“Türkçüyüm”, “Ne Mutlu Türküm” ve “Ne Mutlu Avrupa Birliği Üyesi, Batılıyım” (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

Türk Dostu İngiliz Diplomat, 150 yıl evvel geleceğimiz nokta için bizleri uyarır. Uyarır, ancak, dinleyen olmaz.  Bizler, Çağdaşlaşmak yerine Batılılaşmanın bizi hangi sonuçlara götüreceğini fark edemeden, önce inancımızı, sonra milli/kültür değerlerimizi terk ederiz. Bugün her ne kadar şeklen tam olmasa da, düşünüş ve davranış kalıpları yönünden batılı toplumların kötü birer taklitçisiyiz.

Bakalım Türk Dostu İngiliz Diplomat, Yazar Davit Urquhart (1850’li yıllarda) ne demektedir:

“…Türkler İstanbul’u ele geçirdiler ama bu daha dün gibidir. Dört asır: böyle bir milletin hayatında hiç bir şey değildir. Türkler İstanbul’u göçebe bir aşiret olarak değil, fakat küçük bir akıncı ordu olarak fethettiler. Onlar İstanbul’u kılıçları ile değil, karakterleri ile fethettiler. Onlar İstanbul’u fethedebildiler çünkü; burada oturan halk, onları kendi hükümetlerine tercih etti.

Eğer Türkler ertesi gün İstanbul’u terk etseydi, yerli Rum halkı onları bir gün sonra Bursa’dan veya Konya’dan davet edecektiler. Aynı ırk dörtbin yıl önce, her ne kadar İstanbul’a sahip olmadıysa da Anadolu’da hakimiyeti ellerine geçirdiler.

Türkiye’nin coğrafî durumu çok mükemmeldir. Askerî gücü de böyledir. Ancak bütün bunlardan çok daha mühimi bu insanların karakterleridir. Bir millet ki aynı zamanda hem çok dürüst hem de savaşçı olsun… bu insanlık tarihinde çok nâdir rastlanan bir hadisedir. Bu durum Türklerde var ama Avrupalılarda yoktur. Bundan dolayı Türklerin yaşamaya devam edeceklerini, fakat Avrupalıların yok olacaklarını söylüyorum. Asker bir millet, asker bir hükümetten oldukça farklıdır.”

…Osmanlı İmparatorluğunun bekasının, şartı Türklerin bizi taklit etmemesi ve bize benzememeleridir. Bu söylediğim, General Valentini’nin 1828-29 seferberliği esnasında yazdığı ve bu konu üzerinde herhangi bir şey öğrenmek isteyenlerin okumaları gereken kitabında söylediklerinden başka bir şey değildir.

General Valentini, Türk Askerlerinin Tuna boylarında müstahkem yerleri müdafaa ederken gösterdikleri kahramanlıkları tasvir ettikten ve bunun sadece bu milletin içindeki itici güçten kaynaklandığını gösterdikten soma şöyle der:

-“Biz, onlar kendileri olarak kaldıkları müddetçe onlara tesir edecek bir şey yapmamalıyız.’

Bu şartı ortadan kaldırın, Türkleri bizim gibi konuşur hâle getirin, din dediğiniz, sorumluluk duygusunu bütün hareket ve saiklerden çekin, orada da Avrupa’da gördüğümüz gibi herşeyin merkezde yoğunlaştığı, mahalli varlığın ortadan kalktığı ve herşeyin anlık boş konuşmalarla alınıp verildiği bir vaziyet ortaya çıkar. Ardından insana saygının kaybolması, küfür, toplumun keskin hatlarla sınıflara ayrılması, ferdî menfaatlerin ön plana çıkması, iştiyaksızlık, gelecek ve haksızlığa isyan duygusu yok olacaktır…”

 

…Tehlikenin esas kaynağı Babıâli’nin Batılı nasihatçıların dinlenmesinden kaynaklanmaktadır. Hükümeti oluşturan, kendisi olmaktan vazgeçip Avrupai muaşeret kaideleri ve hayat tarzına kendisini kaptırmış devlet adamları tehlikenin kaynağıdır..”(*)

Osmanlının son döneminde, Topluma, “Kurtuluş” adı altında bir “Türkçülük” reçetesi dayatıldı. ilginçtir, Türkçü aydınların büyük çoğunluğu,  Yahudi ve Yahudi/Musevi kökenlidir. Türkçülük ( Veya bu anlayışla yapılmak istenen) : Türklerin (Osmanlı Devleti’ni kurmadan- Müslüman olmalarından önceki döneme) dönüştürülmesidir.  Açık ifadesi ile, Türkler, Müslüman kimliğini bırakmalıdır. Uydurma Laiklik anlayışının arkasında yatan da budur. Bunun ne kadar başarılı! olduğunun kararını okuyana bırakıyoruz.

İttihatçı liderlerden (Turancı) Enver Paşa’nın şu itirafı ile her şeyi güzelce açıklamaktadır.

