Yeni ortağımız Rusların Tarihi: Anlatılmayanları ile Rusya-Ukrayna meselesi ve elbette Türkiye (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Rusya ve Ukrayna ortak bir kültür ve tarihe sahip olmalarına rağmen geçen yüzyılda zaman zaman gerginleşen bir ilişki yaşadı. Uzmanlara göre iki ülke arasındaki bugünkü krizin kökü bu döneme dayanıyor. Ukrayna’nın jeopolitik önemi çok açık. Rusya için Ukrayna Avrupa pazarlarına gaz ihracı için ana transit yolu. Ukrayna aynı zamanda Batı’dan Rusya’ya gelebilecek herhangi bir tehdidi yavaşlatan tampon bölge görevi görüyor.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin Ukrayna’nın öneminin çok iyi farkında. Mart ayında Kırım’ı ilhak ettiğinden beri konuşmalarında hep aralarındaki Slav kardeşliğini vurguladı: “Her zaman Ukrayna’yı sadece yakın komşumuz değil, kardeş ülke olarak gördük ve hep öyle göreceğiz.”

Rus televizyon istasyonu TV Rain’den Maria Makeeva’ya göre, iki ülke arasındaki ilişki Putin’in tanımladığı kadar basit değil ve özellikle Ukraynalılar açısından daha karmaşık: “Bir karikatürde bir Ukraynalı kapıyı kapatmaya çalışırken Rus üniformalı bir başkası içeri girmeye çalışıyor. Rus “Kapıyı aç kardeş seni faşistlerden korumaya çalışıyorum” diye sesleniyor. Bu karikatür Ukraynalılar’ın ne düşündüğünü çok iyi anlatıyor.”

1930’larda milyonlarca Ukraynalı’nın öldüğü Sovyet diktatörü Josef Stalin tarafından yönetilen kitle idamları ve kıtlık, Ukrayna’da unutulmuş değil. Ruslar ise bazı Ukraynalılar’ın İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler ile işbirliği yapmasını ihanet olarak görüyor. Rus medyası bu olayı Avrupa yanlısı göstericileri “faşistler” olarak damgalamakta kullanıyor.(1)

Ukrayna, 2004’te meydana gelen renkli devrimin ardından günümüze kadar geçen sürede çok sayıda siyasi kriz ve iç karışıklık yaşadı. On yıl devam eden zorlu bir sürecin sonunda 2014’de Rusya işgaline maruz kalarak Kırım’ı fiilen kaybetti, ülkenin doğusunda ise yönetimin Rusya yanlısı milislerin eline geçmesine engel olamadı. Bölgede Ukrayna güvenlik güçleri ile Rusya yanlısı ve destekli milisler arasındaki çatışmalar hâlâ devam ediyor.

Ukrayna üzerinde on yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Avrupa Birliği-Amerika Birleşik Devletleri üçgenindeki nüfuz mücadelesinin bu derece sert geçmesi, aslında Ukrayna’nın ne kadar önemli bir ülke olduğunu gösteriyor. Ülkenin bu öneminin başında ise jeopolitik konumu ön plana çıkıyor.

Ukrayna’nın jeopolitiği

Uluslararası alanda devletlerin politikalarını şekillendiren en önemli unsurların başında coğrafyanın geldiği kabul edilir. Nitekim Napolyon’un “Coğrafya, ülkelerin kaderini belirler” sözü, bu durumu en iyi açıklayan ifadelerin başında gelir. Bu bağlamda kısaca “coğrafyanın politikaya verdiği yön” olarak tanımlanabilecek jeopolitik kavramı, Ukrayna’nın taşıdığı öneminin anlaşılabilmesi için bir anahtar.

