Ve yenidünya düzeninin yıldızı Birleşik Türkiye Devleti’nin güç kaynakları (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Günümüzde uluslararası güç olmanın iki göstergesi vardır. Beşeri sermaye ve bilgi üretim  kapasitesi. Aşağıda ismini çok duyduğumuz ancak tanımadığımız iki yıldız tanıtılmaktadır. ASELSAN ve THY. Bakalım on yılda ülkemiz nereden nereye gelmiş?

İlk dört yazıda artık geride kalmaya başlayan ülke ve ekonomimizin yapısal sorunları üstelikte acımasızca eleştirilerek anlatılmıştı. Ki,  neden geri kaldığımız tartışmaya gerek kalmadan anlaşılabilsin.

Artı ve eksilerimizin birlikte verilmesinin sebebi karşılaştırma imkânı olsun ve tartışmalarda elimizde gerçek ve bol malzeme bulunsun. Çünkü “Kendinizi ve rekabetçilerinizi (zaaf ve güçlerini) tam olarak öğrenmeden kazanma ihtimali nerede ise yoktur.

Aşağıda çok duyduğumuz ancak birbirimizi suçlamaktan ve sızlanmadan tanımaya fırsat bulamadığımız iki gurur kaynağımız detaylı olarak anlatılmaktadır.

İlk olarak Beşeri sermayemize örnek bir kuruluşumuz, THY…

THY, 2003’teki değerlendirmede Avrupa’nın 27’inci; 2009 yılı sonu itibariyle yapılan değerlendirmede 4’üncü sıradadır. Peki, ne oldu da birkaç yıl gibi kısa sürede Lufthansa, British Airways, Air France’dan arkasından dördüncü olabildiler?

Ve en sonunda başarıları ile Alman Havayolu şirketi Lufthansa’yı da geçebildiler.

THY yetkilisi anlatmaktadır.

-“2003’ten, 2010 yılına kadar THY’ye hostesler hariç hiç lise mezunu personel alınmamıştır. Alınan personelin tamamı üniversite mezunu ve çok büyük bir oranı da master ve doktora yapmıştır.

Bunlarla birlikte THY kadroları, Avrupa ve Amerika’nın önemli üniversitelerinde master yapmış kişilerle zenginleştirilmiştir.

Bizim eğitime, teknolojiye yaptığımız yatırım eski dönemlerle kıyas edilemeyecek kadar çok büyüktür. Örneğin bu yıl bilgi işlemde teknolojiye 100 milyon dolar civarında yatırım yaptık.

Birçok projemiz var. 300’e yakın bilgisayar yüksek mühendisi çalışıyor. Türkiye’nin belki de en büyük bilgi teknolojileri personeline sahibiz. Birçok programı biz satıyoruz. Teknolojileri geliştiriyoruz. Yapamadıklarımızı dışarı veriyoruz. Hazır programları alıyoruz.

Yani THY’yi her değişikliğe adapte ediyoruz ve THY Yönetimi senkronize olarak işini yapıyor.

Ekip, görevini çok iyi bilen arkadaşlardan oluşuyor. İşin ehli, işini seven insanlarla çalışıyoruz.

THY hiçbir personelini taşımıyor. Bütün personel THY’yi taşıyor. Bizim övündüğümüz şey bu.

Başarının altında bu ekibin imzası var.

Toplam gelirde yüzde 86 artış yaptık. Net karımız yüzde 128 arttı. Baktığınız zaman geçmişle kıyaslanmayacak kadar iyileşmeler var. Daha da iyi olması için çaba sarf ediyoruz.

THY, 2005 yılında Avrupa’nın tüm yolcu pastasından 4.1 pay alırken, 2009 yıl sonu itibariyle bu pay 7.6’ya çıkmıştır. Bu 7.6’lık pay bize Avrupa üçüncülüğünü getirmiştir. (1)

 “THY fazla mı büyüyor?”

