Türkiye’de ne değişti de, özgüveni patladı, ileri teknoloji üretmeye başladı

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

images-5-a

Bir ülkenin orman yangınlarına müdahalesinin onun teknolojik gelişimindeki göstergeler arasında sayıldığını biliyor musunuz?

Orman yangınlarının söndürülmesinde kullanılan ileri teknolojiyi Bakan Eroğlu bize bakınız nasıl özetlemektedir:

-“Yangına müdahalede en ileri teknolojiye sahibiz… Yangına müdahalede dünyada hiçbir ülkede olmayan teknolojiye sahip olduklarını belirten Bakan Eroğlu,

-“Türkiye avucumuzun içinde. Nerede yangın çıkarsa anında görüyoruz. 10 dakikada yangına müdahale ediyoruz. Şu anda en ileri teknoloji bizde. Bir çok ülkeden teknoloji ve eğitim için bize geliyorlar.

-Ormanlarımızın yaklaşık yüzde 60’ı yangına birinci derecede hassas. 2016 yılında orman yangınları ile mücadelede çalışmalarında…6 idare helikopteri, 5 uçak, 24 su atar helikopter, 983 arazöz, 282 su ikmal aracı, 545 ilk müdahale aracı, 189 dozer, 301 diğer araç ve iş makinaları ile birlikte toplam 2 bin 335 araç ve iş makinesi kullanılıyor.

-Uzaklığa bağlı olarak 10-15 dakika arasında yangınlara müdahale edebiliyoruz. Helikopterlerimiz 10 saatin üzerinde sürekli havada kalabiliyor… Ayrıca uçaklarımızı ve helikopterlerimizi yangın harekat merkezinden sürekli izliyoruz.

-Yangın çevresindeki bütün araçların numaralarını ve araçlardakilerin cep numarasını sistemde görüyoruz… Yangın harekât merkezinde gelen görüntüler ve fotoğraflara göre de yangınlara anında müdahale ediyoruz…Yani yangınla ilgili anında santim santim her yere müdahale edebiliyoruz.

-Teknoloji harikası araçlarımız var. Her şeyi görüyor… Komşularımızdan yangınlarını söndürmek için sürekli talep geliyor.

-Ayrıca Antalya’da uluslararası eğitim merkezimiz var. Buraya eğitime pek çok ülkeden gelenler var. Dünyada olmayan teknolojimiz var. Yurtdışından gelen 150 kişiye eğitim verdik.(1)

Türk Hava Yolları kısa sürede nasıl bir dünya devi olabildi?

THY, 2003’teki değerlendirmede Avrupa’nın 27’inci; 2009 yılı sonu itibariyle yapılan değerlendirmede 4’üncü sıradadır. Peki, ne oldu da birkaç yıl gibi kısa sürede Lufthansa, British Airways, Air France’dan arkasından dördüncü olabildiler? Ve en sonunda başarıları ile Alman Havayolu şirketi Lufthansa’yı da geçebildiler.

THY yetkilisi anlatmaktadır.

-“2003’ten, 2010 yılına kadar THY’ye hostesler hariç hiç lise mezunu personel alınmamıştır. Alınan personelin tamamı üniversite mezunu ve çok büyük bir oranı da master ve doktora yapmıştır. Bunlarla birlikte THY kadroları, Avrupa ve Amerika’nın önemli üniversitelerinde master yapmış kişilerle zenginleştirilmiştir.

Bizim eğitime, teknolojiye yaptığımız yatırım eski dönemlerle kıyas edilemeyecek kadar çok büyüktür. Örneğin bu yıl bilgi işlemde teknolojiye 100 milyon dolar civarında yatırım yaptık.

Birçok projemiz var. 300’e yakın bilgisayar yüksek mühendisi çalışıyor. Türkiye’nin belki de en büyük bilgi teknolojileri personeline sahibiz. Birçok programı biz satıyoruz. Teknolojileri geliştiriyoruz. Yapamadıklarımızı dışarı veriyoruz. Hazır programları alıyoruz.

