Türkiye Ve İran Tekrar Birleşerek, İslâm Medeniyeti Adına Büyük Bir Zafer Kazanmalılar (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Batı anlayışında, “Kazanmanın ahlakı yoktur!” Tüm insani söylemler, sadece bir aldatmacadır.

 

Amerika ve Rusya’ya (bir sömürge olmamak için) karşılarına büyük bir güç olarak çıkmak isteyen ve aralarındaki kadim kavga ve anlaşmazlıkları bir tarafa koyan Avrupalı toplumlar birleşerek, “Avrupa Birliği”ni kurabiliyorlar da; bin beş yüzyıllık komşu, kardeş ve benzer kültür değerleri sahibi, Türkler ve İranlılar neden birlikte İslam’ın bayraktarlığını yapmıyor ve Huntington’un, ‘çakma’ (!) “Medeniyetler Çatışması” (*) tezini tarihin çöplüğüne göndermiyorlar ?

 – “Efem! Mezhep ayrılığı, inanç ayrılığı, kem küm…” diyeceklere, şöyle denildiğinde :

Peki Avrupa Birliği’nde, Mezhep, İnanç vb. ayrılıklar yok mudur ?”… Ne diyeceklerdir ?

– “Olur mu ama, İngiltere ayrıldı işte !” diyeceklere de, şunu söylemiş olalım :

İngilizlerin ayrılma nedeni, önemli sayıda İngilizin, “Avrupa Birliği’ne girdikten sonra İngiltere’yi artık İngilizler yönetmiyor (?!)” dedikleri içindir. Peki, bu gerçek midir? Hayır. Bu da tam gerçeği yansıtmamaktadır.

Gerçek şudur : Üzerinde güneş batmayan “Birleşik Krallık”, B-a-t-ı-y-o-r. Ana sebeb budur.

Gerçekten geçmişte Türkler ve İranlılar (Sasaniler) birlikte, aynı safta savaşarak büyük bir zafer kazandılar mı ?

“Türkler ve (Sasaniler) İranlılar

Hüsrev, imparatorluğu dört ana kısma ayırıp her birinin başına bir spahbad, yani general atamıştı. Doğu kısmında Horasan, Sistan (Sakastan) ve Kirman vardı. Güney kısmı Fars, Huzistan ve Basra Körfezi kıyılarından oluşuyordu. Batı, büyük ölçüde Mezopotamya’dan oluşurken; kuzeyde, günümüzdeki Luristan, Azerbaycan ve Kafkaslar yer alıyordu. Gerek doğu gerek batı, imparatorluğun çıkarlarının göçebelere ve Bizanslılara karşı savunulması bakımından çok önemliydi.

Batı, ayrıca stratejik konumu yanında imparatorluğun tarım, idare ve ticaret merkezi olması bakımından da büyük önem taşıyordu. Hüsrev, bütün imparatorlukta ama bilhassa sınırlarda savunma hatlarıyla kışlalar inşa ettirmişti…

Hüsrev, 540 yılında Bizans’a saldırdı ve ordusu Antakya’yı çabucak ele geçirdi, İranlılar Ktesifon’a muazzam miktarda ganimet ve esirle döndü. Sonraki yirmi yıl boyunca, batı ve doğu sınırlarında kimsenin üstünlük kuramadığı bir yıpratma savaşı yaşandı. Ateşkesler ihlâl edildi, topraklar değiştirdi ama Hüsrev, Fırat’ın hemen batısındaki bölgelerin kontrolünü yavaş yavaş eline geçirdi. 561’de kapsamlı bir ateşkes anlaşması yapıldı.

Bunda Hüsrev’in, doğudaki Maveraünnehir bölgesinde(ki) Eftalitlere karşı koymaya başlayan Türklerle ittifak yapmasının payı vardı.

Sasaniler (İranlılar) ve Türkler birleşerek, Eftalitleri ortadan kaldırdı. Böylece Sasanilere ve Orta Asya’dan geçen ticaret yollarına yönelik çok büyük bir tehdit sona erdi.

Bu zafer ayrıca, yıllık haraç öde(n)me(si)nin de sona ermesi anlamına geliyordu. Eftalit toprakları, iki muzaffer taraf arasında paylaşıldı.

Sasaniler Ceyhun Nehri’nin güneyinde, özellikle Afganistan’daki toprakları; Türklerse nehrin kuzeyi ve doğusunda kalan bölgeleri aldılar. Ne var ki iki taraf arasında 569-70 yıllarında ihtilaf çıkınca, Eftalit zaferi sonucu Orta Asya’dan geçen ticaret yollarının güvenliğine yönelik umutlar söndü.” (1)

Yukarıdaki tespitten anlaşılan şey, “Birlik olmanın; taraflarına yarar, ayrılmanın ise büyük zarar getirdiği“dir.

Türkiye ve İran’ın, bir birlik çatısı altında birleşmesi ve olası sonuçları :

– Türkiye ve İran’ın birleşmesine engel olurlar.

– Türkiye ve İran’ın birleşmesi, III. Dünya Savaşı nedeni dahi olabilir.

– Türkiye ve İran bir olursa, Çin’in ekonomik liderliği hızlanır.

– Türkiye ve İran’ın birleşmesi, Hindistan ve Rusya’yı liderliğe değil; İslam ülkeleri ile gerçek ortaklığa taşır.

– Türkiye ve İran birleşirse, (İngiltere’yi ekonomik çöküntüde olduğu için geçiyoruz,) Almanya – Fransa – İtalya, (bu ikiliye) gerçek manada “Dost” olacaklardır.

– Türkiye ve İran birleşirse, Ortadoğu Petrolü’nün patronu, gerçek manâda İslam Medeniyeti olacak ve Tüm İslam ülkelerindeki yoksulluk, kısa sürede sonlanacak. ‘Yeni Dünyanın Rehberi’, Huntington’ın Medeniyetler Çatışması” tezine inat, dünyaya huzur gelecek, Batı’nın kurtuluş reçetesi olarak gördüğü “Terör, Kaos planları (!)” çökecek ve İslâm Medeniyeti tüm insanlığa, öncesinde olduğu gibi huzur getirecektir.

Devam edecek….

www.canmehmet.com

Resim : Web ortamından alınmıştır ve tarafımızca düzenlenmiştir.

Açıklama ve kaynak:

(*) Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı tezinde özetle :

– “Medeniyetler arasında köklü farklılıklar vardır. Bu da medeniyet bilincinin artmasına neden olacaktır ve sonuçta medeniyetler çatışacaktır…”

– “Yeni dünyada çatışmanın temel kaynağı, ne öncelikle ideolojik, ne de öncelikle ekonomik olacaktır… Beşeriyet arasındaki büyük bölünmeler ve hakim mücadele kaynağı kültürel olacaktır. Medeniyetler çatışması, küresel politikaları etkisi altına alacaktır…”

– “Milli devletler, dünyadaki hadiselerin yine en güçlü aktörleri olacak fakat global politikanın asıl mücadelesi, farklı medeniyetlere mensup grup ve milletler arasında meydana gelecek. Bu çatışma, global politikaya hakim olacak. Medeniyetler arasındaki mücadele, modern dünyadaki mücadelenin evriminde nihai safha olacak.”

Daha fazlası ve kaynaklar için bakınız: http://www.canmehmet.com/pinokyo-tez-yazabilir-mi-tarihin-sonu-medeniyetler-catismasi-ile-islamsiz-dunya-1.html

(1) “İRAN TARİHİ”, GENE R. GARTHWAITE. Sahife : 100.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*