Türkiye’nin karizması “Elmas” misalidir çizilmez. Kimse de çizemez.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Elması ancak bir elmasla çizebilirsiniz.

ABD’nin 1960 yılının Mayıs ayında Sovyet toprakları üzerinde uçan U-2 casus uçağı düşürülür. Bundan 19 yıl sonra da Tahran büyükelçiliği basılarak 52 elçilik çalışanı rehin alınır. ABD, rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayamayınca, Nisan 1980’de “Çöl 1” kurtarma operasyonu ile kurtarmaya karar verir, ancak, rehineleri taşıyacak uçak ile helikopterlerden birinin İran’ın çöl bölgesinde çarpışması ve 8 kişinin ölmesi neticesinde operasyon başarısızlıkla sonuçlanır.

Neticede Dünyanın en büyük askeri gücü, rehinelerini kurtarmada çaresiz kalmış, vurulan uçağı için bir tepki gösterememiştir.

Sizce bu olaylardan sonra ABD’nin karizması çizilmiş midir?

Suriye tarafından düşürülen uçağımız ile ilgili görüşlerimizi belirtmeden evvel bakalım diğer devletler olayı nasıl yorumlamaktadırlar?

-İran’dan jet krizine komplo teorisi

– İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Raportörü Huseyin Nakavi-Huseyini, Türk F-4 askeri uçağının Suriye’nin hava sahasını “ihlal” etmesinin NATO’nun Suriye’ye karışmasını sağlamaya yönelik bir “komplo” olduğunu öne sürdü.(ANKA)

Rus uzmanlar: Suriye denendi

Rusya’daki Ria Novosti ajasının haberine göre NATO Suriye’nin hava koruma sistemlerini denedi.

Gene aynı ajansın verdiği ve “Rus Uluslararası silah satış analiz merkezi” uzmanlarından Igor Korotchenko’ya dayandırılan başka bir haberde ise NATO üyesi olan Türkiye’nin, Suriye çevresindeki radyo-elektronik aktiviteler ile ilgili yaptığı uçuşların sonuçları NATO mensubu diğer ülkelere aktarılıyor. http://dunya.milliyet.com.tr/iran-dan-jet-krizine-komplo  teorisi/dunya/dunyadetay/26.06.2012/1559066/default.htm

-DSP liderinden şok iddia: Uçağımızı Rusya düşürdü

DSP Genel Başkanı Masum Türker vurulan Türk jeti ile ilgili şok bir iddia ortaya attı: “Uçağımızı Rusya bizzat vurdu!”

“Uçağımızı vuran gemi: Amiral Çapanenko!”

Türker, “Uçağımızı vuran gemi Amiral Çapanenko. Çünkü en donanımlı gemi bu” dedi ve Dışişleri ile istihbarat servislerinin bunu bildiğini öne sürdü. Arama kurtarma çalışmalarına ilişkin ilginç bir iddiada bulunan Türker, “Neden bunlar arama kurtarma çalışmalarına katılmıyor? Uçağın bir süre daha bulunmaması gerekiyor onlar için. Uçakta kokpit kaynamış” şeklinde konuştu. (Milliyet, 26.06.2012)

Suriye krizinde karizma çizildi

“Financial Times (FT) gazetesinin dünkü sayısında dört sayfalık bir “Türkiye Dosyası” vardı…

Daniel Dombey imzalı yazıda, “Şimdi Erdoğan –Davos-forumun delegelerini, 19’uncu yüzyılda Osmanlı sultanlarının yaşadığı… Türkiye’nin Boğaziçi’ndeki Versailles Sarayı sayılan Dolmabahçe Sarayı’nda ağırlıyor.”

…Dombey, Erdoğan’ın tek başına tüm güç odaklarına karşı durduğu bir coğrafyada Türkiye’nin kaderinde bir sonraki aşamanın “nevi şahsına münhasır” olacağı yorumunda bulunuyor. Dış politikada da beklentilerin, geçen yılın coşkusundan bu yana değişikliğe uğradığını belirten Dombey, Arap dünyasındaki isyanların Türkiye’yi cesaretlendirdiğini ifade ediyor.

Yazıda Ankara’nın ana probleminin Suriye olduğu, zira bunun Türkiye’nin gücünün sınırlarını su yüzüne çıkardığı da vurgulanıyor…

FT’de Gideon Rachman imzasıyla yer verilen diğer bir Türkiye analizi ise “Kendi arka bahçesindeki sorunlar hırslarını tehdit ediyor” başlığını taşıyor. Yazıda, Türkiye’nin prestij ve gücüne ekonomik ve politik başarısının da eklendiği yorumuyla birlikte hükümet yetkililerinin “Yeni Osmanlıcılık” fikrinden söz ettiği, ancak buna karşılık, Arap Baharı’nın ve Suriye’deki ayaklanmaların Türkiye’nin “bölgesinde eşsiz bir nüfuza” sahip olma iddiasını tehdit ettiği ifade ediliyor.

