Türkiye’nin “Gizli” Değil, Gizlenmiş Tarihi (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yıldız Sarayı’nın yağmalanması: Siyaseten Osmanlı Hanedanlığının sonlandırılmasıdır. Bu, Rusya’da da böyle olmuştur, Osmanlı İmparatorluğunda da. Bir gemi veya uçak için onu hareket ettiren yakıt-enerji ne ise iktidarlar (veya adayları) için mali güç de o dur. Şimdi bu manada Yıldız Sarayının yağmalanmasının arka planındaki perdeyi biraz aralayalım.

Bir devrin sonu: ”Yıldız Yağması”

…HAREKET ORDUSU YILDIZ SARAYINDA

Hareket Ordusu İstanbul’a girdikten sonra hedefini Taşkışla’ya ve ardından Abdülhamit’in ikamet ettiği Yıldız Sarayı’na yöneltti. Bu sırada Hareket Ordusu’nun mevcudu 40.000-50.000’e ulaşmış, destek olarak da 20.000-30.000 civarında gönüllü kuvvet toplanmıştı…

İttihatçılar, “Yıldız’ı işgal eden kahraman” olmak için de yarıştılar. Kazım Karabekir hatıratında Yıldız’a ilk giren birliklerin kendi askerleri olduğunu uzun uzun anlatır. Buna karşılık Cemiyet ise “Yıldız kahramanı” olarak Enver Bey’i ilan etmiş ve “Hürriyet Kahramanı” Enver Bey yeni bir unvan kazanmıştır.

SARAYIN YAĞMA EDİLMESİ

İttihatçıların Yıldız’ı işgali aynı zamanda bir yağmaya dönüştü. Hareket Ordusunun “Meşrutiyeti koruma” gayesiyle İstanbul’a gelen birlikleri, başta Abdülhamit’in hazinesi olmak üzere pek çok kıymetli eşyayı yağmaladılar.

Hareket Ordusu içinde Yıldız işgalinde bulunan Kazım Karabekir hatıralarında yağmaya dair bir bilgi vermese (*) de bazı kaynaklarda yağmanın boyutları açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Bunlardan birisi olan Teşkilat-ı Mahsusa liderlerinden Hüsamettin Ertürk, yeni devrin büyük bir yağmayla başladığını söyleyerek nelerin yağmalandığını belirtir.

Yıldız’da Abdülhamit tarafından saklanan binlerce mücevher, altın, gümüş takımlar, pırlanta, yakut, zümrüt İttihatçılar tarafından yağmalanmıştır. Ayrıca Sarayın kadife ve ipek perdeleri, avizeleri, özel olarak dokunmuş Hereke halıları, oyma işlemeli kapıları, sedef tablaları, altın vazoları, gümüş şamdanları, mangalları, koltukları, kanepeleri, yorgan yastıkları, mutfak takımları yağmalanmıştır. Hatta hayvanat bahçesindeki papağanlar bile yağmadan kurtulamamıştır.

Bu yağmaya özellikle saray eşyalarını “ganimet” olarak gören Rumeli’den getirilen gönüllü çetecilerin karıştığı iddia edilmiştir. Sarayın bahçesindeki havuzun altındaki gizli mahzende bulunan hazinenin de İttihat ve Terakki önde gelenlerinin eline geçtiği ileri sürülmüştür. Sarayın yağmalandığına dair iddialar Mecliste Mahmut Şevket Paşa tarafından da onaylanmışsa da ayrıntıları gizlenmiştir…

YILLAR SONRA AÇILAN SORUŞTURMA

Yıldız Sarayı’nın yağma edildiğine dair dedikodular hemen olay sonrasında ayyuka çıktıysa da Mahmut Şevket Paşa’nın müdahalesiyle olay kapatıldı. Ancak İttihatçı liderlerin ülkeyi terk ettiği Mütareke Devri’nde yeniden bir soruşturma başlatılarak yağmaya katılanların yargılanması gündeme geldi.

1919 yılına ait gazetelerde yağmaya dair haberler yer almaya başladı. Özellikle İttihat ve Terakki’ye muhalif olan İkdam gazetesinde Yıldız Sarayı’nda yaşananlara dair haberler yayınlandı. İkdam’ın 17 Nisan tarihli nüshasında yağmaya karışanlarla ilgili bir soruşturma başlatıldığı ve bu kapsamda Beyazıt’ta bir evin arandığı belirtiliyordu. Gazeteye göre Selanik’e sürgüne gönderilirken Abdülhamit’e ait 900.000 liralık nakit ve mücevherlere de zorla el konulmuştu.

