Vatandaşın Osmanlı Tarihi; Türk dostu İngiliz David Urquhart’a bir vefa borcumuz var (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Okuyunca, siz karar verirsiniz; "Urquhart gerçek bir dost.....

Bu bölümle kuruluştan başlayacaktık. Ancak, gazeteci-yazar ve diplomat Urquhart hakkında elimize geniş bir açıklama geçince, önce onu  anmanın bir vefa borcu olduğunu düşündük. Ve işte Türk dostu Urquhart…

“Urquhart, 1805 yılında İngiltere’nin Cromraty şehrinde dünyaya geldi. Babasının ölümü üzerine annesi tarafından İsviçre’ye götürüldü. Cenevre’de Fransız askeri okulunda okudu. İngiltere’ye dönünce Wolwich tophanesinde silah tekniği öğrendi.

Oxford Üniversitesinden dersler de alan Urquhart, 1827 yılında Yunan bağımsızlık savaşına katıldı. Londra’ya dönünce gösterdiği başarılardan dolayı kutlanmak üzere İngiltere Kralı IV. William tarafından kabul edildi.

1831’de İstanbul’a elçi olarak tayin edilen Sir Stratfor Canning ile birlikte elçilik görevlisi olarak İstanbul’a gönderildi. Bir yıl sonra Londra’ya geri dönen Urquhart, 1833 yılında Doğu ülkelerinde, İngiltere için ticarî imkânlar araştırmak üzere seyahate çıktı.

Bütün Osmanlı ülkesini ve diğer Doğu ülkelerini dolaşan Urquhart bu seyahatin sonunda, Osmanlı Devleti’nin ekonomik potansiyelini ortaya koyan Turkey and it’s Resources (London 1833) isimli eserini yayınladı.

Urquhart, Yunan bağımsızlık hareketi dolayısıyla tanımaya başladığı Türkleri, elçilikteki görevi ve seyahatleri esnasında çok daha yakından tanıma fırsatı bulmuştur.

Türklerin İslâm potasında oluşturdukları medeniyete hayran kalan Urquhart, bu arada İslamiyet’e de iyice merak sarmış ve en ince detaylarına kadar öğrenmiştir.

Bunun sonucudur ki daha 1833 yılında yazdığı “İslam As a Political System” başlıklı ve bir kitap hacmindeki makalesinde, Hıristiyanlığın sosyal hayattaki tesiri ile İslâm’ın bu fonksiyonunun kıyas bile kabul etmiyeceğini vurguluyordu.

Sözkonusu makalede yazar Hristiyanlığın sadece ruhanî olduğunu dünya işleri ile ilgisi bulunmadığını, fakat İslamiyet’in hem ruhanî hem cismânî olduğunu, âhiret hayatı ile beraber aynı zamanda insanların dünyevî hayatını da her kademede düzenleyen bir siyasî sisteme sahip olduğunu ortaya koyar. (1)

1834’te İstanbul’a gelen Urquhart, Mısır yönetimi ile başı dertte olan Osmanlı yönetimine, İngiliz ve Fransız yöneticilerinin muhalefetine rağmen, bu konuda destek verdi.

Bunun üzerine İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Palmerston, bu sırada İstanbul İngiliz Elçisi olan Lord Ponsonby vasıtasıyla Urquhart’ı Babıâli’ye sınırdışı ettirdi.

Londra’ya gelince England, France, Russia and Turkey (London, 1835) isimli kitabını yayınladı.

Bu kitapta yazar, o günkü dünyada güç dengesini değerlendirmekle beraber, İngiliz idarecilerinin gafleti yüzünden Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne, dolayısıyla Avrupa’ya hükmedeceğine işaret etti. Urquhart bu tarihten ölünceye kadar Rus tehlikesini bir fikr-i sabit olarak benimsedi.

Diplomat olarak özellikle Dışişleri Bakanı Lord Palmerston’a söz geçiremeyeceğini anlayınca, 1835 yılında kurduğu Portfolio isimli haftalık gazetede dış politika yazıları ile kamuoyunda iyice dikkat çekti. 1836 yılında bir kez daha İstanbul Elçiliği Genel Sekreterliğine tayin edilince Portfolio kapandı.

Ancak 1843 yılında tekrar çıktı ve 1845 yılına kadar devam etti. Portfolio’da, Urquhart özellikle 1838 İngiliz-Türk Ticaret Antlaşması ile ilgili olarak Lord Palmerston’u hedef alan, onu Rusların ekmeğine yağ sürmekle suçlayan bir yığın yazı yazdı.

