Sevr İddiaları: İngilizler Musul’u alırken İtalyanlara yaptıkları yardım karşılığı Arnavutluk petrollerini mi verdiler (10)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

bozkurt

 

Türkiye, Irak sınırında İngiltere’den daha güçlüdür ve Türk birlikleri, fazla zorlanmadan Musul’u ele geçirebilir. Ancak diğer yandan Ankara, İngiltere ile savaşmanın Türkiye için ölümcül olabileceğinin de farkında. Hükümet pasif direnç uyguluyor… Zengin petrol yataklarına sahip olan Musul’u sömürmeye niyetlenen İngiliz petrol şirketleri var. Ama Türkiye, Birleşmiş Milletler kararını tanımadığı sürece Musul’un üzerinde savaş gölgesi asılı kalacak ve yabancı yatırımcılar, ağız sulandıran petrol spekülasyonlarına cesaret edemeyecek. İngiltere, fethinin tadını çıkaramayacak ve söz konusu topraklardaki kurgulanmış ve aldatmaca hâkimiyetini korumak için büyük masraflar yapmak zorunda kalacak. (1)

Albay haklıydı. İngiltere’nin bir antlaşmaya ihtiyacı vardı zira tüm bölgede siyasi istikrar sağlanmazsa, petrol kaynaklarını gerektiği gibi işletmek mümkün olmazdı. Türkiye için ise beklemek yeterliydi. Herhangi bir askerî girişime ihtiyacı yoktu. Peki, kesinlikle istemediği bir antlaşmaya nasıl ikna edilecekti (Mustafa) Kemal?

29 Aralık 1925 akşamı (İtalya Başbakanı) Mussolini, Milano’dan dönerken Rapello’da durup, İngiltere Dışişleri Bakanı Austen Chamberlain le buluştu. (2)

İngilizler, Ankara Hükümeti’nden Musul Petrollerini almak için (görünürde) İtalyanlarla birlikte bir “Savaş/İşgal tehdidi” oyununa girerler.

Bu oyunda üç ayak vardır.

a)İngilizlerin ayaklandırdığı İtalyanların (Ankara Hükümetini İkna için!) Savaş gemileri ile Akdeniz’de dolaşmaları;

b)İtalyanların İzmir’i işgal tehdidi ile M.Kemal’i ikna etmeleri;

c)Mustafa Kemal’in (Ülkesine yönelik) Savaş tehdidi karşısında sivil-askeri bürokrasiyi (Muhalefeti) ikna etmesi, onları bir tercihe zorlaması.

Bu noktada konu yoğunluğu nedeniyle ikiye bölünerek verilecektir.

-Birinci Bölüm: Lozan Görüşmeleri sırasında (Lozan’da ve Ankara Meclisi’nde) yapılan konuşmalar,

-İkinci bölüm: İtalyanların, Mustafa Kemal’i ikna için İngilizler adına Akdeniz’e ağzına kadar silahla doldurulmuş on beş savaş gemisi ile yaptıkları gövde gösterisinin anlatımı

(İngiltere Dışişleri Bakanı) Chamberlain, ailesi ile birlikte Hôtel Bristol’de tatil yapıyordu. Karısı gelip en küçük iki çocuğunun hasta olduğunu bildirinceye kadar O ve (İtalyan Başbakanı Mussolini) Duce, otelin özel bir salonunda yarım saat kadar görüştüler. Birkaç misafir ve büyük oğluyla beraber yemek yediler re havadan sudan konuştular. Daha doğrusu havadan sudan konuştuklarını söylediler. Saat 22.00’de Mussolini Roma’ya gitmek Üzere hareket etti. Resmî olarak, karşılıklı saygı çerçevesinde bir nezaket ziyareti olduğu söylendi.

..O konuşmaya ait herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Her iki siyasetçi de herhangi bir siyasi karar aldıklarını kesinlikle inkâr edecektir.

İstanbul’daki İtalyan Büyükelçi bile bu karşılaşmayla ilgili hiçbir bilgiye sahip değildir ve Bakan’a endişeli bir mektup yazarak açıklama talep eder. Ama başta İngilizlerinki olmak üzere basın, bir dizi varsayımlar ortaya atar. Başta İkdam, Cumhuriyet, Halk olmak üzere Türk gazeteleri, bu iki siyasetçinin, İtalya’nın, Türkiye’ye karşı davasında İngiltere’ye destek sağlamak için anlaşmaya varıldığını iddia ederler.

Askerî destek… Antalya ya da İzmir’e bir saldırı… (3)

Bu anlatının devamını ikinci bölüme bırakıyor, Lozan ile Ankara Meclis konuşmalarına geçiyoruz.

