Yeni ortağımız Rusların Tarihi ile Putin’in Politikalarını okurken, Avrupa’nın Rusya’ya bakışındaki benzerlikler okuyanı ürkütmemeli, düşündürmelidir. (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Yazı, Putin’in anlaşılması için üç, Rusya’ya karşı olan Avrupalıları ve stratejilerini anlamak için beş kez okunmalıdır. Bu arada konunun meraklıları benzerlikler için “Aaa.. ne kadar ilginç!” derlerse: Lozan (1923) ile Brest-Litovsk (1918) An(t)laşmaları dikkatlice üstelikte birkaç kez  okunmalıdır. Sonra mı?  Ona da siz karar verirsiniz.

Putin ve Birleşik Rusya’nın mesajının etkili olması gücün bu şekilde oturmasında önemli bir faktördür. Kamuoyu yoklamaları kişisel çekim (vatandaşlar Putin’i özellikle zeki, bilgili, dürüst ve umursayan bir yapıda olarak algılamaktadır) ve ekonomik kalkınmanın Putin’in politikalarına bağlanması nedeniyle oy almaya devam etti görünüyordu; en azından 2008 yılında başlayan ekonomik çöküşe kadar öyleydi.

Bunun yanında Putin, Pazar ekonomisinin desteklenmesi ve aşağılanma” olmadan Rusya’nın Batı medeniyetine entegrasyonu gibi önemli prensiplere sadakati için övgü almıştır. Buna göre, kritik 2003 meclis seçimlerinde partinin mesajı -veya bazılarına göre dikkatle oluşturulmuş “anti-mesajı”- seçmenler arasındaki başarısının anahtarıydı (oldukça olumlu haberlerin yayımlanmasıyla birlikte). Pek az program ortaya kondu ve adaylar meselelerle ilgili televizyonda tartışmalara katılmayı kabul etmedi.

Bunun yerine parti coşkulu ve vatansever bir şekilde, ülkenin istikrar ve zenginliğe giden yolda başkanla birlikte yürüyeceğini, tam içeriği belirsiz ancak çekici olan, “Birleşik ve güçlü Rusya” kavramından ilham aldığını bildirmiştir. Reklamlar ve konuşmalarla seçmenlere ekonominin geliştiği, politik düzenin sağlandığı ve Rusya’nın dünyadaki konumunun geliştiği sürekli hatırlatılmıştır.

Kampanyada kullanılan görüntüler, bu mesajı kelimeler kadar güçlü bir şekilde aktarıyordu: Rus ve Sovyet tarihinden önemli kişiler, mutlu aileler, parlayan yeni binalar ve güzel kırsal görüntüler… Ülkeyle gurur duyma, dünyada saygın olma. Tüm vatandaşlar için “iyi bir hayat”, istikrar, dürüstlük ve mutluluk, birçok seçmene ilham vermiş olan ve vermeye devam eden temalardı. Putin’in başarılarının değerlendirmesi değişebilir.

Bazıları istikrar, normalleşme ve o ilerlemeden bahsederken, diğerleri ise Rusların 90’larda daha iyi durumda olduğunu, Putin politikalarının “Putinizm miti” oluşturmaktan başka bir şey yapmadığını iddia eder. Kesinlikle, Putin etkileyici yasama performansıyla gurur duyabilir. Ekonomi ve toplumla ilgili büyük ve başarılı yasal düzenlemeler arasında, vergi kanununun işletmeler lehine reformu, işletmeler için düzenleme yükünü azaltan yasalar, özel mülkiyete izin veren toprak kanunu, işverenlere işçiler üzerinde daha fazla otorite veren iş kanunu, emeklilik sisteminde gelişmeler, yasal sistemin genişletilmesi ve duruşmalarda savunma avukatlarının haklarının geliştirilmesi (bunlarından çoğu oldukça liberal reformlardır) örnek olarak gösterilebilir. Aynı zamanda taraftarlarına göre Putin, daha önce de bahsedildiği gibi, “güç dikeyliğini” (*) artırarak hükümetin etkinliğini artırmıştır. (1)

