“Yeni Devlet” gerçeği; “Ama bize Sevr Antlaşması’nı böyle anlatmadılar!” Ya Öyle mi! (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Başka bir söze gerek kalmaması için özetlersek; "Bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir!" (Winston Churcill, İngiltere Başkanı)

Başka bir söze gerek kalmaması için özetlersek; “Bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir!” (Winston Churcill, İngiltere Başkanı)

Sevr’in rahat anlaşılması adına yaşanmış bir olayı anlatalım. Bir doktor, savcı ile birlikte işlenen bir cinayete hazırlanacak rapor için köye giderler. Adam alnından vurulmuştur. Doktor merhumu kontrol ederken yardımcısı doktorun kulağına eğilerek, “Doktor bey, Allah adamın gözünü korumuş, ya mermi adamın gözüne gelseydi?” dediğinde, at sırtında uzun bir yolculuktan dolayı yorgun, bezgin haldeki doktor,

-Yahu! Adam ölmüş, gözünden vurulsa ne olur, alnından vurulsa ne…!”

Bunu neden anlattığımızı “Sevr Antlaşması” ile ilgili konuyu bağlarken yazacağız.

“Yeni Devlet” gerçeğine, neden “Sevr” ile başladık?

Sevr Antlaşması, Osmanlı Hanedanlığının nerede ise suçlandıkları tek konudur. Okuduklarımızdan ve öğrendiklerimizden gözümüze çarpan çelişkileri bir açık büfe misali sergileyecek, gerisini, tarihçilere, araştırmacılarına ve meraklılarına bırakacağız.

Bu bölümde Sevr ile ilgili belgeler ve tarafların görüşleri verilecek, gelecek bölümde Sevr konusu bağlanarak, “Yeni Devlet”in kuruluşuna geçilecektir.

Kısaca Sevr Anlatması’na giden süreci hatırlarsak;

Birinci Dünya Savaşı’na girişimiz ve sonucu;“1913 Yılında gerçekleştirilen bir darbeyle yönetime el koyan İttihat ve Terakki Cemiyeti, ülkede fiilen bir “Tek Parti Yönetimi” oluşturdu. 2 Ağustos 1914’de (gizli) bir Türk-Alman İttifak Antlaşması imzalandı. (Üç ay sonra) Karadeniz’e devriye ve tatbikat amacıyla çıkan gemiler (içlerinde Düşmandan kaçan (!) Modern Alman savaş gemileri de vardır.) 29-30 Ekim’de Odessa ve Sivastopol’ü (Rusya’yı) bombaladılar.  Bu şekilde Osmanlı devleti, 30 Ekim 1914‘de, I. Dünya savaşına katılmış oldu. 3-4 yıl sonra I. Dünya Savaşı’nın sonunu (Ağır yenilgiyi ve olacak sonucu) gören İttihat ve Terakki hükümetinin istifasıyla kurulan Ahmet İzzet Paşa kabinesi (Galip devletlerden) İngilizlerle irtibata geçerek (Rauf –Orbay- başkanlığında bir heyetle) Limni Adası limanında Mondros Mütarekesi olarak geçen anlaşmayı, 30 Ekim 1918’de imzalandı.

Mondros Mütarekesi şartlarına göre;

-Askerler terhis edilecek, bunların silah ve teçhizatları teslim edilecek;

-İtilâf devletleri, güvenliklerinin tehlikeye düşmesi halinde, herhangi bir stratejik bölgeyi işgale hakları olacak…

Özetle 1918 Yılında,  girilen I.Dünya Savaşı’ndan ağır bir yenilgi alınması üzerine yapılan anlaşma sonucu; Orduların dağıtılmasına ve galiplerin en küçük bahanelerinde  ülkenin diledikleri yerlerini işgaline rıza gösterilir. Gerçeğinde Rauf  (Orbay’ın) 30 Ekim 1918’de imzaladığı Mondros Antlaşması, Devletin teslim belgesidir. (Rauf -Orbay- Bey, ileride kurulacak Yeni Devlet’in, 3’cü Başbakanı olacaktır.

