Sürpriz! Referandumda neyi oylayacağımızı, 22 Ekim 1936’da İngiliz Observer gazetesi açıklıyor (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

boş

 

Yerli uçak ürettik mi ? Ürettiysek, fabrikasını kim kapattı?

Kim, “Çocuklar, gâvur bedâva veriyor; buna can mı dayanır ?..” demiştir ?

Bu bir katliamdır bence. Yetişmiş-tecrübeli insan birikimi, senelerin ürünü arşiv ve takım-tezgâh bütün fabrika yok edilmiş; ama ordumuz, sözde daha modern uçaklarla takviye edilmiştir.

Sevinelim mi, ağlayalım mı ?..”

O günlerde THK Etimesgut uçak fabrikasında çalışan, lisans altında ve yerli dizayn uçak imal eden mühendisler (meselâ, her ikisi de 90’lı yaşlarında ve hâlen sağ Zafer Orbay ve Şükrü Er) o devrin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın huzurunda, kendi tabirleriyle “koskoca herifler” ağlayarak,

Hocam Zafer Orbay’dan dinlemiş idim. Sâdece bir general, yarı güler, yarı ağlar durumda, gerçeği şu sözle açıklamış:

Uçak fabrikalarının kapatılmasının (görünür) nedeni olan “Marshall Yardım” paketi sürecine baktığımızda :

“Marshall Planı, II. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir.”

O dönem iktidarda kim vardır? İsmet İnönü.

Sonraki gelen dönemde de, (Mayıs 1950’den îtibâren) Celal Bayar ve Adnan Menderes.

Celal Bayar : Hem Mustafa Kemal’in, hem de İnönü’nün Başbakanıdır. Mustafa Kemal Paşa kendisine  o kadar çok güvenmektedir ki; “İş Bankası”nı kurması için (Milli Mücadele için Hindistan’ın –Dünya Müslümanlarının- gönderdiği) paraları emanet eder.

Buna karşılık olarak mı (İnönü değil de Celal Bayar tarafından)  “Atatürk’e Muhalefet Kanunu” çıkartılmıştır ?

Türkiye Cumhurbaşkanlığı web sitesine göre “Celal Bayar Kimdir ?”

Celal Bayar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda politika becerisi ve iktisatçı kimliği ile parladı.”

TÜRKİYE’de HAVACILIK SANAYİİ’NİN KURULUŞU, GELİŞMESİ ve AKIBETİ

…İlk motorlu uçuşu takiben, 1914 Cihan Harbi’nden evvel. 1903’de ABD, 1906’da İngiltere, 1910’da Fransa, Polonya ve Romanya uçak yapım faaliyetlerine geçmiş ve oldukça mesafe almışlardı (Almanya bunların hiçbirinden geri değildi, hatta daha ileride idi. Bizim filolarımızda daha çok Alman uçakları vardı.)

…1915’te İtalya’da, harbin bitiminden sonra 1920’de Belçika’da ve Rusya’da, 1921’de Finlandiya’da ve Japonya’da, 1923’de İspanya’da, 1926’da Türkiye’de, 1927’de Arjantin’de uçak yapım faaliyetine geçildi.

Bizim, 1926’da Tayyare ve Motor Fabrikası adı ile, “Kayseri ve Eskişehir ayaklı olarak kurulan resmî devlet şirketimizde lisans altında uçak ve motor imâl ediliyordu. Ama, nedense, sebebi dahi belirtilmeden 1928’de bu fabrika kapatıldı.” (3)

FLAŞ ! FLAŞ ! “FAŞ” (!)..

Cumhuriyet Gazetesi, 22 BirinciTeşrin (Ekim) 1936 tarihli sayısında, aşağıdaki haberi yayımlamıştır :

“Türk – İngiliz Dostluğuna Dair Mühim Bir Yazı

Observer gazetesi İngiltere Kralının İstanbulda, Atatürk ile dört defa görüşmesi üzerine, Türk-İngiliz Dostluğu son derece inkişaf etmiştir, diyor.

