Tarihçiler diyor ki; “Vahdettin hain değildir.“ (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Mustafa Kemal Paşa, 1922 yılı sonunda, ;ngiliz gazeteci, Grace Ellison'a; "Sultanı uzaklaştırdık!" demektedir. Resmi tarihte, "Kaçtı!" iddası bu şekilde çökmüştür.

Mustafa Kemal Paşa, 1922 yılı sonunda, İngiliz gazeteci, Grace Ellison’a; “Sultanı uzaklaştırdık!” demektedir. Resmi tarihte, “Kaçtı!” iddası bu şekilde çökmüştür. (Kitap, 1973 yılında, “Milliyet yayınları” tarafından, “Kuva-ı Milliye Ankarası” ismi ile yayınlanmıştır.)

Reşat Ekrem Koçu tarafından yazılan ve Doğan kitap tarafından yayınlanan “Osmanlı Padişahları” İsimli eserin, 584. sahifesindeki 4. paragraf şu şekilde başlamaktadır; “Sultan VI. Mehmed Vahideddin hakkında “vatan haini” derler…

Değerli Tarihçi ve öğretmenimiz, Emekliliğine kadar Kuleli Askeri lisesinde öğretmenlik yapmıştır. İzninizle önce yazar ve tarihçimiz hakkında kısa bir bilgi verelim.

Yazar, 1905 Yılında İstanbul’da doğdu. 1921’de Bursa Lisesinden, 1931’de İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu. İstanbul’da yayınlanan Tarih, Malumat, Cerid-i Havadis gazetelerinde çalışmış ve
1925 Yılında da ‘Cumhuriyet’ gazetesinin memleket haberleri servisinin başına getirilmiştir.

Emekliliğine kadar Kuleli Askeri Lisesi, Pertevniyal ve Vefa liselerinde Tarih öğretmenliği yapan yazar, 6 Temmuz 1975 Yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

Koçu’nun Türk Tarih yazınındaki yeri çok önemlidir. “Tarihi sevdiren adam” olarak anılan hocası Ahmed Refik Altınay’ın yolundan gitmiş ve o yolu genişletmiştir.

* * *

C) KAYNAK; Reşat Ekrem Koçu, “Osmanlı Padişahları” Yıl 2003, 6. Baskı sahife. 584, 4. Paragraf

“Sultan VI. Mehmet Vahideddin için “vatan haini” derler, ben küçük bir ilave yapacağım,

“Vatanına ihanetle idama mahkum olup yaşının çok ilerlemiş olması, Fransa’ya eski hizmetlerinin hatırlanması ve Fransa’yı sevdiğinden şüphe edilmemesi dolayısıyla ölüm cezası müebbet kalebentliğe çevrilen Mareşal Petain gibi” diyeceğim.

Mazileri çok temiz olan ve memleketleri felaket girdabına düştükten sonra iş başına geçen, ağır mesuliyetler yüklenen, yenik milletini daha fazla çiğnetmemek için nefret edilen galip düşmanlara dostane el uzatmak durumunda kalan o kara bahtlı insanlar milletlerin tarihlerinde sigorta lambalarına benzerler, kendilerinin yanması büyük tesislerin kurtulmasını temin eder.

Sultan VI. Mehmet Vahideddin’in tuttuğu yol, başta Topkapı Sarayı hazinesi ile müzelerimizdeki ve milli kütüphanelerimizdeki kıymetlerine paha biçilmez, en küçük bir parçası yerine konulamaz hazinelerimizin kahhar düşmanlar tarafından yağmasını önledi.

………

17 Kasım sabahı, İstanbul’daki İngiliz İşgal kuvvetleri Komutanlığı tarafından THR Ajansı vasıtasıyla cihan basınına şu resmi tebliğ verildi;

“Zatı şahanenin vaziyeti hazıra dolayısıyla Hürriyet ve hayatının tehlikede olmasından korkarak bütün Müslümanların halifesi sıfatıyla İngiltere’nin himayesini ve İstanbul’dan derhal müfarekat istediği resmen bildiriliyor. Zatı şahanenin arzusu bu sabah yerine getirilmiştir.”

* * *

Denildi ya, yorum yapmayacağız.

Sadece muteber (tarafsız) kaynaklardan ve tarafların ağzından, sadece belgeleri açıklamaya devam edeceğiz.

Bir büyük merak konusu da “Atatürk’ü Samsun’a Vahideddin mi gönderdi?” Gelecek yazımızda belgeler yayınlandığında, okuyan herkes kendi kanaatlerini oluşturacaklardır.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*