New York Times, Türk Hava Yolları’nın başarısını anlatmaktadır… (15 Mart 2012)

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times (NYT), Türk Hava Yolları’nın (THY), ”hızlı büyüme politikasını” koruduğunu, Avrupa ve Ortadoğu’daki diğer havayolları içinde tek bir havaalanından (İstanbul) en çok güzergâha direkt (aktarmasız) uçan havayolunun THY olduğunu yazdı.

Gazete, THY’nın İstanbul’dan dünyada tam 189 farklı güzergaha uçan havayolu olduğunun altını çizerek THY’nın, bu rakamla Lufthansa’yı da geride bıraktığını yazdı.

THY’nın sadece hızlı şekilde güzergah sayısını artırmayıp aynı zamanda yolcu sayısını da yükselttiğine dikkati çeken gazete, 2010’a kadarki son 10 yıllık dönemde THY’nın taşıdığı yolcu sayısını da üçe katladığını, bunda özellikle Kuzey Amerika ve Asya’ya artan uçuşlarının büyük rol oynadığını belirtti.

…Haberde Türkiye’de hükümetin THY’nın gelişmesine destek verdiği, THY’nın 2006’da özelleştirildiği ve THY’nın 2012’de Sabiha Gökçen Havaalanı’nda 372 bin metrekarelik yeni büyük bir hizmet tesisi açacağı da bildirildi. (AA)

Türkiye’ye 4 milyar dolar uçtu!

THY Genel Müdürü Temel Kotil, THY’nin gelirinin yüzde 80’inin yurt dışı uçuşlarından gerçekleştiğini ve geçen yıl Türkiye’ye 4 milyar dolar getirdiklerini söyledi

THY Genel Müdürü Temel Kotil, ”Yıl başından bu yana yolcu sayısında yüzde 19 artış sağladık. Avrupa 4,6 büyürken,biz yüzde 28 büyüdük…” dedi.

Markaya 100 milyon dolar…

Kotil, markaya geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 100 milyon dolar harcayacaklarını açıkladı. Parayı harcamanın marka vermediğini dile getiren Kotil, şunları dile getirdi:

”Onu da genç çalışanlarla, yöneticilerle beslemek gerekiyor. En büyük sermayemiz veservetimiz çalışanlarımız ve bunların içerisinde özellikle genç yöneticiler. Çık hızlı büyüdüğümüz için sürekli personel temin ediyoruz. Büyük şirketlerimizin yurt dışına daha çok yönelmesi gerekiyor.

Geçen yıl 4 milyar dolar Türkiye’ye getirdik. İnşallah bu yıl 5 milyar olacak. Ciro hedefimiz 7,8 milyar dolar. Yüzde 30 artarak geliyor sürekli olarak. 1,5 milyar dolar olarak başladık 2003’de. Bizim hedefimiz en az yüzde 50 yurt dışından gelir getirmek.”

“THY filosu, Lufthansa filosundan daha genç olduğu ortya çıktı

Airnewstimes.com’un haberine göre Almanya’nın Münih havalimanına yapılması planlanan üçüncü iniş ve kalkış pisti, ilginç bilgilerin de gün yüzüne çıkmasına sebep oluyor. Konu hakkında bir basın bildirisi yayınlayan pist karşıtları inisiyatifi Üçüncü Piste Karşı Münih Birliği, Alman havayolu şirketi Lufthansa’nın uçak filosunun aralarında Türk Hava Yolları’nın (THY) da bulunduğu rakiplerinin filolarından daha yaşlı olduğunu ileri sürdü.

