Türkiye Cari açığından Çin ile yapacağı işbirliği ile kurtulabilir mi? (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

images

Bu yıl Çin’in liderlik koltuğuna oturacak olan Cumhurbaşkanı yardımcısı Xi Jinping ülkemizi ziyaret etti. Bu ziyarette muhtemeldir ki, ‘Arap Baharı’ ile Çin’in yatırımı görüşülen ana konular arasındadır.

Bu ziyaretten sonuç itibariyle, Çin’in devasa boyuttaki dış ticaret fazlalığından yararlanarak, cari açık sorunumuzu küçültebilir, teknolojik yatırımlara kaynak ayırmamıza imkân sağlayabilir miyiz? Aşağıda bu soruların cevapları verilmeye çalışılacaktır.

Avrupa ve ABD ile olan ilişkilerimizden yaklaşık iki yüzyıllık bir süreçte anladığımız, gelişmiş batının bize paramızla dahi bilgi ve teknoloji satmadığı gerçeğidir.

Ülkemiz gelişmiş Batı için çok uzun yıllardır bir hammadde kaynağı, bir pazar ve kazanç kapısı olarak görülmektedir. Bu siyasette bugüne kadar ve maalesef, kimi zaman suni savaşlar çıkarılarak ve bunların sonucunda borçlandırılarak, kimi zamanda ekonomik oyun ve cuntacıların yardımlarıyla başarılı olunmuştur.

Bu politikaların bir sonucu olarak geldiğimiz noktada ve çok genel manası ile bir değerlendirme yaptığımızda görülenler; ülkemizin, 135 milyar dolarlık ihracat, 240 milyar dolarlık ithalat yaparak yaklaşık 105 milyar dolar gibi çok ciddi cari açık verdiğidir.

Bu ekonomik yapılanma devam ettiği sürece de bu cari açığın devam edeceğini söylemek kehanet olmasa gerek.

İçerisinde olduğumuz bu Kurt Kapanı’nın vehametini kavrayan Sultan 2. Abdülhamid, kalkımamızın çözümünü Uzakdoğu’da aramaya başlamış ve 1889 yılında bu amaçla Japonya’ya  içerisinde; 44 subay, 14 mühendis (yüzbaşı) ile birlikte toplam 655 kişiyi, Ertuğrul Fırkateyni ile Japonya’ya gönderir.

Ancak gemi Japonya’da üç ay kaldıktan sonra dönüşünde, 16 Eylül 1890’da kayalara çarparak batmış ve Kazadan sadece 69 denizcimiz kurtulabilmiştir.

Ülkesi için o günün şartlarında dünyanın öbür ucuna giden vatanseverlerimizi minnet ve rahmetle anıyoruz.

Bir iki istisnası dışında siyasi ve ekonomik ilişkilerimiz bugüne kadar batılılarla devam ettirilerek içerisinde bulunduğumuz döneme kadar getirilmiştir.

Çin ve Kore ile olan ilişkilerimiz bizler için bir çıkış kapısı olabilir mi?

Çin, kalkınması için gerekli kaynağı ülke insanını ABD’li müteşebbislere çok düşük ücretle kiralayarak oluşturur. Bu kaynağa devlet sübvansiyonlarıyla destekledikleri yerli yatırımcıların kazandıklarını da ekleyerek bugünkü dış ticaret fazlasına sahip olur.

Çin’in elde ettiği dış ticaret fazlasında  bizim yapmadığımız farklı  bir uygulaması vardır.

Çin, elde ettiği ihracat gelirlerini bizim gibi ithalatı finanse etmek için kullanmaz ve yıllarca devam ettirdiği bu anlayışla başta ABD olmak üzere birçok Batılı ülkeleri ciddi boyutta borçlandırır.

Bizler, büyüyen ekonomi ile birlikte giderek artan bir cari açığa, Çin, mevcut ekonomi anlayışıyla  büyüyen ekonomisi ile birlikte giderek artan bir cari fazlaya sahip olur.

Çin bugün geldiği noktada fazla üretimini satacağı, eldeki parasını değerlendireceği yeni dış pazarlara ihtiyaç duymaktadır.

Bize yaptığı ziyaretin arka planında bunlar vardır.

Bölgemizde bu arayışlara cevap verecek ve Batılıların oluşturmaya çalıştıkları ‘Arap Baharı’ olarak tanımlanan yeni bir yapılanma vardır.

Çünkü bölge insanının tüketimlerini karşılayacak değerli kaynakları ve tüketime aç genç nüfusları vardır.

Bakalım Çin’in parası ile Türklerin girişim gücü bizleri cari açıktan ve Batının kıskacından kurtarabilecek, daha fazla bağımsız kılacak mıdır?

Devam edecek…

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*