Yabancılar ve içişlerimiz; Dershaneler ve Okullar işgal ordularının yerlerini alabilir mi? (9)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
İnsanlar sadece makineleri geliştirmiyor, siyaset ilmini geliştirerek, diğer insanları kullanmayı da öğreniyorlar.

İnsanlar sadece makineleri geliştirmiyor, siyaset ilmini geliştirerek, diğer insanları kullanmayı da öğreniyorlar.

Gözlerimizin önünde yaşanan ancak, ne medyada, ne de siyasetçilerin ağzından tek kelime duymadığımız güncel bir konuda açıklama yapılmaktadır. Bunlar öğrenildikten sonra: “Hayret be birader! Ülkemizdeki medyanın görevi sadece “Boyalı Resimler!” mi yayınlamak? Bunları neden araştırmaz?” Der misiniz,  bilemeyiz.

Yazının sonunda ulaşılacak, Petrol ile Dershane/Okul ilişkisini biraz açalım…

Kafkas ‘köprüsü’ mü, Kafkas ‘seddi’ mî?

15 Nisan 1993 (Bu yazı yaklaşık 21 yıl evvel yazılmıştır)

Moskova, eski Sovyet İmparatorluğu’nu, denetimi altında tutmak istiyor, bu açık: adamlarının iktidarda olduğu Ortaasya’da durum sakin, oysa Kafkasya’da kan gövdeyi götürüyor.

Halk Cephesi, öteden beri Moskova’ya ‘ters’ gelmiştir, çünkü Elçibey dizgini kolay kabul etmeyen Türklerden birisi, Türklüğünü ciddiye alıyor; oysa bu Moskova’nın geleneksel Kafkas politikasıyla uyuşmaz, çünkü:

1- Moskova’ya göre Kafkasya Önasya Türkleri’yle (Anadolu), Ortaasya Türkleri arasında, kolay bir köprü değil, ciddi bir sed oluşturmalıdır; böylece Rusya’nın güneyinde, Tuna’dan Sarınehir’e uzanan, muazzam bir ‘Türk dünyasının’ yükselmesi önlenir.

2- Köprünün gerçekleşmesi, Ortaasya petrolünün, Azerbaycan üzerinden iskenderun’a akması demektir ki, bu da Önasya Türklüğü ile Ortaasya Türklüğü’nün ekonomik entegrasyonu anlamına gelir, ortaya çıkan güç tablosu Rusya için ürkütücüdür; yalnız Rusya için mi, nerede petrol kokusu duysa oraya burnunu sokan, ‘Sistem’ (emperyalist batı) için de!

ABD, Ortaasya Türk Cumhuriyetleri’ne, Türkiye üzerinden ‘girmeyi’ planlamıştı, (Peki, ABD hangi araçlarla girecekti? Bu gündemdeki kimi Okullar olabilir mi?) planı hâlâ geçerlidir ya; Moskova, Washington’un aklını çelmeye uğraşıyor; telkini şudur:

-‘Türkler, ancak sıkı denetim altında iyi müttefiktirler; kendi başlarına bıraktınız mı, büyürler ve tehlikeli olurlar’; (1)

Kafkasya köprü mü olsun, yoksa sed mi?

Die Zeit’daki (Almanya) (*) tartışmada Türkolog Kappert diyor ki:

-“…Asya’daki Türk Cumhuriyetleri üzerindeki İslam baskısı yüzünden, bu ülkeler çağdaş ve laik bir alternatif olduğu için; İran’ı, Suudi Arabistan’ı ya da Afganistan’ı değil, Türkiye’yi örnek alıyorlar”; doğru olmasına bu doğru da, ‘sistem’in, -bu arada Rusya’nın da- çıkmazı da bu değil mi? Daha önce tartışmıştık, Ankara işi ciddiye alırsa, bu defa Türk Dünyası’ başlarına dert olacak; onun için ‘çaktırmadan’ Ankara’yı kontrol altında tutmak istiyorlar; bu da gazeteci School-Latour’un, hepimizin gördüğü ve söylediği ihtimalin tekrarlanmasına yol açıyor:

“…Türkiye bu rolünü uzun süre sürdüremez, Bosna’daki, Bulgaristan’daki, Azerbaycan’daki Müslümanlara yardım edemezse, prestijini kaybeder; bu da Asya Cumhuriyetleri’nin ‘ulusal devletin’ çıkış yolu olmadığı, ‘tek çarenin’ ümmetten geçtiği görüşüne saplanmalarına neden olabilir.”

