Yabancılar kendi ifadeleri ile içişlerimizde karışmakla kalmıyor devlete yön veriyorlar (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Düşme! Düşeni gör.

Düşme! Düşeni gör.

 

Yabancı devletler yüz elli yıldır içişlerimize karışmakla kalmıyor, isyan, darbe ve mitingler tertip ettiriyor, sultanları ve siyaset adamlarını öldürtüyor, marifetmiş gibi de bunları hiç sıkılmadan anılarında yazıyorlar.

“İstiklal Savaşı arafesinde, Sultanahmet (Fatih) Üsküdar ve Kadıköy Mitinglerini İşgalci İngilizler tertip ettirmişler..” dersek, çoğuna bu ifadeler şaka gibi gelecek,

-“İşgalciler, kendisine karşı yapılacak bir savaş için neden halkı galeyana getirsinler?” Sorularını akla getirecektir. Ancak bunlar ve benzerleri şaka değil, bir gerçektir. (*)

İş bunlarla da kalmıyor, İşgalci İngiliz, Fransız ve İtalyanlar işgal ettikleri ülkenin askerlerine diledikleri kadar silah ve mühimmat veriyorlar.. (**)

Kimi anlayışa göre yabancıların içişlerimize karışmaları, “Komplo teorisi” manasında değerlendirilse de, içerikte yaşayanların ve olayın şahitlerinin anlattıklarına bakıldığında anlatılanların hiçte “Teori” olmadığı çok açık olarak görülmektedir.

Bir ilginç tespiti de burada aktarmış olalım.

Yaklaşık 100 yıl evvel yaşanan siyasi olayların günümüzde  benzerlerinin tekrar etmesi karşısında bu kadar duyarsız kalmamız inanılır gibi değildir. Sanki ülkenin üzerine “ölü toprağı serpilmiş!”tir.

Toplumun büyük çoğunluğu ihtimaldir, bilgisizliklerinden veya vurdumduymazlıklarından tekrar eden bu olayların farkında değildir.

Anlatılacaklar arasında, Sultan Abdülaziz’in katli, Sultan 2.Abdülhamid’in azli, İşgal ve İstiklal Savaşı dönemi, Adnan Menderes ve içerisinde bulunduğumuz günlerde yaşadıklarımızın muhatabı olan Başbakan Erdoğan yer alacaktır.

Yazıya, tarihimizde üzerinde çok tartışılan Sultan Abdülaziz’le başlanmaktadır.

Olay, birçok kaynağın yanında özellikle olayların içerisinde yaşamış ve Robert Koleji’nde uzun süre  başkanlık yapmış Amerikalı George Washburn’ün kaleminden aktarılmaktadır.

Abdülaziz’in ölümü hep tartışma konusu olmuştur. Resmi tarih olarak intihar ettiği yazılsa da özellikle son yıllarda öldürüldüğüne dair iddialar daha da artmıştır.

“..Sultân Abdülaziz, kendi zamanına kadar hiç bir Osmanlı Padişahının yapmadığı bir işi yaptı. Yani 46 gün sürecek Avrupa Seyahatine çıktı. Davet, III. Napolyon ve Kraliçe’nin davetiyle Paris’ten başladı. Çok büyük ilgi gördü. Arkasından Galler Prensi VII. Edward’ın karşıladığı Londra ziyareti ile devam etti ve burada Kraliçe Victoria ile görüştü..(21.6.1867-7.8.1867).

Abdülaziz’in devlete verdiği yeni şekil ve özellikle de yeni donanmadan (Döneminde dünyanın 2’nci Büyük donanması) korkan İngiltere, kuklası olan Mithad Paşa’yı kullanarak Padişah aleyhindeki her hareketi takip ediyordu. 30 Mayıs 1876’da Harbiye Mektebi kumandanı Süleyman Paşa, çoğu Türkçe bilmeyen iki tabur askeri kandırarak Dolmabahçe Sarayı’nı bastı ve Padişah’ı tahttan indirdi…Padişah hal’ edilmekle kalmadı; Dolmabahçe Sarayı tam manasıyla yağmalandı. Hüseyin Avni Paşa, hem hırsız ve hem de namussuz biri idi…

Burada bir ara vermemiz gerekmektedir.

Bu olaydan yaklaşık 33 yıl sonra bir ikinci bir Saray yağması daha yapılacaktır.

Bu, 1909’da Sultan 2. Abdülhamid’in tahtan indirilmesini takip eden dönemde yapılan Yıldız Sarayı yağmasıdır.