…Lufthansa’nın uçakları ortalama 13,3 yaşında ve bu açıdan 16 büyük havayolu şirketi arasında 15. sırada kendine yer buldu. Listenin başında ise uçaklarının yaş ortalaması 3,9 olan Ryanair ve 4,1 olan EasyJet yer alırken, bu iki şirketin Münih limanını çok az yada hiç kullanmadıkları iddia edildi. THY, 6,6 yaş ortalaması ile dördüncü sırada yer alırken, listenin son iki sırasında American Airlines (14,9) ve Delta (15,9) bulundu. (2)

Alman ‘Die Zeit’: Lufthansa’nın tek rakibi THY

Almanya’nın yüksek tirajlı  Die Zeit gazetesi, Alman Lufthansa havayollarının THY’nin üstün hizmet kalitesine ulaşamadığını yazdı. Die Zeit, bugünkü sayısında, THY’nin uluslararası alandaki büyümesine geniş yer ayırdı.

…Açıklamada, gazetede, THY’nin yeni açılan hatları ve artan yolcu sayısı örnek gösterilerek, diğer havayolları zorluklar çektiği halde THY’nin gösterdiği büyümeden, dünyanın en iyi havayolu şirketi olma yolunda emin adımlarla ilerlemesinden bahsedildiği kaydedildi.

Gazetedeki yazıda, Alman Lufthansa Havayollarının THY’nin üstün hizmet kalitesine erişemediğinin belirtildiği aktarılan açıklamada, Lufthansa’nın, Emirates ve Etihad’dan ziyade asıl rakibinin THY olduğundan söz edildiği bildirildi. (3)

“Polonya mili hava yolu LOT ile sadece THY ilgilendi, 1.1 milyar lirayı gözden çıkardı

Türk Hava Yolları’nın (THY), Polonya milli havayolu şirketi LOT’u almak üzere son viraja girdiğini söyleyen Polonya Hazine Bakanlığı Sözcüsü Magdalena Kobos, “Özelleştirme sürecinde THY, LOT ile ilgilenen tek şirket. LOT büyük bir ihtimalle THY’nin olacak. Sonucun mayıs ayında açıklanacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu. (Hürriyet-25 Nisan 2012)

Ve milli gururumuz, teknoloji üretim üssümüz Aselsan…

ASELSAN elektronik ürünler ve sistemler tasarlayan, geliştiren, üreten yüksek teknolojili ve çeşitli ürün yelpazesine sahip (1975 yılında kurulmış) bir elektronik sanayi kuruluşudur.

ASELSAN, Haberleşme ve Bilgi Teknolojileri Grup Başkanlığı , Savunma ve Sistem Teknolojileri Grup Başkanlığı , Radar, Elektronik Harp ve İstihbarat Sistemleri Grup Başkanlığı ve Mikroelektronik, Güdüm ve Elektro-Optik Grup Başkanlığı olmak üzere dört ayrı Grup Başkanlığı bünyesinde örgütlenmiştir.

ASELSAN, yüksek donanımlı İkibinikiyüz mühendis ile bilgi ve yüksek teknoloji üreterek yaklaşık  37 ülkeye ihracat yapmaktadır.

2002 yılında birçok tesisi kapanma noktasına gelmiş olan savunma sanayi sektörü, hükümetin azim ve kararlılıkları ile Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının yurt içinde karşılanma oranının 2003 yılında yüzde 25 seviyelerindeyken; 2007 yılı itibariyle bu oranın yüzde 42’ye, 2010 yılında yüzde 47,5 ve bu yılın sonunda bu rakamı yüzde 50’ye çıkarılması hedeflenmiştir. (www.aselsan.com.tr )

ASELSAN ; %84.58hissesi Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme  Vakfı’na  ait,  %15.42 hissesi İstanbul MenkulKıymetler Borsası’nda işlemgörenTürkiye’nin öncü savunma sanayi şirketidir.

ASELSAN’da, 2168’i  mühendis, 1084’ü teknisyen olmak üzere toplam, 3851 personel çalışmaktadır.  Çalışanlarımızın yaklaşık 60’ı mühendistir.

Halen 4 ARGE Merkezimizde 5746 sayılı ARGE Kanunu kapsamında  1741  ARGE  personeli çalışmaktadır.