Şimdi ortada; dönemin büyük devletlerinin tamamının işgali altında bir ülke ve yönetimde de bunlarla bir ilgisi olmayan gerçekte, (3Temmuz 1918’de tahta çıkmış) dönemin belirleyici güçlerince sarayının etrafı da tel örgülerle çevrili, esaret altında tutulan bir Sultan vardır. Bu durumu İng. İstihbarat subayı Bennet açıklamaktadır. (1)

“Sevr Antaşması“; Sultan Vahdettin’in imzalamadığı ve tarafların (ilgili devletlerin) meclislerinde de onaylanmadığı için taslak halinde kalmıştır. Bu antlaşma, detayları aşağıda anlatıldığı üzere Mondros Antlaşması’ndan yaklaşık, 21 ay sonra, gerçeğinde Osmanlı Devleti’nin elinden petrollerin alınması için baskı-şantaj unsuru olarak hazırlanmıştır.

İleride “Hain” olarak suçlanacak olan Sultan Vahdettin’in tahta çıkarken devletinin  içerisinde bulunduğu şartlar bunlardır.

-“Sevr Antlaşması, 10 Ağustos 1920’de, hemen hemen tutsak olan Padişahın ve çaresiz hükümetinin temsilcileri tarafından imzalandı. (2)

“..Kardeşinin ölümü üzerine birkaç ay önce tahta çıkmış olan yeni Padişah VI. Mehmet (Vahidettin, 3 Temmuz 1918’de Sultan Reşat’ın ölümü üzerine 57 yaşında tahta çıktı.) Büyük güçlüklerle yeni bir Sadrazam ve kabine buldu… Talat ve Jön Türkler hâlâ Meclis’e, polise ve orduya hâkimdiler ve yeni rejimi denetlemek için kabinede temsil edilmek istiyorlardı. Sultan’ın onaylayacağı ve Talat’ın koşullarını kabul edecek bir devlet adamı bulunması bir hafta sürdü. Sonunda itilaf devletlerince kabul edilebilir olacağı düşünülen Ahmet izzet Paşa, içinde ittihatçıların da bulunduğu yeni kabineyi kurdu. Talat ile nazırları resmen 13 Ekim’de istifa ettiler..”(3)

“..İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon, 1 Ekim 1920’de Paris’teki İngiliz Büyükelçisi Lord Derby’ye gönderdiği telyazısında, işi geciktirmeden Sevr Antlaşması’nı onaylaması için Damat Ferit’e baskı yapılmasını, bunu yapamazsa, antlaşmayı onaylayacak yeni bir Sadrazam bulunmasını öneriyordu.’ (4)

Sevr Antlaşması’nın, Petrol ve San Remo ile olan ilgisi…

Sabık Sultan Vahdettin’in, Osmanlının ve Petrolünün paylaşıldığı San Remo’ya sürgüne gönderilmesinde (İşgalcilere göre) özel bir anlamı mı vardır? Bugüne kadar bununla ilgili bir görüşe rastlamadığımızı ifade edelim.

Sevr ve Petrol…

Versailles Konferansı, (*) (Lütfen dip notu okuyunuz.)

Mandalar konusunda Amerika Birleşik Devletleri’nin durumu belli oluncaya kadar Türkiye üzerindeki anlaşmanın açıklanmasını yasakladı. (5-6)

Müttefikler, Nisan 1920 ortalarında San Remo’da toplanarak Türk Antlaşması’na karar verdiler. Amerikan ve İngiliz petrolcüleri anlaşma teşebbüsüne giriştiler. Amerikalılar aradıkları çıkarı San Remo’da sağlamışlardı. Türk-Yunan savaşı hissecilere pahalıya mal oluyordu.’ (7)

Dış Türkiye petrolleri (Irak-Mezopotamya) eşit önemde 4 grup arasında paylaşıldı:

