“Türkün Türk’ten başka dostu yok!” Aldatmacasının arkasında yatanlar

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

images

 

Benelüks ülkelerinde yerleşik bir firmadan iş teklifi aldık. İş teklif almakla bitmiyor tabii. Ülkeyi ve insanlarını tanımak gerekmektedir.  Bunun için en ulaşılabilir yol olan web ortamında araştırmaya başladık. Önce bu bilgileri paylaşacak sonra başlığımızdaki ifadeye geçeceğiz.

Alıntılar bir forumdaki yazışmalara aittir. Ve hiçbir düzeltme yapılmadan aynen aktarılmaktadır.

***

-“Arkadaşlar, bütün forumu okudum ( yani bu Belçika konulu olanı )….
Bende Belçika’da doğdum büyüdüm ( limburg ) ve 2 yıldır TR deyim… iyiki gelmişim, geri dönmeye de hiç niyetim yok. Hatta ailem arkadaşlarım da hep aynısını soyluyor.. iiki gitmişsin diye.

-Çünkü Belçika’da bir yabancı için hayat çekilmez hala gelebiliyor. Kızlar bu konuda tabi biraz daha şanslılar. Dili ne kadar iyi konuşursan konuş, görüşünü de geçelim hadi, sarışın mavi gözlü Türkler de var, ama yinede yabancısın, ismin yabancı…her zaman 2. sınıf vatandaş muamelesi görürsün.

-Ben bu güne kadar hic bir sorun yaşamadım. Ne okul, ne iş hayatımda, ne de arkadaş çevremde. Yani bunu her zaman yansıtmazlar ama var, onlarda o korku var. En basit örneği okulda yaşadım. Bir yerde senin bir yabancı olarak ilerlemeni istemiyorlar.

Bunu yaşayan tek ben değildim. Ve benim bi yunan öğretmenim vardi ve üzerime ( ve diger yabancı arkadaşların üzerine ) o kadar cok düsüyordu ki, bizi hep uyarırdı, çalışın başarılı olun diye, yabancılarında bunu başarabildiklerini gösterin derdi.

Şimdi herkesi aynı kafese koymak yanlış olur tabi.. aralarında Türklerle iyi olanlar yokmu? Var tabiki. Sen çaba gösterirsen, kimsenin sana zararı dokunmaz. Bu her ülke için geçerli…Ama bizin Türkler değişmeye yanaşmıyorlar. 30 yıldır belçika’da yaşayıp’ta hala dili öğrenemeyen nice insan tanıyorum. Ya da hala çocuklarının Belçikalılarla arkadaş etmesine karşı cıkan aileler…
Tamam kültürümüzü kaybetmeyelim, örfümüzü ve adetlerimizi unutmayalım, ama unutmamak lazım ki, adamlar da ülkelerini kaybetmek istemiyorlar.

Herşeye rağmen Belçika’yı seviyorum, doğduğum büyüdüğüm ülke, özlüyorum, frietjes, wafels, zuurtjes ama Istanbul’dan vazgeçmem!!!”

*

-“kardeşim dediklerinde çok haklısın hatta yunan öğretmen konusundada aslında bizim yunanlılarla düşmalığımız yok o düşmanlık politik ben yunanistana da gittim insanları iyi türkü de seviyorlar bizlere karşı çok iyiler hele dışarda bir yunanlı ile başka bir ülkede ol hemşerin gibi oluyor dediklerinde çok ama çok haklısın..”

*

Evet kesinlikle öyle , benim belçika’da okulda, mahallede yunan arkadaşlarım vardı ve bizim yedigimiz ictigimiz ayrı gecmezdi.. bende gittim yunanıstana ve ilk başta belçikalı sandılar ( belçikadan yunan arkadaşımla beraber gitmiştik ) sonra türk oldugumu ogrendıklerınde daha da boyle cana yakın davrandılar, mesela arkadaşın annesi kalktı beni bi kez daha kucakladı ( 2 gündür ordaydık:P) Meger kadın eskiden İzmir’de doğmuş ve cocuk yaşta geri donmek zorunda kalmış… ve hala çat pat türkçe biliyormuş…”

Yukarıda üç ayrı kişiye ait görüşleri öğrendikten sonra, aşağıda da bizim yaşadığımız bir olay aktarılmaktadır.

