Sevr bir amaca hazırlık için oyundur. Ana hedef, toprakların değil kafaların kalıcı işgalidir (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

batı taklit

 

Tarih, kişilerin değil ideallerin bileşimidir. Burada kişi araç, ideal amaç’tır. Kişi, su üzerinde akan çöp misalidir. Kalıcı olan İdeal, suya yataklık yapar ve toplumları bir hedefe kanalize eder.

Bu bölümde konunun anlaşılması ve biraz daha açılması adına küçük notlar verilmektedir.

Başlıkta neyin kastedildiği ile ilgili olarak aşağıda bir konuşma ve tercümesi bulunmaktadır.

İngilizce bilenlerden konuyu merak edenler, bu konuşmaya web ortamında kolaylıkla ulaşabileceklerdir. Ülkemizin geleceği için bunların genişletilerek araştırılmasını kuvvetlice öneriyoruz.

Amatör anlayışla yaptığımız çalışmalarda şunu öğrendik: Bir konuşmanın içeriği çok önemli değildir. Önemli olan: O konuşmanın arkasında neyin (hangi amacın) olduğudur.

“I have traveled across the length and breadth of India and I have not seen one person who is a beggar, who is a thief. Such wealth I have seen in this country, such high moral values, people of such calibre, that I do not think we would ever conquer this country, unless we break the very backbone of this nation, which is her spiritual and cultural heritage, and, therefore, I propose that we replace her old and ancient education system, her culture, for if the Indians think that all that is foreign and English is good and greater than their own, they will lose their self-esteem, their native self-culture and they will become what we want them, a truly dominated nation.”  (1)

“Hindistan’ı uçtan uca gezdim ve dilenci, hırsız olan tek bir kişi görmedim. Bu ülkede öyle bir varlık (servet), öyle yüksek ahlaki değerler, öyle ayarda insanlar gördüm ki, bu ulusun (ruhsal ve kültürel mirası olan) omurgasını kırmadığımız sürece ülkeyi hiç fethedebileceğimizi düşünmüyorum. Bu nedenle, eski ve antik eğitim sisteminin, kültürünün değiştirilmesini teklif ediyorum. Öyle ki Hindistanlılar yabancı olanın ve İngilizcenin kendi sahip olduklarından daha iyi ve üstün olduğunu düşünsünler, kendilerine saygılarını ve kendi kültürlerini kaybetsinler, sonuç olarak bizim olmalarını istediğimiz şey olsunlar: gerçekten domine (“Yenmenin de bir adım ötesi” olarak  değerlendirilebilir) edilmiş bir ulus.”  (Konuşmanın sahibi; İngiliz tarihçi ve devlet adamı Thomas Babington Macaulay, 1800-1859)

Hindistan gündeme geldiğinde küçük bir not daha düşelim.

(Hindistan) Kalküta Üniversitesi Rektör Vekili Sir Hasan Suhraverdi :

“Biz Türkleri yalnızca Müslüman oldukları için değil, birçok Avrupalı ulusları boyundurukları altına almış Asyalı bir ulus oldukları için de severiz. (*)

Buna karşılık İngilizler ne yapmışlar?

İngiliz Devlet adamı Lloyd George’un hatıralarından:

‘’İngiliz İmparatorluğu için Türkiye ile savaşın özel bir önemi vardı. Osmanlı Halifesi, İslam dünyasının başı idi ve İngiliz İmparatorluğu içinde her yerden fazla Müslüman vardı. Bu yüzden bizim Türkiye ile savaşımız nazik bir işti. Türk İmparatorluğu bizim Doğu’daki büyük ülkelerimizin (Hindistan, Birmanya, Malaya, Borneo, Hong-Kong ile Avustralya ve Yeni Zelanda dominyonları) deniz ve karayolları üzerinde bulunuyordu. İmparatorluğumuzun can damarı olan Süveyş Kanalı’nin geçtiği Mısır, Türk hükümranlığı altında idi. Dolayısıyla imparatorluğumuzun gidiş geliş yolları ve Doğu’daki prestijimiz bakımından Türklerin bize savaş ilan eder etmez yenilip itibarlarını kaybetmeleri çok önemli idi…” (***)