British Petroleum, Royal Dutch Shell, Compagnie Française ve Near East Development (Standard Oil Company of New York’ün başlangıcı olan Standart Oil ve Socony Mobil). Her birine düşen pay %23.75’ti. Gülbenkyan ise tek başına %5 alıyordu.(8)

Sevr Antlaşması’nın koşulları 1920 Mayıs’ında açıklanınca, Fransız gazetelerinin çoğunluğu İngiltere’ye saldırıyor ve bu ülkeyi tüm Ortadoğu’da kendi hegemonyasını kurmaya çalışmakla suçluyordu.’ (10)

Gazeteler, antlaşmada değişiklik yapılmasını öneriyor, Fransız Dışişleri Bakanlığı genel sekreteri M. Berthelot ise, Fransız parlamentosunun, bu antlaşmayı aynen onaylamasının şüpheli olduğunu Paris’teki İngiliz Bûyükelçisi’ne bildiriyordu. (11)

İtalyanlar, Serv Antlaşması’na karşı o kadar sert bir tepki gösteriyorlardı ki, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon, 5 Temmuzdan 10 Temmuz’a kadar süren Konferans’da, İtalya Dışişleri Bakanı Kont Sforza’nın dikkatini, italya’nın Yakın ve Ortadoğu’daki “sadakatsiz tutumuna” çekiyor, Sevr Antlaşması’nın değiştirilmesi için İtalyanların üstün çaba harcadıklarını ve Türkleri, bu antlaşmaya karşı direnmeye üstelediklerini öne sürüyordu…” (12)

Dünya Savaşında Arapları Türklere karşı kışkırtan İngiliz Albayı Thomas E Lawrence 30 Mayıs 1920 tarihli Sunday Times gazetesinde yayımlanan bir yazısında şöyle diyordu:

“…(Antlaşma’nın) hiçbir koşulu üç yıl bile yürürlükte kalamayacak, bu  antlaşma, Almanlarla imzalanandan daha mutlu bir sonuca varacak, çünkü değiştirilmeyecek – tümüyle unutulacak..”(13)

-“Sevr Antlaşması’nın değişik yönü:

-Müttefikler, işgal altında tuttukları, meclisini dağıttıkları bir hükümete Sevr’i niçin imza ettirdiler?

-Osmanlı’yı kendi aralarında paylaşırlarken Osmanlı’dan onay mı almışlardı?

-İstedikleri yeri alıp, istedikleri yönetimi kurma gücüne sahip iken, hiçbir yaptırım gücü olmayan İstanbul hükümetinin onayını alma gereği duymaları, İstanbul hükümetini, Osmanlı kamuoyu önünde iptal etme girişimidir. Böylelikle Ankara’nın İstanbul ile bütün bağları koparılmış, yeni hükümetin meşruluğu sağlanmış oluyordu.

-Sevr Antlaşması, taraf devletlerce imzalanmış olmasına rağmen, yetkili organlarına onaylatılmadığı için, uluslararası bir antlaşma özelliğini kesinlikle kazanmaz, olsa olsa bir protokol, antlaşma taslağı olmaktan başka bir anlam taşımaz. Bu antlaşmayı, baş aktörler İngiltere ve Fransa onaylamadığı gibi, Osmanlı hükümeti ve de Padişah da onaylamamıştır. Bu hali ile de sözü edilen antlaşmanın uygulanabilirliği yoktur.