Lozan Konferansı, Ocak 1923’ün ortalarına doğru iyice tıkanmıştı. Üstelik Türkiye, Misâk-ı Millî’den hareketle, arazi konularının yanı sıra borçlar ve kapitülasyonlar konusunda direnmekteydi. Bütün bu olaylar, İngiltere açısından olumsuz gelişmeler idi. (4)

Bundan dolayı Lord Curzon, konferansı acele olarak sonuçlandırmaya karar vermiş ve bu amaçla, 160 maddelik bir antlaşma tasarısı hazırlamıştı. (5)

Sözkonusu tasarı, resmen 31 Ocak’ta İsmet Paşaya verilmiş ve 4 Şubat’a kadar da imzalanması için süre tanınmıştı. İsmet Paşa, antlaşma tasarısının incelenmesi ve karşı cevabın hazırlanması amacıyla bir hafta süre istemişse de kabul edilmemişti. Bu arada Lord Curzon da Londra’ya gidişini iki gün kadar ertelemişti. (6)

Bu gelişmeleri, İsmet Paşanın Ankara’ya gönderdiği ilgili telgrafından izlediğimizde görünen o ki,

Lord Curzon, I. Dünya Savaşı’nda yeniden Türkiye’nin Yunanlılara karşı kazandığı zaferden dolayı Lozan Konferansı’nda pek müsait şartlar elde ettiğini, Boğazlar, Adalar ve Doğu Trakya meselelerinde Türkiye’nin kazançları olduğunu, verilen antlaşma tasarısının şartlarının “pek mu’tedil” bulunduğunu söylemek suretiyle adetâ “daha ne istiyorsunuz?” demekteydi.

Buna karşılık İsmet Paşa, Türkiye’den ayrılan memleketlerin serbestçe kendi kaderlerini belirlemesiyle ilgili keyfiyeti, Itilâf devletlerine bıraktıklarını söyleyerek “biz de az fedakârlık yapmadık” tavrı içindeydi. (7)

Bu tavrıyla İsmet Paşa, bütün görüşme/uzlaşma kapılarını kapatmıyordu.

Nitekim, 1 Şubat’ta Lord Curzon ile başbaşa görüşme yapmış ve bu görüşmede. Özellikle Musul meselesinde Lord Curzon’un “sabit fikirli” olduğunu anlamıştı.

Bunun üzerine İsmet Paşa, iki ihtimalli kararını Ankara’ya bildirmişti (8)

“A- Adlî ve mâlî’de esaslı tebeddül olmazsa mukabil projemizi vereceğiz. Musul’u muallakda bırakmak, Karaağaç’ı ve şimendifer hattını taleb, Trakya’da tahdîdât-ı askeriyyeyi, Gelibolu’da kuvvet bulundurmak fikrinden sarf-i nazar, mezarlıklardaki ihtilâfı hakeme havale edeceğiz. Kapitülasyonlar kamilen redd, mâlî tekâlifine münâsib suretle cevâb. Yunanlılar ta’mîrâtı içün ale’l-hesâb asgarî peşin para.

B- Eğer adlî ve mâlî mesâilde esaslı tebeddül olursa burada mukabil proje vermeyerek teklîfâtı hamilen Ankara’ya gelmek ve on beş gün bir fasıla istemek.” (9)

Daha açık deyişle söylersek, İsmet Paşa, Türk karşı projesinin verilip verilmemesini adli ve mâli meselelerde yapılacak değişikliklere bağlamış görünüyor ve hatta Ankara’ya dönmeyi bile düşünüyordu.

Ancak, İcrâVekilleri Heyeti Reisi Hüseyin Rauf Bey, “hükümet kararı olmadan” İsmet Paşanın Ankara’ya dönmesini doğru bulmuyordu. Nitekim 3 Şubat’ta, İsmet Paşaya verdiği cevapta. Malî ve adlî meselelerde Türkiye’nin lehine esaslı değişiklikler olmadığı halde Musul meselesinin halk oylamasına bırakılmasını ve önceden verilmiş olan talimata uygun hareket edilmesini gerekli görmüş; söz konusu meseleler hakkında esastan değişiklikler olduğu takdirde bile talimat almak üzere Ankara’ya dönmesinin asla uygun bulunmadığını bildirmişti.

Aksine Rauf Bey, ilgili değişikliklerin barış imkânını ne dereceye kadar kolaylaştırılacağı hükümet tarafından da incelenip bir karara varılıncaya kadar ertelenmesinin gerekliliğinden söz etmişti. (10)

Bunun üzerine İsmet Paşa, 3 Şubat’ta, Lord Corzon, Bompard ve Garroni ile yeni bir görüşme daha yapmış ve onlardan “azamî şartları” öğrenmişti.

Buna göre, İtilâf devletleri Trakya’da askerî sınırlamalardan vazgeçiyorlar, borçların sermaye üzerinden taksimini kabul ediyorlar, ellerinde bulunan beş milyon altın ile İngiltere’deki gemilerin bedeline karşılık olarak istedikleri on iki milyon altın tamirattan vazgeçiyorlardı.

Bunu da Amerikan delegesi aracılığıyla “istimzaca cevaben” ihsas ediyorlardı. Ayrıca, adlî sistemde Türk tarafının beyanı ile yetiniliyor ve fakat, bu beyanın Avrupalı müşavirlerin istihdamını, Türk kanunlarının ıslahını ve müşavirlerin görevlerini içermesi isteniyordu.