Doğu uluslarına kötü bir örnek olan, “onlarda Batılıları yenebilecekleri ümidini uyandıran Türkleri kesin olarak ezmek, böylelikle İngiliz İmparatorluğu içindeki ulusların bir sömürge halkı olarak kalmasını manen kolaylaştırmak istenmiştir.” (****)

Meşrutiyet’in başlangıcında (1908 Yılı) Selanik’te ittihat ve Terakki kongresinde kardeşler arasında verilen ve cemiyet mensuplarını ikiye ayırmış olan gizli kararlar şunlardı:

Dinin ve mukaddesatın kademeli olarak kaldırılması.

-Hilafet ve saltanatın ilgası.

-Cumhuriyetin ilanı.

-Servetin kardeşler arasında taksimi. (2)

Bir farklı bilgi daha: Kaynak: Günlükler (1906-1948)  Kâzım Karabekir Cilt: I-II. YKY

Kazım Karabekir Paşa, 27 Aralık 1919 tarihinde, Özel görevle atanan İngiliz Komiser Rawlinson’nun kendisi yaptığı ziyareti ve konuşmasının içeriğini aktarmaktadır.

Albay Rawlinson sıradan bir insan değildir. İngiliz devlet adamı ve Lozan’da İngiliz heyetinin başkanı Lord Curzon‘un yeğeninin kocasıdır. İngilizler, tesadüflere inanmadıkları için uzun vadeli planlar yaparlar.

27.12.1919, İngiliz kaymakamı Rawlison gece Erzurum’a geldi. 4.sonrada daireye beni ziyarete geldi. İki saat konuştuk. Cumhuriyet taraftarı imiş. (3)

“..Meşrutiyet’in ilanından sonra her tarafta ve her sınıf halk tabakalarında büyük bir sevinç uyanmış, günlerce süren gösteri ve törenlerle kutlanmıştı. Fakat bu umumi heyecan çok sürmedi. Meşrutiyete edilen sadakat yeminlerine ve göğü çınlatan “Hürriyet” ve “Eşitlik” feryatlarına rağmen, pek kısa bir zamanda anlaşıldı ki iktidarı ellerine alanların memleket idaresinde bir yenilik yaratmaya ne niyetleri vardı ve ne de iktidarları.

Devrim sadece şekilde kalmıştı. Îlk yapılacak işler arasında en önemlileri, baskı olaylarını ortadan kaldırmak, unsurlar arasında mevcut geçimsizliği ve güvensizliği düzeltmek ve hükümeti herkese karşı hakkaniyetle yaklaşan bir devlet makamı haline koymak iken bu esaslar hiç düşünülmedi; tamamıyla aksi ne varsa yapıldı ve yönetimin dengesi daha ziyade bozuldu. Îttihad ve Terakki Cemiyetine üye olmak bir varlık ve hele merkez komitesi üyesi olmak nazırlık seviyeyesinde bir kudret oluvermişti.

Meydana gelmiş olan bu olumsuz görünümü ilk günlerde gidermek isteyen Yüzbaşı Mustafa Kemal, birinci Selanik Kongresi nin akabinde îttihad ve Terakki Cemiyetinin siyasi bir parti haline dönüşmesi ve subayların mesleki görevlerine dönmeleri önerisinde bulunmuşsa da, zafer coşkunluğu içerisinde olan devrimciler iyi niyetle söylenen bu sözlere kulak asmamışlar ve herkesçe bilinen akıldışı uygulamaların icrasına yol açmışlardır…

Meşrutiyet’in ilk günlerinde Selanik merkezi kısmen İstanbul’a nakledilmiş ve hükümet denetim altına alınmıştı..” (4)

Hükümetin denetim altına alınması‘nın ne anlama geldiği aşağıda karşılığını bulmaktadır.