İşgal kuvvetleri, Sevr Antlaşması’nda yazılı olsun olmasın istedikleri yeri işgal ve yaptırım gücünü kullanabilirler ama bunun dayanağı, onaylanmamış antlaşma taslağı olamaz..”(14)

“..1920 senesi sona ererken, Sevr Antlaşması İtalya dışında hiçbir ülkenin parlamentosu tarafından onaylanmamıştı.. Clemenceau’nun yerine (1920-1921) başbakan seçilen Leygues’ın Londra’da Lloyd George ve Kont Sforza ile yaptığı görüşme sırasında,hükümetinin Türkiye ile barış antlaşmasının bazı hükümlerinin değiştirilmesi ve günün şartlarına uydurulması görüşünde olduğunu belirtmesi, İngiliz ve İtalyanlar’ı endişelendirmişti…” (15)

“..Büyük Millet Meclisi toplanırken, Müttefikler de San Remo’da, barış antlaşmasının son halini kararlaştırmak üzere bir araya geldiler. Taslak İngiliz, Fransız ve İtalyan uzmanlar tarafından hazırlanmıştı. Bazı pazarlıklar da yapıldı, İngiltere’yle Fransa arasında, Musul petrol yataklarıyla ilgili hakları ilgilendiren uzlaşmalar bunlar arasında sayılabilir. Antlaşmaya göre, Fransızlara tercihli muamele yapılacak ve ayrıca Suriye’nin geliştirilmesi için petrol ürünlerini kullanma hakları da verilecekti. Lloyd George’un kabinesindeki bakanlar ve uzman danışmanlar. Başbakanı, Venizelos’un İzmir çevresinde daimi bir bölge edinme talebini desteklememesi için defalarca uyardılar. Böyle bir bölge yıllarca bir çıbanbaşı olur ve Küçük Asya’da kuşaklar boyunca kan dökülmesine yol açabilirdi. (16)

-“Evvela petrol anlaşması yapıyorlar. Bu, Long-Berenger anlaşmasıdır. Petrolü taksim ediyorlar. Nisan 1920’de San Remo’da toplanıyorlar. Burada petrol anlaşması teyit ediliyor. Sonra da Sevr Antlaşması’nın taslağı yapılıyor. Mayıs 1920’de Damat Ferit’i Paris’e çağırıyorlar. Sevr Antlaşması 10 Ağustos 1920’de imza ediliyor..”(17)

Burada bir açıklama yapılması gerekmektedir.

-Savaşın bitimi için yapılan antlaşmanın tarihi, 30 Ekim 1918,

-Ülkenin işgal tarihi, Kasım-Aralık 1918,

-İşgalcilerin, Yunanlılara Anadolu’yu işgal ettirmelerinin tarihi, 15 Mayıs 1919,

-Aralarında yaptıkları Petrol Antlaşması‘nın tarihi, Nisan 1920,

Sevr Antlaşması’nın masaya imza için konulmasının tarihi, Ağustos 1920,

Lozan Antlaşması‘nın imza tarihi ise, 24 Temmuz 1923.

Mondros (Ateşkes) antlaması, (30 Ekim 1918) ile; Lozan (Barış!) Antlaşması’nın, (24 temmuz 1923) arasında yaklaşık beş yıl vardır.

-Almanlarda bizimle birlikte bu savaştan yenilmiş olarak çıktılar. Bakalım onlarla yapılan anlaşmanın süresi nedir?

-Galip devletlerle Almanlar arasında, 18 Ocak 1919’da başlayan görüşmeler, 28 Haziran 1919‘da Paris’in Versay banliyösünde imza altına alınır.

-Galiplerle Almanların bir antlaşma için görüşmeleri kaç ay sürmüştür? Yaklaşık Beş (5) Ay…

-Osmanlılarla galiplerin görüşmesi ne kadar sürmüştür? yaklaşık Beş (5) Yıl…

-Neden 5 yıl?

-Bunun nedenini çözenler, “Yeni Devlet‘i de çözmüş olacaklardır.

“TÜRK ANTLAŞMASI

“..Hindistan Genel Valisi’nden Dışişleri Bakanlığı’na gelen aşağıdaki telgraf “Bombay Chronicle”da yayınlandı.