Mühendislerimizin; 1398’i Elektrik / Elektronik Mühendisi, 343’ü Makine mühendisi, 157’si Bilgisayar Mühendisi, 147’si Endüstri Mühendisi ve 24’ü Havacılık Mühendisidir.

Halen ASELSAN’da  çalışmakta  olan  mühendislerin, 1184’ü  ODTÜ,  348’i  Hacettepe  Üniversitesi,184’ü   Bilkent   Üniversitesi,  160’ı   İstanbul Teknik  Üniversitesi, 107’si  Gazi Üniversitesi mezunudur.

ASELSAN’da çalışmakta  olan  mühendislerin, 78’i  doktora mezunu,1053’ü yüksek lisans ve1037’si lisans mezunudur.

2007 yılından bu yana; “Tersine Beyin Göçü Projesi” kapsamında; Amerika Silikon Vadisi’ne gidilerek özellikle doktorasını yapmış adaylar başta olmak üzere lisans üstü eğitim yapmış adayların, Türkiye’ye geri dönmeleri ve ASELSAN’da istihdamı konusunda başarılı adımlar atılmış, bununla birlikte Avrupa Birliği Çerçeve Programı kapsamında kabul gören projelerde teşvik alınması sağlanmıştır.

Cumhurbaşkanı Gül, ASELSAN’ı gezdi: Çok gururlandım

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ASELSAN’ı gezerek incelemelerde bulundu.

ASELSAN ziyaretçi defterini imzalayan Gül’e ARGE Salonunda brifing verildi. Brifingin ardından ASELSAN Haberleşme ve Bilgi Teknoloji Birimi, Radar Elektronik Harp ve İstihbarat bölümlerini gezen Gül, Ana Entegrasyon Holündeki cihazları inceledi.

Sınır birlikleri için üretilen göz termal kamerayı kullanan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ayrıca tekerlekli araç üzerinde hedefi tespit ve takip eden Kaideye Monteli Stinger Sistemi ZIPKIN’a kumanda etti.

Cumhurbaşkanı Gül, F-16 uçakları için üretilen ve çok yüksek irtifada hedef tespiti yapabilen hedefleme podu ”ASELPOD” hakkında yetkililerden bilgi aldı.

-”HEPSİ BURADA DA YAPILIYOR”-

Cumhurbaşkanı Gül, incelemelerinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. Gül, ”Bugün gördüklerimden gerçekten çok gururlandım. ASELSAN’ı çok yakından takip ediyorduk ama gelip bizzat görmek gerçekten ayrıca etkiledi” dedi.

ASELSAN’da en yüksek teknolojiyle savunma sanayinin deniz, hava, kara alanlarında her türlü ihtiyaçlarının karşılandığını belirten Gül, ürünlerin ihraç edildiği gibi konularda geniş bir brifing aldığını ifade etti. Gül, şöyle devam etti:

”Buradaki boyutu herkesin bilmesi için bir rakam vereceğim, 3 bin 850 personel var, 2 bin 200’ü mühendis… Bir kuruluşta, sadece bir firmada eskiden 300, 500 ya da bin mühendisin çalışıyor olması düşünülemezdi.

Bugün 2 bin 200 mühendisin çalışıyor olması şunu gösteriyor ki burada teknoloji üretiliyor. Teknoloji transfer edilmiyor artık. Türkiye’yi hep beraber götürmek istediğimiz yer bu zaten.

Teknoloji üreten, bunu satan, bunları tasarlayan ve yüksek teknolojiyle artık kendisini kabul ettiren bir ülke olması.”

Savunma sanayinin aslında bütün sanayinin başlangıcı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, ABD başta olmak üzere Almanya, İngiltere gibi sanayide çok ileri gitmiş, teknolojiyi üreten ülkelerde savunma sanayinin büyük itici rolü olduğunu ifade etti…

Gezinin ardından ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Memişoğlu tarafından Cumhurbaşkanı Gül’e teşekkür plaketi ve Hollanda’ya ihraç edilen Kaideye Monteli Stinger Hava Savunma Sistemi maketi sunuldu. (5)

Savunma Sanayiinde İlk 100 Arasındaki Türk Firması Sayısı Artacak

Savunma Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) Genel Sekreter Yardımcısı ve Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Savunma Sanayii Meclis Başkanı Yılmaz Küçükseyhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk savunma sanayinin özellikle son 5 yıl içerisinde çok büyük bir gelişim kaydettiğine dikkati çekti.