Onun içindir ki, Moskova nasıl Azerbaycan’da Muttalibof’unu özlüyor ve arıyorsa; Washington da kuşkusuz, Ankara’da kendi Muttalibofunun (**) bulunması, özlemini çekiyor ve onu arıyor: ancak, o zaman, Türklük, bu iki başkentin denetiminde, uslu uslu, varlığını sürdürebilir. (2)

Yazılanların anlaşılması için konuyu açıyoruz

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)

Cumhuriyet’in ulaştığı bilgilere göre Moskova yönetimi yeni güvenlik konseptini 2001 yılında uygulamaya koydu. Bu tarihten sonra Rusya Federasyonu ve bağlı özerk cumhuriyetlerdeki Fethullah Gülen’e ait okullar yakın takibe alındı. Gülen’e ait okullardaki faaliyetleri dikkatle izleyen Rus gizli servisi FSB, bu okullarda Rusya Federasyonu’nun ulusal güvenliğine aykırı eğitim ve öğretim yapıldığını ortaya çıkardı. Bu okullarda çalışan öğretmenlerin, ABD ve İngiltere adına ajanlık yaptığı, Türk cumhuriyetlerinde bazı darbe girişimlerine karıştığı, yine bu ülkelerde patlak veren bazı iç karışıklıklarda rol oynadığını saptadı. Bunun üzerine harekete geçen Rus yetkililer, Tataristan’da 8, Başkurdistan’da 4, KaraçayÇerkes, YakutSaha, Astrahan ve Dağıstan’da birer okulu kapattı. 2003 yılında Başkurdistan’da, Gülen’in okullarında çalışan 10 öğretmen sınır dışı edildi. …Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin 2004 yılında Türkiye’ye yaptığı ziyarette, bu konuyu en üst düzeyde gündeme getirdi ve duydukları rahatsızlığı bildirdi. Putin, Moskova yönetimi resmi ağızdan Gülen’e ait okulların, ‘‘terör eğitimi verdiği, dinci örgütlere eleman yetiştirdiği’’ yönünde açıklamalar yapmıştı.” (3)

Gülen okulları hakkında şok iddia

Fethullah Gülen okulları hakkında Can Dündar’ın köşesinde ilginç ayrıntılar vardı. Can Dündar, eski MİT’çi Nuri Gündeş?in kitabından alıntılar yaptı. Anılarını, “İhtilallerin ve Anarşinin Yakın Tanığı?” adıyla kitap halinde yayımlayan Osman Nuri Gündeş, Fethullah Hoca’nın okulların hakkında şu bilgileri aktarıyor:
“CIA ajanları öğretmen maskesiyle görev yapıyor.”

Gündeş, kitabında Fethullah Gülen hareketini Moon tarikatına benzetiyor.
Amerikalıların Kore’yi işgal ettikten sonra, Güney Kore’yi sömürgeleştirebilmek için Hıristiyan Moon tarikatını kurduklarını, böylece nüfusu Budistlikten vazgeçirip Hıristiyan yaptıkları gibi tarikat aracılığıyla dünyada komünizm karşıtı bir blok oluşturduklarını söylüyor. Gülen’in de Komünizmle Mücadele Derneği’nden yola çıktığını, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki ülkelere öncelik verdiğini hatırlatıyor. Sonra “CIA, cemaatin faaliyetlerini Rusya’ya yönlendirdi” diyor.  Şu satırlar kitabın “Fethullah Gülen gerçeği” bölümünden:

Fethullah Gülen gerçeği;

Gülen cemaati tarafından özellikle de Türk cumhuriyetlerinde açılan okullarda diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları İngilizce öğretmeni? diye barındırılıyor. Bu işbirliği, Türkiye’de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fethullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edildi. Toplantıda MİT temsilcisi de bulunduğu halde, olay karşısında sessiz kalındı. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelendi.


Öğretmen kılıklı CIA ajanları;