1837’de Elçilik Genel Sekreterliği’nden ayrılıp Londra’ya iki ciltlik The Spirit  of The East isimli eserini yayınladı.

Bu eser o güne kadar Müslüman Doğu ve özellikle Türkler ile ilgili yazılıp çizilenlerden çok değişikti.

Yazar, Osmanlı Türkleri arasında, ruh ve fazilet planında yaşanan bir hayattan, dürüstlükten, müsamahadan, âdil idareden, misafirperverlikten, kadına olan saygıdan ve bütün bunlarla ilgili Batıdaki imajın yanlışlığından sözediyordu.

Onun bu eseri özellikle Avrupa’da yankılar uyandırmıştır”.

1847 yılında parlamentoya milletvekili olarak girdi. 1852 yılına kadar milletvekilliği süresince Türklerin menfaatlerini savundu ve bu dönemde de Lord Palmerston’un peşini bırakmadı.

Urquhart 1850 yılında yayınladığı Pillars of Hercules isimli kitabında büyük bir bölümü “Turkish Bath” (Türk Hamamı)na ayırdı. Avrupalıların temiz olmadıklarını itiraf eden yazar, ayrıca onların Türkler gibi temizlikle ilgili müesseselerden de mahrum olduğunu savundu.

Bu kitap Avrupa’da, özellikle İngiltere’de Turkish Bath Movement (Türk Hamamı Kampanyası) isimli bir kampanyanın başlamasına sebep oldu. Bu kampanyaya her kesimden insan katıldı.

Başta Londra olmak üzere İngiltere’nin birçok şehrinde Türk Hamamları inşa edildi.

Birçok belediye başkanı Sultan Abdülaziz’e mektuplar yazarak hamam inşası konusunda uzman istediler. Turkish Bath 1856 . yılında Londra’da müstakil kitap olarak basıldı. Bu kitaptan yola çıkan tıp doktoru Sir John Fife çok daha genişlettiği ve Türk Hamamının tıbbî bir tahlilini yaptığı Manual of The Turkish Bath isimli eserini yayınladı (London, 1865).

Sultan Abdulaziz 1867 yılında Londra’yı ziyaret ettiği zaman Urquhart Londra’da yaptırdığı büyük Türk hamamını, İtalya Sefiri Rüstem Bey vasıtasıyla Sultanın maiyetinin gusulü için tahsis etiğini bildirmiştir.

Rüstem Bey’e yazdığı mektupta temizlikten, taharetten nasibi olmayan Frengistan halkına temizliği öğretmek için böyle bir teşebbüste bulunduğunu, Padişahın maiyetindekilerin ilgi göstermesi halinde yerli halkın temizlik konusunda uyarılmış olacağını bildirir. (2)

Urquhart, Kırım Savaşından sonra Avrupalı devletlerin Osmanlı Sultanı’na yayınlattıkları Islahat Fermanı’nın haksızca bir baskının sonucu ortaya çıktığını ve bu fermanın Hıristiyanları Müslümanlardan daha ayrıcalıklı hâle getirdiğini iddia etti.

1855 yılında Foreign Affairs Committees (Dış İşleri Komitesi) isimli bir cemiyet kurdu. Bu cemiyetin başlıca gayesi, Avrupa’nın elbirliği ile reform, ıslahat gibi bahanelerle düzenini bozduğu Osmanlı Devleti’nin milletlerarası alanda haklarını savunma ve Rusya’nın bu devlet üzerindeki emelleri konusunda resmi makamları uyarmaktı.

Free Press bu cemiyetin yayın organı olarak 1855 yılında yayınlanmağa başladı. Free Press, “Turkish Bath Movement”i bizzat koordine etti ve gelişmelere sütunlarında yer verdi.

Foreign Affairs Committee’lerin sayısı ; 1876 yılında 21’e ulaştı. Îskoçya’dan Brighton’a kadar ülkeyi bir baştan bir başa saran bu cemiyetlerin üstadı, fikir babası Urquhart’tı.

Adı geçen cemiyetler bütün yayınlarında, bildirilerine “Üstadımız Mr. Urquhart bize öğretti ki”gibi ifadelere sıkça yer vermişlerdir.

