Yahudi ve İsrail gerçeği; Hıristiyanlar İsrail’i kendi çıkarları için kurdular. (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yahudiler tarihleri boyunca birçok örgütlü saldırılara muhatap olmuşlardır. Geçmişte katliamlar en üst düzeyine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmış, “1’nci Haçlı Seferi sırasında, Ren ve Tuna boylarındaki Yahudi cemaatleri yok edilmiş, 2’nci Haçlı Seferi sırasında Almanya’daki Yahudiler çok sayıda katliama maruz kalmıştır.” İlerleyen zamanda da; İngiltere’den, Fransa’dan, Avusturya’dan, İspanya’dan kovulmuşlardır”

Hıristiyan Batının Yahudilerle derdi nedir?

Avrupa’da Yahudilere yönelik önyargının temel gerekçesi din kökenlidir.

“Yeni Ahit’e (Hıristiyanların kutsal kitabına) göre, İsa Romalı askerler tarafından gaddar bir şekilde ve aşağılanarak öldürülmüştür. Pontius Pilatus’un sözleri (Matta 27:24-25) İsa’nın öldürülmesinden tamamiyle Yahudilerin sorumlu olduğunu ima etmektedir.

Hıristiyan dünyasında kökleri derinlere giden bir antisemitizm (yahudi karşıtlığı) bulunmaktadır.

O zaman nasıl olurda bu anlayışa sahip Hıristiyan Avrupalılar, Yahudilere Ortadoğu’da bir devlet kurar ve bunu yürekten desteklerler!

Bunu önemli satırbaşları ile verirsek;

-Yahudileri Avrupa’dan çıkararak onlardan kurtulmak,

-Sanayi Devrimi için gerekli olan hammadde ve petrole sahip Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak için çıkarılacak savaşlarda, zengin Siyonistleri, bir devlet kurmak vaadi ile sponsor olarak kullanmak,

-Gerçeğinde hiç sevmedikleri Museviler ile Müslümanları uzun süreli bir savaşa sürüklemek ve mümkünse ikisinden de kurtulmak,

-Müslümanlar, Musevilerle savaşırken onlarda kılçıksız balık misali bölgeyi ağız tadı ile sömürmek…

Yahudiler akıllı milletlerden değil midir? Onlar bu oyuna nasıl geldiler?

Denize düşen yılana sarılır! Türk Atasözü.

“18 yy. da Avrupa’da iki büyük sömürgeci güç vardır: İngiltere ve Fransa. Ve bunlar birbirleriyle amansız rekabet halindedir. O dönemde İngiltere, Fransa’yı Hindistan’dan kovmuş ve tek başına ülkeyi kanatırcasına sömürmektedir.

Fransa, kendisi için büyük bir gelir kaynağından mahrum kalınca yeni oyunlar ve plânlar peşinde koşmaya başlar. Hem Hindistan’ı ezelî düşmanlarının elinden almayı hem de Hindistan’ın giriş kapısı olan tahıl ambarı Mısır’ı alıp İngiltere’ye darbe vurmayı planlar.

Bu gaye ile 5 Mart 1798’de Direktuvar yönetimi Mısır seferi için I. Napolyon Bonapart’ı vazifelendirir.

Bu görev, şöhret düşkünü Napolyon’u çok sevindirir. Napolyon kendisini “Büyük İskender” rolünde görmekte ve İstanbul’u da bu “Yeni İskender İmparatorluğu’nun başkenti olarak düşünerek hayallerini Hindistan’a kadar uzatmaktadır.” (1)

-“Napolyon 400 parçalık donanması ile 1798’de denize açılır. İskenderiye sahillerine inen Napolyon’un maiyetinde; 40.000 asker, 40 general vardır… (2).

“Fransızları suyun dibinde olsalar yine bulacağım” diyerek aylardan beri Akdeniz’de dolaşmakta olan İngiliz Amirali Nelson. Sonunda 400 parçalık Fransız donanmasını Ebûkir Koyu’nda yakalayarak kıstırır ve hepsini yakar (14 Ağustos 1798).