Fransa ve İtalya, Türk Antlaşması’nın, İzmir ve Trakya’nın Türkiye’ye bırakılması şeklinde değiştirilmesi hususunda mutabakata vardılar…

…Tartışma, aşağıda yazılı sonuçlar üzerinde bir mutabakat gösterdi:

Majesteleri hükümeti, Sevr Antlaşması’nın değiştirilmesi için Türkler üzerindeki baskısını sürdürmeli ve “Antlaşma”yı değiştirmek için derhal teşebbüse geçmeli..”10 Aralık 1920..” (18)

Lord Harding’den (Paris) Curzon’a

Fransız Parlamentosu’nun Sevr’i olduğu gibi onaylamak istemediği, Fransa hükümetinin de antlaşmada değişiklik yapılması görüşünde olduğu, zira Bolşevik tehlikesine karşı Mustafa Kemal ile İzmir konusunda anlaşmaya varılmak istendiği.  Fransız siyasî çevrelerinin, Mustafa Kemal ile anlaşabilmek için İzmir’in Türklere bırakılması fikrinde oldukları. (19)

“..Sol basın ve kamuoyu kesimi öteden beri Fransa’nın Kilikya ve Suriye’deki emperyalist ve militarist girişimlerine son derece karşı idi. Le Temps’ın bu yazısı, kamuoyunu aydınlatma kampanyası başlatmalarına, bulunmaz ve çok ilginç bir fırsat daha vermiş oldu. Kampanyanın başında bulunanların fikri şöyle idi: ‘’Sağ ve burjuva çevrelerin gazeteleri  bile Doğu’daki maceraya karşı çıkıyor … Sağ basın, Doğu’da İngiltere’nin ve onun uşağı Yunanistan’ın oyununa geldiğimizi, anlamsız bir savaşa sürüklendiğimizi yazıyor Kamuoyunu aydınlatmak görevimizdir. Sevr Antlaşması’nı yırtın!..” (20)

“Müttefiklerin Paris’teki Toplantısı, 25 Ocak 1921

-(İtalya) Kont Sforza: “Fikrime göre, Türk sorununa kalıcı bir çözüm. Milliyetçi Türklerle varılacak bir antlaşma ile elde edilebilir. Ruslar İstanbul’a girerse, Bolşeviklik kazanır. Türk atasözünün söylediği gibi, ‘denize düşen yılana sarılır.’”(21)

(İngiltere) Curzon: Yunan Kralı Konstantin tanınmalı, Anadolu’da girişeceği ileri harekât önlenmemeli, Mustafa Kemal’i İstanbul’un dışında Türkiye’nin gerçek hâkimi olarak kabul etmeli, ancak Sevr Antlaşması’nda yalnız ufak tefek değişiklik yapılmalı.’’ (22)

“Curzon’dan Paris, Roma ve Brüksel Büyükelçiliklerine

19 Ağustos 1921, No.275

1-Müttefik Devletlerin tarafsızlığının, özel firmalarca, savaşan taraflara askerî malzeme satılmasına engel olmadığı, İngiltere hükümetinin firmalara silah satış lisansı vereceği,

Dışişleri Bakanlığı’ndan İngiliz Ticaret Odası’na

20 Ağustos 1921,

Özel firmaların Yunanistan’a ve Kemalistlere silah satmalarına bir engel bulunmadığı, Bu konuda gereken işlemin yapılması.(23)

Burada bir açıklama daha yapılması gerekmektedir.

-Verilen bilgiye göre, İşgalci devletler, işgal ettikleri ülkeye silah satmaktadırlar.

-İlginç değil mi?