“Turan olalım derken viran olduk…”

“Hürriyet Kahramanı” ilân edilen Enver Paşa, Mondros Ateşkesi sonrasında 1 Kasım 1918 Cumartesi gecesi bir Alman denizaltısı ile ülkeyi terk ederken, Yâveri Mersinli Cemal Paşa’ya,

-“Paşam, bütün ef’âlimin (eylemlerimin) hesabını vermeye hazırım.. Turan yapacaktık, viran olduk. Bizim en büyük günahımız, hatamız Sultan Hamid’i anlayamamaktır. Yazık paşam, çok yazık! Siyonistlerin oyununa âlet olduk ve onların hıyanetine uğradık!”(1-2)

Geçen bölümde kaldığımız yerden devamla:

Türkçülük, Yahudilikten mi Doğdu? Parvus Efendi’nin Rusya’dan sonra Osmanlı Devletinde oynadığı tarihi rol

Ünlü Bilim İnsanı Prof. Niyazi Berkes , “Türkçülük”ün kaynağı  hakkında bakınız bizlere ne demektedir:

“…Rusya’da bir sosyalist ihtilâlin gerçekleştirilmesini bir iman gibi benimsemiş olan Parvus, bunun çaresini bir Dünya Harbinde görüyordu. Harp patlatıp da emellerine yaklaştığını görünce, derhal teşebbüse geçti. “Parvus’un Çarlık rejiminin yıkılması ile ilgili ve Türkiye’de başlayarak Almanya’da devam eden gizli çalışmaları üzerine 1958 yılına kadar söylenenler, bu tarihte çıkan bir kitapta (Zeman, Z.A.B. ve Scharlau W. B., The Merchant of Revolution: The Life of Alexander Israel Helphand ‘Parvus’ “Oxford, 1965”)  Alman Dışişleri Bakanlığı arşivlerindeki vesikaların yayınlanması ile doğrulanmıştır.

Parvus, Rusya’nın çökmesi için içeride milliyetçi ve sosyalist devrimci zümrelerinin ihtilâl çıkarması gerektiği düşüncesi ile İstanbul’da Alman elçiliğinde çalışan Dr. Zimmer aracılığı ile 9 Ocak 1915’te büyükelçi Wangemhein ile yaptığı bir görüşmede (bu konudaki tekliflerini bildirdi). Alman Dışişleri Bakanlığının isteği üzerine Berlin’e gönderildi ve orada 9 Mart 1915 tarihli ve Rusya içinde ihtilâl çıkarma konusu üzerine bir muhtıra sundu (metni, Zeman, 140-152) … Parvus’un Alman makamları ile işbirliğinin bir sonucu, Lenin ve arkadaşlarının mühürlü bir vagonla İsviçre’den geçirilmesi olmuştur (3).

Bu noktada kısa bir bilgi verilmelidir. Rusya’da Çar Rejiminin (Milliyetçi-Sosyalist akımla) yıkılmasından kısa bir süre önce Hükümetin, Lenin’i Alman Ajanlığı ile suçlaması üzerine Lenin Finlandiya’ya kaçar. Ancak, 1917 Devrimi yine de başarılı olacak, Lenin Rusya’ya dönerek, I. Dünya Savaşından çekildiklerini açıklayacaklardır. Rusların savaştan çekilmelerinden en büyük yararını, Lenin’i Rusya’ya gönderen Almanlar göreceklerdir.

II. Abdülhamid’i tahtan indirerek, (1908-1918) iktidarı ele geçiren, Türkçü-Milliyetçi-Mason-Siyonist-İttihatçılar, I. Dünya Savaşı’nda kimlerin yanında savaşa gireceklerdir? Elbette Almanların.

Parvus Efendi’nin taktikleri ne kadar tutarlı ve kendisi de ne kadar da becerikli değil mi?

Parvus, aynı dönemde hem Rusya’da önemli işler görmüştür, hem de Osmanlı İmparatorluğu’nda.

Prof. Niyazi Berkes, Parvus’un Türkiye’deki fikrî tesirinden şu sözlerle bahseder:

“Parvus’un bu fikirleri ittihat ve Terakki önderleri üzerine çok etkili olduğu gibi Türkçüler arasında da ilgi çekti.

İttihat ve Terakkinin 1911, 1912 ve 1913 kongrelerinde ve Türkçülük fikirleri yapan Fransızca Jeune Turc ve Türk Yurdu gibi gazete ve dergilerde bunun yansımalarını görürüz … C. Nuri ve Ahmet Agayef, Parvus’un ilişkili olduğu ve sahibinin bir Musevî (Sami Hirtzberg veya Günzberg?) olduğu söylenen Fransızca Jeune Turc gazetesinin yazarlarındandı…” (4)

Prof. Berkes burada, Türkçülük hareketi liderlerinin Parvus’la, Yahudilerle, siyonistlerle sıkı temasta bulunduklarını söyleyerek, Türkçülüğün, Yahudilikten doğma bir görüş olduğunu, üstü kapalı şekilde ima ediyor. (5)

Bu Noktada bir ara daha vermemiz gerekmektedir.

