Yabancılar Hedef Ülkeler’de Okul ve Askeri Üsleri nasıl açabilmekte ve izin alabilmektedir?

Önceki Yazı

 

Amerika, ülkemizdeki okulları (Robert ve benzerleri) "Kapatılır!" endişesi ile bizimle I. Dünya Savaşı'nda doğrudan bir askeri çatışmaya girmemiştir.

Amerika, ülkemizdeki okulları (Robert ve benzerleri) “Kapatılır!” endişesi ile bizimle I. Dünya Savaşı’nda doğrudan bir askeri çatışmaya girmemiştir.

 

 

Gelişmiş Batı, “Doğu” ve İslam ülkelerinde Cumhuriyet/Demokrasi istememekte, bu nedenle hedef ülkelerde, Düşünce-İfade Hürriyeti’nin gelişmesine de engel olmaktadır?

Batılılar biliyorlar ki: ülkelerin gelişmesi nitelikli insanlara, nitelikli insanların gelişmesi, “ama”sız “Düşünce-İfade Hürriyeti’ne bağlıdır.

Peki, bu manada ülkemizde, “düşünce ve ifade hürriyeti” bulunmakta mıdır

Kişisel kanaatimiz: Kesinlikle Hayır!

Yabancı okul ve üslerin varlık nedenlerine geçmeden, Batının, ülkemizde neden (gerçek manada) demokrasi istemediği belgeleri ile aşağıda açıklanmaktadır.

Açıklamaya, Toplumumuzda çok sık gündeme gelmesiyle birlikte; genelde içeriği fazlaca bilinmeyen “Kopenhag Kriterleri”nden başlayalım:

-“22 Haziran 1993 tarihinde yapılan Kopenhag Zirvesi’nde, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği’nin genişlemesinin Merkezi Doğu Avrupa Ülkelerini kapsayacağını kabul etmiş ve aynı zamanda adaylık için başvuruda bulunan ülkelerin tam üyeliğe kabul edilmeden önce karşılaması gereken kriterleri de belirtmiştir.

Bu kriterler siyasi, ekonomik ve topluluk mevzuatının benimsenmesi olmak üzere üç grupta toplanmıştır.

A. Siyasi kriterler: Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesini ve korunmasını garanti eden kurumların varlığı.

B. Ekonomik kriterler: İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığının yanı sıra Birlik içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskısına karşı koyma kapasitesine sahip olunması.

C. Topluluk Müktesebatına Uyum kriterleri: Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin amaçlarına uyma dahil olmak üzere üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyetine sahip olunması.

Bahsekonu kriterlerden anlaşılan;

-Biz AB olarak bir karar aldık. Genişleyeceğiz ve ilk olarak MDAÜ’leri de aramıza alacağız. Bilinmelidir ki, Tüm (aday) ülkeler açıklanan kriterlere uyacaklardır. Bu nedenle ve önemle; “Siyasi kriterlere uyumun katılım müzakerelerinin açılması için ön koşul olduğu belirtilmiştir. (1)

Tercümesi; Kurumlarının mevcut (siyasal) yapıları uygun olmayanlar AB girmeleri mümkün olmadığı gibi ilgili ülkelere katılım müzakerelerinin açılması da söz konusu değildir.

Peki, bu şart, TSK, TBMM, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, Dışişleri bakanlığı veya diğer ilgililer tarafından bilinmez mi? Bilinir de, mevcut yapı neden değiştirilmez? Ve Türkiye (bu) şartları yerine getirmediğinde Avrupa Birliği neden bu konularda bir tavır almamaktadır.

Avrupa birliği, tüm MDAÜ ülkeleri ile yaptığı üyelik görüşmelerinde, ülkedeki kurum ve yasalarını A’dan Z’ye değiştirmek için ısrarcı olur ve bunun yaptırırken, neden Türkiye’de ısrarcı olmamaktadır?

