Türkiye nasıl şahlandı, Ülkemizin ekonomisinin enerjisini yok eden cari açık canavarı nasıl ehlileştirildi (15)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Balıkların ve karıncaların birbirlerini yemelerini güçleri değil, suyun akışı belirlemektedir.

Balıkların ve karıncaların birbirlerini yemelerini güçleri değil, suyun akışı belirlemektedir.

 

Çok yakın tarihe kadar petrolümüz ve alacak paramız olmadığı gibi; borçlarımızı ödeyecek yeteneğimizde yoktu. Ülke eğitimi-öğretimi, yapısal çerçevesi dahil, düşünce-ifade hürriyeti ile baskı altındadır. Ülkemizde ne çağın gereğine göre yetişmiş insan kaynağı vardır; ne de ülkemizin ihtiyacı olan yatırımları yapacak sermaye, birikim.

Gelişmiş ülke insanı, ülkesinin fikir, düşünce hayatının zenginleşmesi, teknoloji üretilmesi için bir yılda en az 25-30 kitap okur; ülkesinin sermaye gereksinimi için kazancının %25-30’unu biriktirirken;

Yurdum insanı, yedi yılda bir “aşk!” romanını (onu da) okur gibi yapar, kazancından bırakın bir kısmını biriktirmeyi, gırtlağına kadar borçla yaşamayı da marifet sayar!

Neticesinde:  Sömürge eğitimi ile uyutulmuş bir halk, ülkesinin yükselmesi için elini kaldırana, dipçik, önlenemediğinde darbe; “düzen”in sürdürülmesi adına sermaye-yargı üzerinden korku terörü…

“…Ben bir Ceviz Ağacıyım Gülhane parkında ne senin bunun farkındasın ne de….”

Peki, Türkiye’mizde ne değişti de rüzgâr ülke kalkınmasının yelkenlerini şişirdi; halkımızda bir güç, enerji ve özgüven patlaması yaşandı?

Ne mi değişti?

Doğru bir Enerji Politikası neleri değiştirmektedir

2016 Türkiye’nin enerji görünümü açısından enerji ticaretinde merkez ülke olma hedefine yönelik yeni projeler ve iş birlikleri ile geçen bir yıl olmuştur.

Enerji ihtiyacını dışardan karşılayan ve cari açığının önemli bir kısmına enerji ithalatının sebep olduğu Türkiye, kendi enerji arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik Rusya, Katar  ve Azerbaycan gibi ülkeler ile küresel enerji ticaretine yön verecek öncü adımlar atmıştır. Türkiye 2016 yılında enerji arz güvenliğini sağlama yönünde dış politikasına uyumlu olarak tek bir coğrafya ve bölge ile yakınlaşmaktan ziyade, kendisine yakın ve uzak olan tüm coğrafyalar ile temas sağlamıştır. Bu bağlamda enerji arz güvenliği ve kaynak çeşitlendirmesinde çabalarını artırmıştır.

Türkiye’nin enerji tüketimi, büyüyen ekonomisi ile birlikte her geçen yıl artarak

devam etmektedir. Bir yandan enerji talebini karşılamak adına ihtiyacının büyük bir

kısmını dış pazarlardan karşılayan Türkiye diğer yandan yerli kaynaklarını kullan-

ma yolunda çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin enerji politikasında yerli kaynak kullanımını yaygınlaştırmak, doğalgazın elektrik üretimindeki payını  azaltıp yenilenebilir enerjinin payını artırmak ve enerji arz güvenliğinin sağlanması yolunda belli bir nükleer enerji kurulu gücüne sahip olmak yer almaktadır.