Dünkü posta ile gelen, Londrada münteşir (yayımlanan) Observer gazetesinde “Asri (çağdaş) Türkiye”, “Atatürk’ün idaresinde Türkiye’nin terakkisi (ilerlemesi)” ve “İngiliz politikasına itimad (güven)” serlevhaları (başlıkları) altında atideki (aşağıdaki) makale neşredilmiştir:

“Kral Sekizinci Edvard, Akdenizde yaptığı son seyahatte gittiği yerlerde büyük muhabbet (sevgi, dostluk) görmüşse de, şüphesiz Türkiyede karşılaştığı sevinçli ve heyecanlı tezahürat son dereceyi bulmuştur.

Türk mütevekkildir (tevekkül eder). Kolay kolay tezahür ve nümayiş (görünmez ve gösteri) yapmaz. Bundan başka Türkler, Yunanlılara ve Yugoslavlara  benzemezler. Çünkü, Umumi Harbde (birinci dünya savaşında) İngilterenin müttefiki (yanında savaştığı) değil, hasmı (düşmanı) idiler.

Birkaç sene evveline gelinceye kadar, Türkiye, İngiltereyi kendisinin can düşmanı addediyordu (görüyordu). Asyada İngiliz kuvvet ve nüfuzunu tahrib etmeği istihdaf eden (hedefleyen) her türlü hareket ve ihtilale yardım etmeğe hazırdı.”

(Devamı)

Yakınşarkta ve Orta Asyada uyanmakta olan milletler dahi kendilerine rehberlik ve liderlik yapması için gözlerini hep Ankaraya tevcih ediyorlardı (yöneltiyorlardı).

Şimdi ise yeni Türkiye, İngiltere ile dostluk tesisini çok arzu ediyor. Yeni Türkiye müdebbir (tedbirli), hakim ve tecrübeli Şefi Kamal Atatürk  (*) anlaşılan(,) İngilterenin emel ve gayeleri(nin,) kendisinin emel ve gayeleri(y)le muvazi (paralel) bulunduğu neticesine varmıştır.

1919 ve 1922 Türkiyesi galip devletlerin ve bahusus (özellikle) İngilterenin politikasını muhakkirane telakki etmekte (aşağılayıcı bulmakta) idi. Şimdi ise Lozan muahedesinin bıraktığı son şikayetler, Montrö konferansında Boğazlar üzerindeki kontrola aid ahkamın ilgasile (hükümlerin kaldırılmasıyla) bertaraf olmuştur (ortadan kalkmıştır).

Tamami(y)le tatmin edilmiş olan Türkiye(,) İngiltereye sulhun (barışın) başlıca direği nazarile (gözüyle) bakıyor. Dahası var: Kuvvetli bir İngiltereyi(,)  Akdenizde ve diğer yerlerde sulhun en iyi zamanı addetmektedir (saymaktadır). Bu Türk – İngiliz dostluğu, bati (yavaş), fakat emin bir surette aylardanberi inkişaf ediyordu (gelişiyordu).

Kral Edvardın İstanbula gelip burada Türkiye Cumhurreisi(y)le dört defa görüşmesi bu inkişafın (gelişmenin) son haddine varmıştır.”

Türkiyeyi sanayileştirmek politikası muvaffak olacak mıdır ? Sualine (sorusuna) kolayca cevap verilemez. Lakin şurası muhakkaktır (kesindir) ki bu maksatla pek çok işler yapılmıştır. Türkiyeyi kendi yağı(y)le kavrulacak bir memleket haline sokmak niyeti yoktur. Yalnız mebzul (bol) ve kafi (yeterli) ham maddenin mevcudiyeti ile lüzumlu ve muvafık (uygun) görülen sanayi vücude getirilmektedir.”