“…Mustafa Kemal Paşa’ya göre, Fransızlar ile Ankara’da imzalanan 20 Ekim 1921 tarihli antlaşmanın değeri, Sevr Antlaşması’nı hazırlayan itilaf devletleri grubunun en önemli bir rüknü olan Fransa’nın, bu antlaşmanın tatbik kabiliyeti kalmadığını fiilen ve hukuken kabul etmiş olmasındadır.” Türk-Fransız barış antlaşması 20 Ekim 1921’de imzalanacaktır.” (24)

“..İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, 5 Haziran 1920’de, İngiltere Kralı’ndan Padişaha şu karşılığı gönderiyordu:

Türkiye’nin geleceği. Bağlaşık yönetimlerinin elindedir. Bu yönetimler, adil bir barış antlaşması hazırlamak için uzun süre sabır ve gayret göstermişlerdir Tüm yanlara karşı adilane biçimde davranacaklarına güvenilebilir.” (25)

“..Türklere antlaşmayı imzalamaları için on gün veriliyor, bu süre sonunda antlaşmayı imzalamazlarsa. Bağlaşık Devletlerin “gereken tedbirleri alacakları” yolunda uyarı yapılıyordu…” (26)

Curzon’dan Robeck’e,  23 Ekim 1920, No.999

1-Sevr’in onaylanması konusundaki Fransız projesine İngiltere’nin de esas itibariyle katıldığı,

2-İngiltere’nin Anadolu’ya bir heyet gönderilmesinden önce Sevr’in onaylanmasını istediği, böylelikle bir olupbitti ile karşı karşıya bırakılacak milliyetçilerin pazarlığa kalkışamayacakları,

3. İngiltere ve Fransa’nın, antlaşmanın hemen onaylanması konusunda. Padişahı tahttan ayrılmak zorunda bırakacak kadar ısrar etmek istemedikleri.

4-İngiltere’nin, Anadolu’ya gönderilecek heyette temsilci bulundurmamayı tercih ettiği.” (27)

Curzon’un İngiliz temsilcisine gönderdiği iletiden, Sevr Antlaşması’nı imzalayacak heyetin, ittihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucusu, Selanikli banker Carasu tarafından teşkil edilmiş olduğu anlaşılmaktadır..” (28)

Lütfen kemerlerinizi bağlayınız!

Son ifadeyi tekrar edersek…

-“Sevr Antlaşması’nı imzalayacak heyetin, ittihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucusu, Selanikli banker Carasu tarafından teşkil edilmiş olduğu anlaşılmaktadır..”

“Selanikli Banker Carasu” kimdir?

1909 Yılında, kendilerine Filistin’den parası karşılığı toprak satmadığı için tahtından indirilen 2. Abdülhamid’e azil kararını getiren dört kişi arasındaki, Selanik mebusu Emanuel Karasu’dur.

-Bundan ne anlamalıyız?

-Selanik Mebusu Emanuel Karasu, gerçeğinde İtalya Vatandaşı’dır. İşleri bittiğinde İtalya’ya yerleşmiştir. Aynen Hahambaşı Haim Naum gibi.

Haim Naum’da Lozan’daki işlerini bitirince Mısır’a yerleşmiştir.

Devam edecek

Resim; http://commons.wikimedia.org/wiki/File:Flickr_-_%E2%80%A6trialsanderrors_-_San_Remo,_travel_poster_for_ENIT,_ca._1920.jpg

Açıklamalar;

(*) Versay Barış Antlaşması, (28 Haziran 1919) I. Dünya Savaşı sonunda İtilaf Devletleri ile Almanya arasında imzalanan barış antlaşmasıdır.

-“1919 Paris Barış Konferansı’nın laneti; İSRAİL devletini, 1919 Paris Konferansı’nda, İngiliz ve Fransız emperyalizmi ile Arap milliyetçiliği kurdu. ABD’nin işbirliği ile. Paris Konferansı’nda Osmanlı İmparatorluğu paramparça edilip, cetvel ve pergelle Arap devletleri ve mandalıkları kurulmasaydı İsrail devleti de kurulamazdı. Günümüzü anlamak için bu gerçeği hiçbir zaman unutmamak gerekir! Biri ötekinin diyetidir!  SÖZ DİNLEYEN ARAP…Daha önce sözünü ettiğim “Paris 1919” adlı kitaptan İngiltere Başbakanı Lloyd George’la ilgili biralıntı yapacağım: “Anadolu’da Helenik dünyanın dirilmesi, Filistin’de yeni bir Yahudi uygarlığının oluşması, Süveyş’in güvene alınması, Hindistan yolunun her türlü tehditten arındırılması, ‘Verimli Hilal’ topraklarında, Dicle-Fırat vadilerinde sadık ve söz dinleyen Arap devletlerinin olması, İngiltere’nin İran’dan aldığı petrolün korunması ve bir takım yeni kaynakların doğrudan İngiltere kontrolü altında olmasıyla ilgiliydi. Amerikalılar nezaket gösterip orada burada bazı mandalar üstlenecekler” (S. 375) ve Fransa mümkün olduğunca Ortadoğu yağmasından uzak tutulacaktı. (Daha fazlası için; Özdemir İnce/Hürriyet /15 Ağustos 2006 http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=4922870&tarih=2006-08-15
Kaynaklar;