Ukrayna-Türkiye ilişkileri Sovyetler Birliği’nin dağılmasından itibaren sürekli iyi düzeyde bir ilerleme gösterdi. Elbette bunun birçok nedeni bulunuyor. Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı olması, jeopolitik açıdan Karadeniz’in güvenliğinin sağlanması noktasında Türkiye açısından önem taşıyor. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı gazın büyük kısmının Ukrayna üzerinden geçen hat vasıtası ile Türkiye’ye ulaşması da bu ülkenin jeopolitik konumunun önemini gösteriyor. (2)

Türkiye-Rusya Araştırmalar Merkezi (TÜRAM) kurucu Başkanı ekonomist Aydın Sezer, “Türkiye’nin Kırım konusu da dahil olmak üzere Ukrayna ile ilişkilerinde Rusya’yı kızdıracak ya da sinirlendirecek bir adım atması söz konusu olamaz” dedi.

Türkiye ile Ukrayna arasında enerji alanında önümüzdeki günlerde çalışma grubu toplantısı yapılacağı ifade edilirken, bu işbirliğinin çerçevesi de tartışılıyor. Ekonomist Aydın Sezer, Türkiye-Ukrayna görüşmelerinde enerji alanıyla ilgili ayrı bir başlık açılmasını yadırgadığını vurgularken, Türkiye ile Rusya arasındaki enerji alanındaki işbirliği dikkate alındığında Ukrayna ile bu alanında bir çalışma grubunun oluşturulması sadece iyi niyetli bir girişim olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu için gittiği ABD’nin New York kentinde Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko ile bir araya geldi. Ukrayna Devlet Başkanlığı Basın Sözcülüğü’nden yapılan açıklamada, tarafların, yakın zamanda enerji alanında Türkiye-Ukrayna çalışma grubu toplantısı yapılması konusunda da mutabık kaldıkları duyuruldu. Peki, Türkiye ile Ukrayna enerji alanında nasıl bir işbirliği yapılabilir?

Rusya : Erdoğan’ın sözleri protokol gereği olsa bile ilişkileri zorlaştırabilir.

‘TÜRKİYE’NİN, UKRAYNA İLE İLİŞKİLERİNDE RUSYA’YI KIZDIRACAK BİR ADIM ATMASI SÖZ KONUSU OLAMAZ’

Bu sorunun yanıtını Türkiye-Rusya Araştırmalar Merkezi (TÜRAM) kurucu Başkanı ekonomist Aydın Sezer, Sputnik için değerlendirdi. Türkiye’nin Rusya ile yaşadığı uçak krizi esnasında Türkiye’nin Rusya ile sıkıntılar yaşayan Ukrayna ile yakın ilişkiler tesis etmeye çalıştığını vurgulayan Sezer, “Bugün Türk-Rus ilişkilerinin ve Suriye’de yürütülen ilişkilerin ışığında baktığımız zaman Türkiye’nin Kırım konusu da dahil olmak üzere Ukrayna ile ilişkilerinde Rusya’yı kızdıracak ya da sinirlendirecek bir adım atması söz konusu olamaz. Bunun altını net olarak çizebiliriz” dedi.

Türk akımı, Türkiye’yi doğalgaz merkezi yapacak’

‘ENERJİ ÇALIŞMA GRUBU OLUŞTURULMASI İYİ NİYETLİ BİR GİRİŞİM’

Türkiye ile Ukrayna arasında enerji alanında bir çalışma grubunun oluşturulmasını ‘sadece son derece iyi niyetli bir girişim’ olarak niteleyen Sezer, “En azından potansiyelin keşfine yönelik, ne yapılabilir sorusuna cevap almak şeklinde düşünüyorum” diye konuştu.

‘TÜRKİYE TÜRK AKIMI’NDA KARARLI’

Türkiye ile Rusya’nın üzerinde çalıştığı Türk Akımı projesinde gelinen noktayı da değerlendiren Sezer, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Türk Akımı ile ilgili gerekli izinleri Rusya’ya verdiğine ilişkin medyada haberlerin yer aldığını anımsattı. Aslında Türkiye’nin Türk Akımı ile ilgili inşaat izni hariç tüm izinleri Rusya’ya 2015’in Haziran ayında zaten verdiğini anlatan Sezer’e göre medyaya yansıyan bu haberler de Türkiye’nin bu projeyi gerçekleştirmesi yönündeki kararlığını belirtisi. Sezer, “Yani ‘biz bu projeyi yapmak istiyoruz, devam edelim’ anlamında bir mektup, nota olarak düşünüyorum” dedi.