İkdam daha da ayrıntılı bilgiler vererek yağmanın Hareket Ordusu ileri gelenleri tarafından yapıldığını yazmakta ve kimin neler gasp ettiğini açıklamaktaydı…

Yağma iki farklı grup tarafından yapılmıştı. Birinci yağma, Rumeli’den getirilen ve çoğu eski çetecilerden oluşan gönüllüler tarafından gerçekleştirildi. İkinci yağmanın ise Hareket Ordusu içinde yer alan subaylarla İttihat ve Terakki’nin bazı önde gelenleri tarafından yapıldığı iddia edildi.

Osmanlı ülkesine “eşitlik, hürriyet ve adalet” getirmek iddiasıyla yola çıkan İttihatçılar ve özellikle içlerindeki “idealist subaylar”, ellerine geçen ilk fırsatı “ganimet” olarak değerlendirerek Sarayı yağmaladılar. Böylece yeni döneme “Yıldız Yağması” damga vurdu.

İttihatçılar 31 Mart Olayının üstünü örttükleri gibi Yıldız Yağması ile ilgili iddiaların da araştırılmasına fırsat vermeyerek tarihe bir sis perdesi daha bıraktılar…”(1)

**

Yıldız Sarayı Kumarhane Oluyor

Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın 30 yıl hilâfet merkezi olarak kullandığı Yıldız Sarayı, 1926’da yıllığı 30 bin liradan 30 seneliğine, kumarhane ve gazino işletmecisi İtalyan işadamı Mario Serra’ya kiralandığı ortaya çıktı.

“…Yıldız Sarayı’nın kara günleri

Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi, Eylül sayısında Tarihçi yazar Ömer Faruk Yılmaz tarafından belgelenen olay, ‘Yıldız Sarayı 1926’da Gazino ve Kumarhane Yapıldı’haberiyle yer aldı. 

Nasıl kumarhane yapıldı?

Sarayların ve bilhassa Yıldız Sarayı’nın eşyalarının satılması, binalarının satılması veya kiralanması meselesi ilk defa 27 Temmuz 1924 tarihinde gündeme geldi… Yıldız Sarayı’nın uğradığı akıbetin en kötüsü 28 Haziran 1925 tarihinde yaşandı. Bu tarihteki tahsiste, saray binaları, park ve bahçeleri, eğlence ve oyun salonları yapılmak üzere İstanbul Belediyesi’ne verildi. İstanbul Belediyesi, 9 maddelik kira sözleşmesine 13 Ağustos 1925 tarihinde son şeklini vermiş. Sözleşmenin birinci maddesi şöyleydi:

“Yıldız bahçelerinde oyun, dans ve gazino gibi müesseseler vücuda getirmek ve işletmek hakkı münhasıran kendilerine ait olmak üzere en müsait şart dermeyan eden talip -tabiiyet farkı gözetilmeksizin tercih edilir.

Yani hangi milletten veya ülkeden olursa olsun, parayı çok veren ve şartları yerine getiren herkese kiralanacaktı…”(2)

“Yıldız Sarayı’nın oyun ve dans salonları teşkiline izin veren 27 Ağustos 1924 tarihli Bakanlar Kurulu kararının altında : “Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal”, “Başvekil İsmet” ve diğer bütün bakanların imzaları bulunmaktadır.

Kumarhane 26 Eylül 1926 günü akşamı açılmıştır…” (3)

Dört bölümde yazılanlardan anlaşılan:  Yakın tarihimiz ve yakın tarihimize ışık tutacak belgeler tartışmaya açık değildir.  Bunu tartışmaya açmaya başbakanların dahi gücü yetmemektedir. Bu konuda Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’in polemiği (**) en canlı örnektir. Sayın Demirel konu ile ilgili: “Vatandaş gerçeklere hazır değildir!” anlamında bir mesaj vermiştir.

www.canmehmet.com

Açıklama ve kaynaklar:

 (*)Kazım Karabekir, “Paşaların Kavgası”

(**) Bu tartışma ile ilgili geniş bilgi için bakınız : http://www.canmehmet.com/ecevit-ve-demirel-vahdettin-tartismasi-ile-gercekte-halka-bir-mesaj-mi-verdiler.html

(1)  Dr. Serdar Efeoğlu, 11 Nisan 2018, Bir devrin sonu: ”Yıldız Yağması”

( 2) Daha fazlası için bakınız: https://www.yeniasya.com.tr/gundem/yildiz-sarayi-1926-da-gazino-ve-kumarhane-yapilmis_181547

(3) Daha fazlası için bakınız: https://www.haberturk.com/gundem/haber/1255811-yildiz-sarayi-kumarhaneye-iste-boyle-donustu 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

↓