Ve Dolmabahçe’nin tel örgüleri, 19 Mayıs 1919 tartışmalarına son noktayı koyar (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
George Orwell’in belirttiği gibi “ince kafatası” ırksal üstünlüğün bir göstergesiydi  ve koloniyel şapka imparatorluğun bir tür amblemiydi.

Resim; İngiltere başbakanı Wilson  Churchill.  George Orwell’in belirttiği gibi “ince kafatası” ırksal üstünlüğün bir göstergesiydi ve koloniyel şapka imparatorluğun bir tür amblemiydi.

Konu ile ilgili gerçekler çoğu kez gözardı edilerek yapılan tartışmalara son noktayı koyacak açıklama, olayın birinci derecedeki şahidi tarafından yapılmasıyla, “Anadolu’ya neden Sultan Vahdettin değil de, Mustafa Kemal paşa gönderildi?” sorusu da cevap bulmuş olmaktadır. Konu ikinci bölümde sadece tarafların ağzından ve anılarından belgelendirilerek meraklılarına da bir arşiv kazandırılmış olacaktır. “Tarih”, duygularımız ve temennilerimize göre değil yaşanmışları ile tarihtir.

Konu bugüne kadar yüzlerce kitap, binlerce makale ile aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Ancak, her nedense ilgili arşivler gerek siyasi, askeri veya milli meseleler bahane edilerek kamuoyuna açıklanmamaktadır.

Buna çarpıcı bir örnek verirsek;

-Bir dönem başbakanlık yapan Bülent Ecevit, Sultan Vahdettin’in bir hain olmadığını açıklar…

-Yine bir dönem cumhurbaşkanlığı ve birçok kez başbakanlık yapmış Süleyman Demirel’de;

-“Türk Milleti bazı gerçekleri öğrenmeye hazır değildir.” Bahanesi ile konunun tartışılmasına karşı çıkar.

Mustafa Kemal Paşa’ya Samsun’a gidiş vizesi veren ve İstanbul işgalindeki komutanın tercümanı ve dönemin İstihbarat sorumlusu olan İngiliz İstihbarat subayı Bennett’in, (1) elli yıl sonra İstanbul’da Nezih Uzel’le konu ile ilgili açıklamaları, bugüne kadar askıda kalan Sultan Vahdettin ile ilgili konuya açıklık getirerek, 19 Mayıs 1919 Samsun’a gidiş hikayesinin doğrusu da aydınlatılmış olur.

Olay bu bölümde özetlenecek, ikinci bölümde de, sadece tarafların geçerli kaynakları ile detaylandırılacaktır.

– Osmanlı Devleti ve İtilaf Devletleri arasında Mondros Ateşkes Antlaşması ile I. Dünya Savaşı’nın bu ülkeler arasında sona erdiğinin ilan edilmesinin ardından Osmanlı’nın başkenti – İstanbul – 13 Kasım 1918’te İşgal edilir.

-İstanbul’un işgali, İngiliz ve Fransız ağırlıklı 3500 düşman askeri tarafından gerçekleştirilir.

-İngilizler işgal konusunda deneyimlidir. Hangi aşamada ne yapılması gerektiğini çok iyi bilmektedirler.

-Sultan Vahdettin, İngiliz İşgal kuvvetleri Komutanı George Milne (2) ve iyi derecede Türkçe bilen İngiliz İstihbarat subayı Bennett tarafından çeşitli konular hakkında görüşülmek amacı ile Dolmabahçe Sarayında ziyaret edilir.

-Sultan Vahdettin’in yanında da bir kişi daha vardır. Uzun bir görüşme sonunda Komutan ve istihbarattan sorumlu subay Bennett Saraydan ayrılırlar.

-İşgal kuvvetleri komutanı Milne, arabasına binerken Bennett’in kulağına eğilerek, “Bu adama güvenilmez” der.

-Bu “güvenilmez” sözü üzerine, İstanbul İngiliz İstihbarat sorumlusu Bennett, Sarayın etrafını bir tel örgü ile çevirir ve sıkı bir kontrol için bir adet çıkış kapısı bırakır.

