Topal Osman’ın Milletvekili Ali Şükrü’yü katletme nedeniyle ilgili bildiklerimizi unutabilir miyiz

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

devlet

 

Bilgi eşek yüküdür. Kitaplıktaki kitaplar misali. Eğer, öğrendiklerinizden yeni bilgiler üretemiyorsanız. İnsanlığın gelişmesi, insanların okuması ile değil, okuduklarından yeni bilgiler üretmeleri ile mümkün olmuştur.

Bu nedenle “AR-GE” önemlidir. Bu nedenle, “Gelişmişler”, gelişmişliklerini, Araştırma-Geliştirme faaliyetlerine borçludurlar.

Yaygın bilinenlere ve bizim de kanaatlerimize göre, Topal Osman’ın Milletvekili-Gazeteci Ali Şükrü Bey’i katletme nedeni: (Gazeteciliği dahil) yaptığı katı muhalefetten kaynaklandığı yönünde idi. Zürcher’in araştırmalarına kadar.

1884 Trabzon doğumlu Ali Şükrü, Bahriye Mektebi’nde öğrenimini 1904 yılından tamamlayarak orduya bahriye (erkanıharp) subayı olarak katılmıştır. ‘Donanma-yı Osmanî Muavenet-i Milliye Cemiyeti’nin kurucularından ve ikinci başkanıdır.

Cemiyetin, Osmanlı donanması için almak istediği nakliye gemilerini teslim almak üzere Liverpool’e gönderildiğinde çok iyi düzeyde İngilizce öğrenmiş, Liverpool Times gazetesinde çeşitli makaleleri yayımlanmıştır. Ali Şükrü Bey, Yüzbaşı rütbesinde iken askerlikten istifa ederek siyasete atılır ve siyasi görüşleri İttihat ve Terakki aleyhtarıdır.

1920’de Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na Trabzon mebusu olarak seçilmiştir. İstanbul’un işgalinden sonra  Ankara’ya gider ve ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Trabzon milletvekili olarak katılır.

Ali Şükrü Bey TBMM’ye girişinden hemen sonra, halkın milli mücadeleye inandırılması ve düşman propagandalarının etkisiz hale getirilmesi amacıyla meclis tarafından oluşturulan İrşad Encümeni’nde görev alarak Anadolu’da dolaşmıştır.

Muhafazakâr bir yapıda olan Ali Şükrü Bey mecliste, Mustafa Kemal’in önderliğindeki Birinci Grup‘a muhalif milletvekillerinin toplandığı İkinci Grup‘un liderlerinden biri oldu.

İkinci grubun görüşlerini açıklamak ve yaymak üzere Mustafa Kemal’in Hâkimiyeti Milliye gazetesine karşı Tan gazetesini yayınlamaya başladı.

68 sayı çıkabilen gazetenin hemen hemen tüm başyazılarını Ali Şükrü Bey yazdı.

Lozan görüşmelerinden sonra yapılan meclis oturumlarında; İsmet Paşa’nın hariciyeci olmadığı için Lozan’da acemice işler yaptığını ve TBMM’nin kendisine verdiği yetki sınırlarının dışına çıkarak müzakereleri sürdüğünü savundu. Lozan’da devam eden müzakerelerin durumu hakkında TBMM’ye açıklanan resmi bilgiler ile dış kaynaklı haberler arasında çelişkileri dile getirdi…

27 Mart 1923 günü Mustafa Kemal’in özel muhafız alayı komutanı olan Topal Osman tarafından öldürüldü… (1)

Yukarıdaki anlatılardan ve ilk bakışta “Milletvekili Ali Şükrü Bey, Topal Osman tarafından dönemin iktidarına olan  katı muhalefeti nedeniyle katledildiği..” manasında bir iddia ortaya çıkmaktadır.

Biz de bu kanaatimizi muhafaza ediyorduk. “Millî Mücadelede İttihatçılık”,  Hollandalı tarihçi, ERIK JAN ZÜRCHER (8. BASKI 2013, İstanbul) Kitabını okumadan ve bu bilgileri mevcut diğer parçaları ile birleştirmeden önce.

Peki, Erik-Jan Zürcher Kimdir?

“Erik-Jan Zürcher (d. 15 Mart 1953, Leiden), Hollandalı tarihçi, akademisyen ve türkolog.

Leiden Üniversitesi’nde Türkiye Etütleri Bölümü başkanlığı yapmış ve bu üniversitede halen yarı-zamanlı profesör olarak görev yapmaktadır. 2008 yılından beri Amsterdam’da bulunan Uluslararası Sosyal Tarih Enstütüsü başkanlığı görevini yürütmektedir…11 Haziran 2005’de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecine yapmış olduğu katkılardan dolayı Dışişleri Bakanlığı tarafından Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği’nde dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından, büyükelçi Tacan İldem’in sunumu ile “Üstün Hizmet Ödülü” tevcih edildi. 9 Mayıs 2016’da Türkiye’de bir “diktatoryal yönetim” olduğunu gerekçe göstererek ödülü iade edeceğini açıkladı..(2)

Hollandalı Tarihçi  Zürcher, Ali Şükrü Bey’in katledilme nedeni olarak (Buna katledilme nedenlerinin başında gelenler demek daha doğru olmalıdır/Canmehmet) neyi iddia etmektedir?

