Türkiye 2023; Devlet yönetmek, dostlarını ve düşmanlarını yönetebilmek yeteneğidir (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Amerikalılar, 1980 darbecileri için ne demiştir? "Bizim çocuklar!"  General Sisi'de "Bizim çocuklar"dan olmalı

Amerikalılar, 1980 darbecileri için ne demiştir? “Bizim çocuklar!” General Sisi’de “Bizim çocuklar”dan olmalı

 

 

Türkiye’ye, Mısır’a veya İslam Ülkeleri’ne neden demokrasi gelmemiş, gelememektedir? Bunu, bakınız İngiliz devlet adamları kapı arkasında nasıl açıklıyorlar.

Resmi tarihimizde, ne Meşrutiyetin, ne Cumhuriyetin, ne demokrasinin, ne de  darbelerin arka planını, gerçek nedenleri açıklanmamıştır.

Bu kafa ile daha bir yüzyıl açıklanması da beklenmemelidir.

Toplumsal olaylar veya Sosyal hareketlenmeler; Ya bir değişimi başlatmak veya başlamış olanını hızlandırmak veya başlayanları engellemek veya tersine çevirmek için kullanılan en bilinen araçlardandır.

Bir ülkenin Ekonomik ve Sosyal yapısındaki değişiklikler iç ve dış hareketlenmelerinin (müdahalelerin) nedenlerindendir.

Toplumlar, çağın gerisinde kalmaya başladıklarında kapıları çalınmaktadır. Tık..Tık!

Önceki yazılanlardan kısa bir özet;

-Devlet olma anlayışı süreklidir. Anlayışları; günlük Olaylar değil, onları devlet yapan kuruluş idealleri belirlemektedir.

-Yakın ve uzak coğrafyamızda büyük devletler için,  Güçlü bir Türkiye statüsü, arzu edilen bir durum değildir.

-Osmanlının kültürel değişimi (Batılılaştırılması) ciddi manada, “1856 Islahat Fermanı” ile başlamıştır.

Milletlerin gelişmesini, Kültürel (yaşamla ilgili) değişimler değil; ilmi temelde çağın ihtiyaçlarına ve gereklerine göre yapılacak çalışmalar sağlamaktadır.

-19’ncı asırdan itibaren işgaller de modernleşmiş! Pahalı ve kanlı Askeri işgaller yerini giderek artan biçimde ve daha düşük maliyetli kültürel ve ekonomik işgallere bırakmıştır.

-NATO’ya ilk giriş tarihimiz 1854; Avrupa Birliğine ise 1856 yılıdır.

Ve bakınız diplomasi ustası İngiliz devlet adamları

Osmanlı ve Mısır’da neden demokrasiye kapı açabilecek yönetimleri istemediklerinin gerekçelerini nasıl açıklıyorlar;

İngilizler Türkiye’de Meşrutiyet isteğinde samimi mi idiler?

İngiltere’nin İstanbul Konferansı baş delegesi (Başbakanlık ve Hariciye Nazırlığı da yapan), Salisbury idi. Yukarıdaki olup bitenlerden (İngiltere Büyükelçi) Elliot ile Salisbury’in birbirleriyle ters düştükleri anlaşılmaktadır. Konferans’ta Salisbury söz alarak:

-‘Türkiye’ye bir de Meşrutiyet ıslahatı ile şans tanıyalım” deyip, Konferans’ın dağılmasında etkili olabilirdi. Olmadığına göre Londra’nın hâlâ Türkiye’de Meşrutiyet uygulamalarına sıcak bakmadığı anlaşılıyordu.

Bu nereden kaynaklanıyordu?

Bir kere, Osmanlı Devleti özellikle İngiltere’nin baskısı ve güdümü ile kabul ettiği 1839 ve 1856 ıslahatlarının yeteri kadar uygulanmadığı düşüncesinde idi. Meşrutiyet’in de uygulanamayacağı kanaatine varmış olacak ki, ona soğuk baktı.

İkinci olarak, İngiltere’nin Türkiye’de Meşrutiyet uygulamalarına kendi imparatorluğu üzerinde kötü etkiler yapabileceği üzerinde durulur.

Bu cümleden olarak, I. Ve II. Meşrutiyet uygulamalarını toplu olarak değerlendiren bir İngiliz belgesinde şunlar yer alır;

-Şayet Türkiye Anayasa’yı tam olarak ayakta tutar ve kendileri de kuvvetlenirse bunun sonuçları şimdi bizim göremeyeceğimiz kadar uzaklara gidebilir. Bu hareketin Mısır’daki tesirleri inanılmayacak kadar büyük olacaktır.