1998 yılında İspanyol bir firma bizi yılsonunda ülkesine davet etmiş, yolculukla ilgili  biletleri de bize kurye ile göndermişti.

Bilet Atina üzerinden aktarmalı olarak Barselona varışlıdır.

Atatürk Havalimanından hatırladığım kadar  (Olimpiya şirketine ait olabilir) 40-50 kişi kapasiteli küçük bir uçağa bindik, Atina’ya indiğimizde aktarma için transit salonuna yöneldik, pasaportlarımızı kontrol için alan görevlilerin yüzüne bir tebessüm yayıldı ve bizi transit salona götürerek beklediğimiz süre bize gerekli olacak yerleri de göstermeyi ihmal etmediler.

Anladığımız, yüzlerindeki ve hareketlerindeki ifadelerden bir düşmanlığın olmadığı hatta size yardımcı olarak iyi niyetlerini belirtmeleridir.

Peki, bize neden;

-“Arapları,

-Yunanlıları ve Ermenileri düşman olarak öğretmektedirler?

Irklar ve halklar neden birbirine düşman olurlar?

Düşman olması gerekenler varsa bunlar hükümetler olmamalı mıdır?

Madem birbirimize düşmanız, İnsana sormazlar mı?

-Neden Paris’ten giysi, Almanya’dan otomobil, Amerika’dan silah alırsın?

Evet, neden?

1871’de Alsas-Loren bölgesini Almanlara kaptıran Fransa bu acıyı 50 sene boyunca unutmaz… Aslında Fransızlar için bir Alman tehlikesi tarih boyunca vardır, yani aralarındaki düşmanlık da tarihidir.

Alsas-Loren 1. Dünya Savaşının ana nedenlerinden de birisidir. Aynı Almanya 2. dünya savaşında da Fransa’yı tamamen işgal etmiştir.

Bunlarla birlikte, 1930’ların Fransızları Hitler’in bir gün Fransa’ya saldıracağını da çok iyi bilmektedir. Aralarında tarihi bir düşmanlık vardı çünkü.

Tüm bunlara rağmen 2. dünya savaşından sonra ne olmuştur?

2 devlet de savaş baltalarını gömmüş ve düşmanlığı bırakıp kendi inisiyatifleriyle AB’nin yolunu açmışlardır.

Günümüzde o kadar ileri bir dostluğa ulaştılar ki, artık 2 ülkenin birleşmesinden oluşacak “FransAlmanya”  bile konuşulur olmuştur.

Düşmanlık, kastedilen manada hep vardır. Çünkü bu bir insani duygudur.

Ancak, 21’inci asır bilgi çağında bu düşmanlık duyguları artık dostluğa dönüşmelidir.

Ulus devletlerin her zaman muazzam düşmanları olmak zorundadır

Bu, siyaset biliminde ulus devlet konusunun ana cümlelerinden biridir. o “muazzam düşmanlar” ülke içinde kaynaşmayı, milli duyguları ateşlemeyi sağlar.

Bizim için de en mükemmel düşman her zaman Yunanlılar olmuştur! Yani, düşman olmamız kasıtlı olarak bilinçaltımıza yerleştirilmiştir.

Zaman sizce de  tarihi düşmanlıkları tarihi dostluklara dönüştürme zamanı değil midir?

Unutmadan;

Ülkemizi işgal edenler; İngiliz, Fransız, İtalyan...

Düşmanlarımız onların kuklaları, Ermeniler, Yunanlılar, Bulgarlar ve Araplar!

Bu işte bir yanlışlık yok mudur?

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*