Sevr iddiaları: İlk kez açıklanan İtalyan belgelerine göre bu konuda herşey karanlıktadır (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

bozkurt

Sanremo’ya ilkbahar gelmişti. jandarmaya sabık Sultan’ın doktorunun intihar haberi ulaştı. Reşad Paşa’nın alnındaki yaradan kanlar akıyor ve konuşamıyordu. (1)

Birkaç gün boyunca, bir iki kısa gazete haberi dışında olay sessizlikle sınırlı kaldı. Ama 22 Mayıs 1924 günü The New York Times, sabık Sultan’ın doktorunun Sanremo’da öldüğü haberini yayımladı. Vakanın intihar olmasından şüpheleniliyordu.

“Bazı Türk çevrelerinde Reşad’in, Halife’nin Kemalist hükümet tarafından ülkeden kovulması ile ilişkisi olduğu söylentisi dolaştığı nazarı dikkate alınırsa, ölümünü bir sır perdesi örtüyor,” denilmekteydi. (2)

Eğer Sanremo Devlet Arşivi’nde bir tomar rastgele derlenmiş adli belge ile birlikte 6,35 mm’lik kullanılmış bir mermi içeren mavi zarfı bulmamış olsaydım, bu kitap biraz zor yazılırdı. Belgelerdeki soruşturmanın konusu, 14 Mart 1924 tarihinde Villa Nobel’de, kafatasına söz konusu mermi saplanmış halde bulunan Vahdeddin’in özel doktorunun, sertabibinin ölümüydü. Mermiyi avcuma aldım. Parmaklarımla dokundum, tarttım, çarpışma nedeniyle ezilen ucuna baktım. Bir Taggia zeytini çekirdeğinden büyük değildi.

2006 yılının sonlarıydı. Bir süredir Osmanlı İmparatorluğu’nun son Sultan’ının, çok az bilgiye sahip olunan üç yıllık sürgünü hakkında bilgi topluyordum. Ancak, bana yol gösterecek bir katalizöre ihtiyacım vardı. Keşfettiğim kurşun, küçük bir Browning’in namlusundan çıkmış ve Reşad adındaki kişinin hayatını sonlandırmıştı. (Riccardo Mandelli, “Son Sultan”, Önsöz’den)

“Vahdeddin, Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgiden asgari zararla çıkabilmesi için bir anlaşma yapmaya çalışır. Ama hükümeti idare eden Enver ve Talat ile bu dileği gerçekleştirmek mümkün olmadığı gibi, onlardan kurtulabilmesi için de askerî durumun kesinliğe kavuşmasını beklemek zorundadır.(3)

Vahdeddin, İngilizlerle müzakere etmek için Limni Adası’na yollanan delegasyona, Osmanlıların elinden alınan İmparatorluk topraklarının bağımsızlığının mümkün olduğu kadar korunmaya çalışılması talimatını verir. (4) Müzakereler arzu edildiği şekilde ilerlemez. Sultan’a göre tüm kötülüklerin kaynağı Agamemnon (*) gemisinde imzalanan protokoldür.(5) (Mondros Antlaşması kastedilmektedir. Canmehmet)

Türk delegasyonu bir kapitülasyon değil, bir mütareke imzalamıştır. Bu antlaşmanın bir maddesine göre de İtilaf Devletleri’ne, tehlike anında stratejik olarak gerekli gördükleri yere mevzilenme hakkı tanınmaktadır. Enver ve Talat, gece ayrılan son Alman denizaltısıyla kaçarken İngilizler, ordularının bulunduğu noktadan kırk kilometre uzakta, muazzam bir petrol denizi üzerine kurulu Musul’u işgal etmeye koşarlar. Bu hamleyi galip devletlerin hızlı bir şekilde yayılması izler. Kasım ayının ortalarında Mustafa Kemal Suriye’den Sultan’ın fahri yaveri olarak döndüğünde Boğaz’da elli beş tane yabancı savaş gemisi konuşlanmıştır bile. Namluları Yıldız Sarayı’na çevrilidir. (6)

