Türkün Beş Cenneti… (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

türklerin cenneti-3-

Bu sözler (öngörü-kehanet) 1850 Yılına aittir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk kanında canlanacağını ve sonsuza kadar yaşayacağını dünyaya ispat etmek için canını dişine takarak savaşmışlardır. Bugün de onurlarını korumak için çarpışmaktadırlar… (1)

O yıllar, Osmanlı İmparatorluğu için bir kırılma noktası, ilk dış borç alımının arefesi, (1853) Kırım Savaşı’nın hemen öncesidir. Ve ortada henüz bir Milli Mücadele de yoktur.

Yazar, çok ilginç bir tespitle, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk kanında canlanacağı”nı o yıllarda öngörebilmiştir.

Yeni yazı dizimiz aslında, “Milli Mücadele’nin eksik anlatımı…” ile ilgili olacaktı.

İzmir ve çevre halkı, Yunan İşgali’nin (15 Mayıs 1919) ertesi günü ayağa kalkmış, teşkilatlanmış ve Milli Mücadele’ye eşik, “Balıkesir Kongreleri ni gerçekleştirmiştir.

Bölge halkının bu unutulmaz direnişi, Yunanlılar bir yıl oyalanarak, Milli Mücadele hazırlıklarına altın fırsatlar kazandırmıştır.

İzmir’in, Yunanlılara ilhakını önleyen yöre halkı; Balıkesirliler, Aydınlılar, İzmirlilerdir.

Yazılacak bu dizi ile, onların o günlerde (teslim edilmeyen demeyelim de) unutulan haklarına ait bir vefa borcu yerine getirilecekti.

Ancak, Fransız yazar, politikacı Alphonse de Lamartine, yazdığı “Osmanlı Tarihi” üzerinden bizlere anlattığı gerçekleri aktarmanın da; hem yazara, hem de Ülkesi için canını esirgemeyenlere bir vefa borcu olacağı düşünülerek, sırayı “Türkün beş cenneti” ne ayırdık.

Bu çok kısa aktarımlarda görülecek olanlar; Fransız yazar ve politikacının, yaklaşık 170 yıl önce, yaşanacaklarla ilgili söyledikleri, öngörüleri nerede ise bire bir gerçekleşenlerdir.

Bilgili-deneyimli Devlet adamlığı da bu olsa gerek.

1815 yılının Ocak ayında, çevresindeki komutanları ile sohbet eden Napolyon, birdenbire konuşmasını kesti. Sanki gözlerinin önünde geleceğin hayali canlanmıştı. Bir süre sessiz kaldıktan sonra şunları söyledi:

‘Ne yazık ki, en iyi biçimde hazırlanmış planlar bile, en umulmadık durumlarda değerini yitiriyor. 1812 yılında ben bütün Avrupa’ya ve bütün güçlere hükmediyordum, Nihayet Rusya’yı işgal etmenin zamanı geldi sanmıştım. Rusya’nın önünde öyle bir engel oluşturacaktım ki, hiçbir zaman yerinden kıpırdayamayacaktı. Rusları en az bir yüzyıl gerileteceğimi tasarlıyordum. Oysa onları bir yüzyıl ileri götürdüm.

Eğer Rusya bir gün İstanbul’u işgal ederse, hem Baltık Denizi’ne ve hem de Boğazlara dayanarak Asya ile Avrupa’yı egemenliği altına alabilir. İstanbul’daki Türk egemenliğinin devletler arasındaki dengeyi sağlamadaki önemini daha önce görebilseydim keşke!..”  (2)

…İki boğazın, üç denizin ve iki kıtanın ortasında bulunan İstanbul’un tarafsız, dost ve özgür bir yönetimin egemenliği altında olması gerekmektedir. Ancak İstanbul da, Boğazıçi’nin Moskova’sı olacak. Sarayların bahçelerine inşa edilecek olan Kremlin, Avrupa gemilerini korkunç bir iştahla izleyecek.

Akdeniz’e gelince…

Burası da ya Rus gölü olacak, ya savaş alanı. Çünkü Avrupa ticaretini iki ateş arasında sürdürmek isteyen İngiltere ile Rusya, belki de kendilerini yıllarca sürerek bir savaşın  içinde bulacak.

Fransa ne olacak.

-‘ Evet, Korfu, Cebelitarık ve Malta’daki egemenliği sona erecek. Fransız deniz gücü, ya İngiliz deniz gücüne sığınacak, ya da limanlarını Rus saldırılarına karşı korumaya çalışacak. Eğer Rusya Çanakkale’ye yerleşecek olursa, sınırları Marsilya ile Toulon’a kadar uzanacak.

Ya Almanya’nın sonu ne olacak.’

Yıllardır Rus diplomasisi ve müdahalesi altında yaşayan Almanlar, Ruslaşır. Çünkü, artık çarın arkasında Osmanlı imparatorluğu korkusu kalmayacaktır. Napolyon’un düşündüğü Ren Konfederasyonu, İstanbul’un düşmesinden sonra Rusya tarafından gerçekleştirilir ve Fransa’ya karşı kullanılır. Buna karşılık Almanya Polonya’dan önemli bir toprak parçasını koparır ve Ren kıyılarındaki eyaletlere sahip çıkar.

Avusturya da İtalya’yı işgal eder.