Free Press, 1866 yılından itibaren The Diplomatic Review ismiyle yine sözkonusu cemiyetlerin yayın organı olarak çıkmaya başladı.

Diplomatic Review da Free Press  gibi Türkleri, Avrupalılara fazilet timsali bir millet olarak takdim etti. Bu iki gazetede yayınlanan yazıların çoğunluğu ve ağırlığı Urquhart’a aittir.

Urquhart, Batılıların Osmanlı ülkesinde yaptırmaya çalıştığı reformlar dış borçlar, Rus tehlikesi gibi konularda Sultan Abdülaziz, Fuat Paşa ve diğer Osmanlı yöneticilerine yazdığı mektupları aynı zamanda Diplomatic Review’de yayınladı.

Özellikle Osmanlıların Avrupalılardan aldığı dış borçları, onların batıracağını, dış borç alınmasına son verilmesi, mevcut borçların faizlerinin silinmesi için çalışmaları gerektiğine dair Newcastle Foreign Affairs Committee’nin başkanı Mr. Crawshay’a yazdığı İki uzun mektup hem Diplomatic Review’da  yayınlanmış hem de Ali Suavi tarafından Türkçe’ye tercüme edilerek 1875’de Paris’te kitapçık olarak basılmıştır.” (3)

David Urquhart, Mustafa Fazıl Paşa’nın Sultan Abdülaziz’e 1867 yılında Avrupa’dan gönderdiği mektuba sert tepki göstermiştir. Onun mektupta en çok tepki gösterdiği husus ise Sultan’a Paşa tarafından teklif edilen laikliktir. (4)

Avrupa’daki Yeni Osmanlılardan Ali Suavi ile 1867-1876 yılları arasında, Suavi’nin yurda dönüşüne kadar irtibatlı olan Urquhart, onu fazlasıyla etkilemiştir.

1866 yılında başlayan Girit İsyanı esnasında Fuad Paşa’ya yazdığı mektupta Hz. Peygamber’in

“Ne zulmediniz, ne de kendinize zulmettiriniz

mealindeki Hadis-i Şerifi ile söze başlar ve Osmanlı yönetiminin isyancılara ve kışkırtıcı olan yabancılara karşı takındığı yumuşak tavrı tenkit eder. (5)

1875 yılında Bulgaristan İsyanı ve ardından Hersek’te çıkan İsyanlar üzerine –Urquhart, Montrö’de rahatsız olmasına rağmen-  hanımı ile beraber, Osmanlı Devleti’ni, yazdıkları yazılarla müdafaa ettiler.

O, gerek eserlerinde, gerekse gazetelerdeki makalelerinde Osmanlı Ülkesinde ezilen sınıfın Hıristiyanlar değil, Müslümanlar olduğunu savunuyordu.

Dolayısıyla Şark meselesi nin (*) Rusya tarafından ortaya atılmış sun’î bir iddia olduğunu ve ancak Rusya’nın emellerine hizmet ettiğinde ısrar ediyordu.

Sultan’a yazdığı mektuplarda, Osmanlı için tek çözümün bütün dış müdahaleleri red ederek kendisine güvenmek ve şer’î yönetimden ayrılmamak olduğunu ifade ediyordu.

Hatta 1876’da Butler Johnstone vasıtasıyla Sultan’a ulaştırılmak üzere 21 Foreign Affairs Committee başkanının imzaladığı bir mektupta Sultan’a “Sizin selametiniz, ancak size Kur’ân-ı Kerîm’le indirilen hükümlere tam olarak bağlı kalmanızdadır.”(6) deniyordu.

Onun bu görüşlerini, Foreign Affairs Committees mensupları, 1867 yılında Sultan Abdülaziz’in Londra ziyareti esnasında Buckingham Palace’de Sultan’a verdikleri bir brifingde de arz etmişlerdir. Sultan’a yapılan hitabe daha sonra Diplomatic Review’da. Karşılıklı sütunların birinde Fransızca, birinde ise Osmanlıca olmak üzere yayınlanmıştır. (7)

Urquhart, rahatsızlığından dolayı 1864’yılından itibaren İsviçre’de Montrö’de oturmuştur. İngiltere’ye ancak zaman zaman gelip gitmiştir. 1876 yılının sonunda rahatsızlığı iyice artmış.  1877’de Napoli’de vefat etmiştir.