Örneğin, Asker ve Yargı Vesayetine neden ses çıkarılmamaktadır? (2)

-15 Temmuz 2016 darbesinin öncülleri ve fiili kalkışma: Asker ve Yargı’nın (kontrolündeki Polisin) eseri değil midir? “MİT Tırları”, 17-25 Aralık, hatta Taksim’deki  “Gezi!” Provokasyonu  bunların eseri değil midir?

Ve Yabancı Okullar ile Askeri Üsler gerçeği:

(Amerikalı Subay) Commodore Perry * Japonya ve  limanlarını, uluslararası ticarete açmaya zorlayan Amerikalı Amiral’dir.

Commoder Perry, 1853’de 4 gemiyle Japonya’ya gidip Limanları açın yoksa fena yaparız” der ve “Yine de 1 sene düşünün sizuyarısı ile geri döner.

Bir yıl sonra bu kez 10 gemi ile gelir. Bir yıl evvelki tehdit işe yaramış olmalı ki,  Japonlar limanlarını ticarete açar, konsolos bulundurma yetkisi verir ve kapsamlı bir anlaşma imzalarlar.

Bu olay Japon tarihinde bir dönüm noktası olacaktır. Bu süreçle birlikte 1000 yıl süren Shogun yönetimi sona erecek ve imparator Meiji yönetimi başlayacaktır. (3)

Özel görevle Ülkemize gönderilen Amerikalı Misyoner Cyrus Hamlin’in  (1863 Yılı) kurduğu Robert Koleji’nin bilmeyenimiz nerede ise yoktur.

Peki, O Okulun kuruluş hikâyesini bilir misiniz?

“…Rahip Hamlin okula izin alabilmek için devreye sokmadık kişi bırakmaz. Bu arada Cizvitler de boş durmaz, engelleme mücadelelerine devam ederler. Ancak durum bir anda şöyle değişir ve Girit isyanı ile sonun başına gelinir.

O sıralarda ABD’li Amiral Farragut Bâb-ı Âli’ye gelmiştir.

Hamlin bu kez şansını bu Amiral üzerinden denemeye karar verir ve okul izni için Amiralden aracılık etmesini ister.

Bunun üzerine Amiral Bâb-ı Âli’den Hamlin’in istediğine müspet cevap verilmesini aksi halde Akdeniz’e Yunanistan lehine zırhlı gemiler göndereceği tehdidinde bulunur.

Etekleri tutuşan Osmanlı bürokrasisi “Farragut’un zırhlılarından birinin Akdeniz’e açılmasındansa iznin verilmesini daha uygun görürler. (4)

Amerikalılar –Savaş gemileri üzerinde yaprıkları tehditle- ne yapmışlardır? Japonyayı serbest ticarete (sömürgeleştirmeye) açmışlar, Osmanlıları da ileriye yönelik, -açtırdıkları misyoner okulları üzerinden- Amerikanlaştırmışlar!”dır.

Kabul etsek de, etmesek de gerçek budur.

Bahsekonu okulun Hıristiyanlar için çok önemli bir amacı daha vardır. Bu amaçlarını, onların ilgililerinin kalemlerinden ve ifadelerinden aktarıyoruz.

Bu, “Fatihin İstanbul’u aldığı surlardan bu milletin kültürünü fethedeceğim.” (5)

Diyerek, okul binasını inşa ettiği taşları bile Fatih’in fetih için yaptırdığı Rumelihisarı’nda  kullanılan taş malzemenin aynısını seçen Misyoner Cyrus Hamlin’in hikayesinde anlatılmıştır.