İttihatçı liderlerden Enver Paşa bu yağmayı ne acıdır, Bulgar Çeteleri’ne yaptırmış ve çalınanların akibeti hiçbir zaman belli olmamıştır.

Anlaşılan, Ecdadımızın birikimleri bir plan dahilinde kaçırılmaktadır.

Batılıların arkasında bulunduğu bu soygun zincirine Irak işgalinde soyulan Irak’taki Müzeleri de dahil edebilirsiniz.

Kaldığımız yerden devamla.

Sultân Aziz, 4.6.1876 tarihinde yani hal’ından 5 gün sonra, Hüseyin Avni Paşa’nın kiralık katilleri eliyle, kol damarları intihara benzeyecek şekilde kesilerek şehid edildi ve resmen intiharmış gibi gösterildi..” (1)

Şimdi de bu olayı Robert Koleji Başkanı’nın kaleminden aktarıyoruz.

“…Bu hareketin gerçek lideri aslında Harbiye Nazırı Hüseyin Avni Paşa’ydı. Yeni büyük vezir, Mütercim Mehmet Rüşdü Paşa, yeni Şeyh’ül islam tarafından da destekleniyordu. Bahriye Nazırı Kayserili Ahmet Paşa da zırhlı gemileri demirli tutarak saraydan önce donanmayı kontrol altına alarak devrimcilere katılmış oldu.

Tahttan indirme hadisesinin ana destekleyicisi Mithat Paşa’ydı ve Sultan Abdülaziz’i tahttan indirme planlarını bizzat İngiliz gizli servisinin desteğiyle (İngiltere Büyükelçisi) Sir Henry Elliot’la birlikte planlamışlardı. Bir gün önceden İngiliz Akdeniz Filosu, eğer gerekli görülürse İstanbul’a girmek için Çanakkale açıklarına geldi…” (2)

“…Hafta sonunda da aniden eski Sultan Abdülaziz’in intihar ettiği haberi geldi. Haber duyulduğunda kimse inanmamıştı. Bununla ilgili bütün kanıtları duyunca, bende, eski Sultan’ın, onu bayrak ederek bir karşı devrim tertip edilmesinden korkanlar tarafından öldürüldüğü inancı oluştu. Gerçekte Kraliçe Viktorya, Sir Henry Ellliot’a yazdığı telgrafta eski Padişah’ın hayatının korunması istenmişti..” (3)

“..Bu ne yazık ki, yaşanan trajedilerin sonu değildi. Birkaç gün sonra Mithat Paşa’nın evinde bakanlar kurulu toplandı. Kız kardeşi eski Sultan Abdülaziz’in gözdelerinden olan bir Çerkeş subay toplantı yapılan yere giriş izni almış ve odaya girerek Hüseyin Avni Paşa’ya ve Dışişleri Bakanı’na ateş etmiş, Bahriye Nazırı’nı ölüm derecesinde ağır yaralamış, yakalanmadan önce toplantıya katılan birkaç kişiyi daha öldürmüştü. Bu saldırı olduğunda ev korumasız bırakılmış ve Mithat Paşa’ya hiç- bir saldırıda bulunulmamıştı. Bu da o zamanlar saldırıdan Mithat Paşa’nın haberi olduğu konusunda şüpheler doğurmuştur. Bu saldırının sonucunda Mithat Paşa ülke yönetimindeki en büyük güç olmuştu. Saldırıyı gerçekleştiren subay hiçbir sorguya ve mahkemeye tabi tutulmadan asılmıştı..” (4)

Olayları yaşayan Amerikalı eğitimci George Washburn özetle ne demektedir?

-“Tahttan indirme hadisesinin ana destekleyicisi Mithat Paşa’ydı ve Sultan Abdülaziz’i tahttan indirme planlarını bizzat İngiliz gizli servisinin desteğiyle (İngiltere Büyükelçisi) Sir Henry Elliot’la birlikte planlamışlardı.”

Bu olay günümüzden yaklaşık 138 yıl evvel yaşanmıştır.

Benzer olaylar bu tarihten sonra  da sık sık tekrar edecektir.

Devam edecek..

 

(*) ve (**) Osmanlının Tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu. (daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/amerika-ve-ingiltere-osmanlinin-yeni-devlete-donusturulmesinin-neresindedir-8.html

Kaynak;

(1)http://www.osmanli.org.tr/osmanlisultanlari-5-241.html

(2) “İstanbul’da Elli Yıl Robert Kolej Hatıraları”, George Washburn, Meydan Yayıncılık-2011

(3) A.g.e. Sahife.135

(4) A.g.e.Sahife;135

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*