Türkler, Yahudiler ve Anglosaksonlar; Bilgi, silah ve altına hükümran olmuştur (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Olaylar ancak kendi şartlarında hayat bulmakta, yaşamaktadırlar.

“Yeni “Dünya düzeni” ni biz kurarız.” İddiasında olanları tanıttıktan sonra, BOP (1) fikrinin, ABD Başkanı Bush’a ait olmadığını; fikir babalarının İngiliz; ebeliğini de, ABD başkanı Wilson’un yaptığını açıklamış olalım.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna gelindiği günlerdeyiz…

-(ABD Başkanı) Wilson’un 1919’daki hayalinin önemli bir özelliği, barışsever ülkelerin liberal demokratik ülkeler olacağı fikriydi.”(2)

Bu fikrin ülkemizdeki ilk belirgin uygulaması (Liberal ekonomiye geçiş), Marshal yardımıdır.(*) İkinci uygulama, 24 Ocak 1980 kararları, (**) sonrasında, 2000’de küresel ekonomiye bağlanması vardır.

Şimdi biraz daha geriye, 1918 yılının başına gidiyoruz;

Birinci Dünya Savaşı resmi olarak, 12 Kasım 1918’de sonlandırılmıştır.  Ancak, bundan yaklaşık olarak 10 ay önce; 5 Ocak 1918’de, I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerinden İngiltere Başbakanı ; 8 Ocak 1918 Tarihinde de, ABD başkanı, savaş sonrasındaki, “Yeni Dünya Düzeni”ile  ilgili çok önemli açıklamalarda bulunurlar.

-İngiltere Başbakan Lloyd George, 5 Ocak 1918’ deki, İşçi Sendikaları Kongresinde; Türkiye’yi başkentinden veya ırkça hakim unsuru Türk olan Küçük Asya ve Trakya’nın verimli topraklarından mahrum etmek için savaşmıyoruz. Biz, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki deniz trafiği uluslararasılaşmış ve yansızlaşmış olmak kaydıyla, başkenti İstanbul ile birlikte Türk ırkının anayurdunda Türk devletinin varlığını sürdürmesine karşı değiliz… (3)

-Bu tarihten üç gün sonra, 8 Ocak 1918’de, ABD Başkanı  Wilson’da;  Osmanlı Devleti’nin Türk olan kısımlarında egemenliği sağlanacak, Türk olmayan milletlere kendi geleceklerini tayin hakkı tanınacak, Boğazlar uluslararası trafiğe açık olacak ve uluslararası denetim altında tutulacak.”(4)

Dönemin hakim-Galip devletleri iki hususa dikkat çekmektedir.

-“Türkler’e bir devlet kurulacak ve Boğazlar denetim altında tutulacak. “

Çoğunluğun gözünden kaçmıştır. İngiliz askerleri ülkemizi ne zaman terk etmişlerdir? Araştırdıklarında karşılarına, ileri ve ilginç bir tarih çıkacaktır.

Başkan Wilson’un yukarıdaki, 1919’daki  ifadesini tekrar verirsek;

-(ABD Başkanı) Wilson’un hayalinin önemli bir özelliği, barışsever ülkelerin liberal demokratik ülkeler olacağı fikriydi.

Şimdi; BOP, Arap Baharı, Irak ve Afganistan’a demokrasi, özgürlük götürülmesini daha iyi değerlendirebiliriz.

Başkan Bush, Yeni Dünya Düzeni, BOP’un içeriğini nasıl pazarlamaktadır?

Özetle;“Müslüman ülkelere demokrasi ihracı ve bu ülke pazarlarının açılması” ; Ekonomilerinin libarelleşmesidir.

Nasılsa, Liberalleşen pazarda kimin gücü kime yeterse anlayışı vardır. Onlarda güçlü olduklarına göre…

Altta kalanın canı çıkacaktır.

ABD’de başkanlık yapan Bush (Cumhuriyetçi) ve Cilinton (Demokrat) partiye mensup olmalarına rağmen, Devlet politikalarını değiştirmeden sürdürmüşlerdir.

Tek farkları, Dünya kamuoyuna sunulan Amerikan politikasının dış ambalajıdır.

Örnek ; Clinton, ABD’nin eski başkanlarından Woodrow Wilson’un liberal evrensellik ilkesi çerçevesinde gelişen ABD’nin liberal demokrasi ilkelerini bütün dünyaya yayacak bir politika benimsenmiştir. Başkan’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı E. Leyk’in de belirttiği gibi “Woodrow Wilson’un izinden giden ABD Başkanları ister Demokrat ister Cumhuriyetçi olsun demokrasiyi, pazar ekonomisini genişletmek ABD’nin ulusal çıkarlarını korumaktadır. Çünkü bu değerler Amerikan’ın savunduğu değerleri yansıtmaktadır.” (5)

-Japon asıllı Amerikan vatandaşı olan Sosyolog Fukuyama, 1990’ların başında;  (güçlü dostları ve  medyanın desteği ile ancak popüler olmuş), “Tarihin sonu!, tezi ile özetle demektedir ki;

-Mevcut sistemler, liberal ekonomi karşısında yenilmiş; halk egemenliği ve hukuk devleti anlayışı geçerlik kazanmış,  bireyin belirleyici olmasının önü açılmıştır.

