Ülkemizde 2002-2017 Döneminde ne değişti de 70 sente muhtaç Merkez Bankası kasasına 120 milyar dolar koyabildi (22)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Balıkların ve karıncaların birbirlerini yemelerini güçleri değil, suyun akışı belirlemektedir.

Balıkların ve karıncaların birbirlerini yemelerini güçleri değil, suyun akışı belirlemektedir.

 

Ülkemizin anlı-şanlı ekonomistleri ve siyasetçileri, “Muhalefet!” adına ülke ve ekonomik gerçeklerini, iddialarını desteklemek adına çarpıtarak aktarmaktadır.

Ekonomi” en basit ve genel ifadesi ile bir “Takasdır.

Siz, bir ülke olarak uluslararası takasa (değişime) çıktığınızda masaya güçlü oturabilmenizi sağlayan, rekabetçilerinizle olan imkanların benzerliği, eşdeğerliliğidir.

Masaya güçlü oturabilmenizi sağlayanlar:

Yetişmiş nitelikli insan kaynaklarınız,

-Çağın gereklerine göre yüksek (Teknoloji) katma değerli mal üreten tesisleriniz,

-Hammadde-emek ihtiyacınızı, rekabet edebilir ölçülerde temin edebilme yeteneğiniz,

-Ürettikleriniz pazarlayacak-satacak yeterli miktarda potansiyel müşterileriniz.

Bunları açıkça anlatan bir ekonomist ve siyasetçi gördünüz, duydunuz mu?

Veya

Değerli vatandaşlarımız!

21. Asır, Nükleer Teknoloji yoğun enerji çağı’dır. Bu çağın en başta gelen gereksinimi, yeterli sayıda nitelikli yetişmiş insan, yüksek teknolojiye sahip mal-makine üreten tesisler ve bu tesisleri kurabilecek yerli sermaye/kaynaktır. Bu doğrultuda, Rekabetçi ülkelerimiz Bir Fransa, Bir Almanya, Bir İngiltere halkı gibi bir yılda en az 25 kitap okumalı, kazancımızın en az yüzde 25-30 oranını tasarruf etmeliyiz.

Bunları yapamadığımızda; dışarıdan aldığımız teknoloji ve borçlar nedeniyle, örtülü sömürge olmayı peşinen kabul ettiğimizi bilmemiz gerekir…”

Bunların yerine ne anlatılmaktadır?

-“Efem, dış borcumuz artıyor…

-Betonla kalkınma mı olurmuş…

-Türkiye sıcak para ile büyüyor…

-Orta gelir tuzağı’na düştük…

-İşsizlik artıyor….”

Bunlar elbette bizim gerçeğimiz. Gerçeğimiz de; bunların arkasında yatan nedenleri kim saymaktadır?

Veya neden bu sarmala, açmaza düştüğümüzü?

Sivrisineklerden şikâyet etmek, sorunu çözmeye yetmemektedir. Sivrisinekleri üreten bataklıklar kurutulmadan.

Geçen bölüme kadar, Avrupa’nın geldiği durumdaki çıkmazları ile, büyümemizi engelleyen, cari açığımızın baş belası enerji konusu ve çözüm adına yapılanlar ve gelnen yer anlatılmaya, işlenmeye çalışılmıştır.

Enerji üretiminde geldiğimiz yer, kısaca toparlandıktan sonra ekonominin parasal değerlerine, sorunlarına ve çözüm adına yapılanlara geçilecektir.

Türkiye’de elektrik üretiminde kullanılan kaynaklar ve oranları (2016)

-DOĞAL GAZ: % 32,1

-HİDROLİK : %24,6

-TAŞKÖMÜRÜ +İTHAL KÖMÜR : %19,7

-LİNYİT:  %14.1

-JEOTERMAL+RÜZGAR+GÜNEŞ : %7.8

-SIVI YAKITLAR: %1.0

-YENİLEBİLİR + ATIK: %0.8

2016 Yılı sonu itibariyle elektrik üretimi : 273.5 Milyar (kWh)

2002 Yılı itibariyle bu üretim rakamı: 130 Milyar kWh

 -Dış bağımlılığın azaltılması için kömür rezervi 7.5 milyar tondan 15 milyar tona yükseltmiştir.

