Tüm yönleri ile Hilafet gerçeği. Hilafeti hangi devlet ve neden kaldırttı (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Günümüzde zenginliğin kaynağı sadece bilgidir. Özellikle de, mevcut bir bilgiden yeni bir bilgi üretmek.

Bir devletin kör noktaları, gerçeğinde onun ölüm nedenlerindendir. ABD ve AB’nin hakkımızdaki görüşleri bize kör noktalarımızı bildiren algılayıcı – sensörlerdir-

Bu manada eksilerimizi ve artılarımızı onların gözünden ve ifadelerinden öğrenmek bizleri daha isabetli yüksekliklere götüreceği bilinmelidir.

Elbette, bu görüşlerin kendi çıkarlarına göre rafine edildiğini, işlendiğini de unutmadan.

İngilizler tüccar bir millettir. Bir adada yaşamalarından dolayı yetersiz hammadde ve enerji kaynaklarına rağmen yaklaşık yedi yüzyıllık bir süreçte devletlerini başarılı şekilde yönetmiş, halklarına refah sağlayabilmişlerdir.

İngilizler, 1215 yılında belkide tarihte ilk kez, Papa, Kral ve Baronlar arasında imzalanan ve “Magna Carta”-Büyük Özgürlük Fermanı- olarak tanımlanan belge ile,

-“Kralın bazı yetkilerinden feragat etmesini, kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini” yürürlüğe koymuşlardır.

İngilizlerin bir de, Fransızlara esin kaynağı olacak devrimleri vardır.

İngiltere’de 1642 ile 1651 yılları arasında Cumhuriyetçiler ve Kraliyet yanlıları arasındaki politik görüş anlaşmazlıkları dozunu artırır ve anlaşmazlık fiziksel çatışmalara dönüşür.

Aslında bu çatışmaların altında; güçlenen sermayenin ülke gelirinden daha fazla pay alma isteği vardır. 1789 Fransız devriminin arkasında da bu manada büyük sermaye vardır.

İç savaş 1648’de Devrimle sonuçlanır. Kaybeden tarafta olan Kral I. Charles idam edilerek, kraliyet lağvedilir.

İç savaşı bastıran General Oliver Cromwell önce parlamentonun başkanı, sonra da diktatör olur. 1658’de Cromwell’in ölümünden sonra oğlu Richard yerini dolduramaz, 1659’da sürgüne gönderilir.

İngilizler yeni düzenden memnun olmazlar ki, 1660 yılında  sürgündeki kral II. Charles, ülkeye davet ederler. Diğer ifadesi ile İngilizler tarihlerinde sadece on yıllık bir sürede cumhuriyet yönetimi denerler.

İlk sanayii devrimini gerçekleştirende İngilizlerdir.

Bu nedenle; Kapitalizm ile komünizm varlığını İngiltere’ye borçlu olmalıdır.

Yukarıda İngilizlerin “Tüccar Millet” olduklarını ifade edilmişti.

Tüccarlar kazanabilmeleri için, hem üretenden hem de tüketenden daha uyanık! Olmak zorundadır. İngilizlerde yukarıdaki yaşananlara göre uyanıklıklarını ispat etmişlerdir. Üstelikte iki kere.

Sırası gelmişken bir hatırlatma daha yapılmalıdır.

Birinci Dünya Savaşında İngilizler dönemin süper devletlerinden ve sonucu belirleyicilerindendir. Bu manada ülkemizi işgal edenler arasında da, en büyük söz sahibi onlardır.

İşgal ile alacaklarını almış, düşündüklerini gerçekleştirmiş, Yunan Kuvvetleri ismi altında bizimle çarpışmış ve ülkemizden Musul-Kerkük petrollerinin üzerine, “tereyağından kıl çeker gibi” oturmakla kalmamış, hanedanlığı yıkmış, hilafeti kaldırtmış ve gitmiştir!

“Gider gibi!” yaparken; maşa olarak kullandıkları Arapları, çok ince bir diplomasiyle ve medyada sürekli işleyerek; “Türkleri arkadan vuran düşman! ”etiketi ile hediye etmişlerdir.

Galiba kimse düşünmemiştir;

“Osmanlıyı parçalayarak ülkeyi işgal eden, petrolün üzerine oturan, İzmir ve Ege’de katliama göz yuman, aleme nizam veren sen;

Suçlu olarak ortada görünen, elinde kullandığın kuklalar!

Ünlü İngiliz siyaseti bu olsa gerek…

Devam edecek…

Bakalım İngilizler, kör noktalarımızı algılayıcı (sensör) olarak nasıl değerlendirmektedirler.

Resim;beyazgazete.com’dan alıntıdır.

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*