Türkiye 2023; Dede! Dünün işgalcileri bugün kimin değerlerine sahip çıkmaktadır? (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
İnsan olmak, farkında olmaktır.

İnsan olmak, farkında olmaktır.

 

Bir savaşta galip gelen devletler kendi gelecekleri için, Irak işgalinde olduğu gibi bir sistem kurmuşlarsa, kendi çıkarlarının devamı için gelecekte de bu sistemi savunacaklardır.

Ülkemiz üzerinde siyasi ve ekonomik beklentileri olan devletler, geçmişte içerisinde bulunduğumuz zor şartlar nedeniyle bizlere dayattıkları; ıslahat, yasa veya benzeri (yenilik adı altındaki) uygulamaları kimin hayrına önermişlerdir?

Örneğin, gerek Osmanlı, gerekse Cumhuriyet dönemlerinde çok sayıda kültürel, ekonomik ve sistem değişiklikleri ile ilgili dayatmalarla karşı karşıya kaldık.

Araştırdığımızda bu dayatmaların bir sonucu olarak göreceğimiz;

-“Bizi bir “Millet” yapan mıknatıslarımızın, kültür değerlerimizin kaybı, aşınması mı; ekonomik veya siyasi manada bir yerlere entegre olabilmemiz için yaptırılmış radikal dayatmalar mı?

Dünden bugüne herkesin kendisine sorması gereken ilk soru şu olmalıdır;

-İşgalcilerin dün bize öğretmeye çalıştıkları, bizim beklentilerimiz, yaşamak istediklerimiz midir?

-Bir ülke neden bir “Kurtuluş Savaşı” yapar ve bir Kurtuluş Savaşı ile neyi hedefler? Kendi değerleri ile yaşamak hedeflenen olmamalı mıdır?

-Bir Sistemin Parçası olmak mıdır aslolan, yoksa Sistemin kendisi mi?

Kalınan yerden devamla;

Ülkemizdeki İngiliz-Alman Eksenlerinde İktidar Mücadelesine örnek

Halaskâran Zabitan Grubu (*) Darbesi (16 Temmuz 1912): 31 Mart 1909 Darbesi’den sonra İngiliz taraftarı Jön Türkler yeniden toparlanmaya başlamışlar, bölük pörçük partilerini birleşerek Hürriyet ve İtilaf Partisi (kısaca İtilafçılar) adı altında tek bir parti haline gelmişlerdi.

Adı geçen darbenin sonuçları İngilizler ve İtilafçılar tarafından hazmedilememişti. Darbe’den sonra bir müddet daha sadarette kalan Hüseyin Hilmi Paşa’nın gerine İttihatçı İbrahim Hakkı Paşa, onun yerine de İttihatçılar’a yaklaşan Sait Paşa getirilmişti.

Bunların iktidarında seçimler yenilenmiş, seçime “hile” karıştırıIdığı için huzursuzluklar artmış, Arnavutluk İsyanı çıkmış, Türk-İtalyan Harbi başlamıştı. Ülke çok karışık, İttihatçılar’dan rahatsızdı.

Bundan faydalanan ve genelde İngiliz taraftarı olarak tanınan Subaylar, ittihatçılar’ın 1908 Jön Türk İhtilali’ni taklitle 16 Temmuz 1912’de dağa çıkarak isyan etmişlerdi.

Darbecilerin isteklerinde şunlar yer alıyordu:

-Ordunun politikadan arındırılması (ordu tamamen Almancı İttihatçıların kontrolünde idi),

-Hükümetin istifa ederek, güvenilir, namuslu zatlar tarafından yeni hükümetin kurulması,

-Hükümet işlerine mesul olmayanların karıştırılmaması, seçimlerin âdil olarak yenilenmesi vs (1)

22 Temmuz’da Sadrazam Sait Paşa istifa etti. Yerine “tarafsız” olarak bilinen Ahmet Muhtar Paşa atandı. Balkan Harbi onun zamanında çıktı. Paşa, mağlubiyetin sebebi olarak gösterilince 29 Ekim’de istifa etti. Yerine Kâmil Paşa getirildi.

