Tarih diyor ki; “Vahdettin asla hain değildir.“ (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Tarih bir bilim midir? “Elbette.” Peki, bir konu üzerinde (tez ve antitez) tartışma yapılamıyorsa, orada tarih ilminin varlığından söz edebilir miyiz? “Hayır!”

Tez ve Antitez nedir? Basit anlamı ile tez; sizin bir konudaki, görüşünüz, iddianızdır. Antitez; Sizin görüşünüze, iddianıza karşı ileri sürülenlerdir.

Ülkemizde ne hikmetse; “Atatürk, Cumhuriyet, Laiklik” ne zaman gündeme gelse, birilerimizin tüyleri diken diken olmakta ve “Sizi gidi Atatürk, cumhuriyet düşmanları, yobazlar…” Nakaratı otomatik olarak çalmaya başlamaktadır.

Hiçbir bilinçli, aklı başında ve vatansever bir insan, ülkesini bu kadar yokluğun ve sıkıntının içerisinde büyük bir özveri ile kurtaran sadece başkomutan Atatürk değil, onun tüm silah arkadaşlarının anısına, hatırasına kötü bir söz söyleyebilir mi? Asla.

Peki, bazılarımızın tüylerinin diken diken olmasının altında ne yatmaktadır? Anlattırmıyor, konuşturmuyorlar ki, anlatılsın, anlaşılsın.

Önce kimi insanlarımızın ortak özellikleri ciddi anlamda (tarihi) bilgi yoksunu olmalarıdır. Gerçek anlamda ilgili dönemi tüm detayları ile bilmemektedirler.

Tarih ilmi gerçeğinde geçmiş insanlara değil, gelecek insanlara hitap ettiği için ilimdir.

Tarih; olanlardan ibret ve (hatalardan) ders alma sanatıdır.

Atatürk’te hepimiz gibi bir insandır. Elbette döneminde yapılanların hepsi iyi ve olumlu tanımına girmeyecektir.

Atatürk’ün en büyük özelliği onun bir askeri deha olmasıdır.

Ancak askerlik ayrı bir olay, siyaset, eğitim, sanayi ve ticaret konuları ve buralarda çok başarılı olmak ayrı bir olaydır.

Ülke olarak şapkamızı masanın üzerine koyacak, eksiklerimizi, neyi daha iyi yapabilirizin hesabını, planını yapacağız. Olayın özeti budur. Kim ve neden bu konularda konuşmaktan ve tartışmaktan kaçınmaktadır.

* * *

Olaylar kaynakları belirtilmek suretiyle ve mümkün olduğu ölçüde sadeleştirilerek anlatılacaktır.

Duygusal, yanlı, taraflı olarak değil. Tarafların ve olaya birinci dereceden şahit olanların ağzından, olabildiğince Atatürk’ün kendi anlattıklarından.

* * *

Osmanlı, biraz zorlama (gerçeğinde imparatorluğu kurtarabilir miyiz ümidiyle) ile Birinci Dünya savaşına, Almanya’nın kazanacağı düşünerek, Almanya’nın yanında girer.

Ancak savaşta Almanya yenik düşünce, doğal olarak Osmanlı’da yenilmiş sayılır. Ve ülke; (galiplerce) İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve Amerika! Tarafından, bazılarınca hemen, bazılarınca daha sonra işgal edilir. Artık ülke fiili olarak işgal ve tehdit altındadır.

Araştıranlar hatırlayacaktır; işgallerle birlikte ve Atatürk’ün Samsun’a çıkmasından çok önceleri; Trakya ve Anadolu’da (Wilson prensipleri, yeni dünya düzeni, ileride detaylı açıklanacaktır.) Wilson prensipleri doğrultusunda bir hak sahibi olabilmek ve gelecekte, (Osmanlı parçalanırsa) kurulacak yeni devletlerde bir avantaj elde edebilmek adına birçok şehrimizde (müdafaa-i Hukuk) cemiyetler (1) kurulmuştu ve işgalleri protestolara başlamışlardı.

Diğer ifadesi ile tüm vatandaşlar diken üzerinde ‘Ne yapabiliriz?’in derdine düşmüşlerdi.

(1)Atatürk.yargıtay.gov.tr

24 Ağustos 1919, Erzurum Valiliğine Sayın Vali,

Doğu Anadolu’da bulunup özdeş amaç ve erekle şimdiye değin kurulmuş olan bütün ulusal dernekler Erzurum’da yaptıkları –sizce bilinen- kongre kararıyla “Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” ortak adı altında bir araya gelip birleşmişlerdir.

Derneğimizin merkezi şimdi Erzurum’dur. Yönetim kurulu demek olan “Temsilciler Kurulu” üyelerinin adları ve kimlikleri aşağıya yazılmış ve basılı tüzüğünden iki nüsha ilişik olarak sunulmuştur. Dernekler Yasası uyarınca belgesinin tarafımıza verilmesi için bu bildiri yüksek katınıza sunulur. Derin saygılarımızla.

Mustafa Kemal

Mustafa Kemal Paşa : Eski 3. Ordu Müfettişi, Askerlikten çekilmiş.

Rauf Bey : Eski Bahriye Nâzırı

İzzet Bey : Eski Trabzon Mebusu

Servet Bey : Eski Trabzon Mebusu

Şeyh Fevzi Efendi : Erzincan’da Nakşî Şeyhi

Bekir Sami Bey : Eski Beyrut Valisi

Sadullah Efendi : Eski Bitlis Mebusu

Hacı Musa Bey : Mutki Aşiret Başkanı

(Söylev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, C. III, Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. H. Veldet Velidedeoğlu, İstanbul 1994, 4. Bası, s. 30, belge no: 41)

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*