Rachman, “hiperaktif Dışişleri Bakanı” olarak nitelediği Ahmet Davutoğlu’nun “komşularla sıfır sorun” politikasını, Türkiye’nin yeni yaklaşımını tarif eden tek slogan olarak değerlendiriyor. Ancak Rachman, “komşularla sıfır sorun” politikasının yerine, İran, Irak, Suriye ve İsrail gibi komşularla “tuhaf ilişkiler”in kurulduğu “gerçek dünya”nın geçtiğini de sözlerine ekledi…” (Taraf gazetesi, 26.06.2012)

Türkiye’ye Kurulan Büyük Tuzak!

Türk jetinin düşürülmesini analiz eden Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür, “Suriye, Uludere’nin devamı mı?” başlıklı yazısında yeni tezgahı ve ellerini ovuşturarak Türkiye’nin yanlışa düşmesini bekleyenleri yazdı. İşte köşe yazısının ilgili bölümleri…

…Daha önce de yazdığımız gibi bu girişimle Türkiye, Suriye üzerinden derin bir “tuzağa” çekilmek isteniyor.

Bu girişimle iç siyaseti derinden etkileyen Uludere olayı arasında yakın bir bağ var. Uludere, içerideki statükocu güçlerin, Suriye’nin uçak düşürme olayı ise bölgesel statükocu güçlerin Türkiye’yi kendi alanına çekme girişiminden başka bir şey değil. Bunu anlamak için de sonuca bakmak yeterli…

-“Düşürülen uçak oltanın ucundaki yemdi”

Star Gazetesi yazarı Sedat Laçiner de aynı noktaya dikkat çekiyor ve “bu olayın kaza olduğuna da inanmıyorum, arkasında sadece Suriye’nin olduğuna da…

Hatta hedefin sadece Türkiye’ye mesaj vermek olduğunu da sanmıyorum…

Türkiye büyük bir oyunda kullanılmak isteniyor… Düşürülen uçak ise Türkiye’yi oltaya çeken yem gibi…” ifadelerini kullanıyor…”

***

-Uçak Suriye hava sahasına girdi!

Uçağın, Suriye hava sahasına girdiğini Türkiye de kabul ediyor, “ama yanlışlıkla girdi, sonra da hava sahasını terk etti ama Suriye uçak uluslararası hava sahasındayken ateş açtı” diyor.

Ben, Türkiye’nin tavrının hangi durumda ne olacağını pek anlayamadım.

Uçak Suriye’nin hava sahasındayken vurulduysa ne yapacağız, uluslararası hava sahasındayken vurulduysa ne yapacağız?

…Peki, Suriye’nin hava sahasına giren uçağı vurma “hakkını” bu kadar pervasız kullanması, o uçağı hava sahasının dışına çıkmaya ya da savaş uçaklarıyla kendi toprakları üstünde inişe zorlamadan doğrudan ateş açıp düşürmesi diplomatik ve askerî açılardan ne anlama geliyor?

…Türkiye, uçağını o bölgeye göndererek bu gergin ortamda fazlasıyla hesapsız bir iş yapmış, “uçağıma dokunamazlar” inancını fazlasıyla abartmış, buna karşılık Suriye, Rusya’nın ve İran’ın desteğiyle “uçağını vururum” demiş.

Ve, vurmuş.

Bu hamle, askerî bir meydan okuma.

Böyle bir meydan okumayla karşılaşan ülke ne yapar? (Taraf gazetesi, Ahmet Altan, 26.06.2012)

Çatışma Ankara`nın Yararına Olmaz – (İran Radyosu)

Tahran Radyosu, Suriye’nin Türk keşif uçağını hava savunma sistemi tarafından düşürülmesine ilişkin yorumunda bu olayın, Türkiye ve bölgenin en sıcak gündemini oluşturduğu belirtildi.

SalamNews`un Milliyet`ten edindiği habere göre, bu olayın öneminin, gelecekteki sonuçları ile ilgili olduğunu kaydeden İran devlet radyosu, Türk askeri uçağının neden Suriye hava sahasına girdiğini araştırmak gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti: “Acaba bu olay kasıtlı mıydı, yoksa kaza ile mi oldu?

İşte bu soruların cevabı belirleninceye dek söylenecek her söz sırf tahminlere dayalı olacaktır. Kimi uzmanlar bu olayla ilgili iki görüş gündeme getiriyor.

