Yargı ile kuvvetler ayrılığı nedir?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

tezgah-2

 

Yargı, vatandaşların yasal haklarını kanun önünde koruyarak, yürütmeyi denetlemekte; Yürütme, anayasa ve kanunlara göre uygulama yapmakta; Yasama, kanun yapmakta veya değiştirmektedir.

Açıklamalar ışığında, ‘Kuvvetler Ayrılığı’ ilkesi; Devletin çeşitli birimlere ayrılması ve bu birimlerin birbirinden ayrı ve bağımsız olması ve her bir birimin, diğerinin güç kullanımı üzerine sınırlamalar getirebilmesidir.

“Kuvvetler ayrılığı” ilkesi ….

“Vatandaşların siyasi özgürlüğü, her bir ferdin görüşlerinden ortaya çıkan bir fikirdir. Bu özgürlüğe sahip olmak için bir kişinin, diğer her hangi bir kişiden korkmayacağı şekilde bir devlet yapısının oluşturulması zorunludur.”

Eğer, yasama ve yürütme erkleri aynı kişi veya organda birleşirse, o zaman halkın özgürlüğü ortadan kalkmakta veya devletin başı, dilediği yasayı çıkararak, bunları zorla uygulama imkânına sahip olabilmektedir.

Veya yargı erki, yasama ya da yürütme erkinden ayrılmazsa yine ilgili ülkede halkın özgürlüğünün olmamasının yanında halk, keyfi yönetim uygulamalarına maruz kalabilmektedir. Neticede halkın özgürlüğünün selameti için; Yürütme, yasama ve yargı birbirinden bağımsız olmalı ve birbirlerinin uygulamalarına sınırlamalar getirebilmelidir.

Halkın özgürlüğü için

-Yargı, kanunlara göre vatandaşın ve yürütmenin uygulamaları denetlemeli;

-Yürütme, mevcut kanunlar doğrultusunda uygulama yapabilmeli;

-Yasama, gerekli hallerde kanun yapabilmeli ve değiştirilebilmelidir.

Ülkemizde ki mevcut uygulamayı sorgularsak;

-Yürütme (hükümet) demektedir ki; yargı bize müdahale etmektedir.

-Yargı demektedir ki; hükümet bize müdahale etmektedir.

-Yasama demektedir ki; Yargı, yaptığım kanunları iptal etmektedir.

Gerçeğinde Kuvvetler Ayrılığına göre ne olması gerekiyordu;

-“Her birimin ayrı ve bağımsız gücü ve sorumluluk alanları vardır.

-Her birim, bir diğerinin güç kullanımı üzerine sınırlamalar getirebilmektedir.”

Bakalım kavga nereden çıkmaktadır?

-Yürütme (Hükümet) denetleniyor mu? Elbette…

-Yasama (meclis) denetlenebiliyor mu? Elbette…

-Yargı denetleniyor mu? Mesela; HSYK kararları denetimine açık mıdır? Hayır…

Örnek 1; Şemdinli (eski) savcısı Ferhat Sarıkaya Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın “ emri üzerine HSYK tarafından görevden alınır…

Örnek 2 ; Kenan Evren hakkında iddianame düzenlediği gerekçesiyle Adana Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, HSYK tarafından meslekten ihraç edilir…

Örnek 3; “2008’in Haziran ayında Anayasa’daki “bariz, apaçık, tartışmasız” 148’inci madde hükmüne rağmen, Anayasa mahkemesi, hiçbir yetkisi olmadan Meclis’in yaptığı Anayasa değişikliğini iptal eder…”

Görüldüğü üzere HSYK, Büyükanıt Paşa’nın açıklamasından öğrenildiğine göre, görevli bir savcıyı üstelik kural dışı olarak meslekten ihraç etmiştir. Ve bunun denetlenmesi de yoktur.

Bunlardan anlaşılan, ülkemizdeki yüksek yargı, mevcut yapısı ile denetlenememekte, izin vermediği sürece ne bir kanun yürürlüğe girebilmekte, ne de Meclis yasa yapılabilmektedir.

Bu açık tablo karşısında ülkemizde, demokratik ülkelerde olması gereken, “kuvvetler ayrılığı” ilkesi değil; Çok açık olarak Kuvvetlerin ağırlığı ilkesi olmakta hatta dayatılmaktadır.

Ülkede darbeler yapılmakta, darbeciler yargılanması gerekirken tebrik edilmekte; bununla da kalınmamakta, darbecilere dava açan savcılar görevden alınmaktadır.

Neticede yargının görevi devlete veya sisteme taraf olmak ve onları korumak değil, geçerli yasaları devlet ve vatandaşa eşit olarak uygulamaktır.

Kavganın altında yatan ne cumhuriyet rejiminin geleceği, ne de laik sistemdir. Halkın ülke yönetiminde söz sahibi olmaması için tek parti döneminden bu yana sistemli olarak oluşturulan düzenin devam ettirilme isteğidir.

Uzun yıllardır devam eden bu çarpık durum ancak, ülkede orta sınıfın güçlenmesi, medyanın çok sesli olması sonucunda halkın aydınlanması ile gündeme gelebilmiştir.

Ve bilinmektedir ki, “tartışılan bir kahraman artık kahraman değildir.”

Öyle veya böyle konu da, halkın irade ve beklentisine göre şekillenecek; Üreten, vergi veren, gerektiğinde ülkesinin savunması için can verenler bundan böyle ülkede mutlak söz sahibi olacaklardır.

05.04.2010

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*