Burada bir açıklama gereklidir.

Bu konferans, (diğer ismi Tersane Konferansı) 23 Aralık 1876 Tarihinde  Osmanlı devletini’nin, Balkanlardaki eyaletlerinin yönetim koşullarını düzenlemek üzere (Büyük Devletlerin baskısı sonucunda toplanmış uluslararası bir konferanstır. Günümüzden yaklaşık 137 yıl öncedir. O tarihte İngiliz devlet adamları ne demektedir?

-“Şayet Türkiye Anayasa’yı tam olarak ayakta tutar ve kendileri de kuvvetlenirse bunun sonuçları şimdi bizim göremeyeceğimiz kadar uzaklara gidebilir.Bu hareketin Mısır’daki tesirleri inanılmayacak kadar büyük olacaktır.

Bu ifadeyi günümüzdeki olaylarla birleştirerek yorumlanmasını, okuyanların basiretine bırakarak kaldığımız yerden devam ediyoruz.

-…Biz şimdiye kadar idaremiz altında bulunan İslâmlar’a kendi dinlerinin başkanı olan milletin (Halifeliği elinde bulunduran Türkler’in) kötü bir despot tarafından idare edildiğini söylüyorduk. Halbuki biz idare ettiğimiz İslâmlar için iyi bir despottuk ve bizim idaremiz altında daha mesuttular. Zira bu insanlar mukayese imkânına sahip değillerdi. Dolayısıyla farkın kendi lehlerine olduğunu kabule hazırdılar.

-Fakat şimdi Türkiye bir anayasa yapar, parlamento kurar ve hükümet şeklini değiştirirse, Mısırlılar da bir anayasa isteyeceklerdir. Bizim bu kuvvete karşı koymamız çok güç olacaktır. Şayet Türkiye’de anayasa iyi işler ve Türkiye’de işler iyi giderse,

Mısır’da ayaklanmalar olacaktır.

Bu vaziyette bizim durumumuz çok garip kalacaktır.

Biz asla ne Mısır halkıyla ve ne de Türk hükümetiyle mücadeleye girmeyeceğiz. Bizim mücadelemiz Türk halkının hisleriyle olacaktır. Bunu yakın veya uzakta çok dikkatli ele alınacak bir konu olarak görüyorum.

Bu hususun haricinde bütün reform hareketlerini tutuyor görünün ve bana bilgi verin…” (1)

Bir diğer belge: Ünlü İngiliz ajanı Fitzmaurice’nin 25 Agustos 1908’de İngiltere’ye gönderdiği rapordan:

-“…Her şeyin düzgün gittiğini ve Meşruti idarenin kuvvetlendiğini farz etsek, bugün için sempatilerine ihtiyaç duydukları yabancılara fazla iltifat eden Türkler’in az zamanda vatanperverane demesek bile kuvvetli milliyetçi hislere sahip olacakları muhakkaktır.

O zaman, Girit, Mısır, Makedonya, Bosna, Aden, Lübnan, Kıbrıs meselelerinde, belki de Hintli nöbetçisi ile Bağdat’taki özel durumumuz hakkında söz sahibi olmak isteyeceklerdir.

-Tabii burada Lynch’in Dicle ve Fırat nehirlerinde usulsüz seyrüseferini de unutmamak gerekir. Bu şekilde üzerinde düşünülmesi gereken birçok problem var ve bunları fazla münakaşa etmeden kabule mecburuz.” (2)

Ahmet Emin Yalman da İngiltere’nin Türkiye’deki Meşrutiyet uygulamalarını Hindistan ve Afrika’daki sömürgelerini tehdit edeceği gerekçesiyle baltalamaya çalıştığından bahseder.” (3)

 

Konu ile ilgili olarak Ord. Prof. Karal’ın yazdıkları:

-“ İngiltere ve Fransa’ya gelince: Meşrutiyet idaresini ancak anavatanlarında tatbik edebilmişlerdi, İmparatorluklarında ise, halk hiçbir hakka sahip olmadan köle muamelesi görmekte idi.  

Halbuki Osmanlı İmparatorluğu, tarihinde ilk defa olarak Meşrutiyet’i, milli olmayan bir devlet bünyesinde, üç kıta üzerine yayılmış bir imparatorlukta gerçekleştirmek tecrübesine girişmişti.

Bu tecrübenin muvaffak olması, söz konusu devletlerin imparatorluklarındaki durumu son derece güçleştirebilirdi.