Bu görüşlerden birine göre

-Türk savaş uçağı kasıtlı olarak Suriye hava sahasına girdi. Bu durumda nefsi müdafaa konusu gündeme geliyor ve uluslararası hukuk Suriye yönetimini haklı çıkarabiliyor.

-Ancak Türkiye’de bazı yetkililer savaş uçağının aşırı hız yüzünden farkında olmadan Suriye hava sahasına girdiğini ve bu yüzden olayı soğukkanlı bir şekilde araştıracaklarını belirtiyor.

Ancak bu arada batılı çevreleri kaygılandıran esas mesele; Suriye’nin elinde Türkiye’nin Amerikan yapımı savaş uçağını düşürebilecek teknoloji bulunmasıdır. Batı’da bazı kaynaklar Türk savaş uçağının Suriye’de bulunan Buk – M2 adında çok gelişmiş bir hava savunma sistemi tarafından düşürüldüğünü belirtirken sistemin Rusya tarafından Suriye’ye verildiğini dile getiriyor….” (Bakü, 25 Haziran, SalamNews, Nurane Alekber.)

Rusya’dan NATO’ya ilginç Suriye çağrısı: Tansiyonu yükseltmeyin!

Suriye’nin Türk savaş uçağını düşürmesinin ardından sessizliğini koruyan Moskova’dan ilk açıklama Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko’dan geldi.

Gruşko, Türkiye’nin NATO’ya 4. Madde başvurusunun bölgede gerginliğin artmasına neden olması açısından alarm verici olduğu uyarısı yaptı.

Krizin çözülmesinde kontrolün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde olması gerektiğini savunan Gruşko, uluslararası toplumun Suriye’de siyasi bir çözüm bulunması için her türlü çabayı ortaya koyması gerektiğini vurguladı.”

Konu ile ilgili olarak Rus basınında açıklama yapan uzmanlar, NATO’nun müdahalesine bir fırsat oluşturulmaya çalışıldığı yönünde Türkiye’yi suçlayıcı açıklamalar yapması dikkat çekiyor.(http://haberrus.com/politics/2011/08/05/nato-irana-saldirmak-icin-suriyede-rejim-degisikligi-istiyor.html. Faruk Akkan, Moskova, Cihan)

“NATO, İran’a saldırmak için Suriye’de rejim değişikliği istiyor”

Rusya’nın NATO Büyükelçisi Dmitri Rogozin, Suriye’de Beşşar Esed rejiminin devrilmesi için yürütülen askeri kampanyanın hedefinin, İran’a saldırı için güvenli bir liman oluşturma çabası olduğunu iddia etti.

…İzvestiya gazetesine açıklamada bulunan Rogozin, BM’de alınan kınama kararının ardından askeri müdahale girişimleri ile ilgili kampanyaların başlayacağına dikkat çekerek, “Kuzey Afrika’da gerçekleştirilen askeri operasyonları destekleyen bir kısım batılı ülkeler, Suriye için de benzer bir senaryoyu öngördükleri sonucu mantık olarak ortaya çıkıyor” dedi. (Faruk Akkan, Moskova, Cihan. http://haberrus.com/politics/2011/08/05/nato-irana-saldirmak-icin-suriyede-rejim-degisikligi-istiyor.html)

-“Rusya, Suriye’ye gelişmiş Yakhont füzeleri verecek

Rusya Federal Askeri Teknik Şirketi Başkanı Mihail Dmitriyev Suriye’ye gelişmiş gemisavar SS-N-26 Yakhont füzelerini anlaşma çerçevesinde vereceklerini söyledi…

Rusya ile Suriye arasında 2007’de imzalanan son askeri anlaşma paketinde P-800 süpersonik Yakhont füzeleri de yer alıyor. Çok gelişmiş olan P-800’ler 300 kilometre menzile sahip ve 200 kilogram savaş başlığı taşıyabiliyor. Denizden fırlatılan bu füzeler hızları ve alçak irtifada hedefe yönelebilmelerinden dolayı dünyanın en gelişmiş füzeleri arasında yer alıyor. (Faruk Akkan, Moskova, Cihan)

-İran’ın Suriye’ye desteği tartışılmaz

İran İslam Cumhuriyeti Mustazaflar Seferberlik (Besic) Kurumu Başkanı, Siyonist rejimi karşısında dik duran Suriye halkına İran’ın destek vermesinin olağan ve tartışılmaz olduğunu söyledi.

