Türkiye’nin kalkınamamasının ana nedeni?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Günümüzde çağdaş ve modern ülkelerin zenginliğinin iki ana kaynağı vardır. Katma değeri yüksek mal üreten sanayi tesisleri ile nitelikli yetiştirilen insanlar. Konuya, “Bugünler dünlerden doğar” anlayışından hareketle; üretici-Köylü ve Kapitülasyonlar hakkındaki yanlışlarımız düzeltilerek başlanılacaktır. “Köylü Milletin Efendisidir.” İfadesi, döneminin özelliği nedeniyle ilk kez Kanuni tarafından seslendirilmiştir. ilk Kapitülasyonlarda yaygın bilinenin aksine, Kanuni’nin tarafından 16’ıncı asırda Fransızlara değil, 14’inci asırda, I. Orhan Bey tarafından Cenevizlilere verilmiştir.

-“Hakiki efendi reayadır.” (Köylü Milletin efendisidir.)

Konu açıklandığında, Kanuni’nin neden Osmanlı Devletinin nerede ise en parlak döneminde asker ve ulemayı değil de köylüyü “efendi” olarak değerlendirdiği açık olarak anlaşılacaktır.

Ve 15 ile 16’ıncı asra dönüyor ve dönemin hem Osmanlı, hem Avrupa, hem de dünyanın içerisinde bulunduğu şartlara bir göz atıyoruz.

Türkler, Osmanlılar ve İpek Yolu…

İpek Yolu, başlangıçtan itibaren çeşitli Türk uygarlıklarının ve Osmanlının büyümesinde önemli bir ekonomik kaynak olmuştur.

İpek yolunun önemi, bu yolun Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanması ve üzerinde karşılıklı olarak Doğu ve Batının mal alış-verişi yapmasından gelmektedir.

Bu nedenle, “Osmanlının duraksamasında ve yıkılmasında, ‘İpek Yolu’ en önemli etkendir.” Dediğimizde fazla abartılmamış olunacaktır.

Osmanlıyı ne kötü yönetim, ne de batının yaptığı sanayi devrimi batırmıştır…

İlginçtir, bu husus nedense tarih kitaplarımızda fazlaca belirtilmemiştir.

….

“Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin’in Şian kentinden hareket ederek Özbekistan’ın Kaşgar kentine gelirler, burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, diğeri ile de Karakurum Dağları’nı aşarak İran üzerinden Anadolu’ya ulaşırlardı.

Anadolu’dan deniz yolu ile Akdeniz ve Karadeniz (Tirebolu) limanlarından veya Trakya üzerinden kara yolu ile Avrupa’ya giderlerdi.

Avrupalılar, içerisinde bulundukları zor ekonomik koşullar nedeniyle, 15. ve 16. yüzyıllarda yeni ticaret yollarının bulunması amacıyla çalışmalar yapmış ve bunda da başarılı olmuşlardır. Bu keşiflerle yeni okyanuslar ve yeni kıtaların bulmuşlardır.

İlk keşif denemeleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika kıyılarına doğru, 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Daha sonraki çalışmalarla da Kanarya Adaları ve Azor Adaları keşfedilmiştir.

Yeni bulunan yollar nedeniyle Batılılar artık Doğunun zenginliklerine, Baharat, ipek ve benzer kaynaklarına daha kolay ulaşmakta ve mallar karşılıklı olarak kısa ve ucuz maliyetli yollar üzerinden taşınmaktadır.

Keşifler ne kadar Avrupalılara yeni zenginlik kapısı açmışlarsa, Osmanlıyı da, bir o kadar gelirden ve refahtan uzaklaştırmıştır…

Diğer bir ifade ile bu keşifler Osmanlı için sonun başlangıcı olmuştur…

Peki neden?

Anadolu topraklarındaki İpek Yolu üzerinde mal taşıyan tüccar ve kervanlar için çok sayıda Kervansaray, han ve konaklama yerleri yapılmıştır. Ayrıca bu yolların güvenliğini sağlama görevinde çalışan çok sayıda insan vardır.

Kervanların tüm mal, malzeme ihtiyaçları da yollara yakın civar köyler, köylüler tarafından temin edilmektedir.

Dönemin kayıtlarına göre, yakın yerlerde bin haneye sahip, adeta şehirleşmiş köyler vardır.

Osmanlı döneminin en ileri devletidir. Köylü ve imalatçı atölyeler üretmekte, kervanlar sayesinde de ürettiğine müşteri-pazar bulmakta, kazancı arttığı ölçüde de zenginleşmektedir.

Ancak keşiflerle bulunan yeni yollar, Osmanlı için çok büyük bir gelir kaybına neden olurlar…

Artık giderek bu yolları kullanan kervan ve tüccar sayısı azalmakta, azaldığı oranda, hanlar ve kervansaraylar kapanmakta, yolların güvenliğini sağlayan insanların işsiz kalmalarınınyanında, mal, malzeme üretenler de mallarına müşteri bulmakta zorlanmaktadır.

Osmanlı bu gelir kaybına hazır olmadığı gibi, kısa sürede önlem alacak çözümlere de sahip değildir…

Yakın zamanda bolu dağları üzerinde akan trafik yeni yapılan tünel nedeniyle güzergah değiştirmiş, eski yol üzerinde kalan esnaf ve o esnafa mal temin eden köylü büyük oranda işsiz kalmıştır. Buna canlı bir örnektir.

İşte bu noktada Osmanlının ilk aklına gelen yabancılara Osmanlı topraklarında yapılacak ticareti cazip kılmak, bunun için de hak ve ayrıcalıklar vermek olacaktır…

Diğer adı ile meşhur Kapitülasyonlar…

Bizim tarih kitaplarında kapitülasyonlar nasıl anlatılmaktadır?

Gerçeğinde Kapitülasyonlar nelerin sonucu doğmaktadır? (1)

Yabancılara verilen bu haklar, güçlü olduğunuz dönemde fazla zarar vermeyecektir…

Ancak rüzgâr artık Osmanlı için arkadan değil yüzüne doğru esmektedir…

Ve zenginleşen Avrupalılar, verilen bu haklar, ayrıcalıklar ile ileride Osmanlıyı adeta bir sömürge ülkesi haline getireceklerdir…

Osmanlı, gelir kaybını telafi için o güne kadar sağlıklı işleyen toprak düzenini değiştirmeye başlar…

Bozulan toprak düzeni ise ordunun yapısını…

Bozulan ordu da, Osmanlının tüm düzenini bozar.

“Hakikî efendi reayadır…”

-“Hakikî efendi reayadır. Kanunî Sultan Süleyman bir gün meclisinde bulunanlara bu memleketin hakikî efendisi kimdir sualini sorunca, Zat-ı hazret-i Padişahileridir diye verilen cevabı kabul etmemiş ve hakikî efendi reayadır demek suretiyle asırlarca sonra herkesçe idrak edilecek bir hakikati ifade etmişti.” (2)

Kanuni, İpek Yolu’ndan elde edilen geliri, açığı, tarım üretimini artırarak, köylü sayesinde kapatacağını düşünmektedir.

Bu nedenle olsa gerek “Köylü Milletin efendisidir.”

Ve Kapitülasyonların hikâyesi…

Ancak bu kez doğru şekilde…

(1) Doğan Avcıoğlu, “Türkiyenin Düzeni”,

(2) İsmail Cem, “Türkiye’de geri kalmışlığının tarihi”

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*