Tezgâh iyi kurulmuş! “Kuvvetler Ayrılığı” güçlüleri dengeliyor. Peki, Güçlülerle-Halkın ilişkisi (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Batı Medeniyeti önermektedir;  "Herkes kendi çıkarını korumalıdır." Elbette gücü varsa! Olmayanları için ne önerirsiniz?

Batı Medeniyeti önermektedir; “Herkes kendi çıkarını korumalıdır.” Elbette gücü varsa! Olmayanları için ne önerirsiniz?

 

Bu basit gerçek, yüzyıllardır kimsenin dikkatini çekmemiş midir? Elbette çekmiştir. Çekmiştir de gerçeği açıklamak işine gelmemiştir. Şimdi bugüne kadar “gözden kaçan!” dillendirilmeyen konuyu biraz açalım.

Kuvvetler Ayrılığı” Nedir?

Devletin yönetiminde üç çeşit güç bulunmaktadır. Bunlar yasama, yürütme ve yargı olarak ayrılır.

Yasama; Anayasa tarafından TBMM vekillerine verilen yetkiler olmaktadır. Kanunlar üzerinde değişiklik yapma ekleme ve silme. Savaş ilan etmek. Milletlerarası antlaşmalar yapmak.

Yürütme; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar kurulundan oluşmaktadır. Yargı ve yasalar tarafından verilen yetkileri kullanmak yetkili olan mercilerdir. Yasaların uygun şekilde yürütülmesidir.

Yargı; Yürütmeyi ve insanların yasal haklarını denetlemektedir. Hukuksal olarak yargıya dahil olan insanlar haklarını korumakla yükümlüdür. İnsanların özgürlük haklarını ile ilgili oluşacak sorunlarda kendilerine yasama tarafından verilen yetkiler çerçevesinde cezai işlem uygulama hakkı bulunur.(*)

Üzerinde durulması gerekenler;

Anayasa’nın kimler tarafından ve hangi anlayışla oluşturulduğu,

-Devletin “Kuvvetler”i arasında bir denge oluşturulurken, halkın devletle olan ilişkisinde,Terazinin, “Kuvvetler” kefesi yanında kendisinin (bir denge için) hangi kuvvete sahip olduğu, veya böyle bir kuvvetinin varlığı, olup olmadığıdır.

-Güçlüler, birbirlerini dengelerken, Halk, kendisini nasıl (hangi güçle) koruyacaktır?

-Cumhuriyet, “Halkın yönetimi” mi, Halktan (bu ifade de kastedilen “halk” da sorgulanmalıdır) birileri tarafından yönetimi midir?

Örneğin;

-Alınan bir savaş kararında veya bir verginin alınmasında halkın ne kadar iradesi vardır?

-Amerika, Japonlara iki atom bombası atarken, halktan bu bombaların yapımı ve bittiğinde de atılması için bir izin almış mıdır?

-Veya, bir “Devrim” yapılırken, Devrimi yapanlar halktan izin almışlar, almakta mıdırlar? Örneğin; Rusya veya Fransa’da veya İran’da bir devrim aşamasında halktan onay alınmış mıdır? “Halk cahil, bilmez!” denilirken, üretmeyi ve ölmeyi bilenler, kendi haklarında neyin “iyi-fena” olacağını bilmemekte midir?

-En önemlisi, Devrimlerden sonra iktidarlar (Kimin için) değişmektedir?

-İktidarlar değişirken, halk için ne-neler değişmiştir?

Devam edecek…

-Güçlüler kendilerini (çıkarlarını) korurken, gerçekte halkın çıkarlarını mı korumaktadır?

-Öyle ise, koskaca bir ülkede 80 yılda 3 zengin ailenin oluşması nasıl izah edilmektedir?

-Veya “Savaş-Terör!” Olaylarında ölenler (Kuvvetler Ayrılığı’nda adı geçmeyen) Halktan mıdır? Yoksa, “Kuvvetler ayrılığı”nda adı geçen  güçlülerin yakınları‘ndan mıdır?

 

 

Resim; web ortamından alınmıştır.

(*)http://www.safbilgi.com/yasama-yurutme-yargi-nedir-kisaca/

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*