Ekonomik büyümesinde istikrarını devam ettiren Türkiye, enerji arz güvenliğinin sağlanması yolunda artan enerji ihtiyacını farklı ülke ve kaynaklardan karşılama yoluna gitmiştir. Özellikle doğalgaz ithalatında Rusya’ya olan yüksek bağımlılık

bu anlamda Türkiye’nin enerjide kaynak çeşitliliğine gitmesinde itici bir güç olarak

durmaktadır. 2016 yılında yaşanan gelişmeler gözlemlendiğinde bu duruma örnek

gösterilebilecek birçok gelişme yaşanmıştır. Son bir yılda enerji piyasasında yaşanan gelişmelere değinmeden önce Türkiye’nin enerji görünümüne bakmakta yarar vardır. (1)

Enerji…

Hepimiz, Enerjinin, “iş yapabilme yeteneği” olduğunu biliriz. Ayrıca hayatta kalmanın şartı, hareketimizin vazgeçilmezi olduğunu da.

Ülkemizin son on beş yıllık enerji Üretim-Tüketim geçmişine bakıldığında karşımıza çıkan tablo:

Türkiye Kurulu Gücünün Kamu ve Özel Sektör Olarak Gelişimi KURULU GÜÇ (MW)

 

            KAMU SANTRALLARI   (*)                       

 YIL         TERMİK          HİDROLİK         TOPLAM           PAY(%)  

2000         11274,6              9977,3             21251,9             77,9%

2011         12560,9             11589,5             24150,4             45,6%

            ÖZEL SEKTÖR SANTRALLARI             

2000          4795,4             1216,8                6012,2              22,1%

2011         21370,2            7390,5              28760,7              54,4%

   TÜRKİYE TOPLAMI

2000         16070,0           11194,1              27264,1

2011         33931,1           18980,0             52911,1

*http://www.enerji.gov.tr/File/?path=ROOT%2F1%2FDocuments%2FSekt%C3%B6r%20Raporu%2FEUAS-Sektor_Raporu2014.pdf

Türkiye?nin enerji arz güvenliğini esas alan enerji politikasının temel amaçları;

-Yerli kaynaklara öncelik vermek suretiyle kaynak çeşitliliğinin sağlanması,

-Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzındaki payını arttırılması,

-Petrol ve doğalgaz alanlarında kaynak çeşitliliğinin sağlanması ve ithalattan kaynaklanan riskleri azaltacak tedbirlerin alınması,

-Enerji ve tabii kaynaklar alanındaki faaliyetlerin çevreye duyarlı şekilde yürütülmesinin sağlanması, ülkemizin enerji koridoru ve terminali haline getirilmesi,

-Enerji verimliliğinin arttırılması,

-Yerli doğal kaynakların ülke ekonomisine katkısının arttırılması,

-Maliyet, zaman ve miktar yönünden enerjinin tüketiciler için erişilebilir kılınması,

-Endüstriyel hammadde, metal ve metal dışı madenlerimizin üretimlerinin arttırılarak yurt içinde değerlendirilmesinin sağlanması,

-Serbest piyasa koşullarına tam işlerlik kazandırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesidir.

-Bu politikalar temelinde 2023 yılı için oluşturulan arz güvenliği, yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliğine yönelik bazı hedefler özetle şöyledir

-Bilinen linyit ve taşkömürü kaynaklarımızın tamamının elektrik üretiminde kullanılması,

-İki nükleer santralın devreye alınması ve üçüncü nükleer santralın inşaatına başlanması,

-Nükleer enerjinin kurulu gücümüz içindeki payının en az %10’a çıkartılması,

-Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzındaki payının %30’a çıkarılması,

-Teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilecek hidroelektrik potansiyelin tamamının elektrik üretiminde kullanılması,

-Rüzgar enerjisi kurulu gücünün 20.000 MW’a çıkarılması,

-Jeotermal enerjisinden elektrik üretimi açısından kurulu gücün  600MW’a çıkarılması,

-Enerji yoğunluğunun (GSYH başına tüketilen enerji miktarı) 2011 yılı değerine göre en az %20 azaltılması,

-Elektrik enerjisi kurulu güç kapasitesinin 110.000 MW’ın üzerine çıkarılması,

-Toplam elektrik üretiminin 440 milyar kW-saat’e yükseltilmesi.