“..Erzurum’daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 1919 ilkbaharında, benzer bir cemiyetle, bir Pontus-Rum devleti kurmayı amaçlayan Rumların bütün Doğu Karadeniz üzerindeki taleplerine karşı savaşmak için 12 Şubat’ta kurulmuş olan Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti ile yakın işbirliğine girdi.

Tıpkı öteki cemiyetler gibi bu cemiyet de, İtilaf Devletleri temsilcileri önünde kendi tezini savunmaya çalıştı. Paris’e bu amaçla adamlar yolladı. İki yerel kongre topladı (23 Şubat ve 22 Mayıs’ta). Erzurum Kongresi’nden sonra, (elbette artık Mustafa Kemal’in önderliğindeki) Hoca Raif’in örgütüyle birleşti.

Trabzon’daki cemiyetin başkanı, Belediye Başkanı Barutçuzâde Hacı Ahmet Hamdi idi ve oğlu Faik Ahmet (Barutçu) (1894-1959) yayın organı İstikbal gazetesinin başyazarıydı. Faik Ahmet’e göre, cemiyetin eylemcileri “tanınmış İttihatçı erkânı ile milliyetperver gençler arasından seçilmişti.”(3)

Trabzon’daki cemiyetin güçlü kolu, başka bir ateşli İttihatçı olan, kayıkçı esnafının başı Yahya Kâhya idi.

Yahya Kâhya 1921’de Îttihatçıların Enver Paşa’yı yurda getirme girişimlerinde parlayacaktı.”(4)

1922’de Mustafa Kemal’in muhafız alayı komutanı Topal Osman Ağa’nın adamları tarafından öldürüldü.”(5)

Bu iddiadan anlaşılması gereken, Enver Paşa’nın Milli Mücadele’nin başına geçmek üzere Anadolu’ya geçmek istemesidir. Çünkü, “Milli Mücadele’yi başlatan ve M. Kemal Paşa’yı seçerek gönderenler kendileri”dir.

Yazarın araştırmalarından ulaştığı sonuç nedir?

Enver Paşa, Milli Mücadele’nin başına geçmek üzere ülkeye geri dönecektir. Milletvekili-Gazeteci Ali Şükrü Bey, yaşananları öğrenir ve öğrendikleri yüzünden katledilir.

Yazar, Milli Mücadele’nin (belgeler eşliğinde) İttihatçılar tarafından 1919’dan uzun bir süre önce kurgulandığını ve buna hazırlandığını da iddia etmektedir.

Peki, Resmi Tarih’le örtüşmeyen bu konuları neden sık sık gündeme getiriyoruz?

Elbette bu ülke ve insanının geleceği için hiç düşünmeden canını, sevdiklerini feda edenlere bir vefa borcunu ödemek için.

Milli Mücadele bitmiş sıra başarının paylaşılmasında aslan payını kimin alacağına gelmiş olmalı ki:

“Tek dağ başı mezar oluncaya kadar düşmanla mücadele ederek istiklalimizi kurmaya vicdanıma karşı ahd ettim. Ya istiklal ya ölüm Diyen Kazım Karabekir Paşa:

Her şeyi ben yaptım. Ben olmasaydım Türk milleti kurtulamazdı…gibisinden sözler ediyordu. Atatürk’e de az bir pay bırakıyordu.

O sıralar biz İstanbul’da, Dolmabahçe Sarayındaydık. Atatürk, gazetelerdeki bu yazılara  biraz  sinirlenmiş  olacak  ki,  birden şunları söyledi:

Bu şekilde iddiada bulunan adamları akıl doktorlarına göndermek lâzım…  Eğer bu memleketi bir Karabekir’le  bir Mustafa Kemal kurtardıysa çok yazık… Oturup ağlamak  lâzım! (6)

Evet…

Bir ülkeyi sık sık tekrar edildiği gibi, her zaman zor durumda kalanlar, sadece ve sadece halkları kurtarmaktadır.

www.canmehmet.com

Resim: http://slideplayer.biz.tr/slide/2890303/ (Alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir)

Kaynaklar:

(1)Daha fazlası ve kaynakları için bakınız: http://www.canmehmet.com/bassiz-vucudu-meclisin-onunde-ayagindan-asilan-topal-osmanin-gercek-hikayesi-6.html

(2) (Daha fazlası için bakınız: https://tr.wikipedia.org/wiki/Erik-Jan_Z%C3%BCrcher

(3)Tunaya, Partiler, s. 507. (Milli Mücadele’de İttihatçılar dip notu)

(4) A.g.e: Bkz. Sahife: 195. (Milli Mücadele’de İttihatçılar, d.n.)

(5) Karabekir, İstiklâl, s. 1148. Osman Ağa’nın olayla ilişkisini ortaya çıkaran Trabzon mebusu Ali Şükrü daha sonra Osman Ağa tarafından öldürüldü.

(6) Daha fazlası ve kaynaklar için bakınız: http://www.canmehmet.com/ataturkun-usaginin-gizli-defteri-bu-vatani-bir-karabekirle-bir-mustafa-kemal-kurtardiysa-cok-yazik-2.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*