin) “Cennete giden yolda yürüyen anne”nin ayakları altında olduğudur.

Başlamadan konunun üzerine kurulduğu;

Yenilmiş Galipler,

– Propaganda Devletler, 

– (Sanal) Bağımsızlık ve

Mankurtlar’ı kısaca açalım;

Yenilmiş Galipler için ünlüPirus Zaferi” (*) örnek verilmektedir.

Pirus Zaferi ; Her şeyinizi kaybederek, daha doğrusu feda ederek bir “zafer!” kazanmaktır. Elbette buna bir “zafer!” denilirse.

Propaganda (üzerine inşa edilmiş) Devletler;

Propaganda; Politik bir amacı veya iktidarın çıkarlarını destekleyen bilerek çarpıtılmış veya saptırılmış bilgilerdir.

Progapanda; Kitle iletişim araçları kullanılarak, İnsanların düşünce ve davranışlarını etkilemek, tarafsız bilgiler yerine, hedef kitleyi etkileyecek önceden hazırlanmış bilgiler vermektir.

Propaganda da; Olaylar abartılır, gerçekler saklanır, yoğun olarak halkın kafasını karıştırma teknikleri kullanılır.

Propaganda ;Genellikle içerdeki veya dışardaki  (hedefine aldığı kişileri) düşmanı insanlık dışı göstermek ve ona karşı nefret yaratmaktır.  Düşman (olarak seçilenler)  hiç yapmadıkları şeyler için suçlanır ve bu sayede zihinlerde hatalı bir imaj oluşturulur.

Propaganda (oluşturma) teknikleri;  

– Korkuya başvurma:  Önceden seçilmiş semboller kullanılarak bir (düşman tipi) imajı ve anlayışı oluşturulur. Bu imaj ve anlayış (üzerinden) korku devamlı olarak işlenir. Buna “Çekiç siyaseti!” aynı yere vurarak etkiyi güçlendirmek, denilmektedir.

-Tren etkisi: Hedef kitleye “herkes bunu (örneğin; Tüm Medeni Dünya!) yapıyor” diyerek  bir hareket tarzını kabul ettirmek.

-Parıltılı genellemeler: Bilgi veya akıl yürütme gerektirmeden kabul edilmesini sağlamak için yüksek değer taşıyan olgular ve inançlarla alakalandırılmış, yoğun, duygusal olarak çekici sözlerdir. Yurt sevgisi, memleket; barış, özgürlük, onur, v.s. gibi duygulara alakalandırılır. Sözler muğlak ve herkes için başka bir manaya gelebilecek olsa da anlamları hep olumludur:

-Damgalama: Bu teknik propagandanın hedefini nefret edilen veya istenmeyen bir şeyle damgalayarak onun hakkında bir önyargı oluşmasını sağlamayı içerir.

-Günah keçisi: Suçu aslında suçlu olmayan bir kişiye veya gruba atmak. Böylece gerçekten suçlu olanlar korunur veya sorunun çözümüne harcanacak çabalardan dikkat başka yere çekilir.

Özetle propaganda;  bir politika, amaç için yapılır. Kalıcılığı için hükümetler, politik partiler  ve kontrollerindeki uzantılar (medya-yayınlar) tarafından sürekli olarak desteklenir.

(Sanal) Bağımsızlık;

Sınırları belirlenmiş bir toprak parçası üzerinde,  bir ideal etrafında toplanmış insanların oluşturdukları Devlet’in bağımsızlığı; “Olmazsa olmaz!” sınıfına giren mal ve malzemeleri (silahları) kendi imkanları ile üretebilmesi veya bunlara kabul edilebilir karşılıklarla (bir satınalma gücüne) sahip olabilme yeteneğine bağlıdır.

Bağımsızlık, “bir milletin veya bir devletin, kendi vatandaşları veya nüfusu tarafından özgürce yönetilebilmesidir. Yani egemenlik haklarının başkasının elinde olmamasıdır.”

Mankurt; Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde bahsedilen bilinçsiz kölelere verilen bir isimdir.

Mankurt haline getirilmek istenen kişinin elleri ve kolları bağlanarak başı kazınmakta, kazınan baş, ıslak bir deve derisi sarıldıktan sonra öylece kızgın Güneş altında bırakılmaktadır. Kurudukça gerilen Deve Derisi, kölenin başını bir mengene gibi sıkarak ona  inanılmaz acılar vermekte ve onun aklını yitirmesine neden olmakta ve kişi bu işlem sonucunda,  bilinçsiz ve her isteneni sorgusuzca yapacak hale gelmektedir. Mankurt, Cengiz Aytmatov’un 1980 yılında yazdığı Gün Olur Asra Bedel adlı eserinde,  bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.