Çünkü onların çeşitli ırklara ve dinlere mensup halkları, anavatan halkı ile eşit olmayı isteyeceklerdi.” (4)

Sultan II. Abdülhamid’in görüşleri:

-“ Söyledim, yine söyleyeceğim, anlattım yine anlatacağım. Düşünmüyorlar mıydı ki, Osmanlı ülkesi birçok milletlerin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. Böyle bir ülkede Meşrutiyet, ülkenin unsur-ı asliyesi (Türkler) için bir ölümdür.

İngiliz parlamentosunda bir Hintli, Afrikalı, Mısırlı, Fransız parlamentosunda bir Cezayirli mebus var mıdır ki, Osmanlı parlamentosunda Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp, Arap mebus bulunmasını istemeye kalkıyorlar.

Hayır! Bunca okumuş, düşünmüş, kendisini davasına vermiş vatan evladının cibilliyetsiz (soysuz) çıkacağını kabul edemem. Sadece aldandılar derim. Aldandılar ama, cezalarını kendilerinden çok, aldanmayan milyonların masum evladı çekti; hem öldüler hem de vatandan oldular.(5)

Sultan II. Abdülhamid, “prensip” olarak Meşrutiyet’e karşı değildi.

Meşrutiyet ancak, aynı ırktan ve dinden olan bir toplum İçinde uygulanabilirdi. Bizde ise farklı birçok ırk, din ve mezhepten halk vardı. Bu ortamda uygulanması “kargaşalık” meydana getirirdi..” (6)

Bütün bu olup bitenlerden İngiltere’nin Türkiye’de Meşrutiyet’i “samimi” olarak istemekten ziyade, İstanbul’da büyük devletlerarası rekabette kazanmak üzere Meşrutiyet ve taraftarlarını bir “istismar” aracı olarak kullandığı anlaşılmaktadır. (7)

 

Özetle; İslam ülkelerine demokrasinin gelmesi neden istenmemektedir?

Yukarıda yazılanı tekrarla;

“Fakat şimdi Türkiye bir anayasa yapar, parlamento kurar ve hükümet şeklini değiştirirse, Mısırlılar da bir anayasa isteyeceklerdir. Bizim bu kuvvete karşı koymamız çok güç olacaktır.

Şayet Türkiye’de anayasa iyi işler ve Türkiye’de işler iyi giderse, Mısır’da ayaklanmalar olacaktır.

Bu vaziyette bizim durumumuz çok garip kalacaktır.

Biz asla ne Mısır halkıyla ve ne de Türk hükümetiyle mücadeleye girmeyeceğiz. Bizim mücadelemiz Türk halkının hisleriyle olacaktır. Bunu yakın veya uzakta çok dikkatli ele alınacak bir konu olarak görüyorum. Bu hususun haricinde bütün reform hareketlerini tutuyor görünün ve bana bilgi verin…”

Bu ifadeler hangi tarihte söylenmiştir?

-1876-1877’li yıllarda

-Şimdi hangi yıldayız?

-2013…

-Aradan kaç yıl geçmiş?

-136-137 koca yıl…

-Peki, Mısır’a demokrasi gelmiş mi?

-Ağustos 2013 deki Katliama bakılırsa daha gelmemiş…

-Yukarıdaki açıklamalar, bizde sık sık (seçilmiş hükümetlere) yapılan darbelere bir açıklama olabilir mi?

-Bizdeki darbeleri yapanlarda,  ABD’nin ifadesi ile; “Bizim çocuklar”, Mısır’daki General Sisi misali değil midir?

-Batılı sömürgeciler, Mısır’daki darbeye neden “Darbe!” diyememektedir, şimdi daha iyi anlaşılmıştır. Herhalde!

Ve…

-Yaygın tabiri ile, “Merkez Medya!” Çok yaşa !!!

-Niye çok yaşasınlar?

-“Körlerle sağırlar, birbirlerini ağırlar!”

-Desene, ölmüşüz de ağlayanımız yok!

 

Devam edecek…

Resim; web ortamından alınmıştır.

Kaynaklar;

(1) Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, Yaylacık Matbaası, Istanbul, 1968, s. 60-61

(2) A.g.e., s. 78

(3) Ahmet Emin Yalman, Yakın Tarihte Gördüklerim Geçirdiklerim, Rey Yayınlan, Istanbul, 1970, C: 1, s. 177-178

(4) Karal, C:IV, s. 261-262

(5) Sultan II. Abdülhamid, Siyasi Hatıratım, Hareket Yayınları, İstanbul, 1975, s. 105

(6)  A.g.e., s. 101-107

(7) Süleyman Kocabaş, İngiliz tuzağı, Osmanlı’nın yaşatılması ve yıkılmasında İngiltere’nin rolü, 1783-1923; sahife 105 (Dipnotlar yazarın kitabına aittir)

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*