Türk Akımı ile ilgili hükümetler arası anlaşma imzalanmasının beklendiğini vurgulayan Aydın Sezer, “Bunun da ekim ayı içerisinde imzalanacağına dair çok güçlü sinyaller alıyoruz” dedi. Ekim ayında İstanbul’da Türkiye-Rusya Karma Ekonomik Komisyonu toplantısının yapılmasının beklendiğini ifade eden Sezer, hükümetler arası anlaşmanın imzalanması ile de Türk Akımı’nın Türkiye ayağının yani 1. hattın inşası ile ilgili sürecin tamamlanmış olacağını belirtti.(3)

Ve Tarih penceresinden görünen Ukrayna ve Rusya ilişkileri

Rusya-Ukrayna ilişkilerinde potansiyel çatışma kaynakları çoktur. Ukrayna’da özellikle ülkenin doğusu ve Rusların çoğunluk olduğu, ekonomik ilişkilerin artık ayrılmaz bir duruma geldiği Kırım’da milyonlarca etnik Rus yaşamaktadır. Ukraynalıların, halklarına karşı Stalin hükümetinin “soykırımı” olarak gördükleri Holodomordaki 1932-33 kıtlığı gibi (Yaklaşık beş milyon Ukraynalının açlıktan kasıtla öldürüldüğü iddiası -Rusya Tarihi-) suçların hatıralarının canlı olmasından beslenen Rus egemenliğine düşmanlık, Ukrayna ulusal kimliğinin bir parçası haline gelmiştir. Aynı zamanda Rusya’da gelişen “Ukraynafobi”yle birlikte, Ukraynalıların kendilerini ayrı bir ulus olarak kabul etmeleri, Rus egemenliğini azaltmaları ve zararlı Batıcı akımları kabul etmelerine karşı bir hareket gelişmiştir.

Bu durumda. 1990’larda Rusya ve Ukrayna’nın sınırlar, askeri üsler ve enerji kaynakları hakkında bir dizi anlaşmazlığı çözebilmiş olması kayda değerdir. Ardından, 2004 yılında gerçekleştirilen Ukrayna seçimleri hakkındaki anlaşmazlık gelmiştir. Rusya’nın eski Sovyet dünyasında, özellikle de NATO’nun genişlemesiyle ilgili kaygıları bulunmaktaydı.

Batılı güçlerin çoğu, Batı taraftarı muhalefet adayı Viktor Yuşçenko’yu açıkça destekliyordu. Rusların çoğu bunu Rus etkisine karşı bir saldırı olarak gördü.

Rusya da Rus taraftarı aday olan Viktor Yanukoviç’i desteklerken, Ukraynalılar ve Batılıların çoğu bunu bölgede Rusya’nın neo-emperyalizmi olarak gördü. Yanukoviç’in zaferini ilan etmesi, birçok siyasi analist tarafından şaibeli olarak değerlendirildi. Batılı organizasyonlar ve devletlerin desteğiyle düzenlenen koordineli protesto hareketi. Aralık 2004’te tekrarlanan seçimle Yuşçenko’nun başkanlığa getirilmesiyle sonuçlandı. Bu Turuncu Devrimcin ardından sorunlar ortaya çıktı: Rusya Batı’ya, gelişmelere “karıştığı” için tepkiliydi. Doğalgaz arzı ve fiyatları, ticaret, Ukrayna’nın AB ve NATO’ya katılma arzuları ve Ukrayna’da Rus dilinin durumuyla ilgili sert tartışmalar yaşanırken, Rusya ve Yuşçenko hükümeti arasında gerilim arttı.