“Gemilerinin yakılması Napolyon’u çok sarsar. Çünkü Mısır’a hapsolmuş durumdadır. Uzun bir müddet burada kalacağı için köklü tedbirler alıp, halkla iyi geçinmek zorundadır. Bu çerçevede Müslümanlara sempatik görünme taktiklerine başlar.

“Hz. Muhammed (sav)’in velâdetinin yıldönümünde büyük mevlit alayları tertip ettirir. Kendisi de şark usulü elbise giyerek başına sarık sarar. Bununla da kalmayıp Müslüman olduğunu ilan eder. (3).

Ancak, “Mısır’a çaresiz olarak hapsolan Napolyon için durumunu sağlamlaştırmaktan başka yol yoktur. Fakat bunun için de herşeyden önce Suriye’ye sahip olmak gerekmektedir. Çünkü Suriye; Akdeniz çevresindeki Mısır, Anadolu, Arabistan. Irak gibi dört büyük beldeyi coğrafi bir merkez olarak birbirine bağlarken, bu bölgeler arasındaki ulaşım ve ticaret bağlantısını da yapacak tek mevki durumundadır. Bunun yanısıra stratejik olarak da değeri büyüktür. Bu bölgeye sahip olacak herhangi bir devlet öteki devletlerin sömürgeleri ile olan bağlantılarını kesebilecek konumdadır …(4).

“Fransızlar, ardında kanlı izler bırakarak 15 Mart’ta Suriye seferinin kilit noktası olan Akka’yı muhasara ederler. Fakat şehrin alnında ta Selahaddin Eyyubî devrinden kalma bir kahramanlık damgası vardır. Bir vakitler üçyüzbin kişilik haçlı ordusunun perişan olduğuna şahit olan şehrin eskimiş kale duvarları, yeni bir destana şahit olmaya hazırlanmaktadır. Kalede, şehadet soluklamaya hazır bekleyen seksenlik polat sineli bir ihtiyar vardır: Cezzar Ahmet Paşa…

“… Napolyon, olanca kuvvetiyle saldırır. Fakat ihtiyar arslan metanetle kaleyi savunur. Oysa bu şöhret müptelası Fransız, kaleyi yirmidört saat içinde ele geçirmeyi planlamıştır.

Napolyon Akka’da ilk raundu kaybedince civardaki emir ve beylere, Hıristiyan ve Yahudi ileri gelenlerine mektuplar yazarak yardımlarını ister: Vahhabilerin kurucusu Abdulvahhab’a. Mekke şerifi Galip bin Musaid’e, Maskad İmamı’na, Dürzi Emin Beşir’e, Maruni ve Yahudilere yazdıkları mektuplardan olumlu cevap alamaz.

Hatta 22 Mayıs 1799’da Moituer Üniversel gazetesine verdiği bir ilanda da bütün Avrupa, Asya ve Afrika Yahudilerini Fransız ordusuna gönüllü asker olarak katılmaya çağırmakta, buna karşılık da Filistin’de bir Yahudi devleti kuracağını vadetmektedir… (5).

Özetle Fransa, El (Osmanlının) kesesinden Yahudilere yurt vadetmektedir.

İsrail devletinin kurulmasının hazırlıkları sanıldığı gibi, 20’inci asrın başlarında değil, 18’nci asrın sonlarına doğrudur.

Devam edecek…

Kaynaklar;

(1-2-3-5), Kocabaş. Şakir; Tarihte Türkler ve Fransa. Vatan Yayınları.

(4), Kutay, Cemal Türkiye Hür. ve Mücadele .

-Gerger. M.Emin Tanz. Avr. Top Türkiye İnkılap Yay. İst.

-Akbıyık. Dr. Yaşar ;”Ortadoğu’da Fra.-İng. Rekabeti, Türkiye Milli Kültür-

-Cezzar Ahmet Paşa. Kültür Bakanlığı Yay Ank.

-Napolyon’un Akka Kabusu” İbrahim REFİK Sızıntı dergisi (Şubat 1992 Yıl :14)

-Vikipedi

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*