Ülkemizin yakaladığı yüksek büyüme oranları sonucunda enerji talebi de hızla artmakta ve önümüzdeki yıllarda da bu eğilimin devam edeceği hesaplanmaktadır. 2013 yılında 120,29 milyon ton petrol eşdeğerini (milyon tep) geçen yıllık enerji arzı bir önceki yıla nazaran yaklaşık %,2’lik bir artış göstermiştir.

-En son açıklanan verilere göre (2013 yılı) enerji arzında % 31,3 ile doğalgaz bir sene aradan sonra yeniden birinci sıraya yükselirken, bunu %28,8 ile kömür, %28,2 ile petrol izlemiş, geri kalan %11,7’lik bölüm ise başta hidrolik olmak üzere yenilenebilir ve diğer kaynaklardan (odun) karşılanmıştır.

2011-2013 dönemi kıyaslandığında, hidrolik, jeotermal, rüzgar ve güneşin birincil enerji arzındaki payının sürekli arttığı görülmektedir.

-Türkiye enerji sektöründe büyüme rakamları oldukça yüksektir.

Küçük Avrupa devletleri hariç tutulursa, son 10 yılda Türkiye elektrik, kömür ve doğal gaz talep artış oranları bakımından  Avrupa’da ilk sırayı almaktadır…”(3)

Enerji ve Tarih

Enerji temini, sizin bir enerji kaynağı olmanızla mümkündür.

Enerji kaynağı, ne petrol, rüzgar, ve güneş; ne de nükleer santrallerdir..

Enerji kaynağı: Bize kasıt ve ısrarla; “3-5 mezar taşı” veya “tozlu raflarda eskimiş, sararmış yapraklar!” Olarak dayatılan tarihimiz, geçmişimizdir.

Doğru bir tarihi olmayan bir millet için  doğru bir gelecek yoktur.

Siz, kökleri kesilmiş bir ceviz, çınar ağacının yaşamasının mümkün olabileceğini düşünebilirsiniz?

Tarih, bir milletin her şartta beslendiği derinlerdeki kökleridir.

Hafızasız bir insanın yaşamını sürdürmesi nasıl mümkün değilse, doğru bir tarihe sahip olmayan milletlerin  yaşamlarını yükselen bir çizgide sürdürmesi  de mümkün değildir.

Toplumların tarihleri, yaşam tecrübelerinin korunduğu hafızalardır.

“Tarihlerinin, dolayısıyla birikimlerinin doğru bilgisine sahip olan toplumlar, geleceklerini çok daha sağlıklı görüp plânlayabilecekler; geçmiş birikimlerinin ürünleri olan medeniyetleri üzerine istikballerini bina edebileceklerdir. “

Tarih; İnsanın hareketlerini, ürettiklerini, düşündüklerini kapsayan en değerli hazinedir.

Geçmişi olmayan bir varlık eksiktir. İnsan, gelişebilmesi için geçmişini ileriye taşıyabilmelidir. Kendimizi; geçmişimiz olmadan anlamamız mümkün değildir.

Tarih sizin enerjinizdir.

Siz bu enerji ile diğer kaynakları işleyebilmekte ve üretimde kullanabilmektesiniz.

 

Devam edecek…

-Doğru bir Enerji Politikasının ülke kalkınmasında nasıl sermaye ve güç olabilmektedir?

 

www.canmehmet.com

Resim:tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynaklar:

(1)https://setav.org/assets/uploads/2016/12/enerji.pdf

(2)Kaynak:http://www.enerji.gov.tr/File/?path=ROOT%2F1%2FDocuments%2FSekt%C3%B6r%20Raporu%2FEUAS-Sektor_Raporu2014.pdf

(3)http://www.enerji.gov.tr/File/?path=ROOT%2F1%2FDocuments%2FSekt%C3%B6r%20Raporu%2FEUAS-Sektor_Raporu2014.pdf

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*