Mankurtizm; “Sosyal kimlik değiştirme ve öz köküne yabancılaşma” temalarını karşılayan bir terim olarak sosyal psikoloji literatüründe yerini almıştır.

Yukarıdaki tanımlardan hareketle İfadelerimizin ne anlama geldiğini örneklemek için yaklaşık, 100-150 yıl geriye gitmeden önce işlenecek konuları başlıklar halinde vererek biraz daha açalım;

İçeride birliğini tesis etmemiş hiçbir devletin,  “Büyük Devlet” olması mümkün değildir.

Bağımsızlık, söylemlerle değil, rekabetçi devletleriniz kadar ekonomik ve siyasi manada güçlü olmak ve bu güçler arasında bir denge olmayı zorunlu kılmaktadır.

-Halkları bir arada tutan “ortak değerler”dir. Düşmanların yaptıkları ilk iş, bu ortak değerleri aşındırmak ve yozlaştırmaktır.  (Ortak değerler; bir dil, din, kültür olabildiği gibi karşılıklı gösterilen “saygı” da olabilmektedir.)

Önceden çocuklarına ve gençlerine,  ülkeleri ve toplumları için doğru olanları öğretemeyen   ailerinin bireylerinin ileride, toplumlarının, ülkelerinin yönetimi adına doğru karar almaları mümkün olmayacaktır.

Dış borç, ülkenin ilk planda siyasi bağımsızlığını, ikinci planda ekonomik bağımsızlığını yok etmektedir.

Bir topluluğu (aşireti) “Devlet” yapan değerleri aşındırmaya başladığınızda, gerçekte aşındırdığınız aşiretlerin varlığı değil, Devletin temel-yapı taşları‘dır.

Bu ülke, 1853’de Kırım Savaşı ile -çaresizlkten- bir tuzağa düşürülmüştür. Aynı tuzak, 1945 yılında (NATO’da) kurulmuş ve yine ilginçtir! “tıkır tıkır işlemiş!”, “Bin yıllık devlet geleneğine sahip insanlar!” bunun farkına varmamış, varamamış, varmış ancak umurunda olmamış mıdır?

Çok partili hayata geçmemiz (DP, gerçeği) bir (CHP-İnönü) planı, bir İnönü-Bayar tezgahıdır. (Siyaset manasında bire bir) CHP’nin devamıdır.

Bir ülke ekonomisi ve kültür yapılandırılması: 3 Banka, 3 Kanka ve (iki bankanın yaptığı kitap yayınlarına) sınırlı ellere! ihale edilmesi hiçbir şekilde izah edilemez. Para ve bilgi dar alanda tekelleştirilerek hapsedilmesi, ülke yararına değildir.

Çağına göre; Tarım Toplumu, Tarım-İmalat-Ticaret Toplumu, Sanayi Toplumu veya Bilgi Toplumu olamayanların “Bağımsız” olmaları ham hayaldir.

Kendi köklerinden beslenmeyen toplumlar, meyvelerini, (Halkının aklı-emeği-alın terini) ; kendisini besleyen (yabancı) kültürün sahibi devletlere altın bir tepsi içerisinde (belki de farkında olmaksızın, gönüllü olarak!) sunmakta,  aktarmaktadır.

-Meraklıları ülkede (medya kapsamında) yayınlanan ve kanaat önderlerince işlenen  “Kültür Değerleri”ne baktıklarında  (hangi Kültürü-Yaşam Şeklini) ne görmektedirler?

 

Devam edecek…
Resim; “http://www.ixirhaber.com/kultur-sanat/13-eylul-2012-gunun-karikaturu-h33108.html” sitesinden alınmış, alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

(*) Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer. Kazanan tarafın başka bir zafer kazanamayacak kadar fazla yıprandığı imasını taşır. MÖ 280 ve MÖ 279 yıllarında Grek kolonisi Tarentum Kralı Pirus Roma’ya saldırır ve ne pahasına olursa olsun savaşı kazanmak için her şeyini feda eder. Sonunda Pirus, savaşı kazanır; ancak 50 filin desteklediği ordusunun tamamını kaybeder. Savaşı kazanmıştır, ama yanında koskoca ordudan arta kalan üç-beş sefilden fazlası kalmamıştır. Pirus’un bu zaferin ardından “Tanrım, bir daha böyle bir zafer verme” dediği söylenir. Kaynak; Mustafa Özbek, Başkent Üniversitesi Sh.: 27 (Vikipedi’den naklen)

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*