Kültürel ve politik nedenlerden dolayı Putin ve müttefikleri basını temizlemeye ve düzenlemeye kararlıydı. Mart 2000’de yapılan başkanlık seçimlerindeki zaferinden sonra Putin yeni bir basın politikası ilan etti. Özgür basın prensibine katıldığını belirtiyor, ancak medyanın kitlesel dezenformasyon ve devlete karşı mücadelenin aracı haline gelmesine izin verilmemesi gerektiğini savunuyordu. Aynı zamanda devletin sahip olduğu medyanın pazara hâkim olup, toplumun “objektif” bilgilere sahip olmasının sağlanması gerektiğini söylüyordu.

Medya kontrolüyle ilgili değil, finansal suçlarla ilgili olduğu iddia edilen bir dizi polis baskını ve tutuklama, kitlesel medyanın içeriği konusunda yeni yasalar ve aralıksız hükümet baskısı eleştirel televizyonu karmaşaya sürükledi. Sovyet televizyonuyla karşılaştırmalar sıklaştı, özellikle de tüm kanalların devlet kontrolüne veya devlet teşekküllerinin eline geçmesi ve haberlerin devlet liderleri hakkında uzun ve eleştiri içermeyen raporlarla dolmasından sonra. Büyük gazeteler ve radyo kanalları benzer şekilde Kremlin’e sadık olan bireyler veya şirketler tarafından satın alındı. Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre, 2007’ye gelindiğinde, kamusal alandan eleştirel basının sıkılarak atılması süreci neredeyse tamamlanmıştır. (Rusya Tarihi.Sahife:693)

Şubat 2008’de yayımlanan Uluslararası Af Örgütü raporuna göre, halkı nefret ve düşmanlığa kışkırtmak, “aşırılıkların” teşvik edilmesi ve memurlara karşı hakarete karşı yasalar gazetecilere karşı kullanılmıştır. En rahatsızlık verici gelişme ise araştırmacı gazetecilere karşı şiddetli saldırılar olmuştur. 2004 yılında Forbes Rusya editörü Paul Klebnikov ve Çeçen savaşını eleştirel bir şekilde yansıtan, gazetesi (Novaya Gazeta) son kalan bağımsız yayın organları arasında olan Anna Politkovskaya’nın 2006 yılında (Putin’in doğum gününde) cinayete kurban gitmesi en dramatik olanlardır. Bu saldırıların neredeyse tümünün failleri meçhuldür ve bazı eleştirmenler devletin bu olaylara karıştığını iddia etmektedir. Suç kimde olursa olsun. Uluslararası Af Örgütü ve Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre devlet, Rusya’nın eleştirel gazetecilik için dünyanın en tehlikeli yerlerinden birisi haline gelmesine engel olamamıştır. (A.g.e.Sahife:694)

Sivil toplum örgütleri ve diğer sivil hareketler, özellikle yabancılarla bağları olanlar ve destek alanlar üzerindeki baskı artmıştır.

1990’lar ve 2000’lerin başında STK’lar artmıştır, analizcilere göre 2004 yılında Rusya Federasyonu’nda faaliyet gösteren 600.000 kadar STK bulunmakta, bunların arasında sosyal hizmet sağlayıcıları, eğitim organizasyonları, politik araştırma merkezleri, cinsiyet eşitliği grupları, kredi birlikleri ve uluslararası haklar örgütleri bulunmaktadır. Bu kuruluşların büyük bir çoğunluğu, Rusya’da sivil toplum ve demokrasiyi desteklemek isteyen yabancı organizasyonlar ve hükümetlerden mali destek almıştır. Eski Sovyet topraklarında “renk devrimleri” ortaya çıkmaya başlamadan önce hükümetin kaygıları görülebiliyordu.

Gürcistan’da 2003’te “Gül Devrimi”, özellikle Rus hükümetinin Batı destekli bir STK’yı suçladığı 2004 Eylül’ünde Ukrayna’daki “Turuncu Devrim”, ve Eylül 2004’te çoğu çocuk yüzlerce rehinenin hükümetin kurtarma çabasında öldüğü. Kuzey Kafkasya’da Beslan’da bir okula gerçekleşen terörist saldırıdan sonra devlet otoritesini güçlendirmek için yeni çabalar başladı.

