Türkiye’nin Nükleer gerçeği; Matbaadan sonra hata sırası Nükleer Teknolojide mi? (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

ENERJİ

Osmanlının matbaada yaptığı hatayı Türkiye Nükleer Teknolojide tekrar mı etmektedir? Az bilinen şekliyle matbaanın gerçek hikâyesi anlatılınca gecikmenin nereden kaynaklandığı da cevabını bulacaktır.

“İbrahim Müteferrika 1727’de ilk kitabının basımına başlar. Ancak faaliyette olduğu dönemde basılan kitap sayısı 16-17 taneyi geçmez. Öldüğü zaman terekesinden yüzlerce cilt satılmamış kitap çıkacaktır. Diğer ifadesi ile Matbaa sahibi Müteferrika, basılan kitapları satılmadığı için iflas etmiştir. Üstelik, Şeyhülislam ve Sultan III. Ahmed’den aldığı maddi-manevi yardımlara rağmen…

“İbrahim Müteferrika tecrübeli bir adamdır. Macaristan’da matbaacılık yapmış ve Avrupa’da matbaacılara nasıl fena muamele edildiğini, İspanya’da, İngiltere’de, Fransa’da matbaacıların meydanlarda yakıldığını, makinelerinin kırıldığını, iş yerlerine baskınlar düzenlendiğini, sihirbaz diye yargılandığını ve yakıldıklarını bilmektedir.

Zannediyor ki, Osmanlı’da da benzer bir tepki olacak matbaa kurulursa. Onun için diyor ki, “Neme lazım, ben din adamlarını yanıma alayım!”.

Padişah da, Sadrazam Damat İbrahim Paşa da (kurulacak matbaa için) olası tepkilere karşı bir fetva almak istiyorlar.

Yani din adamları bunun arkasında olsun, onlar cevaz vermiş olsunlar, dolayısıyla fanatik gruplar karşı çıkarsa bir dalgakıran görevi görsünler.

İlk kitabın, ilk lügatın başına başta şeyhülislam olmak üzere birçok müftü ve din adamı önsözler yazıyor. Matbaanın faziletlerinden, kitap basmanın Ümmet-i Muhammed’in istikbali için taşıdığı önemden dem vuruyorlar.

Bunu niye yapıyorlar? Olası tepkilere karşı engel olsun diye.

İbrahim Müteferrika kurduğu matbaada kitapları basar ancak satamaz. Padişah III. Ahmed’den sübvansiyon, yani destek istemiş. Padişah da belli bir kısmını karşılamıştır. Yani gerçekte devlet ve Şeyhülislam, yaygın bilinenin aksine matbaayı desteklemiş. Buna rağmen Müteferrika, halk kitaplara ilgi göstermediği için iflas etmiştir… (1)

-“Matbaa geç geldi!”

-“Matbaa geç gediği için geri kaldık…”

Şu görüş değerlendirilmelidir; “Halk matbaalarda kitap almak için kuyruğa mı girmiş, satın alarak destek mi vermiştir?”

Günümüzde de, Avrupa’da en düşük okuma seviyesine sahip ülkesiyiz…

Tarih göstermiştir ki, halkın kabul göstermediği bir uygulama, yenilik hayat bulmamaktadır.

Ve Nükleer konusuna kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Nükleer teknoloji nedir?

“Nükleer Teknoloji” atom çekirdeği ile ilgili reaksiyonları ve üretimleri kapsayan nükleer bilimlerin uygulamasıdır. Bu uygulamalar duman detektöründen, nükleer rektörlere kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar. Nükleer teknoloji iki başlık halinde gözükmektedir.

a. Nükleer enerji: Atomların parçalanmaları (fisyon) veya birleşmeleri (füzyon) esnasında ortaya çıkan enerjiye denir.

b. Nükleer Teknikler: Nükleer Teknolojinin Tıp, Endüstri, Tarım ve Çevre uygulamaları için kullanılan tanımlamadır.

Nükleer Santral (Reaktör) ise “Nükleer reaksiyon yardımı ile ortaya çıkan ısıdan elektrik üreten tesislere verilen isimdir.

Su, kömür, petrol ve gaz kullanarak elektrik elde ettiğimiz ana enerjilere 1955 li yıllardan sonra bir de atom çekirdeklerinden elde edilen nükleer enerji de ilave olmuştur.

Elektrik nasıl üretilir?

Ana enerji kaynaklarında elektrik elde etme metotların da temel uygulama: Elektrik üreticisini yani jeneratörü bir güç veya kuvvet yardımı ile çevirmek ve elektrik üretmektir. Üretilen bu elektriği bakır veya alüminyum teller yardımı ile evlere ve sanayi kuruluşlarına iletmek ise ayrı bir konudur. Kısacası zor olan elektriği üretmektir. Sonrası yani iletimi daha kolay bir yoldur.

-Barajlarda jeneratörü yukarıdan aşağıya akan su çevirmektedir.

-Termik santral olarak anılan kömür, petrol ve doğalgaz santrallarında ise yakılan kömür, petrol veya gazın oluşturduğu ısı vasıtası ile kazanlarda kaynatılan suyun verdiği buhar ile jeneratörler çevrilip elektrik elde edilmektedir.

-Nükleer veya çekirdek santralları da aynen bir termik santral gibidir. Kazanlardaki su kömür veya gaz yerine çekirdekleri yanan URANYUM ile ısıtılarak buhar elde edilip jeneratör çevrilmektedir. Kısacası kazanda kömür yerine uranyum yakılmaktadır.

Gerçekten çekirdek yani nükleer enerji çok büyük bir enerji midir?

Evet. Bu enerjinin ne denli büyük olduğunu anlamak için maddelerin enerji değerlerini sıralamak yeterlidir.

1 Kg Odun 1 KWs……….1 Kg Uranyum 50.000 KWs

1 Kg Kömür 3 KWs………. 1 Kg Plütonyum 6.000.000 KWs

1 Kg Petrol 4 KWs………. 1 Kg U235, 1.300.000 KWs

Önümüzdeki 30-40 yıl içinde enerji yönlenmesi nasıl olacaktır?

1. Hidrojen enerjisi

2. Termonükleer enerji – Füzyon reaktörü

Petrolde 40 yıl, doğalgazda 62 yıl ve kömürde 216 yıllık dünya rezervi (stok) kalmıştır. İşte bu süreçte HİDROJEN petrolün yerini alacaktır. Gaz halinde elde edilecek hidrojen daha sonra sıvı hale dönüştürülecek, otomotiv, konut, ve sanayide kullanılacaktır.

Milyonlarca ton sıvı hidrojen ise kurulacak yüzlerce nükleer ve termo- nükleer santraller vasıtası ile üretilip, şimdiki petrol boru hatları ile şehirlere ulaştırılacaktır.

On büyük devletin desteği ile ilk termonükleer santral inşasına Fransa da 10 milyar € bütçe ile haziran 2005 da başlanmasının en önemli nedeni de budur.. ITER isimli bu projenin 12 yılda biteceği planlanmaktadır. (2)

Devam edecek…

(1) Tarihçi Mustafa Armagan

(2) http://www.nukte.org/hakkinda

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*