Fransa, Rusya’nın öncü gücü durumuna gelen Almanya ile savaşmadan, Ruslarla mücadele edemez. Bir başka deyişle Fransa, Almanların yardımcısı olan Rusya varken, doğrudan Almanya’yla savaşa tutuşamaz. 1815 Antlaşması, Fransa’nın aleyhine bir hayli kırpılmıştı. Bugün yalnız Rusya, bu antlaşmayı kendi uğruna Fransa’ya karşı uygulamaya çalışabilir,

Yalnız kalacak olan İngiltere, bir ada devleti olduğu için bir süre daha özgür yaşayabilir. İngiltere bir zamanlar Napolyon’un uyguladığı kıta engelinden başka bir de Doğu engeliyle karşılaşır. Şu sıra Tuna kıyılarında olduğu gibi, bir Rus saldırısını yüreği korkuyla dolu olarak bekler.

İşte gerek toprakları ve gerek denizleri bakımından, Osmanlı Împaratorluğu’nun Rusya’ya terk edilmesinin doğuracağı sonuçlar bunlar olabilir.

…Dünyada birbirlerinden kesin farklılıklarla ayrılan iki uygarlık vardır: Bunlar Doğu uygarlığı ile Batı uygarlığıdır. İlki oturan uygarlıktır, ikincisi ise yürüyen uygarlıktır. Ancak bu dönemde görünüş olarak birbirlerine benzemektedirler,

…Eğer Rusya’ya, Batı’yı dinlenirken avlama fırsatı verilirse işte o zaman Batı dünyası belini doğrultamaz, ya da eli kolu zincirli olarak ayağa kalkabilir. Belki Batı zincirlerini de kırabilir, ama bugün olduğu gibi savaşarak değil. Ancak kendisini zincire vuranlarla birlikte yok olacağı bir sarsıntıyla,,.

Demek ki, kendi kurtuluşumuz olan Tuna’ya doğru yürümemiz gerekiyor. Osmanlı imparatorluğu, özgür Avrupa’nın bir güvencesidir.

Ölü sanılan bir toplumda, canlı bir millet yaşadığını gördüğümüz için kendimizi kutlayalım.

Ve Türklerin tekrar dirilmeleri onuruna ya tarih yazalım, ya da bizim mezar taşımıza ithaf.,.

“Barış istenilen bir yüzyılda, Rusya’nın, aklına estiği biçimde ve cezalandırılmaktan çekinmeden önüne çıkana saldırmasına izin verilecek midir.”

Uygar, vicdanı özgür ve bağımsız Avrupa ile birlikte, “hayır” diyoruz.

Ve “hayır”ı, Fransa, İngiltere, Osmanlı împaratorluğu’nun silaha sarılmasıyla güçlendiriyoruz. Kimsenin duymayacağı biçimde “hayır” diyen, fakat bu sözü, dost ve düşman Önünde yüksek sesle söyleyemeyen Avusturya ile Almanya’yı açıkça kınıyoruz. Oysa bu iki gücün birden “hayır” demesi kan dökülmesini önleyebilirdi.

…Eğer bu tarafsızlık Rusya’ya karşı saygı ise, aşırı bir saygı gösterisi olur. Eğer her iki taraf için ilgisizlik ise, böyle bir ilgisizlik olanaksızdır. Eğer çardan duyulan korku yüzünden tarafsız kalmıyorsa, savaştan korkanlar kadar adi devlet olamaz. Bu da er geç Almanya’nın İşgal edilmesi demektir. (3)

Fransız yazar ve politikacının (1850 yılındaki) tespitleri özetlenirse;

Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk kanında canlanacağını…

-1815 yılında Napolyon: “…Eğer Rusya bir gün İstanbul’u işgal ederse, hem Baltık Denizi’ne ve hem de Boğazlara dayanarak Asya ile Avrupa’yı egemenliği altına alabilir. İstanbul’daki Türk egemenliğinin devletler arasındaki dengeyi sağlamadaki önemini daha önce görebilseydim keşke!..”

-İki boğazın, üç denizin ve iki kıtanın ortasında bulunan İstanbul’un (Osmanlının) tarafsız, dost ve özgür bir yönetimin egemenliği altında olması gerekmektedir. Osmanlı imparatorluğu, özgür Avrupa’nın bir güvencesidir.

– Eğer çardan duyulan korku yüzünden (Almanya) tarafsız kalmıyorsa, savaştan korkanlar kadar adi devlet olamaz. Bu da er geç Almanya’nın İşgal edilmesi demektir..

Yazarın, 1850’de öngördüklerinden gerçekleşenler;

-Osmanlı,  (Özellikle Milli Mücadele’de) Türk Kanından canlandı mı? Evet…

-Ruslar, Almanya’yı (Doğusunu) İşgal etti mi? Evet…

-(Osmanlı), Türkiye, Özgür bir Avrupa için güvence mi? Evet…

-Bu pencereden bakıldığında, “Milli Mücadele” de Fransız-İngilizlerin bizlere (ülkemizi işgal etmelerine rağmen) Yunanlılarla çarpışmamız için silah vermeleri daha iyi anlaşılmakta, değil midir?

-Ve yaşananlara; “Milli Mücadele”mi diyelim, Avrupa’nın Ruslardan “Kurtuluş Savaşları” mı? 

-Ve… İngiltere Başbakanı Churchill’in, “Türklerin ağırlığı 250 kg’dır. Aşağı inerse destekleyin, çıkarsa engelleyin!” ifadesini de not ederek.

-Aslında her şey ortada değil mi?

-Eğer, bizler, bakmak için değil de görmek için bakıyorsak.

Devam edecek…

Türk’ün Beş Cenneti: Kadın, At, Silah, Ağaç ve Pınar.

www.canmehmet.com

Resim; web ortamından alınmıştır.

Kaynak;(1-2-3) Alphonse de Lamartine, Osmanlı Tarihi

627 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*