Mayıs 2004 gibi erken bir tarihte, daha otoriter olan ikinci döneminin başında Federal Meclis’e yaptığı konuşmada Putin, yabancı kaynaklardan fon alan hükümet dışı organizasyonların ulusal çıkarlara tehdit oluşturduğunu ve onları “besleyen eli ısırabileceklerini” söylemiştir.

2008 yılındaki son konuşmasında daha da sert sözler sarf etmiş, Rusya’yı tehdit eden bir tür STK sömürgeciliği olduğunu iddia etmiştir: “Dışarıdan içişlerimize doğrudan müdahale için gönderilen para seli artmıştır. Uzak geçmişimizde olanlara bakarsak, sömürgecilik yıllarında bile sömürgeci devletlerin medenileştirme gücünden söz edildiğini görürüz. Şimdi ise demokratikeşme sloganlarıyla silahlanıyorlar, ancak amaç değişmiyor: Tek taraflı üstünlük ve avantaj kurma!”

Bu kaygılar dikkatli bir veto sürecinden sonra tüm STK’ların yeniden kaydedilmesini gerektiren, 2005 yılında çıkartılan bir yasaya yansıtılmıştır.

Bu süreç beklendiği kadar sert geçmemiştir, ancak özellikle insan hakları konusunda çalışan bazı büyük Rus STK’ları kapatılmış, dış desteğe erişim daha karmaşık hale gelmiş ve bürokratik engellerle örgüt kurmak zorlaşmıştır. Genel olarak eleştirmenler; insan hakları eylemcileri, çevreciler, dini gruplar, eşcinsel eylemcilerin vs. taciz edildiğini söylemektedir. Bazı sivil haklar askıya alınmış ve seçimleri izleyen kuruluşlar en azından geçici olarak (bazı durumlarda STK kanununa göre, bazen de yangın yasası ihlali nedeniyle) engellenmiştir. Sivil toplumu yönetme çabasında hükümet, eleştirmenler tarafından HDSTK, MSTK ve HKBSTK (hükümet destekli STK, manipüle edilmiş STK, hükümet kaynaklı ve başlangıçlı STK) olarak adlandırılan kendi sivil toplum hareketlerini düzenlemiştir.

En çok eleştirilenler arasında 2005 yılında Genç Demokrat Anti-Faşist Hareket veya Nashi (Bizimkiler) olarak bilinen hükümet yanlısı milliyetçi gençlik hareketi bulunmaktadır.

Kamuoyunda Putin karşıtlığı sağda ve solda devam etmiş, fakat oldukça marjinal bir hale gelmiştir. “Düşmanlığın kışkırtılması” ve “aşırı faaliyetler” konulu 2002 yılında çıkartılan bir kanunla, aşırı oldukları düşünülen örgütler, özellikle de aşırı sağcı milletçi gruplar baskı altına alınırken, bundan kiliseye karşı duran liberal eleştirmenler de etkilenecekti.

En önemli düzen karşıtı oluşum ise sivil toplum grupları ve rejimin politik muhaliflerini barındıran “Diğer Rusya” hareketiydi. Her yıl gerçekleştirilen “Muhalifler Yürüyüşü” (nesoglasnykh – tam karşılığı ‘’katılmayanlar”) sırasında görünen bu grubu hükümet önlemeye ve kapsam açısından sınırlamaya çalışmıştır.

Şubat 2008’de yayımlanan ve bu eğilimleri özetleyen Uluslararası Af Örgütü raporu, “Rusya Federasyonu’nda muhalif görüşler, bağımsız medya ve bağımsız kuruluşların hareket alanı daralıyor,” diyecekti. (2)

Devam edecek

www.canmehmet.com

Resim: web ortamından alınmış yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynak ve açıklamalar:

(*) Güç Dikeyliği: Devlet idari yapılanmasındaki tercih, gücün yukarıdan aşağıya doğru akmasıdır.

(1) Rusya Tarihi. Sahife:693, 694, 697

(2) A.g.e: Sahife.695

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*