Neticede, Liberalizm kazanmış ve yenidünya düzeni nin sistemi olmuştur.

1918-1919’da ABD başkanı ne demektedir?

-“Barışsever ülkeler, liberal demokratik ülkeler olacaktır…”

-1993’te Başkan Clinton neyi vurgulamaktadır?  “liberal evrensellik ilkesi çerçevesinde gelişen ABD’nin liberal demokrasi ilkelerini bütün dünyaya yayacak…”

-2001’de başkan Bush ne demektedir? Müslüman ülkelere demokrasi ihracı ile bu ülkelerin pazarlarının açılması, libarelleşmesi

Fukuyama’ya geri döner ve tezini tekrar edersek;

-Mevcut ekonomik ve siyasal sistemler çökmüş, liberalizm yarışı birinci olarak kazanmıştır.

Şifre nedir? Liberalizm.

Peki, Neden?

Ne var var şu Liberalizm’de?

Bizler Liberalizm ile ne zaman tanıştık,

Tanzimat Fermanı’yla ilgisi nedir?

 

Resim; http://www.derindusunce.org/2009/12/16/islam-ve-liberalizm-catisma-mi-isbirligi-mi/’

Açıklamalar ve Kaynaklar;

(*) Marshall Planı (1948-1951),Uluslararası siyasette konuşulanların arka planında her zaman bir ekonomik bir neden vardır. 2. Dünya Savaşı bitmiş, artık makineler (ekonomi)ordular için değil, halkın tüketimi için dönmelidir. Bu anlayışla; 1948-1951 döneminde, ABD tarafından bir ekonomik yardım paketi hazırlanır. Bu yardımlar Türkiye dahil yaklaşık onaltı ülkeye ( kalkınmalarına yardımcı olması için) verilir. Ancak, her ne hikmetse bu yardımlar, ülkeleri daha da yardıma muhtaç hale getirir.

(**) 24 Ocak Kararları, 24 Ocak 1980 tarihinde ekonomik literatüre geçen ve yapısal dönüşümleri içeren bir program.

(1) BOPGenişletilmiş Ortadoğu İnisiyatifi; Amerika Birleşik Devletleri 43. Başkanı Bush hükümeti tarafından Büyük Ortadoğu adıyla duyurulan, en batıda Fas’ın Atlantik kıyılarından, en doğuda Pakistan’ın kuzeyindeki Karakurum yaylalarına, Kuzeyde Türkiye’nin Karadeniz kıyılarından Güneyde Aden ve Yemen’e kadar uzanan bölgede, Müslüman ülkelere demokrasi ihracını ve bu ülkelerin pazarlarının açılmasını amaçladığı iddia eden politik kuramdır. (Vikipedi)

(2) “Uluslararası ilişkileri anlamak”Chris Brown, Kirsten Ainley

(3) Birinci Dünya Savaşı resmi olarak, 12 Kasım 1918’de bitmesine rağmen, “Yeni Dünya Düzeni, bundan aylar önce,  5 Ocak 1918’ de, İngiltere Başbakan Lloyd George tarafından, İşçi Sendikaları Kongresinde açıklanır; “Türkiye’yi başkentinden veya ırkçahakim unsuru Türk olan Küçük Asya ve Trakya’nın verimli topraklarından mahrum etmek için savaşmıyoruz[…] Biz, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki deniz trafiği uluslararasılaşmış ve yansızlaşmış olmak kaydıyla, başkenti İstanbul ile birlikte Türk ırkının anayurdunda Türk devletinin varlığını sürdürmesine karşı değiliz…” (Bayur, a.g.e. c. III/4, s. 620-621.)

(4) ABD Başkanı  8 Ocak 1918’de açıklamaktadır; “Osmanlı Devleti’nin Türk olan kısımlarında egemenliği sağlanacak,Türk olmayan milletlere kendi geleceklerini tayin hakkı tanınacak, Boğazlar uluslararası trafiğe açık olacak ve uluslararası denetim altında tutulacak.” (wikipedi ve alıntıları)

(5) KISSİNGER, 2002: 181-182) http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/3171/abdnin_kuresellesme_ve_isbirligine_yaklasimi_bill_clinton1993-2000_ve_george_w_bush2000-2008_donemleri

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*