Küçükseyhan, özgün ürün ve tasarım yönüyle bir güç kazanma istikametinde politika ve stratejiler oluşturulmasının, bu gelişimin en büyük sebeplerinden birisi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu stratejiler kapsamında, ana yükleniciler, özellikle büyük projelerde, bir defa ‘Türk firması olması gerektiği’ politikası güdüldü. Alt yüklenicilerin seçminde de ‘mümkün olduğunca içteki yerli üreticilerin tercih edilmesi, gerekiyorsa teknoloji takviyesi açısından yabancı firmalarla da platform, sistemler bazında destek alınabileceği’ konusu, politikası ortaya konuldu.

Bu politikanın son 5 yıl içerisinde ısrarla uygulanması sonucu, şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin ihtiyaçlarının yüzde 52,1’i -2010 rakamlarına göre,

2011 henüz çıkmadı- bunun yüzde 60’ları yakalayacağını tahmin ediyoruz, yerli ürünlerle teçhiz edildi.”

…2010 yılında savunma ve havacılık alanındaki toplam ihracat, 853 milyon dolar civarında oldu. 2011 yılında bu rakamın 1 milyarın üzerine çıktığını değerlendiriyoruz, şu anda veriler derlenmekte. Çıktığı zaman karşımıza çok güzel rakamlar geleceğini ve yurt içi katma değer ve yurt içinden karşılama oranında yüzde 52,1’in çok üstlerine çıkacağını değerlendiriyoruz.”

Aselsan ve Kaddb Investment Group Ortak Girişim Şirketi Kurdu

Aselsan Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı özel durum açıklamasında, Ürdün’de yüzde 51’i KADDB Investment Group ve yüzde 49’u Aselsan A.Ş.’ye ait olmak üzere bir ortak girişim şirketi kurulmasına yönelik olarak 15 Mart 2012 tarihinde bir anlaşma imzalandığı bildirildi.

Açıklamada, şirketin kuruluş ve tescil işlemlerinin 2012 yılının ilk yarısında tamamlanmasının beklendiği kaydedildi. (Sabah-Ankara)

ASELSAN Kazakistan’da büyüyor

Kazakistan Mühendislik (Kazakhstan Engineering-KE) Şirketi ile ASELSAN arasında, Kazakistan’da stratejik iş birliğinin kapsamının genişletilmesi konusunda anlaşmaya varıldı.

ASELSAN’dan yapılan açıklamaya göre, KE Başkanı Bolat Smagulov ile ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergeneman anlaşmayı, Kazakistan Cumhuriyeti Başbakanı Kerim Massimov ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şahitliğinde imzaladı.

Dün Astana’da gerçekleştirilen Kazakistan-Türkiye İş Forumu’nda imzalanan anlaşma kapsamında Kazakistan’da, zırhlı araçların atış kontrol sistemlerinin modernizasyonu, helikopter aviyonik sistemlerinin modernizasyonu ve haberleşme cihaz ve sistemlerinin üretimi yapılacak. Anlaşma kapsamında Kazakistan ihtiyaçlarına ilave olarak bölge ülkelerinin ihtiyaçları için de üretim yapılması hedefleniyor.

2010 yılında yapılan ilk anlaşma ile ASELSAN ürünü hava savunma sistemleri ile stabilize silah platformları ve termal nişangah sistemlerinin, KE şirketi bünyesinde yer alan fabrikalarda ortak üretimi ve zırhlı araçlara entegrasyonu konusunda mutabakat sağlanmıştı.