-Tarihçi Cezmi Yurtsever de okul binasının inşa edildiği taşların sırf bu maksatla Rumelihisarı’nda kullanılan taş malzemenin aynısından seçildiğini belirterek şunları söylüyor:

-“Robert Kolej’in amacı, Osmanlı yurttaşı yabancı azınlıklardan zeki olan çocukları en iyi şekilde yetiştirip, gelecekte onların ülke yönetiminde söz sahibi olmalarını sağlamaktı.Nitekim Bulgar isyanlarında Robert Kolej mezunu gençlerin lider olarak bulunması dikkat çekiciydi. Hamlin’in görevi sadece İstanbul ‘da bir okul açmak da değildi. O, 1840’lı yıllarda, gelecekte bütün Anadolu’yu saracak olan Anadolu Kolejlerinin de temellerini atmıştı. Nitekim Anadolu kolejleri içinde Merzifon’da kurulu olanı 1880 ve 90’lı yıllardaErmeni ve Rum isyanlarının merkezi oldu.” (6)

-(Amerikalı özel görevli Misyoner Cyrus) Hamlin’in kurduğu bu okulun dış güçlerin üssü olarak bir ajan yuvası haline geldiği iddiaları da çok dillendirilen iddialar arasında yer alıyor.

Örneğin, “Türkiye’de ve Dünyada Casuslar” adlı kitabın yazarı Aytunç Altındal, ‘Robert Kolej, ayrıca Osmanlı’daki Amerikalı, İngiliz ve Rum casusların da yuvası olmuştu. Birçok casus, bu okulda öğretmen kisvesi altında faaliyet göstermişti. (7)

-Amerikalılar, Osmanlılarla fiili bir savaşa girmedikleri halde, (Lozan’da) İngiltere ve Fransa’nın aralarında paylaştıkları Osmanlının mirasından pay isterler. Bu talep karşısında şaşıran Fransızlar;

-“Siz Türklerle savaşa girmediniz ne mirası, ne payı?” dediklerinde, Amerikalılar;

-“Aaa… Olur mu? Biz uzun yıllar boyunca okullarımızda adam yetiştiriyoruz.” Derler. Peki, bahsedilen bu adamlar ne için ve hangi amaçla yetiştirilmektedir? Bulgaristan Osmanlı İmparatorluğundan 1908 yılında ayrıldığında Bulgar Devleti’nin İlk başbakanlığı yapan (Okulda özel yetiştirilenler arasından seçilen) Robert Kolej mezunu bir Bulgar’dır. “Bulgar isyanlarına bu okul mezunu gençlerin liderlik ettiği” tarihe meraklı olanlara sır değildir.

– “Robert Kolej’de okuyan Müfide Ferit Tek, ecnebi mekteplerinde Türk çocuklarını nasıl feci bir akıbetin beklediğini “Pervaneler” isimli romanında şöyle özetlemiştir: Gerçekte buraya Türk giremez demek doğru değildir. Türk girer, fakat Türk çıkamaz.(8)

-Bahsekonu okulun (Robert Koleji’nin) temel atma töreninde (özellikle konuşturulan) Yunan hatip, Fatih’in İstanbul’un fethi için yaptırdığı surları göstererek; Bu bina şu kulelerden daha yüksekte, Bu bina onların yıkılıp gitmesine şahitlik edecek. (9) Demiştir.

-“10 Yıldan fazla bir zamandır Türkiye’de faaliyette bulunan Amerikan Yardım Programı şimdi  meyvelerini vermeye başlamıştır. Önemli mevkilerde Amerikan Eğitimi görmüş bir Türk’ün bulunmadığı bir bakanlık ya da bir iktisadi devlet teşebbüsü hemen hemen kalmamıştır. Halen bulundukları kuruluşlarda ilerici kuvvet niteliğini taşıyan bu kimselerin kısa zamanda genel müdürlük ya da müsteşarlık mevkilerine geçmeleri beklenir. AID*  bütün çabalarını bu gruba yöneltmelidir.” (10)

Sizce Bir Türk öğrenci nerede (Hangi okullarda) Amerikan eğitimi almaktadır?