Başarının altında bu ekibin imzası var.

Toplam gelirde yüzde 86 artış yaptık. Net karımız yüzde 128 arttı. Baktığınız zaman geçmişle kıyaslanmayacak kadar iyileşmeler var. Daha da iyi olması için çaba sarf ediyoruz.

THY, 2005 yılında Avrupa’nın tüm yolcu pastasından 4.1 pay alırken, 2009 yıl sonu itibariyle bu pay 7.6’ya çıkmıştır. Bu 7.6’lık pay bize Avrupa üçüncülüğünü getirmiştir.

Türkiye’ye 4 milyar dolar uçtu!

THY Genel Müdürü Temel Kotil, THY’nin gelirinin yüzde 80’inin yurt dışı uçuşlarından gerçekleştiğini ve geçen yıl Türkiye’ye 4 milyar dolar getirdiklerini söyledi…Geçen yıl 4 milyar dolar Türkiye’ye getirdik. İnşallah bu yıl 5 milyar olacak. Ciro hedefimiz 7,8 milyar dolar. Yüzde 30 artarak geliyor sürekli olarak. 1,5 milyar dolar olarak başladık 2003’de…”(2)

Ve milli gururumuz, teknoloji üretim üssümüz ASELSAN

2002 yılında birçok tesisi kapanma noktasına gelmiş olan savunma sanayi sektörü, hükümetin azim ve kararlılıkları ile Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının yurt içinde karşılanma oranının 2003 yılında yüzde 25 seviyelerindeyken; 2007 yılı itibariyle bu oranın yüzde 42’ye, 2010 yılında yüzde 47,5 ve bu yılın sonunda bu rakamı yüzde 50’ye çıkarılması hedeflenmiştir. (Bu oran 2016’da yüzde altmışlara ulaşmıştır. Canmehmet) ( www.aselsan.com.tr )

ASELSAN’da, 2168’i  mühendis, 1084’ü teknisyen olmak üzere toplam, 3851 personel çalışmaktadır.  Çalışanlarımızın yaklaşık 60’ı mühendistir. Halen ASELSAN’da  çalışmakta  olan  mühendislerin, 1184’ü  ODTÜ,  348’i  Hacettepe  Üniversitesi,184’ü   Bilkent   Üniversitesi,  160’ı   İstanbul Teknik  Üniversitesi, 107’si  Gazi Üniversitesi mezunudur.

ASELSAN’da çalışmakta  olan  mühendislerin, 78’i  doktora mezunu, 1053’ü yüksek lisans ve 1037’si lisans mezunudur.

2007 yılından bu yana; “Tersine Beyin Göçü Projesi” kapsamında; Amerika Silikon Vadisi’ne gidilerek özellikle doktorasını yapmış adaylar başta olmak üzere lisans üstü eğitim yapmış adayların, Türkiye’ye geri dönmeleri ve ASELSAN’da istihdamı konusunda başarılı adımlar atılmış, bununla birlikte Avrupa Birliği Çerçeve Programı kapsamında kabul gören projelerde teşvik alınması sağlanmıştır.(3)

“Adaleti Savunanlar Derneği” Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi:

Teknoloji var, irade yok!

“İnsansız uçaklar veya çeşitli silahları yapabilecek teknoloji, birkaç gömlek düşük de olsa Türkiye’de var. Ancak bu noktada 3 konu çok önemli.

-Öncelikle teknolojiye sahip olacaksınız.

-Sonra mali kaynak

-Ve bu kaynağı sürdürebilir hale getirmek için pazar bulmanız gerekir.

60 tane İslam ülkesi var. Ve hepsinin de bu silahlara ve uçaklara ihtiyaçları var. Ancak bunu gerçekleştirecek siyasi irade yok. Türkiye’nin İslam ülkelerine açılmasıyla pazar sorunu giderilebilir. Ve bu konuda ileri teknolojiyi yakalayacak kaynak da temin edilmiş olur.