-Tel örgünün çevrilme nedeni, Sultan Vahdettin’in Anadolu’ya geçerek milliyetçileri örgütleme düşüncesi ve bu konuda İngilizlerin endişesinin olmasıdır.

-Sultan Vahdettin’in Anadolu’ya geçmesinin engellenmesi üzerine, Erenköy’deki bir köşkte, dönemin Sadrazamı, Genelkurmay başkanı ve diğer ilgililer, Anadolu’da oluşturulacak Kuvay-ı Milliye kuvvetlerinin başına geçecek bir komutan tespit ederek Sultan Vahdettin’e sunmak üzere toplanırlar.

-Toplantıda tespit edilen isimlerin arasında Mustafa Kemal Paşa’nın ismi yoktur.

-Sultan Vahdettin, kendisine sunulan listede, Almanya seyahatinde yaverliğini de yapmış olan ve yakından tanıdığı Mustafa Kemal Paşa’nın ismini görmeyince sorar;

-“Neden Mustafa Kemal Paşa’nın ismi listeye yazılmamıştır?”

-Genelkurmay, “Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyet yanlısı olduğunu, hareket başarıya ulaştığında Cumhuriyeti ilan edeceğini” ifade eder.

-Sultan Vahdettin, özetle, “önemli olanın ülkenin işgalden kurtarılması” olduğunu ifade ederek, Mustafa Kemal Paşa’yı listeye dâhil ettirir.

-Mustafa Kemal Paşa’nın da çok açık olarak ifade ettiği gibi Dolmabahçe Sarayında bu konuda bir görüşme yapılır ve Paşa’ya görev teklif edilir.

-Devam eden süreçte tüm hazırlıklar yapılır ve Genelkurmayın birçok değerli subayı da Mustafa Kemal Paşa ile birlikte, çok kapsamlı bir yetki ve büyük miktarda para ile Samsun üzerinden Anadolu’ya gönderilir.

-İkinci aşamada (Sivas’ta) Mustafa Kemal Paşa’nın yine çok açık ifadeleri ile Sultan Vahdettin’in desteğini ilan ve teşekkür eder.

Devam edecek

Güvenirliliği korumak adına anlatılanlar sadece taraflarının ifadeleri ile detaylandırılarak belgelendirilmektedir.

(1) John Godolphin Bennett (8 Haziran 1897 – 13 Aralık 1974), İngiliz asker… Osmanlı Devleti’nin yıkılış ve cumhuriyetin kuruluş öncesi yıllarında İngiliz ordusunun işgali altındaki İstanbul’da istihbarat subayıdır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun’a gidişi için gereken vizeyi 16 Mayıs 1919’da imzalamıştır.

Osmanlı Meclis-i Mebusan’ının İngiliz askerlerince basılıp İttihadçı milletvekillerin tutuklanmasında ve onların Malta Adası’na gönderilmesi operasyonunun başında da Bennett vardır.

Bennett’in, ilk baskısı 1974’te yapılan ve Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın geçmiş tarihiyle ilgili önemli bilgilerin de yeraldığı Witness (Tanık) adında birde otobiyografisi vardır.

(2)George Milne (d.5 Kasım 1866, Aberdeen) İngiliz komutan. 1916′da Makedonya’daki İngiliz kuvvetlerinin başına geçti. 1919′da İngiliz işgal kuvvetleri komutanı olarak İstanbul’a girdi. Anadolu’da başlayan ulusal hareketlerden endişelenerek, İstanbul Hükümeti’nden, Ordu müfettişi olarak Sivas’a gönderilen Mustafa Kemal’in geri çağrılmasını ve çete hareketlerinin durdurulmasını istedi. Bir yandan da İzmir ve çevresini içine alan Milne Hattı’nı saptayarak, Yunanlıların Ege’yi işgalini kolaylaştırdı. Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşmasından sonra İngiltere’ye dönerek genelkurmay başkanı oldu.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*