Bunlar İmam Hatipler olabilir mi? (Elbette değildir)

Şimdi, İmam Hatip Okulları’nın kapatılması veya yaygınlaştırılmamasının istenmediği, daha iyi anlaşılabilmekte midir?

Ülkemizde, 1932-1947 Yılları arasında Din, Din eğitimi, Dini yayınlar yasaktır.)

Ve Askeri üsler ülkemizde hangi tezgahlarla kuruldu-kurduruldu?

Bizim, (Osmanlının) NATO’ya ilk girişimiz, 1853 Kırım Savaşı öncesidir.

O savaştaki taraflar: İngiltere, Fransa, Sardinya-Piyemonte Krallığı (İtalya) ile Osmanlı İmparatorluğu. Karşı tarafta ise, Rus İmparatorluğu vardır.

İlk tezgâh şöyle kurulur; Ruslar, Osmanlıları sıkıştırır, (Tavizler ister), İngiltere ve Fransa (sözde) yardım altında bizimle bir ittifak kurarlar ve birlikte yapılan savaşta Ruslar yenilir.

Ancak, Osmanlı’nın da kazandığı bu savaşta verdiği tavizler, Rusların istediklerinden birkaç kat daha fazladır.

Bu, gerçeğinde Osmanlıyı parçalamak için, (daha doğrusu hazırlamak için) İngiliz-Fransız ve Rusların aralarında anlaşarak attıkları büyük bir kazıktır.(11)

NATO’ya sokulmamız,  Dünyanın, ABD-Rusya arasında paylaşımının bir parçası mıdır?

2. Dünya Savaşı bitmiştir.  Bu savaşla birlikte Avrupa ülkelerinin gücü de.

Sıra, ABD-Rusya’nın,  Avrupa’nın elinden oyuncaklarını (sömürgelerini) almaya gelir. ABD-Rusya anlaşır ve dünyayı aralarında paylaşırlar.

Bir kez daha, 1853’teki  (Kırım Savaşı öncesindeki) tezgâh kurulur ve bu kez de (aynı istekler) Rusların, (1945 Stalin’in boğazlardan üs ve Kars-Ardahan’la ilgili istekleri)  bazı talepleri vardır.

Bu dönemde dünya dengeleri değişmiş ve Rusların talepleri karşısında (duracak! Aslında –üs- pazarlığı yapacak) İngiltere-Fransa-İtalya yerine ABD (NATO) vardır.

Ve yaygın bilinenin aksine NATO’ya (Menderes değil) İnönü (belki de zaruretten!) sokmuştur.(12)

İşte hikâyemiz!

Düşünce ve İfade Hürriyet olmayan ülkelerde, Düşünce ve fikrin gelişmesi ham hayaldir. Yazıyı bir soru ile noktalayalım.

-Neden, (özellikle) ülkemizin son yüzyılına ait askeri arşivler araştırmacılarına kapalıdır?

Bunun izahını yapacak birisi çıkabilir mi?

Sanmıyoruz….

www.canmehmet.com

Resim: http://www.kanalahaber.com/haber/gundem/abd-usleri-neden-istiyor-197572/

Kaynaklar:

(1) www.ikv.org.tr

(2) Konunun daha geniş şekilde ele alındığı, 2011 yılı yazımı makaleye bakınız: http://www.canmehmet.com/kopenhag-kriterleri-ve-ab-turkiyeye-ne-getirmektedir.html

(3) BATI TERÖRÜ, ROGER GARAUDY, Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/amerika-ve-ingiltere-osmanlinin-yeni-devlete-donusturulmesinin-neresindedir-8.html

(4) Robert Kolej Kuruluş hikayesi: Yararlanılan eser, “Robert Kolej Uğrunda Bir Ömür” İstanbul: Dergâh Yay., Kasım 2012, Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/robert-kolej-dosyasi-arsa-satan-adam-kiyamete-kadar-onlarin-can-sesini-dinlesin-6.html