Artık İsrail’den silah almayacağız

Milli Savunma Sanayi Müsteşarı Murat Bayar, Yeni Akit’in Ankara Temsilcisi ve Yazarı Yener Dönmez’e çarpıcı açıklamalarda bulundu…

Dönmez, Endonezya’da görüştüğü Bayar’ın açıklamalarını bugünkü köşesine taşıdı. Milli Savunma Sanayi Müsteşarı Murat Bayar, artık kendi silahlarımızı üretir hale geldiğimizi ve İsrail’den silah alımına son verdiğimizi açıklıyor:

Savunma Sanayi alanında geldiğimiz noktayı da ayrıntılı biçimde paylaşan Bayar, İcra Komite’sindeki Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Koşaner arasındaki uyumu anlattıktan sonra Savunma Sanayi’ndeki kayıp yıllardan söz etti.

Bu alanda geciktiğimizi, yıllarımızın darbeyle geçtiğini kaydeden Bayar, şunları ifade etti: “Vakit kaybetmeden birçok ülke 1970’lerde atılıma başladı. Bizim o yıllar darbelerle geçti. On yıllar hep kayıp. On sene kaybettiniz mi nereye yetişeceğiz? Herhangi bir ürünü ortaya çıkartmak 10 yıl alır. Gemi, tank veya hava aracı… Bir proje başladı mı sonuca ulaştırmak yıllarca sürer. İrade ile sürdürmek gerekir.

Ama biz geç başladık. Net olarak 2004’te başladık diyebilirim.”

Bugün ulaştığımız noktaya işaret eden Bayar, İsrail’den almak zorunda kaldığımız Heronlar’ın yerine yerli İHA’ların deneme uçuşlarına başladığını, Almanlar’a tane başına 250 milyon Euro ödediğimiz savaş gemisinin yerlisini Temmuz ayında denize indireceğimizi, teknoloji alanında da beyin göçünün tersine döndüğünü vurgulayarak şunları söyledi:

“ABD ve Avrupa’ya gidişler azaldı. Yani beyin göçü azaldı. Dünyanın çok önemli ülkelerinden, çok önemli üniversitelerinden Türkiye’ye büyük ilgi var. Oksford’dan bile Türkiye’ye gelenler var. Arge çalışmaları yapıyoruz. Araştırma ekiplerimiz var. Ciddi atılımlar sürüyor. Üniversitelere araştırma için öğrenciler gönderiyoruz. Çok üst seviyede projeler üretiliyor. Doktora öğrencilerimiz çok iyi durumda. Gelişim başarıyı beraberinde getirecek.”

Türkiye, Almanya ile birlikte Leopard tankı üretecek

Dünyanın en gelişmiş tanklarından ‘Leopard’ların silah sistemlerinin yapımında artık Türk mühendisleri de görev yapacak. Türkiye ile Almanya arasında imzalanan muhtıra, geçen hafta Meclis’te kabul edildi.

ANKARA – Meclis, ‘Leopard’ tanklarıyla ilgili mutabakat muhtırasını kabul etti. Türkiye ile Almanya arasında imzalanan muhtırayla, dünyanın en gelişmiş tankları arasında gösterilen ‘Leopard’ların silah sistemlerinin yapımında Türk mühendisleri de görev yapacak. Almanya, 300 milyon euro bedelli ‘Leopard II’ tankları için 2005’te alım pazarlıkları sürerken, tankların Güneydoğu Anadolu’da kullanılmamasını istemişti. Bu şerh, 2009 yılında imzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması’yla kaldırılmıştı…

“Türkiye, Almanya’dan tanklarla ilgili daha önceki yıllara ait “Teknoloji” ve “Hizmet Kullanımı” çalışma gruplarının mühendislik değişiklik teklifleri dokümanları dahil bütün tutanaklarını alabilecek. Türkiye, Leopard 2 A4 ile ilgili arayüz dokümanlarını düzenlenmesi için ayarlamalar yapacak ve tasarım çizimlerinden sorumlu yetkililer için hazır bulunduracak.