Bir silahı üretmek için bir fabrika yapabiliriz, ancak seri üretime geçerek maliyeti düşürmek gerekir.

ABD, bizim gibi ülkelere silahı veya uçağı satıyor ama modernizasyonunu İsrail’e yaptırın diyor.

Dolayısıyla ABD ve İsrail’e bağımlılık oluşuyor. Ve bu sektörde dehşet paralar dönüyor. İslam ülkeleri ortak hareket ederek silah sanayini geliştirirse, hem bağımlılıktan kurtulur, hem de kaynaklarını dışarı akıtmazlar. Bu gerçekleşirse, Irak, Afganistan ve Filistin gibi halkı Müslüman olan ülkelerin işgal edilmesinin önüne geçecek güçlü bir irade de ortaya konulmuş olur.” (4)

“Türkiye özgüven patlamasını yaşıyor’

Alman Cicero dergisi, “Türkiye’nin, AB’ye girme konusundaki o amansız isteği, çabası ve gayretleri çoktan geride kaldı. Ülke şu sıralar kendini de aşan bir öz güven patlaması yaşıyor” denildi.

…Cicero dergisi Türkiye-AB ilişkilerine ilişkin yorumunda Türkiye’nin yüzünü artık Berlin, Paris ve Washington’dan çok giderek Doğu’ya çevirdiğini öne süren dergi,

“Sonuç olarak karşımıza çift haneli ekonomik büyüme, Balkanlar’da, Rusya’da, Arap ve Asya coğrafyasında etkili ve ikna edici görüşmeler ile çok sayıda askerî iş birliği çıkıyor” dedi.

‘Öz patlamasının temel çıkış noktası İstanbul’

…Cicero, “Türkiye’nin bu yeni öz güven patlamasının temel çıkış noktası“gayriresmi başkenti” İstanbul” ifadesini de kullandığı yorumunda İstanbul için şunları da yazdı:

“Turistler ve kültür meraklıları şehri her dönemde ziyaret ederken, şimdi son dönemde yapılan çok sayıdaki beş yıldızlı oteli dolduran yeni bir grup dikkatleri çekiyor: Zengin Araplar ve Asyalı iş adamları Türkiye’de yeni yatırım arayışındalar.

Üstelik bu arayışlar meyvelerini de veriyor çünkü 2001 ile 2010 yılları arasında Türkiye’ye doğrudan giren Asya sermayesi bir milyardan 18 milyar dolara yükselmiş durumda.”

Cicero, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye’nin yönünü Batı’ya çevirmesi yönünde telkinde bulunduğunu, bunu vasiyet ettiğini belirterek“Tam anlamıyla laik bir Türkiye kendine Avrupa’yı örnek alarak siyasi, ekonomik ve askerî eksiklerini buna göre düzeltmeliydi” dedikten sonra şu değerlendirmede de bulundu:

“Üstelik Atatürk devrimlerinde bununla da kalmayıp Arap alfabesinin yerine Latin alfabesini getirmişti. Daha sonraki dönemlerde gerçekleştirilen NATO üyeliği ve AB katılım müzakereleri Atatürk’ün attığı adımların sağlamlaştırılmasını öngörüyordu.

Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesindeki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu söz konusu stratejiyi -birçoğu aksini düşünse de- geliştirdi.” (5)

 

Sonsöz:

-İnsanına inanır ve çok çalışırsan oluyor…

www.canmehmet.com

Resim:web ortamından alınmış, alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynak:

(1)Daha fazlası için bakınız:Abdullah Karakuş http://www.milliyet.com.tr/yanan-yerleri-hemen-gundem-ydetay-2273636/

(2-3-4-5) Kaynaklar ve daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/ve-yenidunya-duzeninin-yildizi-birlesik-turkiye-devletinin-guc-kaynaklari-5.html

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*