“..Armstrong’un ( Bozkurt Kitabının yazarı İngiliz istihbaratçı/Canmehmet ) değindiği bazı olayları vurgulamakta yarar var:

16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’un işgaliyle İngilizler, Ali Rıza’nın milliyetçilere yakın hükümetinin yerine Damad Ferid’in kukla hükümetini dayattılar. Bunu Kemal aleyhine yayınlanan fetva ve Mayıs ayında Mareşal ile Anadolu hareketinin diğer üyeleri için verilen ölüm fermanı izledi. Bunların hiçbiri gerçekleştirilmedi. Damad Ferid dörtbin kişilik bir ordu topladı ve başta kendisini teşvik edenler tarafından gerçek anlamda bir desteğe sahip olmadan Haziran ayı ortalarında Ankara’ya yolladı.

Bunun nedeni İngilizlerin başka bir amacının olması ya da kartların çoktan açılmış olması olabilir.

Londra (Şubat 1920) ve Sanremo (Nisan) konferanslarıyla, muzaffer güçler İmparatorluk topraklarının ve Anadolu yarımadasındaki geniş hegemonya bölgelerinin paylaşımını garantilemişlerdi. (7)

Sanremo, casus kovanlarını barındırmak için mükemmel bir konumdaydı. Sınıra yakın kumarhanesi ve uluslararası bir müşteri güruhu tarafından ziyaret edilen büyük otelleriyle, henüz sonuçlanmamış büyük bir oyunun hamleleri için ideal ortamı sağlıyordu.

İngiltere’nin tüm dikkatini yönelttiği Musul ve Irak petrolüne (kara altın gerçekten de pek çok kötülüğün anasıdır) ilişkin nihai el oynanmadığı sürece Ortadoğu’nun kaderi muğlak kalmaya devam edecekti. Öte yandan evrensel bir halifelik kurumu, Müslüman toplumların politik ve dinî ideallerini beslemeyi sürdürüyordu.

Vahdeddin, kelimenin gerçek anlamıyla son halife, bir gün ülkeye zaferle döneceği umudunu sürdürüyor ve emelini gerçekleştirmek için gizli gizli çalışıyordu.

…Tüm söyleyebileceğim, “kaybedenin” ve ona yakın kişilerin hikâyesini takip ettiğim ve Osmanlı imparatorluğu’nun, Ortadoğu strateji uzmanlarınca tasarlanan ülkeler mozağine dönüşümündeki dolambaçlı yola biraz olsun ışık tutmaya çalıştığımdır.

Burada açıklık getirmenin son derece gerekli olduğu bir nokta var: Ortadoğu’yu hâlâ kana bulamaya devam eden tüm anlaşmazlıkların temelleri. Vahdeddin’in tahta çıkışından ölümüne kadar geçen sekiz yılda atılmıştır.

David Fromkin’in ifade ettiği gibi, bizim dönemimizi de etkileyen ve etkilemeye de devam edecek olan “barışsız barış”, belki de hükümdarlığa uygun olmayan Vahdeddin’in, son padişahı olduğu Ülkenin kalıntılarından inşa edilmiştir.

Kitabımın Türkçesi, İtalyanca baskısından 5 yıl sonra, elime geçen yeni bilgilerin ışığında yaptığım bazı değişikliklerle basıldı.

Bu 5 yıllık süre esnasında, 1920 Sanremo Konferansı’nda tasarlanan Ortadoğu, elim bir şekilde yeniden kanamaya başlamış bulunuyor.