(Kral Abdullah, “Biz Osmanlıya neden isyan ettik” Kitabında: ), Arapların Osmanlı İmparatorluğu’na isyanın görünür nedeni: “İttihad ve Terakki’nin Türkçülük politikası”dır. Demektedir.

Bunlarla birlikte Arap İsyanı’na neden olan iddialar arasında;

-“Suriye, Filistin, Hicaz, Yemen ve Asir bölgesi komutanlığı” yapan İttihatçı Liderlerden Cemal Paşa’nın, “Arap ileri gelenleri arasında ortaya çıkan siyasi hoşnutsuzluğa ve düşmanca yönelimlere sert önlemlerle tepki göstermesi… Bölgede ‘Kasap Cemal’ ve ‘Seffah Cemal’ lakabı takılan paşa, levanten bölgesindeki Arap milliyetçilerini öldürtmesidir. Beyrut ve Şam’da öldürdükleri milliyetçilerin adlarının verildiği iki ana meydan bulunmaktadır…” (6)

Konunun anlaşılması adına bir not daha düşülmelidir:

-Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü ülkesinde ağırlayan Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika, Osmanlı’nın Ortadoğu’ya hükmettiği barış ve huzur dolu dönemi hasretle aradıklarını belirterek ilginç mesajlar verdi. Osmanlı İmparatorluğu’nu oluşturan ülkeler arasında, İngiliz Milletler Topluluğu (The Commonwealth) benzeri bir yapının oluşturulması önerisinde bulunan Buteflika,

Osmanlı Devleti’nin bıraktığı boşluk doldurulamadı. Güçlü ve hoşgörülü Osmanlı düzenine her zamankinden çok ihtiyacımız var” (7)

Resimde görülen “KEMALİZM” İsimli kitabın: 1936 yılından (4461 sayı ile) yayınlanan Cumhuriyet gazetesinden sağ üst köşesindeki tanıtımında aynen şunlar yazılmaktadır:

“Türk inkılabı hakkında şimdiye kadar yazılmış eserlerin en mükemmelidir. Fransız Parlamentosu reisi Herriot ve doktor Köprülü Fuad eser için birer mukaddime yazmışlardır. Her gencin elinde bir tane bulunmalıdır.”

Bu arada Fransız siyasetçi Herriot ile Köprülü Fuad’ın Mason kardeşliği konusunu da meraklı okuyanların araştırmasına bırakalım.

KEMALİZM” Kitabın yazanın takma ismi: Tekin Alp (Munis Tekinalp)

Kitabın yazanın gerçek ismi : Moiz Kohen

Nereden nereye değil mi?

Ruslar, Avrupalı devletlerle birlikte, 19.Asrın başından itibaren planlı olarak, Yunanlıları, Sırplıları, Bulgarları Osmanlıdan ayırdılar. En son da bizler, kurduğumuz Devleti terk ettik. Neden terk ettiğimiz konusunda eminim çocuklarımıza anlatacak çok iyi nedenlerimiz vardır.

www.canmehmet.com

Devam edecek:

-Ünlü Türkçüler, Siyonistler ve Ajan Parvus’un oyunları

Resim: Web ortamından alınmış, alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Açıklama ve kaynaklar:

(*)”OSMANLI YANLISI İNGİLİZ DIŞ İŞLER KOMİTELERİ”, Dr. Hüseyin Çelik

(1)Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/resmi-tarih-dosyasi-31-mart-vakasi-osmanli-hanedanligi-ile-halifenin-kafasinin-koparilmasi-operasyonudur-5.html

Ayrıca bakınız; Aktaran: Vehbi Vakkasoğlu, “31 Mart oyunu”. Köprü, Sayı: 61, Nisan 1982, s. 25. (Alıntı; Abdülhamidin kurtlarla dansı-1, Mustafa Armağan)

(2) Ve ayrıca bakınız;  http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/sultan-ikinci-abdulhamidin-ardindan-mart-2014.htm

(3)Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, İst. 1978. Sf. 616 (dipnot: 63). (Alıntı:PARVUS’UN TÜRKİYE HAKKINDAKİ YAZILARI, Prof. Dr. Mehmet ERÖZ. Daha fazlası için bakınız: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/8535

(4) Prof. Berkes A.g.e: Sh. 462-616

(5) (Türk Yurdu, sayı: 9, 1912, sf. 262) (PARVUS’UN TÜRKİYE HAKKINDAKİ YAZILAR, Prof. Dr. Mehmet ERÖZ) Daha fazlası için bakınız: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/8535

(6) Biz Osmanlıya neden isyan ettik, Kral Abdullah

(7) http://www.haber7.com/dunya/haber/85896-osmanli-milletler-toplulugu-onerisi

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*