Siyasi gerçekleri ve sonuçları ile Askeri darbeler tarihi (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Yeniçerileri ilk nizam ve intizama sokma teşebbüsü 1622’de iyi istikbal vadeden, 19 yaşındaki genç, zekî hükümdar Sultan II. Osman tarafından yapılmıştı. Sultanın bu niyetini sezen Yeniçeriler isyan ettiler, sonunda boğmak için onu Yedikule Zindanı’na kapattılar

İlk darbe, 1618 yılında 14 yaşında tahta geçen, Latince, Yunanca ve İtalyanca dahil altı lisanı çok iyi öğrenen, zeki ve iyi yetiştirilmiş II. Osman’ın 19 yaşında yeniçerilerce boğularak öldürülmesi ile başlar…

Aşağıda Türk Ordusu’nun kurulması dahil bugünlere nasıl gelindiğinin ve askeri darbelerin özet hikâyesi anlatılmaktadır.

“…Osmanlı İmparatorluğu 19. Asrın ilk yarısına kadar iki esas üzerine dayanıyordu: Biri askeri, diğeri de dînî kudret.

Bu durumda devlet idaresinde; ne –tatbikatta askeri kudretle karışan– sivil bir idareye, ne de her türlü hukukî ihtilâfa bakmak “kadı”ların yâni din adamı olan hâkimlerin salâhiyetine girdiğinden kazâî kudrete yer kalıyordu.

Halife-Sultan unvanını alan imparator, yâni hem hükümdar hem rûhânî reis, ordunun ve idarenin başında bulunuyordu. İlk zamanlar (veziriazam) sonraları da (sadrâzam) unvânını alan yüksek rütbeli bir şahıs, hem başvekilin hem de ordunun başkumandanlığı vazifelerini îfâ ediyordu. Dînî işlerin idaresini de “şeyhülislâm” yâni bir büyük rûhânî lider yürütüyordu.

Osmanlı ordusunun çekirdeğini. Roma usulündeki “hassa askerleri” şeklinde devletten maaş alan büyük ve küçük rütbeli, devamlı bir subay kadrosu hâlinde yeniçeriler teşkil ediyordu.

Bu ordu, 1259’da Osmanlı hanedanının ikinci sultânı Orhan Gazi devrinde, kardeşi ve veziriazamı Alâaddin Paşa tarafından kurulmuştu.

Başlangıçta ocağa, yalnız küçük yaştaki Hristiyan çocuklarından seçilenler alınmış, daha sonra da yetim yahut fakir Müslüman çocuklan bunlara katılmıştı. Toplanan çocuklar çok sert bir disiplinin hâkim olduğu kışla mekteplerinde eğitim ve öğretime tâbi tutuluyorlardı. Bu şekilde yetiştirilen Yeniçeriler, ordunun seçkin unsurunu meydana getiriyor ve onun kadrolarında hizmet görüyorlardı.

Osmanlıların üçüncü sultanı I. Murat’dan İtibaren kendisinden bekleneni tam manasıyla yerine getiren bu ordu harikalar yaratmaya, disiplin ve cesareti ile o devrin bütün krallarının gıptasını uyandırmaya başlamıştı.

Bu Yeniçeriler sayesindedir ki, Fâtih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, I. François’nın dostu ve kurtarıcısı Kanunî Sultan Süleyman gibi büyük Osmanlı sultanları, imparatorluğun sınırlarının Macaristan’dan İran’a kadar götürebilmişlerdir.

Fakat ne yazık ki, bu dünyâda her iyi şeyin zamanla bozulması gibi. Yeniçeriler de 16. Asrın ortalarına doğru Kânûnî Sultan Süleyman’ın saltanatının son yıllarında şımardılar. Disiplinlerini tamamen kaybederek, sivil halkı soymaya ve öldürmeye, savaş meydanlarında da zaferin kazanıldığı sırada kumandanlarına isyan etmeye başladılar.

Daha kötüsü, keyif ve menfaatlerine göre, sultanları tahttan indirip çıkarmaya başlamışlardı.

Yeniçerileri ilk nizam ve intizama sokma teşebbüsü 1622’de iyi istikbal vadeden, 19 yaşındaki genç, zekî hükümdar Sultan II. Osman tarafından yapılmıştı. Sultanın bu niyetini sezen Yeniçeriler isyan ettiler, sonunda boğmak için onu Yedikule Zindanı’na kapattılar.

Fenalıkları boyuna devam ediyordu. İmparatorluğu yıkılışa götüren, Çar orduları önündeki mağlûbiyetleri birbirini kovalıyordu. Yeniçeriler memlekette gerçekten iltihaplı bir yara hâlini gelmişlerdi.

18. asrın sonlarında tahta çıkan, kabiliyetli şâir ve müzisyen III. Selim de, bu musibeti kökünden kazımak İstedi. Fakat bu teşebbüsünü o da kanıyla ödedi.

1808’de isyan eden Yeniçeriler onu kendi sarayında canavarca öldürdüler.

Nihayet, İmparatorluğu Yeniçeri belâsından kurtarmak şerefi III. Selim’in halefi, cevval ve kudretli Sultan II. Mahmud’a nasip olacaktı.

Yeniçeri ocaklarının tamamen kaldırılmasına karar yerdi ve 1826’da sivil halkı onlara karşı ayaklandırdı. İmparatorluğun her yerinde gerçek bir Yeniçeri avına girişildi, o devrin tarihçileri İstanbul’da bir günde birkaç bin Yeniçerinin Haliç’e atılıp boğulduklarını yazmaktadırlar. (1)

Devam edecek…

Darbelerin arkasındaki gerçek nedenler…

(1) Ali Fuad Başgil, 27 Mayıs İhtilali ve sebepleri,

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*