Cenazesi Montrö’de toprağa verilmiştir. Vefatı üzerine o sırada Galatasaray’daki Mekteb-i Sultani (bugünkü Galatasaray Lisesi)’nin müdürü olan Ali Suavi, Basiret gazetesine yazdığı bir yazıda, bir yandan onun faziletlerini ve Osmanlıya karşı olan hayranlığını dile getirmiş, bir yandan da gayet hissi bir üslûpla vefatından dolayı elemini, ızdırabını dile getirmiştir.

Suavi ayrıca Montrö’deki Bayan Urquhart’a bir baş sağlığı telgrafı çekerek Sultan Abdulhamid’in başsağlığı dileklerini ve sempatisini bildirmiştir. (8)

Urquhart, İngiliz tarihinde “The most Prominen Turcophil of his day” (Döneminin en meşhur Türk dostu) olarak yerini almıştır. (9)

Ardından bir yığın kitap, binlerce makale ve mektup bırakarak vefat eden Urquhart’ın şahsi evraktan British Museum el yazmaları bölümü ile, Kuzey Londra’daki History of Medicine Museum’da bulunmaktadıtır.

Urquhart’ın Türkiye ile ilgili görüşleri, makaleleri dışında, aşağıda listesi verilen basılmış kitaplarında dile getirilmiştir:

Turkey and It’s Resources (Türkiye ve Kaynakları), London, 1833.

England. France, Russia and Turkey (İngiltere, Fransa, Rusya ve Türkiye), London, 1834.

The Spirit of The East (Doğu’nun Ruhu), London, 1838, 2 cilt

Pillars of Hercules (Herküllerin Sütunları), London, 1850.

The Mystery of Danube, (Tuna’nın Sırrı) London, 1851.

The Occupation of Crimea (Kırım’ın İşgali), London, 1854.

The Turkish Bath, (Türk Hamamı) London, 1856

The English-Turkish Treaty of 1838 (1838 Türk-İngiliz Ticaret Antlaşması), London, 1859.

The Military Strenght of Turkey (Türkiye’nin Askerî Gücü), London, 1868.

The Foreign Affairs Committee and The Sultan (Dış İşler Komiteleri ve Sultan), London, 1875.

Le Sultan et le Pasha D’Egypte, Paris 1839 (Sultan ve Mısır Hidivi).

Der Geist der Orients, Stuttgart, 1839 (The Spirit of The East’ın Almancası).

La Turguie Les Ressources, Paris, 1836 (Turkey and It’s Resources’in Fransızca tercümesi).

Urquhart’ın fikir babası olduğu Foreign Affair Committe’lerinin şu şubeleri vardı:

Bolton, Macclesfîeld, Manchester, Rambsbottom, Staleywdge, Stockport, Yorkshire, Keighley, Cononley, Dewsbury, New Roadside, Shipley, Birmingham, St. Pancras (Londra) Bingley, Bradford, Glasburn, Newcastle Upon Tyne, Sutton, South Shields, Chershire, Lancashire. (10)

Bu komitelerin mensupları arasında sıradan insanlar, işçiler olduğu gibi, Charles Wells gibi ünlü Türkologlar, H. Munro, Butler Johnstone gibi milletvekilleri veya G.B. Saint Clai, Amiral Selweyn gibi İngiliz Subaylar, Augustos Daly gibi yazarlar vardı.

**

Bitirmeden…

Urquhart’ın yaklaşık 135 (Yüzotuzbeş) yıl önceden yapmış olduğu tespit ve  uyarılarını tekrar edersek, onun ne kadar isabetli görüşleri ve ne kadar samimi bir Türk Dostu olduğu konusu daha iyi anlaşılacaktır;

-Yazar Hristiyanlığın sadece ruhanî olduğunu dünya işleri ile ilgisi bulunmadığını, fakat İslamiyet’in hem ruhanî hem cismânî olduğunu, âhiret hayatı ile beraber aynı zamanda insanların dünyevî hayatını da her kademede düzenleyen bir siyasî sisteme sahip olduğunu ortaya koyar.

Yazar, o günkü dünyada güç dengesini değerlendirmekle beraber, İngiliz idarecilerinin gafleti yüzünden Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne, dolayısıyla Avrupa’ya hükmedeceğine işaret etti. (İkinci Dünya savaşından sonra Ruslar, Amerikalılar ile aralarında dünyayı paylaştığında, Almanya’nın yarısı ile Balkanlar kimim payına düşmüştür?