(5) ROBERT KOLEJ’I KURAN MİSYONERİN ANILARI, Türkler Arasında, CYRUS HAMLIN

(6) Robert Kolej’in Hikayesi,Cezmi Yurtsever, Expres Gazetesi (Adana), 06.05.2011

(7) İstihbarat tuzağındaki Türkiye-1, Tuna Serim, Tercüman Gazetesi, 01.06.2008

(8)http://www.guncelmeydan.com/pano/yeni-azinliklar-yaratmak-icin-necdet-sevinc-t35341.html

(9) ROBERT KOLEJ’I KURAN MİSYONERİN ANILARI, Türkler Arasında, CYRUS HAMLIN Sahife;231

(10) Necdet Sevinç, Sanık Yazılar, s.163. “Ajan Okulları”, Necdet SEVİNÇ, Sahife;21)

11)Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/kisa-bir-nato-giris-hikayesi-natoya-ilk-kez-1853te-girdik-aaa-o-zamanda-mi-nato-vardi.html

12) A.g.y

Açıklamalar:

* Matthew Calbraith Perry (Komodor Perry) (d. 10 Nisan 1794 – ö. 4 Mart 1858) Japonya’yı iki yüz yıllık bir dışa kapanma döneminden sonra Batı’yla ticari ve diplomatik ilişki kurmaya zorlayan Perry Seferi’ni (1853 – 1854) komuta eden ABD’li deniz subayı. ABD’nin Doğu Asya’da İngiltere, Fransa ve Rusya’yla boy ölçüşebilecek sömürgeci bir güç durumuna gelmesinde önemli rol oynamıştır. (daha fazlası için bakınız: https://tr.wikipedia.org/wiki/Matthew_C._Perry

** AID: Etkili bölgesel kalkınma politikası için bölgesel düzeyde kurumsallaşmanın  önemi  ön  plana  çıkmaktadır.  Bu  amaçla  birçok  ülkede bölgesel  kalkınma  ajansları  kurulmaktadır.  Bu  kurumların değişik yapılarda  kurumsallaşmakla  beraber  en  belirleyici  özellikleri  bölgesel ölçekte örgütlenmeleridir.  ABD’deki  Tennessee  (Tennessee  Valley Autority),  Türkiye’de  GAP  Bölge Kalkınma  İdaresi  ekonomik  nedene dayalı bölgesellemenin bir örneği olarak nitelendirilebilir. Bölgeyi ekonomik  kalkınmanın  temel  dinamiği  olarak  kabul  eden yeni  bölgeselleşme  anlayışı  kamu özel sivil  toplum  kuruluşları  arasında  işleyen bir kalkınma modelini beraberinde getirmiştir(Tahin, 2005: 1357143). Geçen süreçte ABD’de çok sayıda kalkınma ajansı kurulmuştur.

Bunlardan  ABD  Uluslararası  Kalkınma  Ajansı  (US  AID)  ise  ABD’deki diğer kalınma ajanslarından farklı olarak ABD dışında yatırım yapmaya yönelik  olarak  politikalar  ve  stratejik  ortaklıklar düzenler.  Aynı zamanda,  uluslararası  işbirliği  ile  daha  olumlu  bir  iş  ortamı  oluşturmak  için  yabancı  ülkelere  yatırım  programları  yöneltir.  Kısacası,  US AID ajansı çok uluslu kuruluşların desteği ile gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak daha rekabetçi i ortamları oluşturmak için ABD sınırları dışında yatırım yapılacak ülkeleri belirleyerek bu bölgelere yatırımların aktarılmasını  amaçlar.  Burada  asıl  amaç  geri  kalmış  bölgelerin kalınması  gibi  görünse  de  çokuluslu  şirketlerin  çıkarları  da  göz  ardı edilemeyecek boyuttadır (http://www.usaid.gov/, 21.05.2010). (Daha fazlası içi bakınız: http://www.kamu-is.org.tr/pdf/1134.pdf

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*