Yine de iki hükümet, ilişkilerin tamamen kopmasından kaçındı ve Rus yönetimi bu çatışmanın Batı’yla olan ilişkileri zedelememesi için elinden geleni yaptı. Putin aynı zamanda başka bir ülkenin seçimlerinde bir adaya açıkça destek verilmesinin bir hata olduğunu fark etti.

..2004 yılında, sekiz eski komünist devlet Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Slovenya üye olarak kabul edildi. Böylelikle, AB yöneticilerine göre, büyük güçlerin 60 yıl önce Yalta’da karar verdikleri Avrupa’nın bölünmesi doktrini sonunda bitmiş oldu. S.706

NATO’nun Doğu Avrupa’da genişlemesi özellikle gerilime yol açan bir unsurdu. Haksız olmayan bir şekilde Rusya karşıtı olarak görülen bu hareketlere Rusya cinden güçlü bir olumsuz tepki geldi. 1997 yılının Mart ayında, Duma 300’e karşı 1 oyla genişlemeye karşı olduğunu ilan ederken, bu düzeyde bir politik oybirliği daha önce görülmemişti. Yeltsin’in Batı karşıtı eleştirmenleri genişlemenin Batı’nın zayıf ve izole olmuş bir Rusya istediğini kanıtladığını söylüyordu. Rusların sınırlarının yakınında eski anti-Sovyet askeri ittifakın büyümesini kabul etmesi için tavizler verildi; -her halükarda bu durumu engelleyemeyeceklerini biliyorlardı- bu tavizlere Batılı güçler ile belirsiz “Barış Ortaklığı” üyeliği ve yavaşlatılmış genişleme süreci dahildi. Ancak, gördüğümüz gibi, değişimin yönü durdurulamazdı. 1955 yılında NATO’ya karşı denge oluşturulması için kurulan Sovyet liderliğindeki Varşova Paktı’nın Rusya dışındaki tüm eski üyeleri 1999 ve 2009 arasında NATO’ya katıldı. (4)

Farklı kaynaklara göre Rusya-Ukrayna ilişkileri özetlenirse :

– Ukrayna’nın jeopolitik önemi çok açık. Rusya için Ukrayna Avrupa pazarlarına gaz ihracı için ana transit yolu. Ukrayna aynı zamanda Batı’dan Rusya’ya gelebilecek herhangi bir tehdidi yavaşlatan tampon bölge görevi görüyor.

-1930’larda milyonlarca Ukraynalı’nın öldüğü Sovyet diktatörü Josef Stalin tarafından yönetilen kitle idamları ve kıtlık, Ukrayna’da unutulmuş değil. Ruslar ise bazı Ukraynalılar’ın İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler ile işbirliği yapmasını ihanet olarak görüyor. Rus medyası bu olayı Avrupa yanlısı göstericileri “faşistler” olarak damgalamakta kullanıyor.

-Ukrayna üzerinde on yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Avrupa Birliği-Amerika Birleşik Devletleri üçgenindeki nüfuz mücadelesinin bu derece sert geçmesi, aslında Ukrayna’nın ne kadar önemli bir ülke olduğunu gösteriyor. Ülkenin bu öneminin başında ise jeopolitik konumu ön plana çıkıyor.

-Uluslararası alanda devletlerin politikalarını şekillendiren en önemli unsurların başında coğrafyanın geldiği kabul edilir. Nitekim Napolyon’un “Coğrafya, ülkelerin kaderini belirler” sözü, bu durumu en iyi açıklayan ifadelerin başında gelir.

-Ukrayna-Türkiye ilişkileri Sovyetler Birliği’nin dağılmasından itibaren sürekli iyi düzeyde bir ilerleme gösterdi. Elbette bunun birçok nedeni bulunuyor. Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı olması, jeopolitik açıdan Karadeniz’in güvenliğinin sağlanması noktasında Türkiye açısından önem taşıyor. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı gazın büyük kısmının Ukrayna üzerinden geçen hat vasıtası ile Türkiye’ye ulaşması da bu ülkenin jeopolitik konumunun önemini gösteriyor.