Türkiye geçtiğimiz yıllarda Leopard-1 tanklarını modernize etmişti. Aselsan’ın modernize ettiği Leopard-1 tanklarının, muharebe sahasında çok daha üstün performans sergileyebilmesi sağlandı. (6)

Adaleti Savunanlar Derneği Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi:

Teknoloji var, irade yok!

“İnsansız uçaklar veya çeşitli silahları yapabilecek teknoloji, birkaç gömlek düşük de olsa Türkiye’de var. Ancak bu noktada 3 konu çok önemli. Öncelikle teknolojiye sahip olacaksınız. Sonra mali kaynak ve bu kaynağı sürdürebilir hale getirmek için pazar bulmanız gerekir.

60 tane İslam ülkesi var. Ve hepsinin de bu silahlara ve uçaklara ihtiyaçları var. Ancak bunu gerçekleştirecek siyasi irade yok. Türkiye’nin İslam ülkelerine açılmasıyla pazar sorunu giderilebilir. Ve bu konuda ileri teknolojiyi yakalayacak kaynak da temin edilmiş olur.

Bir silahı üretmek için bir fabrika yapabiliriz, ancak seri üretime geçerek maliyeti düşürmek gerekir.

ABD, bizim gibi ülkelere silahı veya uçağı satıyor ama modernizasyonunu İsrail’e yaptırın diyor.

Dolayısıyla ABD ve İsrail’e bağımlılık oluşuyor. Ve bu sektörde dehşet paralar dönüyor. İslam ülkeleri ortak hareket ederek silah sanayini geliştirirse, hem bağımlılıktan kurtulur, hem de kaynaklarını dışarı akıtmazlar. Bu gerçekleşirse, Irak, Afganistan ve Filistin gibi halkı Müslüman olan ülkelerin işgal edilmesinin önüne geçecek güçlü bir irade de ortaya konulmuş olur.” (7)

Aselsan 4.3 milyar dolarlık sipariş aldı

Savunma sanayiinin önde gelen kuruluşlarından Aselsan’ın 2012-2018 dönemindeki sipariş tutarı, 4.3 milyar dolara ulaştı. 2011 yılında 160.7 milyon lira net kâr elde eden şirketin satış gelirleri ise 23.9 artarak 1.5 milyar lirayı aştı. Satış tutarının 1 milyar 419 milyon liralık kısmı yurtiçine, 82.5 milyon liralık kısmı ise yurtdışına gerçekleştirildi.

Geçen yıl Ar-Ge faaliyetleri için 447 milyon lira harcayan şirket KOBİ’lerle de işbirliğini her geçen yıl geliştiriyor. Aselsan, geçen yıl 267’si KOBİ olmak üzere 338 yurtiçi yan sanayi firmasına 315 milyon lira tutarında ödeme yaptı. Şirket, geçen yıl 3 bin 817 tedarikçi firmaya da sipariş verdi. (8)

….

ASELSAN’DAN MÜTHİŞ BİR BULUŞ DAHA!

TÜRKİYE, TEKNOLOJİ

Profesyonel telsizleri ihracat faaliyetlerinde önemli yer tutan ASELSAN, “Atlas” adını verdiği yeni bir telsiz geliştirdi. Geliştirilen yeni sistemin üretimi tüm kamu kurumları için bu yıl içerisinde gerçekleştirilecek ve kamu güvenliğinin vazgeçilmez aracı olacak.

ASELSAN’ın yeni buluşu Atlas’da bulunan entegre GPS alıcı sayesinde kullanıcı kendi coğrafi lokasyonunu öğrenerek konumunu telsiz üzerindeki geniş ekranda bulunan haritada görebilecek. Kullanıcının nerede olduğu bilgisi de yine aynı telsiz üzerinden merkeze iletilecek. Bu sayede el telsizi olan devriyelerin merkezden yerlerini ve pozisyonlarını izlemek mümkün olabilecek.