..Bu süreç zarfında Sanremo, sadece müzik ve turizm şehri olmadığını, aynı zamanda şaşırtıcı miktarda uluslararası çapta siyasi ve ekonomik entrikaların da yuvası olduğunu keşfetmeye başladı..” (Riccardo Mandelli, “Son Sultan”)

Dönemin İtalyan askerî gözlemcisi olan San Martinolu Francesco Parrone Mustafa Kemal’e aslında, Paris’te İtilaf Devletleri’yle yapılacak barış görüşmelerinde baskı unsuru olarak birlikleri toparlama görevinin verilmiş olduğunu yazmıştır. Damad Ferid, mütarekenin ilgili maddelerinin dağıtılmasını ve silahsızlandırılmasını talep ettiği güçlere dokunulmaması için Mustafa Kemal’in organizasyon yeteneğinden yararlanmak istemiştir.(8)

Kısacası, terazinin kefesinde hazır bir ordu bulunmalıdır. Ama ne için? Atatürk ile ilgili ilk İtalyanca biyografinin yazarı olan Fabio L. Grassi’nin varsayımı dikkate değerdir. Grassi’nin kanaatine göre, aslında sarayın ve İngiliz güçlerinin gerçekten çekindiği “bir Bolşevik devrimidir”. Çanakkale kahramanı, sadık kıtaları ayırıp, Marksist-Leninist mikrobu tarafından ele geçirilenleri silahsızlandırmak için şahsi saygınlığını kullanmak zorundadır. (9)

İtalyan yazar Riccardo Mandelli’nin yazdıklarından anlaşılan:

– Sürgündeki Sabık Sultan Vahdettin’in, sürgüne gönderildiği Uluslararası güçlerin, Casuslar yuvası ve Mason merkezi Sanremo’da  sıkı bir gözetim altında tutulduğu, olduğudur.

-Sabık Sultan Vahdettin, Devleti I. Dünya Savaşı’na sokak ittihatçılardan kurtulmak istemiş ancak, kurtulamadığı için onlar tarafından kurban edilmiştir.

-İngilizler’in Milliyetçilere (Ankara Hükümeti’ne) tavrı göstermeliktir. Bunun için birçok karar almalarına rağmen hiçbiri uygulanmamıştır.

-Vahdeddin, kelimenin gerçek anlamıyla son halife, bir gün ülkeye zaferle döneceği umudunu sürdürüyor ve emelini gerçekleştirmek için gizli gizli çalışıyordu.

-Ortadoğu’yu hâlâ kana bulamaya devam eden tüm anlaşmazlıkların temelleri. Vahdeddin’in tahta çıkışından ölümüne kadar geçen sekiz yılda atılmıştır.

-Atatürk ile ilgili ilk İtalyanca biyografinin yazarı olan Fabio L. Grassi’nin varsayımı dikkate değerdir. Grassi’nin kanaatine göre, aslında sarayın ve İngiliz güçlerinin gerçekten çekindiği “bir Bolşevik devrimidir”. Çanakkale kahramanı, sadık kıtaları ayırıp, Marksist-Leninist mikrobu tarafından ele geçirilenleri silahsızlandırmak için şahsi saygınlığını kullanmak zorundadır.

-Sultan ile Sadrazam’ın mütalaasından sonra devletin üst kademelerince, İngiliz otoritelerinin ruhu duymadan karar verilmiştir. Ya herkes neredeyse aptallık derecesinde saftı ya da Çanakkale kahramanı için akıllarında zaten özel bir görev bulunmaktaydı. Vahdeddin’in, Anadolu’daki direnişin asıl beyni olduğu varsayımı bile ortaya atılmıştır.

www.canmehmet.com

Devam edecek…

Resim:Web ortamından alınmıştır.

(*) Mondros Mütarekesi ya da Mondros Bırakışması, I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan mütarekename (bırakışma belgesi). Osmanlı İmparatorluğu adına Bahriye Nazırı Rauf Bey tarafından, Limni adasının Mondros Limanı’nda demirli Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 akşamı imzalanmıştır. Bu antlaşma ile beraber Osmanlı İmparatorluğu fiilen sona ermiştir. (Daha fazlası için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Mondros_M%C3%BCtarekesi

Kaynak:

(1) “SON SULTAN Osmanlı İmparatorluğu’nun Sanremo’da Ölümü”, Riccardo Mandelli  I.BASKI Mart 2016, İstanbul

(2) “Ex-Sultans Doctor Dies Misteriously”, The New York Times, 22 Mart 1924. (Alıntı: SON SULTAN Osmanlı İmparatorluğu’nun Sanremo’da Ölümü)

(3) Oriente Moderno, c. II (1922-23), n. 12, s. 702. S. 701-704

(4) Mango, Atatürk, s. 188.