– “Türkiye’nin Kırım konusu da dahil olmak üzere Ukrayna ile ilişkilerinde Rusya’yı kızdıracak ya da sinirlendirecek bir adım atması söz konusu olamaz” dedi.

-Rusya-Ukrayna ilişkilerinde potansiyel çatışma kaynakları çoktur. Ukrayna’da özellikle ülkenin doğusu ve Rusların çoğunluk olduğu, ekonomik ilişkilerin artık ayrılmaz bir duruma geldiği Kırım’da milyonlarca etnik Rus yaşamaktadır.

-Rusya da Rus taraftarı aday olan Viktor Yanukoviç’i desteklerken, Ukraynalılar ve Batılıların çoğu bunu bölgede Rusya’nın neo-emperyalizmi olarak gördü.

-..2004 yılında, sekiz eski komünist devlet Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Slovenya üye olarak kabul edildi. Böylelikle, AB yöneticilerine göre, büyük güçlerin 60 yıl önce Yalta’da karar verdikleri Avrupa’nın bölünmesi doktrini sonunda bitmiş oldu.

NATO’nun Doğu Avrupa’da genişlemesi özellikle gerilime yol açan bir unsurdu. Haksız olmayan bir şekilde Rusya karşıtı olarak görülen bu hareketlere Rusya içinden güçlü bir olumsuz tepki geldi. 1997 yılının Mart ayında, Duma 300’e karşı 1 oyla genişlemeye karşı olduğunu ilan ederken, bu düzeyde bir politik oybirliği daha önce görülmemişti. Yeltsin’in Batı karşıtı eleştirmenleri genişlemenin Batı’nın zayıf ve izole olmuş bir Rusya istediğini kanıtladığını söylüyordu. Rusların sınırlarının yakınında eski anti-Sovyet askeri ittifakın büyümesini kabul etmesi için tavizler verildi; -her halükarda bu durumu engelleyemeyeceklerini biliyorlardı- bu tavizlere Batılı güçler ile belirsiz “Barış Ortaklığı” üyeliği ve yavaşlatılmış genişleme süreci dahildi. Ancak, gördüğümüz gibi, değişimin yönü durdurulamazdı. 1955 yılında NATO’ya karşı denge oluşturulması için kurulan Sovyet liderliğindeki Varşova Paktı’nın Rusya dışındaki tüm eski üyeleri 1999 ve 2009 arasında NATO’ya katıldı.

Özetin özeti: Her yiğidin gönlünde bir “imparatorluk!” yatar.

Devam edecek…

-Ruslar ne oldu da komünist gömleğini çıkardı?

www.canmehmet.com

Resim: web ortamından alınmış, alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir. https://www.google.com.tr/search?q=Russia%27s+Ukraine+issue&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=0ahUKEwi3v47di6LVAhURkRQKHX1xDwsQ_AUICygC&biw=1067&bih=492#imgrc=rx36BeN2zft6lM:

Kaynaklar :

(1) https://www.amerikaninsesi.com/a/rusya-ukrayna-ilisklerininm-gecmisi/1948676.html

(2)Halit Gülşen, Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Sırasıyla Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM, 2008-2009), Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM, 2009-2012) ve Anadolu Ajansı’nda (AA, 2012-2015) çalıştı. Halen TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Güvenlik Çalışmaları Bölümü’nde yüksek lisans programına devam eden Gülşen’in Rusya ve Post-Sovyet coğrafyasına yönelik çalışmaları Ermeni Araştırmaları Dergisi, Review of Armenian Studies, Avrasya Dosyası, İnsanlığa Karşı Suçlar ve Tarih, Stratejik Analiz dergilerinde yayımlandı.Daha fazlası için bakınız: www.aljazeera.com.tr/gorus/turkiye-ukrayna-iliskileri-neden-onemli

(3) Daha fazlası için bakınız: https://tr.sputniknews.com/columnists/201609211024924572-turkiye-ukrayna-rusya-enerji/

(4) Rusya Tarihi, (sahife:705, 706, 707)

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*