Atlas adı verilen yeni nesil telsiz, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre dizayn edildi. Telsiz geniş ekrana sahip, entegre harita, veri uygulamarı, dahili GPS alıcısı, yüksek kapasiteli batarya, gelişmiş kriptolama teknikleri, dayanıklılık, ergonomik ve hafiflik özelliklerini taşıyor. (9)

Bitirirken…

“Türkiye özgüven patlamasını yaşıyor’

Alman Cicero dergisi, “Türkiye’nin, AB’ye girme konusundaki o amansız isteği, çabası ve gayretleri çoktan geride kaldı. Ülke şu sıralar kendini de aşan bir öz güven patlaması yaşıyor” denildi.

…Cicero dergisi Türkiye-AB ilişkilerine ilişkin yorumunda Türkiye’nin yüzünü artık Berlin, Paris ve Washington’dan çok giderek Doğu’ya çevirdiğini öne süren dergi,

“Sonuç olarak karşımıza çift haneli ekonomik büyüme, Balkanlar’da, Rusya’da, Arap ve Asya coğrafyasında etkili ve ikna edici görüşmeler ile çok sayıda askerî iş birliği çıkıyor” dedi.

‘Öz patlamasının temel çıkış noktası İstanbul’

…Cicero, “Türkiye’nin bu yeni öz güven patlamasının temel çıkış noktası“gayriresmi başkenti” İstanbul” ifadesini de kullandığı yorumunda İstanbul için şunları da yazdı:

“Turistler ve kültür meraklıları şehri her dönemde ziyaret ederken, şimdi son dönemde yapılan çok sayıdaki beş yıldızlı oteli dolduran yeni bir grup dikkatleri çekiyor: Zengin Araplar ve Asyalı iş adamları Türkiye’de yeni yatırım arayışındalar.

Üstelik bu arayışlar meyvelerini de veriyor çünkü 2001 ile 2010 yılları arasında Türkiye’ye doğrudan giren Asya sermayesi bir milyardan 18 milyar dolara yükselmiş durumda.”

Cicero, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye’nin yönünü Batı’ya çevirmesi yönünde telkinde bulunduğunu, bunu vasiyet ettiğini belirterek“Tam anlamıyla laik bir Türkiye kendine Avrupa’yı örnek alarak siyasi, ekonomik ve askerî eksiklerini buna göre düzeltmeliydi” dedikten sonra şu değerlendirmede de bulundu:

“Üstelik Atatürk devrimlerinde bununla da kalmayıp Arap alfabesinin yerine Latin alfabesini getirmişti. Daha sonraki dönemlerde gerçekleştirilen NATO üyeliği ve AB katılım müzakereleri Atatürk’ün attığı adımların sağlamlaştırılmasını öngörüyordu.

Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesindeki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu söz konusu stratejiyi -birçoğu aksini düşünse de- geliştirdi.” (10)

İşin sırrı nerede?

Yüksek donanımlı ve iradeli beşeri kaynak bir ülkenin kalkınmasında temel etkendir.

Türkiye, batı ile olan ilişkilerinde çıkar dengesini iyi kurmak ve korumak durumundadır.

İnanırsan ve çalışırsan oluyor…

Resim:habermolasi.com’dan alıntıdır.

(1) Kaynak; Haber 7

(2) http://www.turkishnews.com/tr/content/2012/05/16/thy-filosu-lufthansa-filosundan-daha-genc-oldugu-ortaya-cikti/

3) http://www.turkishnews.com/tr/content/2012/02/25/alman-die-zeit-lufthansanin-tek-rakibi-thy/

(4) http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/kurumsal/SSM%20Dergisi/SSM_14.pdf

(5) AA – 12.04.2011 – 16:22

(6) Levent İÇGEN / VATAN

(7) Milli Gazete

(8) Sabah. 29.04.2012

(9) Sabah,  7 Mart 2011

(10) ANKA (1 Haziran 2012- cumhuriyet)

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*