Mehr haber ajansın muhabirine konuşan İran İslam Cumhuriyeti Mustazaflar Seferberlik (Besic) Kurumu Başkanı General Nakdi, Suriye’ye karşı olan Batılı ülkelere işaret ederek, Siyonist rejimi karşısında dik duran Suriye halkına İran’ın destek vermesinin doğal ve tartışılmaz olduğunu söyledi. (http://www.mehrnews.com/tr/newsdetail.aspx?News)

-“ABD’nin Suriye planları yenilgiye uğradı (Tahran)

İran İslam Cumhuriyeti Genel Kurmay Başkanı’nın Kültür İşleri Yardımcısı, Suriye’de Amerika ve müttefiklerinin planlarının yenilgiye uğradığını söyledi.

‘Suriye’nin yaptığı hayasız ve kabul edilemez’

Türk – Amerikan Çalışma Yemeği’nde konuşan ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Suriye’nin Türk jetini düşürmesiyle ilgili,

“Bu bölgede gerginlikler yaşanıyor. Bu bölgede çok üst düzeyde bir gerginlik yaşandı. Bunun sebebi hayasız ve kabul edilemez bir şekilde Suriye’nin yaptığı harekettir Clinton’un da söylediği gibi” dedi. (Milliyet.com.tr)

Yazılanlarda verilen mesajların altını çizmek gerekirse;

İran, Türk F-4 askeri uçağının Suriye’nin hava sahasını “ihlal” etmesinin NATO’nun Suriye’ye karışmasını sağlamaya yönelik bir “komplo” olduğunu öne sürdü.

Rusya,  Suriye denendi. Rusya’daki Ria Novosti ajasının haberine göre NATO Suriye’nin hava koruma sistemlerini denedi.

-(İngiltere) Financial Times gazetesi;

“hiperaktif Dışişleri Bakanı” olarak nitelediği Ahmet Davutoğlu’nun “komşularla sıfır sorun” politikasını, Türkiye’nin yeni yaklaşımını tarif eden tek slogan olarak değerlendiriyor. Ancak Rachman, “komşularla sıfır sorun” politikasının yerine, İran, Irak, Suriye ve İsrail gibi komşularla “tuhaf ilişkiler”in kurulduğu “gerçek dünya”nın geçtiğini de sözlerine ekledi…”

-Rusya, NATO, İran’a saldırmak için Suriye’de rejim değişikliği istiyor

Rusya Suriye’ye gelişmiş Yakhont füzeleri verecek

-İran’ın Suriye’ye desteği tartışılmaz

-ABD,‘Suriye’nin yaptığı hayasız ve kabul edilemez’

Olaya taraf devletlerin değerlendirmelerine göre;

İran ve Rusya, olayı NATO’nun tertibi;

Batılı devletler, Rusya’nın yeni silahlarının şovu ve tertipleyicisi olarak değerlendirmektedir.

Kısaca olayın tarafı sadece Türkiye değil,

Terazinin bir kefesinde; Rusya, Çin ve İran;

Diğer kefesinde, NATO, ABD ile  AB vardır.

Peki bu olayda,

Türkiye’nin karizması çizildi mi?

“Pırlanta (Elmas) çizilir mi?

– Evet, çizilir.

– Peki nasıl çizilir?

– Diğer bir Pırlanta, Elmasla (1)

Yunanistan, Bulgaristan, Irak ve Suriye ile zaman zaman değişik konularda sürtüşmeler yaşadık…

Neticede bunların hepsi  dünkü vilayetlerimizdir,

Bugün Türkiye ile;

Dünkü vilayetlerimiz; Yunanistan, Suriye, Bulgaristan ve Suriye’yi karşılaştırmak;

Arslanı Arslanla karşılaştırmak değildir.

Elması ancak elmasla çizebilirsiniz,

Bizim nereden geldiğimiz belli

Nereye gideceğimizde.

Rusya ve İngiltere’yi anlamak ister misiniz?

Kırım savaşı’na bakınız (*)

Olaylar nerede ise kopyala-yapıştır…

O dönemler Mısır vardı, Şimdi Suriye…

Resim;web ortamından alınmıştır.

(1) Elmas,(Pırlanta) sertlik derecesi en yüksek olan mineraldir. Mohs ölçeğine göre 10. Bundan dolayı yakutu, safiri, Zümrüt’ü rahatça çizer. Dişinizle, bıçakla, camla elması çizemezsiniz. Onu ancak ve ancak diğer bir elmasla çizebilirsiniz. (http://www.facebook.com/martinmetindiamond/notes )

(*) Kırım Savaşı, 4 Ekim 1853 – 30 Mart 1856 tarihleri arasındaki Osmanlı-Rus Savaşıdır. Birleşik Krallık, Fransa ve Piyemote-Sardinya’nın Osmanlı tarafında savaşa dâhil olmasıyla savaş, Avrupalı devletlerin Rusya’yı Avrupa ve Akdeniz dışında tutmak amacıyla verdiği bir savaş halini almıştır. Savaş, müttefik güçlerinin zaferiyle bitmiştir.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*