İttihatçılar’a aşırı muhalefeti ile tanınan Paşa, vilayetleri bir tamim göndererek İttihat Klüpleri’nin kapatılmasını istedi. “İttihat Cemiyeti ölmüştür” yollu demeçler verdi.(2)

 

Babıâli Baskını (23 Ocak 1913)

Kâmil Paşa Hükümeti’nden rahatsız olan İttihatçılar, onu devirmenin yollarını arıyorlardı. Osmanlı Devleti, Balkan Harbi’nde yenilmiş, Londra’da toplanan sulh konferansında. Doğu Trakya’da Enez-Midye Hattı sınır olarak kabul edilmiş, dolayısıyla Edirne de Bulgarlar’a verilmiş, bu halka çok acı gelmişti.

Bu fırsattan istifade ile “Kâmil Paşa vatanı sattı” propagandasıyla darbeyi zemin hazırlayan İttihatçılar nihayet harekete geçmişlerdi.

Enver Bey, etrafına topladığı 100 kişilik bir grupla 23 Ocak 1913’de Babıâli’yi basmış. Kâmil Paşa’ya zorla istifasını imzalatarak, yerine Mahmut Şevket Paşa getirilmişti.

 

Mahmut Şevket Paşa Suikastı (3 Haziran 1913)

İktidara gelen Mahmut Şevket Paşa’yı bu sefer de İngilizler ve itilafçılar hazmedemediler. Hele, Paşa’nın 27 Nisan 1913’de Almanya’dan yeni bir askeri ıslah heyeti istemesi, Türkiye nin iyice Almanya’nın nüfuzuna gireceği endişesiyle İngiltere’yi korkuttu. Ardından darbe hazırlıkları başladı.

Darbeci Komite’nin elebaşısı İngiliz taraftarı olarak bilinen Yüzbaşı Kâzım’dı. İngiliz casusu Fitzmaurice onunla yakın temas kurmuş, ona sahte pasaport ve para temin etmişti. (3)

Darbecilerin sadrazam adayı Prens Sabahattin veya Kâmil Paşa idi. (4)

Darbe, üç merhaleden ibaretti:

-Birinci merhalede Mahmut Şevket Paşa öldürülecek,

-İkincisinde Bâbıâli basılıp burası hakimiyete alınacak,

-Üçüncüsünde İstanbul Muhafız Komutanlığı basılıp İttihatçılar tevkif edilecekti. (5)

Darbe, 3 Haziran’da başladı. Harbiye Nezareti’nden Divanyolu ile Babıâli’ye gitmekte olan Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın yolu sahte bir cenaze alayı ile kesilerek arabası kurşun yağmuruna tutularak öldürüldü.

İstanbul Muhafızı Cemal Paşa, darbe planlarını önceden bildiği için II. Ve III. Merhaleleri uygulanmadan darbeciler tevkif edildiler. “Bu gelişme (Mahmut Şevket Paşa’nın Türkiye’nin ümidi haline gelmesi), büyük suikastın bütün ipuçlarını ellerinde tutuna İngilizler’in işine gelmedi.

Bilhassa, Mahmut Şevket Paşa, mükemmel idaresi, sistemli çalışması sayesinde Türkiye için yeni bir ümit kapısı açmak yolunu tutmuştu.

Gizli İngiliz tertibiyle 3 Haziran 1913’de Mahmut Şevket Paşa’ya karşı bir suikast tertiplendi. (6)

İttihatçılar, darbe ve suikast planından haberdar oldukları halde, Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesini niçin engellememişlerdi? Buna sebep, onların da Paşa’yı istememeleri idi.

Paşa, iktidara gelince İttihatçılar’ın hatalarını daha iyi anlamış, onlardan “beyinsizler”, “bilgisizler” diye bahsetmiş, Talat Bey’in (Paşa) yüzüne,

-“Yarım alimlerdensiniz, bu memleket en çok bu gibilerden zarar görmüştür” demişti. (7)

Almanlar da Mahmut Şevket Paşa, kendilerine taraftar olmasına rağmen ona güvenemiyorlardı. “Mahmut Şevket Paşa olsaydı, o da Almanya’ya muhip olmakla beraber memleketin menfaatlerini iyi taktir eder ve ona göre bir hareket hattı çizmek azmini gösterirdi.”(8)

Almanlar, Mahmut Şevket Paşa’ya, taraftarları II. Abdülhamid’e baktıkları gibi bakıyorlardı. Paşa’dan şüphelenmeleri bile onu harcamaya yetti.