Yer: Ankara’daki Başkent Öğretmen Evi…
Ev sahibi: Milli Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü…
Konu: Yurtdışında açılan Türk okullarının sorunları…
Toplantıya başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor.
Dahası Başbakanlık’tan, MİT’ten, Dışişleri Bakanlığı’ndan temsilciler ve yurtdışında okul açmış bazı kimseler de var.
Bu toplantıda Özbekistan’da 18 okul açmış bir şirket sahibi okullardan bahsederken “Fethullahçılara ait okullar” dedi; Türk Milli Eğitimi buna seyirci kaldı. Bu arada okulların müdürü, Amerika’nın Özbekistan’daki bir uygulamasını dile getirdi:
ABD, “dostluk köprüsü” adı altında getirdikleri 70 kişilik öğretmen grubuna diplomatik statü kazandırmış. Özbekistan’da diplomatik pasaportla bulunan ABD’li öğretmenlerin çoğu, Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktadır. “İngilizce dil öğretmeni” olarak gözükmekte iseler de esasen Amerikan Gizli Servisi’nin güdümünde görev yaptıkları ve çalıştıkları ülkelerde Pentagon’da üretilen Amerikan politikalarının uygulamasının baş ajanları görevlerini sürdürmektedirler. (Milliyet, 21. Aralık 2010) (4)

Yukarıda yazılanlar özetle;

-Rusya; eski Sovyet İmparatorluğu’nu, (Türki Cumhuriyetleri’ni) ekonomik ve siyasi nedenlerle denetimi altında tutmak istiyor,

-ABD’de (Türki Cumhuriyetleri dahil) Dağılan Sovyet İmparatorluğu’na ait devletleri ekonomik ve siyasi beklentiler nedeniyle kontrol etmek istemektedir.

-Moskova’ya göre, birleşmemeleri için, Kafkasya Türkleri ile Anadolu Türkleri arasında, kolay bir köprü değil, ciddi bir sed oluşturmalıdır; böylece Rusya’nın güneyinde, Tuna’dan Sarınehir’e uzanan, muazzam bir ‘Türk dünyasının’ yükselmesi önlenecektir.

-Eğer, Türkler arasında böyle bir Köprü gerçekleşirse: Ortaasya petrolü, Azerbaycan üzerinden iskenderun’a akacaktır.

-Bunun gelişmiş batı (Başta ABD) ve Rusya için ne anlama geldiğini okuyanın takdirine bırakıyoruz.

-ABD, Ortaasya Türk Cumhuriyetleri’ne, Türkiye üzerinden ‘girmeyi’ planlamıştır. Peki, Nasıl? Bu ilk önce bizde uygulanan ve (Batı için) çok verimli bir sonuçlar veren Robert Koleji misali, Okul ve Misyoner öğretmenler aracılığı ile olabilir mi?

-Irak’taki kavganın (Gündemdeki Halk Bankası’nın) arkasında Petrol vardır…

-Dershaneler ile Okullar kavgasının arkasında da  Petrol ve Türkiye’nin güçlenmesi vardır.

-Dershanelerin ve okulların bu pencereden tartışıldığına hiç şahit oldunuz mu? Elbette olmadınız.

Peki, Medya kime Ayna!

Devam edecek…

-Batı soslu, çok darbeli, çok partili hayat başlıyor…

Açıklamalar:

(*)Die Zeit : ilk yayımı 21 Şubat 1946 yılında olan bütün Almanya’ya dağıtılan bir haftalık gazetedir. 1996’dan beri gazetenin sahibi Verlagsgruppe Holtzbrinck şirketidir. Gazetenin muhatap okuyucuları çoğunlukla akademisyenler ve öğrenimli kişilerdir. Onun siyasî yanlılığı liberaldır. (Vikipedi) Medyaya yansımamasına rağmen Amerika ve Almanya arasında bu bölgelerde kıyasıya bir rekabet yaşanmaktadır. Ülkemizde uzun süre konuşulan “Deniz feneri” Olayı, Almanya’nın AKP hükümetini sıkıştırmak için gündeme aldığı yaygın iddialar arasındadır.

(**)Ayaz Muttalibov (Muttalibof) : Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti)’nin ilk Başkanı. “Şubat 1992’de Dağlık Karabağ bölgesinde Ermeniler tarafından gerçekleştirilen Hocalı Katliamı yüzünden Azerbaycan Halk Cephesi tarafından suçlanarak, görevinden çekilmeye zorlanması sonucunda Mart 1992’de istifa etti. Mayıs ayında, Azerbaycan Yüksek Konseyi’nin desteğiyle tekrar görevine döndüyse de Azerbaycan Halk Cephesi tarafından istifaya zorlanarak, Rusya’ya kaçtı.” (Vikipedi)

Kaynaklar;

(1)Hangi laiklik, ATTlLÂ İLHAN, BlLGÎ YAYINLARI: II Birinci Basım Ocak 1995,

(2)A.g.e. Sahife;61

(3)Daha fazlası için bakınız;  http://www.cumhuriyetarsivi.com/katalog/192/sayfa/2006/2/9/6.xhtml

(4)Daha fazlası için bakınız; http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,10004686/

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*