-Önümüzdeki kısa dönemde dereye alınacak toplam üç (önce iki, sonra bir) Nükleer Elektrik Santralinin, (toplam üretimden) yüzde 10 pay alması öngörülmektedir.

Türkiye, yerli kaynaklardan elektrik üretimini yüzde 49.3’e çıkararak son 15 yılda sessiz bir devrim gerçekleştirmiştir.

-Enerji bakanı Albayrak, Ülkemizin, son 10 yılda ortalama 44 milyar dolarlık enerji ithalatı yaptığı, maden ithalatıyla birlikte rakamın 55 milyar dolara çıktığı ifade ederek; “Yerli kaynaklardan elektrik üretimini 2016’da yüzde 49.3’le en yüksek seviyeye çıkardık. Bundan sonra hedef en az 3’te iki. Yerli kömürden elektrik üretimini de yüzde 23’le en yüksek seviyede artırdık” demiştir.

Bakan Albayrak, 15 yılda elektrikte kurulu kapasitenin 3 katına çıktığını, elektrik üretiminin 2 katından fazla bir noktaya geldiğini vurguladı.

SON BİR YIL…

-Elektrik tüketiminde yerli kaynakların payı %49,3 oldu

Yenilebilir enerjide %31 artış

-Yerli kömürün payında %23 artış

İthal doğalgaz ile gerçekleştirilen üretimde %10 azalma

2002 yılına  kadar, ne Rüzgar ne de Güneş kayda değer bir miktarda elektrik üretim kaynağı değildir. Bugün bu alanda çok büyük yatırımlar yapılmakta ve rüzgar ve güneş toplam elektirk üretiminde payını artan bir  çizgide yükseltmektedir.

-Yenilebilir enerjide %31,

-Yerli kömürün payında %23 artış sağlanmış,

-İthal doğalgaz ile gerçekleştirilen üretimde %10 azaltılarak ciddi manada döviz tasarrufu sağlanmıştır.

Peki, Devletimiz son 15 yılda neyi değiştirmiştir de elektrik üretimi ülke çıkarlarına önemli yarar sağlamıştır?

-2000 Yılında ülkemizdeki toplam elektrik üretimi, %77,9 oranında KAMU tarafından sağlanırlen bu oran, 2017/Nisan itibariyle tersine dönmüş: ÖZEL SEKTÖR’üm elektrik üretimindeki payı, %86,84 seviyesine (*) yükselmiştir.

-Bunların yanında yerli ve yerel kaynaklar:  Kömür, Rüzgar ve Güneş elektirk üretiminde daha ciddi manada kullanmaya başlanmış, yatırımları teşvik edilmiştir.

Peki, elektrik üretim maliyetlerini hiç merak ettiniz mi?

Doğal gazdan üretilen elektrik  :  8.09 cent/Kw    Yatırım süresi :    1 yıl

Petrolden üretilen elektrik        :   7.51 cent/Kw    Yatırım süresi :     1-2 yıl

Kömürden üretilen elektrik      :  2.21 cent/Kw    Yatırım süresi :     4-6 yıl

Nükleerden üretilen elektrik    :  1.80 cent/Kw    Yatırım süresi :     4-6 yıl

Barajdan üretilen elektrik         :  0.75 cent/Kw    Yatırım süresi :    4-6 yıl (dünya ort) (**)

 

Bir soru ile bölümü bağlayalım.

-Devletimiz 2002 yılına kadar ne yapmıştır?

-“Su akar, Türk bakar!”

Devam edecek

www.canmehmet.com

(*) Rakamlarla ilgili kaynaklar için lütfen önceki bölümlere bakınız.

Resimler, Web ortamından alınmış ve düzenlemesi tarafımızdan yapılmıştır.

171 Toplam Ziyaretçimiz 1 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*