Paşa’nın akibeti de II. Abdülhamid gibi oldu. Üstelik öldürülerek.

Mahmut Şevket Paşa’nın yerine İttihatçı olarak bilinen Mısırlı Prens Sait Halim Paşa getirildi. Darbeden sorumlu. Sorumsuz bütün İtilafçılar takibat ve tevfıkata alındı. Bir kısmı yargılanıp hapsedildi, elebaşlarının tamamına yakını yurt dışına kaçtı.

Enver Paşa’nın Harbi’ye Nazırı, ardından bir müddet sonra Talat Paşa’nında sadrazam olması “İttihatçılar işte tam şimdi iktidar oldu” şeklinde yorumlandı.

Türkiye, I. Dünya Harbi’nde tamamen Almaya safına itildi.

Bundan ürken İngiltere, adı geçen harp yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nu tarihten silme kararı alacak ve bunu başaracaktır. (9)

Yukarıdaki yazılanlardan anlaşılması gerekenler; ülkenin ekonomisi güçlü değilse ve bu nedenle diğer devletlerin yardımlarına muhtaç hale gelmişse, ortada ne bir bağımsızlık kalmaktadır, ne de ülke yararına bir devlet yönetebilme imkânı.

Bu nedenle bir ülkenin ekonomisinin güçlü olması, nerede ise onun tam bağımsızlığının tek şartıdır.

Gezi Parkı” Olaylarında bu nedenle ilk hedeflenen ülke ekonomisi olmuş ve görünürde, “çiçek-böcek”lerin kurtarılmasının peşinde olanlar, Hükümetten alenen,

-“Nükleer Enerji,

-Boğaz Köprüsü ile,

-Avrupa’nın en büyük Havalimanı yatırımlarından vazgeçmeleri” istenmiştir.

Sormazlar mı, bunların çiçek ve böceklerin kurtarılması ile ne ilgisi var?

İlgisini biz söyleyelim,

Nükleer Teknolojiye ulaşmış bir Türkiye,

-Tam Bağımsız Türkiye’dir.

 

Devam edecek..

Resim; web ortamondan alınmıştır.

Açıklamalar;

(*) Halâskâr Zâbitân; (Türkçe karşılığı, Kurtarıcılar), Ordu içerisinde İttihat ve Terakki karşıtı olarak örgütlenmiş subaylara verilen isimdir.

Kaynaklar;

(1) Kuran, İnkılap Tarihimiz ve Jön Türkler, s. 277

(2) Ahmet Hilmi, Muhalefetin İflası, Matbaa-ı İslâmiye, İstanbul,

(3) Cemal Kutay, Örtülü Tarihimiz, C: I, Hilal Matbaası, İstanbul, 1975,8.198

(4) Cemal Paşa, Hatıralar, Haz: B. Cemal, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1977,5.52

(5) Mevlanzade Rıfat, Türk İnkılabı’nın içyüzü, C : I, Kahire, 1926, s. 57

(6) Ahmet Emin Yalman, Yakın Tarihte Gördüklerim, Geçirdiklerim, C : I, Rey Yayınlan, İstanbul, 1970, s. 183

(7) Mahmut Şevket Paşa Günlüğü, Arba Yayınlan, İstanbul, 1989, s. 18 ve 54

(8) Halit Ziya Uşaklıgil, Saray ve Ötesi, İnkılap ve Aka Kitabevleri, İstanbul, 1965, s. 396

(9) Süleyman Kocabaş, “İngiliz tuzağı, Osmanlı’nın yaşatılması ve yıkılmasında İngiltere’nin rolü 1783-1923” sahife.192 (Dipnotlar, yazarın kitabına aittir) Konuya meraklı olanlar daha geniş bilgi için yazarın kitabına bakabilirler.

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*