Makale sahibine, bir Türk devlet adamı demiştir ki:

“- Biz ne Almanlar gibi autarchy  (otarşi) yani herşeyi memlekette yetiştirmek taraftarıyız, ne de Sovyetler gibi memleketi sosyalistleştirmek istiyoruz. Birçok mühim sanayii devletin yahud devletle alakadar bankaların elinde bulundurmaklığımızın sebebi, sermaye ve say (emek) ihtilafı olmıyan memleketimizde sınıf mücadelesine sebeb olacak BÜYÜK SERVETLERİN EŞHAS (kişiler) TARAFINDAN KAZANILMASINA MANİ OLMA DÜŞÜNCESİDİR(not : büyük harf vurgusu, blog yazarı tarafından yapılmıştır).

Bunu kaydeden muharrir (yazar,) makalesini şöyle bitiriyor:

“Türkiyede ticaret faal bir haldedir. Sanayileşme hareketinden dolayı memlekette iktisadi faaliyet vardır. Lakin sanayileşme işi sonuna ermektedir. İktisadi faaliyetin bir sebebi de Almanların(,) Türk zirai istihsalatına (tarım ürünlerine) verdikleri yüksek fiatlardır.

Almanya, diğer taraftan Balkan memleketlerinde olduğu gibi Türkiyede de harici ticaretin büyük kısmını eline almağa çalışıyor. Halihazırda ihracatın yüzde altmışı (%60’ı) Almanyaya gidiyor.

Almanlar cihan piyasasından yüzde 30 daha yüksek bir fiyatla Türk mallarını satın alıyorlar, sonradan cihan piyasası fiyatları üzere bunları Roterdamda (rotterdam, hollanda şehri) tekrar satıyorlar. Bu surette elde ettikleri döviz ile Alman sanayii için elzem (gerekli) olan diğer hammaddeleri başka memleketlerden satın alıyorlar.

Bu muamele dolayısıle Türkiyenin refahını artırıyorlar. Bununla beraber Türkiyenin ticaretinin büyük bir kısmının yalnız bir memleket ile yapılmakta olmasından endişe ediliyor.

Türkiye, harici (dış) ticaretinin muhtelif (çeşitli) memleketlerle yapılmasını istiyor. Bu işte mümkün mertebe (derece) İngilterenin tercih edilmesi arzu olunuyor.

Zonguldak civarında büyük demir fabrikalarının inşası bir İngiliz firmasına verilmesi bir başlangıç olmaktadır. Bugün Türkiyede, İngiltere ile ticari münasebetlerin genişletilmesinin samimi surette istenildiği şüphesizdir.” (4)

15 Temmuz 2016… NATO ve Avrupa Birliği darbe-işgal girişimi…

“…ikinci önemli husus, bakın biz her şeyi satın alıyorduk… Herşeyi satın alıyorduk… Yani, o hani Avusturya bize o silahları satmaktan… Ya da Almanya’daki o firma, G3 piyade tüfekleri vermekten vazgeçti. Onun mermisine kadar satın alıyorduk. Şimdi almıyoruz.

İnsansız hava araçlarını kendimiz yapıyoruz, uçakları kendimiz yapmaya başladık. Helikopterleri kendimiz yapmaya başladık. Dolayısıyla diğer ülkeler, “benden almıyor, benden istemiyorsa, ben bunu niye işbirliği yapayım…” diyor,  bir de üstüne üstlük gidiyorsunuz hava savunma sistemlerini Çin’den almaya kalkıyorsunuz.. Aman Allahım!

Yani, NATO’yu, o zaman hiç, hiç hiç destek vermemesi gayet normal diye düşünürsünüz. Uluslararası konjoktür ve siyaset bakımından.

Ama olması gereken kesinlikle ve kesinlikle bu değil…

Avustralya Kuzey Atlantik’te değil. Güney Pasifikte… Öyle söyleyeyim yani tam tersi.