Yunanlılardan peşin olarak tamirat bedeli alınması konusundaki Türk tarafının ısrarına karşılık açık bir cevap veremiyorlardı.(11)

Her ne kadar Türkiye’nin istekleri kabul edilmemiş olsa da, Türk heyeti, konferansın tamamen sona ermemesi için özellikle İtilâf devletlerinin son teklifinde borçlar ve Trakya’daki askerî sınırlamaların olmayacağının belirtilmesini olumlu görerek 4 Şubat’ta karşı tekliflerini bir mektupla Itilâf devletleri temsilcilerine gönderdi.

Bu teklifler arasında, Musul’u bir yıl içinde halletme, Trakya’da Türk kuvvetinin sınırlandırılmasından vazgeçilmesi karşılığında 1913 sınırından (Karaağaç, Kuleliburgaz’a giden demiryolu ile Dimetoka) vazgeçerek Meric’i sınır olarak kabul etme, Bogazların açık tutulması ilkesinin yanı sıra silahlardan arındırılmasına razı olma, Oniki Ada ile ilgili teklifi kabul etme, Gelibolu yarımadasında bir garnizon bulundurmaktan vazgeçme, azınlıklar meselesinde îtilâf devletlerinin teklifini benimseme gibi hususlar vardı.

Hiç şüphesiz bu hususlar, İsmet Paşanın dediği gibi bir an önce barışın imzalanması için “razı olunan fedakârlıklar” idi.(12)

 

Yazılanlar özetlenirse:

-Özgürlük seçeneklerinize bağlıdır.

-Risk varsa kazanç vardır.

-Düşmanınız ,”Sabit fikirli” ise, size, “Oynak fikirli” olmak seçeneği mi kalmaktadır?

-“Ya İstiklal Ya ölüm!” İfadesinin altı doldurulmalıdır. Ki: Karşınızdaki bunun bedelini ağır bir şekilde ödeyeceğini bilmelidir.

Devam edecek:

-Musul/Petrol, İtalyan-İngiliz oyunu ile mi, önceden yapılan anlaşmalarla mı gitmişti?

www.canmehmet.com

Resim: web ortamından alınmış, yazı tarafımızdan düzenlemiştir.

Kaynak:

(1) La Stampa, 30 Ocak 1926, s. 1.

(2) “SON SULTAN” Riccardo Mandelli.

(3) Son Sultan, Riccardo Mandelli

(4) Sonyel, a.g.e., II, s. 334-336. (MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak )

(5 ) Bu tasarı, siyasî, malî, ekonomik sorunlar, ulaşım yolları ve sağlık sorunları ile çeşitli hükümler başlığı altında beş bölümden meydana gelmektedir. Geniş bilgi için bkz., S. Meray, LBK, 1/1-2, s. 53-106. (MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak )

(6) İsmet Paşanın İcra Vekilleri Riyâseti’ne gönderdiği ve 31 Kânun-i sânî tarihli raporunun yer aldığı 1 Şubat 1339/1923 tarihli telgrafı, B. Şimşir, Lozan Telgrafları, I, s. 474-475. (MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak )

(7) Aynı telgraf (MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak )

(8) İsmet Paşanın Hey’et-i Vekîle Riyasetine gönderdiği 2 Şubat 1923 tarihli telgraf, B. Şimşir, Lozan Telgrafları, I, s. 483-484. MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak

(9) MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak. Sahife:370

(10) B. Şimşir, Lozan Telgrafları, I, s. 488. (MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak )

(11) İsmet Paşanın İcrâVekilleri Riyâseti’ne gönderdiği 4 Şubat 1923 tarihli telgraf (3 Şubat raporu), B. Şimşir, Lozan Telgrafları, I, s. 493-494. (MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak )

(12) Bu teklifler dört bölüm olup, ilk bölümde Türk heyetinin kabul ettiği hususlar yer almakta ve bunun barış için yapılan bir fedakârlık olduğu vurgulanmaktaydı. İkinci bölüm ise üzerinde hemen barış yapılabilecek temel sorunlar (toprak, uyrukluk, azınlık hakları, malî hükümler, devlet borçları, ulaşım yolları, sağlık sorunları, savaş tutsakları, mezarlıklar. Boğazlar rejimine ilişkin sözleşme, Trakya sınırına ilişkin sözleşme, Türkiye’de yargı rejimine ilişkin bildiri, Türkiye’de ticaret rejimine ilişkin sözleşme, genel affa ilişkin bildiri) ismen zikredilmektedir. “Bildiri Tasarısı” başlığını taşıyan üçüncü bölümde, genel olarak adalet alanında TBMM Hükümeti’nin yapılacak reformla ilgili taahhüdleri yer alırken dördüncü bölümde de Osmanlı devlet borçlarına ilişkin senetlere sahip kimseler hakkında bir bildiri bulunmaktadır. Bu Türk karşı teklifleri için bkz., S. Meray LBK, 1/4, s. 8-14.  (MİSÂK-İ MİLLÎ’DEN LOZAN’A İdealden Gerçeğe Türk Dış Politikası, Mustafa Budak. Sahife:371 )

583 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*