Vahdettin (Başyaveri Hüseyin Avni Paşa’ya)  anlatıyor

Filhakika seryaverlik makamını Meşrutiyef le beraber pek küçültmüşler ve merhum kardeşimin refakatine de komitacı başyaver bir binbaşı vermişlerdi. Lâkin “Şerefü’l-mekân bi’l-mekîn ‘ derler. inşallah bu makam, sizinle şeref ve mevkinizle uygun bir şekil bulur. Birlikte çalışırız zannederim, sair yaverana da ilişmeyeceklerdir. Daha dünkü gün, on yedi memura izin verildi. Kâfidir artık!

Hem burası benim evim sayılır. Aile mensuplarıma karışmaya hakları yok ise de Meşrutiyet kuralları gereği hükümdarlar -sözüm ona saltanat mensupları- kabinelerde yetki sahibi olacaklarmış.

...Doğrusu bize hükümdarlık değil, türbedarlık mukadder imiş. Çünkü görüyorsunuz vatan viraneye dönmüş, düşman işgalinin her türlüsünü görüyoruz!

Anadolu ateş içindedir. Bu hallere sebep olan I. Dünya Harbi’ne girildiğinden mübarek, rahmetli kardeşimin haberi bile olmamış. Böyle saltanat mı olur? Bunun saltanat neresinde?

Bana bu gün mazinin hatalarını üstlenmek, biraderime rahmet ve Allah’a günahlarını bağışlaması için niyaz etmek düştü.

Paşa, uzun sözün kısası İttihad ve Terakki Ocağı, hanedanımızın ocağına incir dikti. (5)

Devam edecek

-Yunan İşgalinin arkasında ne vardır?

www.canmehmet.com

Resim: Web ortamından alınmış, tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynak:

(*)Prof. Hassan Suhrawardy;(1884 -1946) tanınmış bir cerrah, politikacı  (Suhraverdi) Suhrawardy Kalküta Üniversitesi’nde (1930-1934) Birinci Müslüman Rektör Yardımcılığı görevinde bulundu.1945 yılında Kalküta Üniversitesi İslam Tarihi ve Kültür Profesörü olarak atandı . Kalküta’nın önemi,  Ülkenin dış ticaretinin üçte birinin bu limandan yapılmasından ileri gelmektedir. Kalküta 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyılda Hindistan İmparatorluğu’nun başkentiydi. (Vikipedi-İngilizce)
Bakınız: Y. H. Bayur, “XX. Yüzyılda Türklüğün Tarih ve Acun Siyasası Üzerindeki Etkileri”, TTK, sahife,76 ve daha fazlası için:  http://www.canmehmet.com/acik-toplum-serisi-1919-yunan-isgali-isgalcilerin-yeni-devlet-ile-ilgili-yapilandirmanin-tezgahi-midir-3.html

(**)Hikmet Bayur, Atatürk Hayatı ve Eseri, s.312; War Memoirs of David George, IV, s. 1801 vd.

(***) Age. Sahife, 312; War Memoirs of David George, IV, s. 1801 vd. (Osmanlının Tasfiyesi s.459)

(****) Age, s,313.

1)http://history.stackexchange.com/questions/10055/what-is-the-truth-behind-this-speech-by-lord-macaulay

2) “VAHDEDDİN’İN SIRDAŞI AVNI PAŞA ANLATIYOR”, Milli Mücadele ve Sürgün Yılları, Osman Öndeş  I.BASKI 2012, İstanbul. Sahife:331

3)Kaynak: Günlükler (1906-1948) – Kâzım Karabekir 2. Cilt YKY

4) VAHDEDDİN’İN SIRDAŞI AVNI PAŞA ANLATIYOR”, Milli Mücadele ve Sürgün Yılları, Osman Öndeş  I.BASKI 2012, İstanbul.

5) A.g.e. Sahife:231

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*