(5) Oriente Moderno, c. II (1922-23), n. 12, s. 703.

(6) Son Sultan, Riccardo Mandelli. Sahife: 44

(7) A.g.e.

(8)Tancesco Perrone di San Martino, Mustafa Kemal il Vittorioso: un dittatore asiatico, F. Casanova &  C, Torino-Genova 1930, s. 42-43

(9) Grassi, Atatürk, s. 155. /Dip notlar: (SON SULTAN Osmanlı İmparatorluğu’nun Sanremo’da Ölümü”, Riccardo Mandelli  I.BASKI Mart 2016) kitabına aittir.

4.Bölümde yazılanlarla ilgili kaynaklar:

1)Rus Çarı I. Nikola (1795-1855), Paris, “Devrimci hareketlerin esin ve kontrol kaynağı” (Kaynak: Matthew Smith Anderson, “DOĞU SORUNU” 1774-1923, Uluslararası İlişkiler Üzerine Bir İnceleme, sahife,80 (dip not;105) (Daha fazlası için bakınız;http://www.canmehmet.com/buyuk-kurdistan-demek-musluman-yahudi-savasina-arap-ve-kurtleri-de-dahil-etmektir-3.html

2) Osmanlı Saltanatını tasfiye eden Mason subaylar.. (Kaynak;Nesta H. Webster, Secret Societies and Subversive Movements. http://www.canmehmet.com/31-mart-vakasini-belgelerle-kapatirken-gorulen-bunun-bir-irtica-degil-bir-intikam-operasyonu-oldugudur-88.html

3) “Mustafa Kemal, bu kumsallarda (İtalya/Trablusgarp, 1911-1912) Kaynak: “İki devrin PERDE ARKASI”, HÜSAMETTİN ERTÜRK

4)Sultan 2. Abdülhamit, Son İmparator, son Sultan’dır. (VAHDEDDİN’İN SIRDAŞI AVNI PAŞA ANLATİ YOR, Milli Mücadele ve Sürgün Yılları

5)İşgalciler Yunanlıları Çatalca’ya kadar getirir ve İstanbul Hükümetini tehdit ederler. (Kaynak:SON SULTAN Osmanlı İmparatorluğu’nun Sanremo’da Ölümü

6)Osmanlı Hükümeti’nin Sevr taslağını onaylayacağı bir Meclise (kapatıldığı için) sahip olmadığı(SEVR ENTRİKALARI Büyük Güçlerin Hedefleri ve Tutumları. Paul C. Helmreich

7) ‘Oldukça gizli bir kaynaktan alınan bilgiye göre, Mustafa Kemal, itiraza yol açmayacak kimi koşullara göre Antlaşma’yı (Sevr’i) kabule hazırdır; ama bu bilgi dolaylı biçimde sağlanmıştır ve onun doğruluğunu saptamak güçtür’.’ (FO 371/5178/E 11702; İngiliz Gizli İstihbarat Raporu, 12.8.1920) (KURTULUŞ SAVASI GÜNLERİNDE İNGİLİZ İSTİHBARAT SERVİSİ’NİN TÜRKİYE’DEKİ EYLEMLERİ. Prof. Dr. Salâhi R. SONYEL. …

8)Vahdettin’i özellikle “Malaya Zırhlısı” isimli savaş gemisi ile sürgüne götüren İngilizler bu olayı dünya (İslam Alemine) kamuoyunu öyle bir pazarlarlar..( 1922 Tarihli The Daily Malta Chronicle gazetesi (Alıntı: “Vahdettin’i Sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor”)

9)Yıl, 1932: Yer, Belçika’da Dünya Güzellik Yarışması’nın yapıldığı salon.(http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/m-necati-ozfatura/576599.aspx?/yazarlar/m-necati-ozfatura/576599.aspx&

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*