Yararlanılan Kaynak; “Osmanlının Tasfiyesi“, Cengiz Yazoğlu. Meraklıları, oldukça detaylı ve tarafsız bir anlayışla hazırlanan bu eseri okuyabilirler.

(1) http://www.canmehmet.com/ve-dolmabahcenin-tel-orguleri-19-mayis-1919-tartismalarina-son-noktayi-koyar-1.html

(2)Fromkin, Barışa Son Veren Barış, s.429;

(3)Fromkin, Barışa Son Veren Barış, s.367.

(4)Kurtuluş Savaşı Günlerinde, FO/5056/E 12184, DBFP i/XIII, s.l53. Lord Curzon’dan Lord Derby’ye kapalı telyazısı, Londra, 1.10.1920.

(5)Roger R. Trask, The United States Response to Turkish Nationalism and Reform, 1914 1939, University of Minnesota, 1971, s.26.

(6)Age, S27.

(7)Fontaine. Pierre. Petrolün Starları, Türkiye’nin Petrol Meseleleri, Türkiye’ye Petrol Tröstleri Nasıl Girdiler? Gülbenkyan kimdir?, (Çeviren ve özetleyen: Erdoğan Alkan, Yayınevi ve basım yılı yazılı değil), s.24. (Ayrıca bakınız; Osmanlının tasfiyesi, Cengiz yazoğlu, sahife;568)

(8)Age, s.24:.

(10) Age, S.355. (Sonyel, Belleten)

(11) Sonyel, Belleten Age, S.356; FO/5049/E 6527, DBFP I/XIII,s. 82, Grahame’dan Lord Curzona kapalı tel yazısı, Paris, 15.6.1920.

(12)Sonyel, Belleten Age, s.356; FO/5216/E 8098, DBFP I/XIII s, 99-100, Lord Curzondan Buchanana kapalı telyazısı, Spa, 10.7.1920.

(13)Sonyel, Belleten Age, S.357; Sunday Times, Londra, 3.5.1920.

(14)Osmanlının Tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu

(15)Kurtuluş Savaşı Günlerinde, s.368; Cab. R 23/23,70 (20) Ek III, İngiliz Kabinesi tutanakları, 2.12.1920.

(16)Palmer, age, s.398.

(17)Esmer, Siyasi Tarih, s.363.

(18) Catalogue Reference:CAB/23/38 Image Reference:0019.

(19)B.Şimşir, age, s.CXXIII.

(20)Akyüz, S.197.

(21)B, Şimşir, Age, S.69.

(22)B. Şimşir, Age, S.XXX.

(23) Osmanlının tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu,

(24)Akyüz, s. 198.

(25)Kurtuluş Savaşı Günlerinde, s.342.

(26) Kurtuluş Savaşı Günlerinde, Age, S.343; FO/5109/E 8322. DBFP I/VIII. S.553-556, İngiliz temsilcisi Robert Vansittart’tan Lord Curzona kapalı tel yazısı. Paris. 17.7.1920. İkdam, 16.7.1920.

(27)Osmanlının Tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu dip notu.

(28)  (Osmanlının tasfiyesi, S.585)

1104 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*