Urquhart özellikle 1838 İngiliz-Türk Ticaret Antlaşması ile ilgili olarak Lord Palmerston’u hedef alan, onu Rusların ekmeğine yağ sürmekle suçlayan bir yığın yazı yazdı. (Bu anlaşmalar ocağımıza incir ağacı dikmiştir!)

– Urquhart 1850 yılında yayınladığı Pillars of Hercules isimli kitabında büyük bir bölümü “Turkish Bath” (Türk Hamamı) na ayırdı. Avrupalıların temiz olmadıklarını itiraf eden yazar, ayrıca onların Türkler gibi temizlikle ilgili müesseselerden de mahrum olduğunu savundu. (Temizlik neyin yarısıdır? İman’ın değil mi?)

Urquhart, Kırım Savaşından sonra Avrupalı devletlerin Osmanlı Sultanı’na yayınlattıkları Islahat Fermanı’nın haksızca bir baskının sonucu ortaya çıktığını ve bu fermanın Hıristiyanları Müslümanlardan daha ayrıcalıklı hâle getirdiğini iddia etti.  (Doğru değil midir?

-“Özellikle Osmanlıların Avrupalılardan aldığı dış borçları, onların batıracağını, dış borç alınmasına son verilmesi, mevcut borçların faizlerinin silinmesi için çalışmaları gerektiğine dair Newcastle Foreign Affairs Committee’nin başkanı Mr. Crawshay’a yazdığı İki uzun mektup…” (Sultan 2. Abdülhamid bu öğüdü tutacaktır, ancak onu da yerinde bırakmayacak, -Milliyetçi! – İttihatçılar tahtan indireceklerdir)

-David Urquhart, Mustafa Fazıl Paşa’nın Sultan Abdülaziz’e 1867 yılında Avrupa’dan gönderdiği mektuba sert tepki göstermiştir. Onun mektupta en çok tepki gösterdiği husus ise Sultan’a Paşa tarafından teklif edilen laikliktir. (Bu konuda meraklıları, Lozan’da yaşananları ve Hilafetin kaldırılması ile ilgili bilgilerini tazelemelidir.)

-Sultan’a yazdığı mektuplarda, Osmanlı için tek çözümün bütün dış müdahaleleri red ederek kendisine güvenmek ve şer’î yönetimden ayrılmamak olduğunu ifade ediyordu. (Bir Atasözümüz ne demektedir; Harmanı yel deliyi el döndürür!)

Devam edecek

(*) Şark meselesi;“Şark Meselesi, ilk kez Rusların kullandığı bir politik terimdir. “Viyana Kongresi, Napolyon Bonapart’ın altüst ettiği Avrupa haritasını düzene koymak için toplandığı sıralarda, Rus Çarı Aleksandr, kongre delegelerini Rum davasıyla ilgilendirmek istedi. Kongre, milliyetçilik düşmanı Metternich’in ve doğuda Rusya’nın genişlemesini daima endişe ile karşılamış olan İngiltere’nin tesiriyle, bu konu üzerinde görüşmeler yapılmasını reddetti. Buna rağmen, Rus delegeleri, resmî görüşmelerin dışında, kongre üyelerinin dikkat nazarını Osmanlı İmparatorluğu idaresinde yaşamakta olan Hristiyan halkın durumu üzerine çekmeye çalıştılar ve bu durum için Şark Meselesi terimini kullandılar.

Kaynak;

“OSMANLI YANLISI İNGİLİZ DIŞ İŞLER KOMİTELERİ”  Dr. Hüseyin Çelik

Ve yazarın alıntı kaynakları;

(1) The Free Press, Supplements (1833-1881), ş. 6-20.

(2) Le Mukhbir, 14 Septembre (Eylül) 1867, nr. 3, s. 3.

(3) Ali Suavi, Leîter. From Mr. David Urguhart to The Newcastle Committee the Subject of The Turkish Debt, (Translated in Turkish, 11 December 1875), Paris, 1875.

(4)The Diplomatic Review, April 3, 1867, s. 53-54.

(5)The Diplomatic Review, April 7,1869, s. 60-62.

(6) Puplic Record Office, F.0.78/2454.

(7) Diplomatic Review, 4th September, 186, s. 1-2.

(8) Basiret, nr. 2114, 23 Cemaziyelevvel 1294 (16 Mayıs 1877).

(9)The National Register Of Archives, n: 2657.

(10) The Diplomatic Review, January, 1877 s. 25.

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*