Avustralya’ya müttefikmiş gibi, Türkiye’ye düşmanmış gibi (davranan) NATO ülkeleri var. Evet… çok net…

Yani hani buna böyle bakmak lazım… Değerlendirirken bunu böyle söylemek lazım…

Ama yanlış olduğunu da vurgulamak lazım…” (5)

(Görünürdeki) Dostlarımız bizi nasıl görmek istemektedir? “Ucuz hammadde satan bir tarım ülkesi”. Ne zamandan beri? 1936’dan bu güne…

“…Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, 2011’de ülkemizi ziyaretinde :

Başkan Sarkozy, Konya’yı “Buğday deposu”, Türkiye’yi de “Büyük bir tarım ülkesi” (!) olarak görmek istediğini açık olarak beyan etmektedir.

Konya’nın, kendi pazarı (sömürgesi) olarak gördüğü Afrika’ya buğday yerine, (Konya’nın Afrika’ya) Motor, Traktör satması, Başkan Sarkozy’nin (Özellikle de Almanya’nın liderliğini yaptığı Avrupa Birliğinin) herhalde istediği en son projedir.

Sırası gelmişken soralım : Bugün Konya’da (yüzde doksanbeş yerli katkılı) üretilen dizel motor (ve traktör) fabrikalarının, kurucusu Rahmetli Erbakan’ın büyük bir heyecanla temel attığı ağır sanayii fabrikalarının inşaat tabelaları ile kimler alay etmiştir ?

“Görünürde” ulusçu, “görünmeyeninde” sömürgeci tayfalar değil midir?

15 Temmuz 2016 örtülü işgal girişimi, Türkiye’nin iktisadi (tam) bağımsızlığının kazanılmasına indirilmeye çalışılan iç-dış kaynaklı darbedir.

Rakamlar neden yalan söylemezler!

Yıllar itibariyle kullanılan Traktör ve Biçer Döver miktarı
YILLAR            TRAKTÖR              BİÇER DÖVER (adet)
1927                        –                                             –
1935                     1300                                       100
1940                     1070                                       994
1950                    16600                                     1600
1960                    42100                                     5600
1970                   105900                                    8600
1980                   436400                                   13700

(**) Bu konuda zengin bilgiye ulaşmak isteyenler bakabilirler: http://www.canmehmet.com/1923-2010-donemi-ekonomisi-doksan-yilda-nereden-nereye-gelmisiz-6-son.html

www.canmehmet.com

Resim: Yazı tarafımızdan hazırlanmıştır.

(*) Gazi Mustafa Kemal Paşa, vefatından evvel: “Gazi, Mustafa ve Kemal” isimleri bırakır ve KAMAL ATATÜRK ismini kullanır, kimlik belgesi bu şekilde düzenlenir:

(**) http://www.canmehmet.com/1923-2010-donemi-ekonomisi-doksan-yilda-nereden-nereye-gelmisiz-6-son.html

Kaynaklar:

(1) “TÜRKİYE’DE İNSANSIZ UÇAK ALDATMACASI “ Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, 1. Basım, Mart 2012, sahife: 214.

(2) Daha fazlası için bakınız: https://www.tccb.gov.tr/cumhurbaskanlarimiz/celal_bayar/

(3) “TÜRKİYE’DE İNSANSIZ UÇAK ALDATMACASI” Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel (İTÜ Uçak-Uzay bilimleri Fakültesi -eski- dekanı)

(4) Cumhuriyet Gazetesi, 22 Birinciteşrin (Ekim) 1936  (Ekim 1936) Tarihli sayısı, sayfa 1 ve 7.

(5) TRT 1, Sabah Kuşağı, “Gündem” programında, saat: 08.58’den aktarım.

(6) Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/kureselcilere-gore-turkiye-buyukce-bir-tarim-ulkesidir-oyle-kalmalidir-2.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*